My Opera is closing 3rd of March

AŞK; 'A'cıya 'Ş'eker 'K'atmaktır

Gazoz Kapağı

,

Gazoz Kapağı
Avucumdaydı...
Biraz daha sıksam yumruğumu, kenarları kanatacaktı elimi... İçi incecik mantar, açılırken beli bükülmemişi, üzeri rengarenk ve kenarları tırtıklı...
Ne demekse tırtık...
Günü birinde, Gölcük’te yol tarif eden çocuk, “Dimdirek gidin...” demişti de, içimden bir şey kopmuştu sanki, çocukluğuma yuvarlanmıştım...
Dimdirek...
Dümdüz...
Dosdoğru...
Tırtık da öyle bir şey işte...
Anladınız...

Ben, yeni başlamıştım...
Sokaktaki bütün çocukların neredeyse hepsinde yüzlerce “gazoz kapağı” vardı ve bu muhteşem bir hazineydi...
Benim de bir hazinem olmalıydı ve nadiren içtiğimiz “siyah gazoz”un kapağını, bakkal sokağa fırlatmadan kapmıştım elinden...
Sıfır kilometreydi, yepyeniydi, velhasıl iyi bir başlangıçtı...
Avucumda küçük sermayem, büyük umutlarla dikilmiştim çocukların karşısına...
Onların torbalarındaki gazoz kapakları eskiydi, pisti ve yamuk yumuktu....
Uzattım kolumu, açtım avucumu...
Umursamadılar...
Ama kararımı vermiştim...
O kadar çok gazoz kapağım olacaktı ki; umursayacaklardı...

Ne kadar sürdü bilmiyorum ama bütün çocukların imreneceği kadar gazoz kapağı biriktirmiştim...
Yeni ve birbirinden değişik olması için elimden geleni yapmıştım...
Hazinemi itina ile saklıyor, ihtimamla taşıyordum yanımda... Oyun sırasında nadide olanları kesinlikle sürmüyordum ortaya... Ve eski, yamuk, pis kapakları oyun için kabul etmiyordum....

Ve yine
Ve yine ne kadar sürdü bilmiyorum...
Bir gün baktım ki, bir torba dolusu, değersiz, işe yaramaz ve anlamsız gazoz kapağı...
Kimbilir neyi ararken geçmişti elime; sarsıldım...
Halbuki yine çocuktum...
Ama biraz daha büyük bir çocuktum...
Bir zamanların hazinesi için harcadığım emekler geldi aklıma...
Bu hazinenin, bir anda atılası gereken çöp yığını oluşu üzdü beni...
Üzüldüm...
Rüyalarıma girmişti...
Hırslanmıştım...
Yorulmuştum...
Ama boşunaymış...
Biraz daha büyük bir çocuk olarak, ileride ne tür çöp yığınları ile karşılaşacağımı veya nelerin bir anda değerini yitireceğini düşünmedim, düşünemedim elbette...

Şimdi seneler sonra...
Ne zaman bir gazoz kapağı tutsam elimde, sımsıkı yumuyorum avucumu....
Bir zamanlar düşünemediğim şeyleri, düşünmeye başlıyorum...
Daha pahalı gazoz kapakları peşinde tükenen ömürler ve ömürlerimiz...
Ve biz büyük çocuklar...
Hepsi bu...
MURAT BAŞARAN

bu da geçer yahu...KİLİTLER

Comments

enis90 Sunday, November 8, 2009 9:58:14 PM

up ....

suyahapsettim Monday, December 7, 2009 8:46:24 AM

bayıldım..
hem anlatılan olay çok tanıdık, hem de anlatım
tarzı çok sade, yalın ve içten..
bu Murat Başaran sevmek ölmekle başlar ya da ona benzer
bir ismi olan bir kitapta yazmış mıydı..??
Bu O Murat Bşaran mı?
Yoksa ben mi uyduruyorum smile

funya Monday, December 7, 2009 11:13:21 PM

Yooo doğru smile)
Sevmek ölmekle başlar ,yangının adı Leyla,Kalbim nerede sanıryorsun, aşk belki... bunlar hatırladıklarım yada okuduklarım ....
ziyaret için saolun

Write a comment

New comments have been disabled for this post.