Ben gülümden sorumluyum
Sunday, 6. April 2008, 10:14:03
Herkes gibi benim de hayatım boyunca yararlandığım ve etkilendiğim , çok şey borçlu olduğumu düşündüğüm ,dönüp dönüp tekrar okumaktan kendimi alamadığım çok sayıda kitap olmuştur. Bunları kısa bir listeye sığdırmak çok zor.. Antoine de Saint-Exupéry'nin Küçük Prens'inin düşüncemin oluşmasını en köklü etkilemiş kitaplardan biri ve yerinin ayrı olduğunu söyleyebilirim.
Dünya çapında çok okunan ve çok sevilen birçok kitabın yazarıdır Saint Exupéry. Korkak adımlarla “uçurumun” etrafında gezinmek yerine kapalı gözlerimizi açıp “uçuruma” bakmalı ve hayat bizi çağırdığında atlamaktan korkmamayı öğütler okurlarına.İnsanların uçuruma atladıktan sonra uçabileceklerini,istiyorsak birşeyleri değiştirebileceğimizi söyler Exupery.
Bir çocuğun gözüyle büyüklerin dünyasını anlattığı için Küçük Prens bir çocuk kitabı gibi görünse de aslında her cümlesi yaşam ,sorumluluklar,sevgi üzerine derin anlamlar tasir .Her yaştan insan için bir başucu kitabı olmayı hak edecek kadar güzeldir
Her okuduğumda, o temiz ve naif anlatımıyla derinden etkiler beni. Altın saçlı, güzel yürekli Küçük Prens'in, gezegeninden dünyaya yaptığı yolculuğa onunla birlikte çıkıp sevgi, dostluk, bağlılık, bilgelik, sorumluluk, önyargı, doğa sevgisi gibi pek çok konuyu sorgularım bir kez daha.. Varoluşa ilişkin sorular sordurur, değerleri düşündürtür. Bir çırpıda okunan bir masal havasında hiç de hafife alınmayacak düşüncelere götürür insanı...
Yıldızları bu denli çok sevişimde, onlara saatlerce bakıp hayaller kurmamda da çok büyük payı var ayrıca.
"Eğer sen bir yıldızdaki bir çiçeği seviyorsan, geceleyin gökyüzüne bakmak çok tatlı olur. Bütün yıldızlar çiçek açmış gibi gelir"
7'den 70'ye herkese söyleyecek sözü olan harika bir kitaptır Küçük Prens.
Dünya çapında çok okunan ve çok sevilen birçok kitabın yazarıdır Saint Exupéry. Korkak adımlarla “uçurumun” etrafında gezinmek yerine kapalı gözlerimizi açıp “uçuruma” bakmalı ve hayat bizi çağırdığında atlamaktan korkmamayı öğütler okurlarına.İnsanların uçuruma atladıktan sonra uçabileceklerini,istiyorsak birşeyleri değiştirebileceğimizi söyler Exupery.
Bir çocuğun gözüyle büyüklerin dünyasını anlattığı için Küçük Prens bir çocuk kitabı gibi görünse de aslında her cümlesi yaşam ,sorumluluklar,sevgi üzerine derin anlamlar tasir .Her yaştan insan için bir başucu kitabı olmayı hak edecek kadar güzeldir
Her okuduğumda, o temiz ve naif anlatımıyla derinden etkiler beni. Altın saçlı, güzel yürekli Küçük Prens'in, gezegeninden dünyaya yaptığı yolculuğa onunla birlikte çıkıp sevgi, dostluk, bağlılık, bilgelik, sorumluluk, önyargı, doğa sevgisi gibi pek çok konuyu sorgularım bir kez daha.. Varoluşa ilişkin sorular sordurur, değerleri düşündürtür. Bir çırpıda okunan bir masal havasında hiç de hafife alınmayacak düşüncelere götürür insanı...
Yıldızları bu denli çok sevişimde, onlara saatlerce bakıp hayaller kurmamda da çok büyük payı var ayrıca.
"Eğer sen bir yıldızdaki bir çiçeği seviyorsan, geceleyin gökyüzüne bakmak çok tatlı olur. Bütün yıldızlar çiçek açmış gibi gelir"
7'den 70'ye herkese söyleyecek sözü olan harika bir kitaptır Küçük Prens.
1untitled.bmp İşte tilki o zaman ortaya çikti.
