My Opera is closing 3rd of March

Ellerini, yakıcı hatıralar gibi benim aşık ellerime bırak...

Rüzgar bizi kendisiyle götürecek...

Subscribe to RSS feed

HÜKÜM

Seyyah nehirlerini tutup birer birer gözlerimde güden çobanyıldızım!

Sıkıntıdan çatlayacakmış gibi duran dolunay dibinde, kana cansız düşen yakamozlar adına absürd teşbihler sıralayan, ‘peşin hükümlü’ yazgılı. Ve daha imgelenemeyen kavramlar elinde külçeleşip mutlak erki idrâke yeltenmeye kıvılcımlaşırken, bu hâl nâdanlığın aşka. Bilgelerin oluru olmazı da yorgun ya...

Ayakları kefenden sıyrılıp sarkmış gibi duran korkunç sokaklarınla, sen ey şehir!

Ellik ‘güz’ler ve tek kaş çatışlık hazanlar diyarına içimizin portresi yansısaydı, beterin olurdu. Gray'in çirkinleşmesine eş, intiharlık mevsimler yaşanırdı, dünyamızda kışlayan benizlerde. Solgun, bir de ölüm... Ürkek böğürlerde titrek sancıyla kıvranan.

Prangalı tutsak toprakların sürgün mekanı!

Ey boyundan büyük, özleminden küçük laflar geveleyen!

Gözyaşlarının birleşiminden bir yürek yapabilir miydin? Azazil'in eteklerinden cafcaflı bildiriler içmiş olmalı sahte eksiksizliğin. Bulandırmış olmalısın ağız suyunu. ‘Gık’ çıkarmayan esaretin olalı beri, boşalabilir miydin yegâne sebebe?

Emellerin elemlere inkılâbı, korkuyu kral kıldı ‘kanı’mda. Düş değmemiş bakir cümleler arama telaşesinden kopup, bulayıp halime hacetimi, buruşuyorum teninin düzlüğünde. Savsanılan ağlamaların ressamı tek darbeyle boyarken gökkuşağımı dengine; tebama ait hislerin sayrılığına çaresizlik, sustura olup parçalıyor cıvıl cıvıl tuvalimi.

Ayak ‘tak tak’larımın çığlıklarıyla konuğu olduğum pencerelerde, zifirin doruğunda yer verildi ordularıma. Yalın kalem bir eşkıyayım şimdi. Kalabalıklardan çalıp çalıp yalnızlara dağıtan.

Yar geceyi de sakla. Ruhumu yarmalı. Gece, içimde. Tünesin baykuşlar kirpiklerine.

Tüm ‘gün’ahım...

Çatırtılı kımıldanıştan miras kalan tebessümün küflü kıvrımlarıyla çerçevelenen üslerinin soysuzluğuna:

Geberin sükûta...


Hares YALÇİ