Tanrının Çorbasını İçmiştik
Wednesday, 4. November 2009, 15:27:00
Yazar Recep Genel’in Çerkesleri anlattığı kitabı `Tanrının Çorbasını İçmiştik` İthaki Yayınları tarafından yeni yayınlandı.
Kitabın basın tanıtımında şöyle deniliyor:
Çerkesler, Anadolu’daki serüvenlerinin miladı olan 1864 Büyük Çerkes Sürgünü’nde anavatanları Kafkasya’yı terk edip Anadolu’ya yerleştiler.
Balkanlarda, Çanakkale’de, Sarıkamış’da Yemen’de, Trablusgarp’da ve son olarak Kurtuluş Savaşı’nda Anadolu insanı ile omuz omuza savaştılar, Cumhuriyeti birlikte kurdular.
Ne olduysa ondan sonra oldu. Okulları, gazeteleri, dernekleri kapatıldı. Dilleri yasaklandı. İsimleri, soy isimleri Türkleştirildi. Bazen “Kafkas Türkleri”, bazen “Moskof Tohumu” oldukları ileri sürüldü.
Gazeteci-yazar Recep Genel’in ikinci romanı “Tanrının Çorbasını İçmiştik” İthaki Yayınevi tarafından yayımlandı.
“Tanrının Çorbasını İçmiştik” adlı ikinci eserinde gazeteci-yazar Recep Genel, 1930’lu yıllarda Kayseri’de başlayıp İstanbul’a uzanan bir öykü ekseninde cumhuriyetin ilk “Türkçe Konuş Vatandaş” kampanyaları ile de desteklenerek sürdürülen asimilasyon politikalarını eleştirirken Çerkeslerin, Kürtlerin, Ermenilerin, Rumların gözünden genç cumhuriyeti de sorguluyor.
Recep Genel romanda dönemin politik atmosferini resmetmenin yanı sıra fallar, büyüler ve gelenekler kıskacındaki taşrada yaşamın da sağlam bir portresini çiziyor.
Yazar, kitapta yer alan İstanbul’dan ayrıldığı andan başlayarak sadece Hattu Aslen’di. Ve Hattu Aslen, İstanbul nedir bilmezdi. İstanbul’u sadece Aslan Güzelyurt görmüştü. Bir bedende iki ruh taşıyordu.
Aslan Güzelyurt ne zaman İstanbul’dan ayrılmak istese, acıya boğulur, öksüzleşirdi ne zaman ki onu taşıyan araç Pazarören’den çıkıp Pınarbaşı’na doğru yol alsa, Hattu Aslen’in içini özlem basar, kalbi yerinden fırlayacakmış gibi olur ve kapılarının önüne ulaşıncaya kadar yerlerini ezbere bildiği her değirmenin, her iğdenin, her söğüdün izini sürerdi. Yine Uzunyayla’daydı. Ve her ne kadar kendisini buraya ait hissetmese de burada Hattu Aslen olmak, o kabul etsin ya da etmesin Aslan Güzelyurt olmaktan daha iyiydi” sözleri ile Türkiye’de azınlık olmanın çarpıcı bir tarifini yapıyor.
Recep Genel kimdir?
1968 Kayseri-Pınarbaşı doğumlu yazar, İstanbul Üniversitesi Iletişim Fakültesi mezunu. 1992'de politik nedenlerle bir yıl cezaevinde kaldı. 1993 yılında Gençliğin Sesi Dergisi Yayın Yönetmeni olarak gazeteciliğe başlayan Recep Genel, çeşitli yayın organlarında yayın yönetmeni, yazıişleri müdürü, editör olarak görev aldı. İmzalı, imzasız çok sayıda haberi, makalesi yayımlanan yazar halen gazeteciliğe devam ediyor.
2008’de yayımlanan “Bilmiyorumkadın” (Scala Yayınları) ile okurların ve edebiyat çevrelerinin dikkatini çekti.
Yazar, Bilmiyorumkadın’da 90'lı yıllarda yaşanan politik karmaşanın, çatışmaların orta yerinde kendi açmazlarını, geçmişten gelen acılarını bir girdap gibi yanında taşıyan insanların hayata tutunma mücadelesini Behiye ve Talat'ın 'olmaz', 'onmaz' aşklarını olayların merkezine koyarak anlatıyordu. `
Tanrının Çorbasını İçmiştik kitapçılarda okurlarini bekliyor.
Edebiyat toplumları dönüştürmeye tek başına muktedir değildir belki ama toplumsal hayatın biçimlenmesinde ve değişiminde büyük rol oynayan, insanları birbirine yakınlaştıran bir birikim aracıdır.
Biz Çerkeslerin salt günlük politika,dernek faailiyetleri,web siteleri ile kendimizi dış dünyaya anlatmamızın imkansız olduğunu düşündüğümden Recep Genel’in bu kitabına sevindim.
Bir de şuna hayıflandım: Keşke Türkiye’de şimdiye kadar takip edilen yanlış devlet politikalarından yıllarca önce vazgeçilmiş olunsaydı da buna benzer kitaplar Çerkesçe de yazılabilmiş ve sayıları bugün binleri bulmuş olsaydı. Türkiye’deki halklar olarak karşı karşıya geldiğimizde bizi birbirimize bağlayan insani bağların diliyle konuşabilsek, birbirimize farklı dillerden yazdığımız roman, hikâye ve şiirleri yüksek sesle okuyabilseydik.
Recep Genel’i kitabından dolayı kutluyor, her türlü politik ifade tarzının üstünde bir yerde durmaya çalışan bir bağımsız alan olan edebiyatta anadili Çerkesceyle de eserler vermesini diliyorum.