"Günaydin," dedi küçük prense.
"Günaydin," dedi küçük prens nazikçe, ama kimseyi görememişti.
"Burdayim," dedi tilki. "Elma ağacinin altinda."
"Kimsiniz" dedi küçük prens. Sonra da, "Çok güzel görünüyorsunuz," diye ekledi.
"Tilkiyim ben," dedi tilki.
"Benimle oynar misin?" dedi küçük prens. "Çok mutsuzum."
"Hayir," dedi tilki. "Oynayamam; evcil değilim ben."
"Öyle mi? Bağişla beni," dedi küçük prens. Ama bir süre düşündükten sonra, "Evcil ne demek?" diye sordu.
"Sen burali değilsin," dedi tilki. "Ne ariyorsun buralarda?"
"İnsanlari ariyorum," dedi küçük prens. "Evcil ne demek?"
"İnsanlari mi ariyorsun? Silahlari var ve avliyorlar. Çok can sikici. Ayrica tavuk yetiştiriyorlar. Tek konulari bunlar. Tavuk mu ariyorsun?"
"Hayir," dedi küçük prens. "Arkadaş ariyorum. Evcil ne demek?"
"Genellikle ihmal edilen bir iş," dedi tilki. "Bağlar kurmak anlamina geliyor."
"Bağlar kurmak mi?"
Tilki, "Yani," dedi, "örneğin sen benim için hâlâ yüz bin öteki çocuk gibi herhangi bir çocuksun. Benim için gerekli de değilsin. Senin için de ayni şey. Ben de senin için yüz bin öteki tilkiden hiç farki olmayan herhangi bir tilkiyim. Ama beni evcilleştirirsen, birbirimiz için gerekli oluruz o zaman. Benim için sen dünyadaki herkesten farkli birisi olursun. Ben de senin için eşsiz benzersiz olurum..."
Küçük prens, "Anliyorum galiba," dedi. "Bir çiçek var... Galiba o beni evcilleştirdi..."
"Olabilir," dedi tilki, "dünyada böyle şeyler hep olur."
"Ama hayir, o Dünya'da değil," dedi küçük prens. Tilki şaşirmişti. Merakla,
"Başka bir gezegende mi?" diye sordu. "Evet."
"Orada avcilar var mi?" "Yok."
"Aman ne hoş! Peki tavuklar?" "Hayir, tavuklar da yok."
"Hiçbir şey mükemmel olamiyor," diyerek içini çekti tilki.
Birden aklina bir fikir geldi.
"Benim yaşamim çok tekdüze," diye anlatmaya başladi. "Ben tavuk avliyorum, insanlar da beni. Bütün tavuklar birbirine benziyor, bütün insanlar da... Bu yüzden çok sikiliyorum. Ama beni evcilleştirirsen yaşamima güneş doğmuş gibi olacak. Duyduğum bir ayak sesinin ötekilerden farkli olduğunu bileceğim. Öteki ayak sesleri beni köşe bucak kaçirirken, seninkiler tipki bir müzik sesi gibi beni çağiracak, siğinağimdan çikaracak. Hem bak, şu buğday tarlalarini görüyor musun? Ben ekmek yemem. Buğday benim hiçbir işime yaramaz Buğday tarlalarinin da hiçbir anlami yoktur benim için. Bu da çok üzücü. Ama senin saçlarin altin sarisi. Beni evcilleştirdiğini bir düşün! Buğday da altin sarisi. Buğday bana hep seni hatirlatacak. Ve ben buğday tarlalarinda esen rüzgârin sesini de seveceğim..."
Tilki uzun bir süre küçük prense bakti. Sonra da, "Lütfen... Evcilleştir beni!" dedi.
"Çok isterim," dedi küçük prens, "ama burada çok kalamayacağim. Bulmam gereken yeni dostlar ve anlamam gereken çok şey var."
"İnsan ancak evcilleştirirse anlar," dedi tilki. "İnsanlarin artik anlamaya zamanlari yok. Dükkânlardan her istediklerini satin aliyorlar. Ama dostluk satilan bir dükkân olmadiği için
dostlari yok artik. Eğer dost istiyorsan beni evcilleştir."
"Seni evcilleştirmek için ne yapmaliyim?" diye sordu küçük prens.
