FARKLI BAKIS ACISI
Monday, June 7, 2010 5:50:10 PM
Fakir bir adam, her gün televizyonlarda boy gösteren ve "ülkenin sayılı zenginlerinden biri" şeklinde tanıtılan sanayiciye özenip, onun gibi olmaya karar vermiş. Sık sık Allah'a yalvarıp:
— Ver Yarabbi!. diyormuş. Fakirlikten bezdim usandım artık!.
— Adam, bu işi aklına koyunca, cebinde kalan son kuruşlarını, yine zenginlerin yazdığı "Nasıl Zengin Olunur?" ya da "Zenginliğin Sırları" gibi kitaplara yatırıp, her birini dikkatlice okumuş. Okumuş ama, açıkçası pek bir şey anlamamış. Her halde en iyi yol, dedesinden duyduğu şeyleri yapmakmış.
— Allah bütün duaları işitir!. dermiş, nur yüzlü dedeciği. Ne istersen O'ndan istemelisin.
Torunu, mecbur kalınca bu yolu seçmiş. Üstelik de dua için para gerekmiyormuş. Bir cuma namazında, sabaha karşı kılınan teheccüd namazının ve hemen arkasından yapılan duaların kıymetini öğrenince, geceleri yatmamaya başlamış. Saatlerce namaz kılıp, göz yaşları içinde dua etmiş. Bu arada kurbanlar da adamış tabi. Fakirlikten kurtulursa bir koyun, zengin sayılınca iri bir dana, köşeyi döndüğünde de bir deve kesecekmiş. Gelen miktara göre, bu sayı daha da artabilirmiş.
Paranın gelmesi geciktiğinde, bu sefer de oruca niyetlenmiş. Her ayın on beş günü, hiç aksatmadan oruç tutuyormuş, üstelik de fazla bir şey yemeden. Sonunda bir deri bir kemik kalmış ama, kendisine bir haller olmaya başlamış. Yakınlarına, gâipten tuhaf sesler duyduğunu, hatta bazen birileriyle konuştuğunu söyleyip duruyormuş.
Duyduğu ses her neyse, bir gün ona seslenip:
— Ey garip adam!. demiş. Özendiğin o kişiyi tanıyor musun?
Adam biraz düşünmüş. Bahsedilen kişiyi, sadece ekranlarda gördüğünden, nasıl yaşadığını, neler yiyip içtiğini, nerelerde gezdiğini pek bilmiyormuş.
— İstersen daha yakından tanı!. demiş ses. Hem önceki hayatını, hem sonrasını.
Ve mânevî bir sinemayla, hayranlık duyduğu kişi gösterilmiş adama.
Perdeye ilk yansıyan, o zenginin önündeki bir insan seli imiş.
Adam, hemen sormuş: “Bu kuyruk nedir?” diye.
— Zengin adam, işçilere aylık veriyor!. denmiş. Bir çok fabrikasında, karınca sürüsü gibi işçi çalışır. Maaşları kendisi vermekten hoşlanır.
Fakirin hayranlığı, iyice artmış. Böylesine alçak gönüllü bir kişiyi, ilk defa görüyormuş.
Mânevî sinemada, manzaralar peş peşe sıralanmış. Biraz sonra farklı bir görüntü gelmiş perdeye. Zenginin elinde süslü bir bavul varmış, yanında da bir çok koruması elbette. Fakir olan, hayranlıkla ona bakarken, duyduğu ses bu sefer:
— Beğendiğin o kişi, güzel bir tatile çıkıyor!. demiş. Mevsim henüz kış ama, o sıcak bir ülkede dinlenecek. Tabi ki güneşte biraz bronzlaşacak!.
Fakir adam, bir kez daha içini çekmiş. Çünkü o güne kadar, ırgat gibi çalışmaktan tatil yapmamış.
— Ver Allah'ım!. demiş, sessizce mırıldanıp. Ben de onun gibi keyif süreyim.
Fakir adam daha sonra, o zenginin hayatından bir çok tablo seyretmiş. Boğazdaki muhteşem villasını, en son model üç beş tane arabasını, bankadaki hesaplarını falan.
Fukaracık, hülyalara dalıp giderken, o ses tekrar çınlayıp:
— İstersen farklı bir film koyalım, demiş. Anlaşılan bu işten çok hoşlandın.
— Evet!. diye atılmış fakir adam. Hoşlanmamak mümkün mü?
Görüntüler tekrar sıralanınca, adam bir yanlışlık var zannederek:
— Bu manzara yeni değil her halde!. demiş. Biraz önce aynısını görmüştük. Bir çok insan yine kuyruğa girmiş. İkinci görüntüde, bavulunu tekrar yanına almış. Her halde yine tatile gidiyor.
