Geçti
Sunday, March 27, 2011 1:07:10 PM
"Kış geçti, öksürük haplarıyla
geçti cumartesi
hiçbirşey söylemeyen sözlere varmak için
herşeyin sonuna kadar söylenmesi gerekti
incir… yarpuz… karamela…
...la havle ve la kuvvete illa billah."[/ALIGN]
İsmet Özel
geçti cumartesi
hiçbirşey söylemeyen sözlere varmak için
herşeyin sonuna kadar söylenmesi gerekti
incir… yarpuz… karamela…
...la havle ve la kuvvete illa billah."[/ALIGN]
İsmet Özel







Leyla Yardımcıleylim # Monday, March 28, 2011 10:14:35 PM
hem vereni, hem de alanı tedavi eder Dr. Karl Menninger
funya # Tuesday, March 29, 2011 5:28:07 PM
Serkan grgMaviDus # Wednesday, March 30, 2011 6:58:24 PM
Yüreğine rahmet gönül sayfanda zikr eyledik sağollasın___
funya # Wednesday, March 30, 2011 7:47:45 PM
Leyla Yardımcıleylim # Sunday, April 3, 2011 10:34:59 PM
Nasibimce.comNasibimce # Thursday, April 7, 2011 8:30:07 AM
dönüp dolaşıp varacağız inan
zikrle kalbini mühürlediğinde
yardım eli uzanır her zaman
funyacım teşkkkkkkk..
la havle ve la kuvvete illa billah
funya # Thursday, April 7, 2011 10:06:15 AM
Garip Kul tahsin33 # Thursday, April 14, 2011 2:57:23 AM
Bu cümlenin insan hayatındaki önemine dair şu izahlar da yapılmıştır:
Bu cümlede dile getirilen inanç, kusurlu ve aciz olan insana, tabir yerinde ise haddini (sınırlarını) bildirir, gerçek kulluğa, Allah’ın sonsuz kuvvet ve kudretini itirafa davet eder.
Bu inanç sayesinde insan kendi nefsinde ve şuuru derecesinde, Hakiki Müessiri görür.
Bu cümlenin ruhunu kavrayan kimse, menfi hâdiselere karşı telaşa kapılmaz ve kalbindeki huzuru muhafaza eder. Hatta dehşet salan bir hâdise ile karşılaşsa bile; “Mevlâ görelim neyler, neylerse güzel eyler” der, ibret nazarı ile seyreder.
Bu cümle yeis ve ucub gibi manevî hastalıkları tedavi eder. Şöyle ki: Olup biten hâdiselerin ve şeytan gibi aldatıcı varlıkların serbest ve sahipsiz olduğunu zanneden veya ülfetten dolayı hâdiselerin gerçek failini göremeyen insanın ümidi kırılır, bazen hayatını zehir eder. Diğer taraftan, yapılan bazı hayır-hasenata vesile veya aracı olduğunu gören insan, bunları kendi güç ve kuvvetiyle yaptığını zanneder, hakikî failin kendisi olduğunu düşünür. Oysa mahiyeti itibarıyla unutkan, aceleci, bencil, korkak, muhtaç… olan insan daha çok kusurlu, hatalı ve noksan işler yapar. Öyle ise insanın kendini beğenip övünme hakkı yoktur.
İşte bu cümle der ki:
"Ey insan, isyan, belâ ve musibetlere maruz kaldığında ümitsiz olma, Allah’tan güç ve kuvvet iste. Diğer taraftan mehâsin ve kemâlata karşı malikiyet davasından da vazgeç.”
İnsan hayatında tevekkülün büyük önemi bulunmaktadır.
Tevekkül;
tesir-i hakikî vermemekle beraber sebepler dairesinde esbâba arızasız riâyet edip kalbin Allah’a tam itimat ve güveni, hatta başka güç kaynakları mülâhazasından bütün bütün sıyrılması manasına gelir ki, iki adım ötesi, "gassâlin elindeki meyyit" sözüyle ifade edilen teslim mertebesidir. Diğer bir yaklaşımla tevekkül; Cenâb-ı Hak’a bel bağlayıp itimat etme ve O’ndan başkasına kalbin kapılarını kapama demektir ki; buna, bedenin ubudiyete, kalbin rubûbiyete kilitlenmesi de diyebiliriz. Dünyadaki sünnetullah gereği esbaba riayetten sonra tevekkülü dile getirmenin en güzel şekli ise, konumuz olan, “Havl ve kuvvet, olup biten her şey, ancak Allah’ın izni ve iradesi dâhilinde gerçekleşir” şeklindeki kudsî beyandır.
Bilindiği gibi halk arasında öfkelenen kişi bu öfkesini yenmek, dolayısıyla o sinirle nahoş bir şeye sebebiyet vermemek için “La havle …” der. Bununla, öfkeyi yenmenin yolunun da Allah'a dayanmak olduğu anlatılır.
funya # Thursday, April 14, 2011 1:44:24 PM
Garip Kul tahsin33 # Thursday, April 14, 2011 2:26:40 PM