"Çok sabirli olmalisin," dedi tilki. "Önce karşima, şöyle uzağa çimenlerin üstüne oturacaksin. Gözümün ucuyla sana bakacağim, ama bir şey söylemeyeceksin. Sözler yanliş anlamalarin kaynağidir. Her gün biraz daha yakinima oturacaksin..."
Ertesi gün küçük prens yine geldi.
"Ayni saatte gelmen daha iyi olur," dedi tilki. "Örneğin sen öğleden sonra dörtte geleceksen, ben saat üçte mutlu olmaya başlarim. Mutluluğum her dakika artar. Saat dörtte artik sevinçten ve meraktan deli gibi olurum. Ne kadar mutlu olduğumu görmüş olursun. Ama herhangi bir zamanda gelirsen yüreğim saat kaçta senin için çarpacağini bilemez. İnsanin belli alişkanliklari olmali..."
"Alişkanliklar mi?"
"Evet. Bunlar çoğunlukla ihmal edilir," dedi tilki.
"Alişkanliklar bir günü öteki günlerden, bir saati öteki saatlerden farkli kilan şeylerdir. Örneğin benim avcilarimin bir alişkanliği vardir. Her perşembe köyün kizlariyla dansa giderler. Bu nedenle perşembeleri benim için güzel günlerdir. Üzüm bağlarina kadar sokulabilirim o günler. Ama avcilar dansa herhangi bir günün herhangi bir saatinde gidiyor olsalardi hiç tatilim olmazdi."
Böylece küçük prens tilkiyi evcilleştirdi. Ayrilma zamani geldiğinde tilki, "Ağlayacağim," dedi.
"Benim bunda bir suçum yok," dedi küçük prens. "Seni üzmek istememiştim, ama evcilleştirilmeyi sen istedin..."
"Evet, orasi öyle," dedi tilki.
"Ama ağlayacağini söylüyorsun."
"Evet, öyle," dedi tilki.
"O halde evcilleştirilmek senin için pek iyi olmadi!"
"Çok iyi oldu!" dedi tilki. "Buğdaylarin rengini düşün."
Sonra da, "Gidip güllere bak şimdi," diye ekledi. "Kendi gülünün eşi benzeri olmadiğini göreceksin. Sonra da gel vedalaşalim. Sana armağan olarak bir sir vereceğim."
Küçük prens gidip güllere bakti.
"Siz benim gülüme benzemiyorsunuz," dedi. "Hatta hiçbir şeysiniz şu anda. Çünkü ne bir kimse sizi evcilleştirdi, ne de siz bir kimseyi. İlk gördüğüm zamanki tilkim gibisiniz. O zaman yüz bin başka tilkiden herhangi biriydi. Ama şimdi dostum oldu ve benim için eşi benzeri yok."
Güller çok utanmişlardi.
"Çok güzelsiniz, ama boşsunuz benim için," diye sürdürdü sözlerini küçük prens. "İnsan sizin için ölemez. Doğru, gelip geçen biri için benim çiçeğimin sizden hiçbir farki yok. Ama o benim için yüzlercenizden daha önemli; çünkü suladiğim, cam bir fanusun altina koyduğum, önüne siperlik yerleştirdiğim çiçek o. Çünkü tirtillari ben onun için öldürdüm. (Birkaç tanesini biraktik, sonradan kelebek oldular.) Çünkü yakindiği, ya da övündüğü, ya da hiçbir şey söylemediği zamanlarda dinlediğim çiçeğim o benim. Çünkü o benim çiçeğim."
Tilkinin yanina döndü sonra.
"Hoşça kal," dedi.
"Hoşça kal," dedi tilki. "İşte sana bir sir, çok basit bir şey: İnsan yalniz yüreğiyle doğruyu görebilir. Asil görülmesi gerekeni gözler göremez."
"Asil görülmesi gerekeni gözler göremez," diye yineledi küçük prens; unutmamaliydi bunu.
"Gülünü senin için önemli kilan, onun için harcamiş olduğun zamandir."
"Onun için harcamiş olduğum zaman..." diye yineledi küçük prens. Unutmamaliydi bunu.
"İnsanlar unuttular bunu," dedi tilki. "Ama sen unutmamalisin. Evcilleştirdiğimiz şeyden sorumlu oluruz. Sen gülünden sorumlusun..."
"Ben gülümden sorumluyum," diye yineledi küçük prens. Bunu da unutmamaliydi.