— Hayır!. demiş, kendisiyle konuşan. Kuyruktaki kişiler, ‘kul hakkı’ndan alacaklı olanlar. O zenginden hakkını istiyorlar.
O bavula gelince:
Adam uzun bir tatile çıkıyor. Fakat bu sefer, çok daha sıcak bir yerde bronzlaşacak. Gördüğün manzaralar, adamın öldükten sonraki halleridir.
Cüneyd SUAVİ
— Ver Yarabbi!. diyormuş. Fakirlikten bezdim usandım artık!.
— Adam, bu işi aklına koyunca, cebinde kalan son kuruşlarını, yine zenginlerin yazdığı "Nasıl Zengin Olunur?" ya da "Zenginliğin Sırları" gibi kitaplara yatırıp, her birini dikkatlice okumuş. Okumuş ama, açıkçası pek bir şey anlamamış. Her halde en iyi yol, dedesinden duyduğu şeyleri yapmakmış.
— Allah bütün duaları işitir!. dermiş, nur yüzlü dedeciği. Ne istersen O'ndan istemelisin.
Torunu, mecbur kalınca bu yolu seçmiş. Üstelik de dua için para gerekmiyormuş. Bir cuma namazında, sabaha karşı kılınan teheccüd namazının ve hemen arkasından yapılan duaların kıymetini öğrenince, geceleri yatmamaya başlamış. Saatlerce namaz kılıp, göz yaşları içinde dua etmiş. Bu arada kurbanlar da adamış tabi. Fakirlikten kurtulursa bir koyun, zengin sayılınca iri bir dana, köşeyi döndüğünde de bir deve kesecekmiş. Gelen miktara göre, bu sayı daha da artabilirmiş.
Paranın gelmesi geciktiğinde, bu sefer de oruca niyetlenmiş. Her ayın on beş günü, hiç aksatmadan oruç tutuyormuş, üstelik de fazla bir şey yemeden. Sonunda bir deri bir kemik kalmış ama, kendisine bir haller olmaya başlamış. Yakınlarına, gâipten tuhaf sesler duyduğunu, hatta bazen birileriyle konuştuğunu söyleyip duruyormuş.
Duyduğu ses her neyse, bir gün ona seslenip:
— Ey garip adam!. demiş. Özendiğin o kişiyi tanıyor musun?
Adam biraz düşünmüş. Bahsedilen kişiyi, sadece ekranlarda gördüğünden, nasıl yaşadığını, neler yiyip içtiğini, nerelerde gezdiğini pek bilmiyormuş.
— İstersen daha yakından tanı!. demiş ses. Hem önceki hayatını, hem sonrasını.
Ve mânevî bir sinemayla, hayranlık duyduğu kişi gösterilmiş adama.
Perdeye ilk yansıyan, o zenginin önündeki bir insan seli imiş.
Adam, hemen sormuş: “Bu kuyruk nedir?” diye.
— Zengin adam, işçilere aylık veriyor!. denmiş. Bir çok fabrikasında, karınca sürüsü gibi işçi çalışır. Maaşları kendisi vermekten hoşlanır.
Fakirin hayranlığı, iyice artmış. Böylesine alçak gönüllü bir kişiyi, ilk defa görüyormuş.
Mânevî sinemada, manzaralar peş peşe sıralanmış. Biraz sonra farklı bir görüntü gelmiş perdeye. Zenginin elinde süslü bir bavul varmış, yanında da bir çok koruması elbette. Fakir olan, hayranlıkla ona bakarken, duyduğu ses bu sefer:
— Beğendiğin o kişi, güzel bir tatile çıkıyor!. demiş. Mevsim henüz kış ama, o sıcak bir ülkede dinlenecek. Tabi ki güneşte biraz bronzlaşacak!.
Fakir adam, bir kez daha içini çekmiş. Çünkü o güne kadar, ırgat gibi çalışmaktan tatil yapmamış.
— Ver Allah'ım!. demiş, sessizce mırıldanıp. Ben de onun gibi keyif süreyim.
Fakir adam daha sonra, o zenginin hayatından bir çok tablo seyretmiş. Boğazdaki muhteşem villasını, en son model üç beş tane arabasını, bankadaki hesaplarını falan.
Fukaracık, hülyalara dalıp giderken, o ses tekrar çınlayıp:
— İstersen farklı bir film koyalım, demiş. Anlaşılan bu işten çok hoşlandın.
— Evet!. diye atılmış fakir adam. Hoşlanmamak mümkün mü?
Görüntüler tekrar sıralanınca, adam bir yanlışlık var zannederek:
— Bu manzara yeni değil her halde!. demiş. Biraz önce aynısını görmüştük. Bir çok insan yine kuyruğa girmiş. İkinci görüntüde, bavulunu tekrar yanına almış. Her halde yine tatile gidiyor.
— Hayır!. demiş, kendisiyle konuşan. Kuyruktaki kişiler, ‘kul hakkı’ndan alacaklı olanlar. O zenginden hakkını istiyorlar.
O bavula gelince:
Adam uzun bir tatile çıkıyor. Fakat bu sefer, çok daha sıcak bir yerde bronzlaşacak. Gördüğün manzaralar, adamın öldükten sonraki halleridir.
Cüneyd SUAVİ







funya # Monday, June 7, 2010 5:51:57 PM
maveramavera # Monday, June 7, 2010 6:16:23 PM
funya # Monday, June 7, 2010 6:17:47 PM
funya # Monday, June 7, 2010 7:04:15 PM
adamasalim # Monday, June 7, 2010 7:44:32 PM
funya # Monday, June 7, 2010 7:45:15 PM
adamasalim # Monday, June 7, 2010 7:50:35 PM
byzaza # Monday, June 7, 2010 8:12:16 PM
fiko67 # Monday, June 7, 2010 8:22:56 PM
funya # Tuesday, June 8, 2010 5:24:09 AM
Zazaaaaaaaaaaa
Fiko abi tesekküler
ferayim # Tuesday, June 8, 2010 6:26:23 AM
funya # Tuesday, June 8, 2010 6:27:35 AM
ferayim # Tuesday, June 8, 2010 6:30:40 AM
rahmetli oldu. Mekanının cenettet olduğunu sanıyorum.
funya # Tuesday, June 8, 2010 6:32:07 AM
maveramavera # Tuesday, June 8, 2010 6:33:39 AM
" Hem o kadar dua eden, oruç tutan, namaz kılan insan hesap gününün olduğunu, çok malın hesabının da zor olacağını bilmez mi?" demişsiniz. "müflis hadisi"ni hatırlatmak isterim.Sadece bilmek yetseydi keşke..Allah kul hakkından hepimizi korusun..amin.
funya # Tuesday, June 8, 2010 6:36:12 AM
ferayim # Tuesday, June 8, 2010 6:53:48 AM
Originally posted by mavera:
Aminnn
byzaza # Tuesday, June 8, 2010 8:39:33 AM
byzaza # Tuesday, June 8, 2010 8:40:28 AM
funya # Tuesday, June 8, 2010 10:45:59 AM
.....nazenin1 # Tuesday, June 8, 2010 11:37:55 AM
KenDimCeKendimce # Tuesday, June 8, 2010 11:58:28 AM
Saolasın yüreği bal ablacım
funya # Tuesday, June 8, 2010 12:02:49 PM
Originally posted by nazenin1:
Originally posted by Kendimce:
byzaza # Tuesday, June 8, 2010 12:40:54 PM
Waz qecmewazqecme # Tuesday, June 8, 2010 1:35:42 PM
ne derler eskiler;
"Çok mal haramsız,çok lafta yalansız olmazmış.."
funya # Tuesday, June 8, 2010 1:37:47 PM
Waz qecmewazqecme # Tuesday, June 8, 2010 3:11:22 PM
suyahapsettim # Thursday, June 10, 2010 8:51:15 AM
"Bill Gates diğer bütün insanlar gibi bir Gün ölmüş.
Onu sorgu melekleri karşılamış ve
-Sizi Tanrı huzurda bekliyor. diyerek tanrının huzuruna çıkarmışlar.
Tanrı Bill Gates e
-Senin insanlara hem çok iyiliğin hemde çok kötülüğün dokundu.
günahların eşit bu yüzden de Cennete mi yoksa Cehennem e mi gideceğine kendi karar vereceksin demiş.
Bill Gates in yanına bir melek vermişler önce cehenneme gitmişler. Cehennem de tam bir disko Havası insanlar çılgınca dans ediyor. içkiler, Birbirinden güzel kızlar..
Bill Gates peki şimdi cenneti görelim demiş.
Cennette insanlar bir gölün etrafına toplanmışlar kitap okuyorlar sessiz sakin bir mekanda yemek yiyorlar sohbet ediyorlarmış.
Bill Gates tekrar Tanrının huzuruna çıkartılmış.
Tanrı:
Evet, Kararını bekliyorum demiş.
Bill Gates te :
Cehenneme gitmek istiyorum. orası daha eğlenceli demiş.
Bir Kaç Ay Sonra Tanrı Bill Gates i merak etmiş ve cehenneme gitmiş.
Bill Gates bir kazığa oturtulmuş vaziyette etrafında zebaniler kırbaç ile Bill Gates i kırbaçlıyorlar bir taraftanda arada alttan ateş veriyorlarmış.
Bill Gates acı içinde seslenmiş:
-Tanrım beni kandırdın gördüğüm cehennem böyle değildi. demiş
Tanrı :
-Ben seni kandırmadım o gördüğün Ekran Koruyucuydu demiş