My Opera is closing 3rd of March

Ellerini, yakıcı hatıralar gibi benim aşık ellerime bırak...

Rüzgar bizi kendisiyle götürecek...

Subscribe to RSS feed

bir düşün masal kokan ağzı

çektiğin sürmeler tutuştu kanatlarından
dudakların azalıyor şeydam gün geçtikçe
azalıyor hayat görmediğin kenarından
sen kaldırıp namluyu üzerime geldikçe
gölgeden dalında titreyen mumlarından

kaygı, kaygı daha yeni soyundu derisini
atıver alevden oklarını zırhlı suratıma
olabilir, ölebilir, gelebilir, gidebilir hepsini
ellerin ki ince, eş düşer mi yaşlı sıratıma
uzatırken bileklerime aşkın kanlı sesini

şehrin kalbine dalgın düşürdüğün sokaklar
saçlarını koklar mıyım ben de düşersem şeyda
ne isterler bilmem gözlerinden şu ırmaklar
uzansınlar çöllerime, salıver denizlerime ya da
bana karışsın beyaz meleklerinle tüm karanlıklar

sen acının usaresi, kurutup sözlerini sever misin
sever misin benden sonra yine beni bir daha
tek gamzeye ömrünün açlığını gömer misin
gider gibi sapsarı dökülerek gizlice bir günaha
artık ardında bıraktığındır cehennem der misin

neden çağırmaz seni de süt kuzusu mevsimler
şeyda, sen kar tutkunu bir göçmen kuş musun
ya suyun kalbine doğan o kumdan resimler
uyanıp ölmekten her gün yorulmuş musun
ölülerin ağzından kaçarken camdan isimler

değecek elbet yüreğine göklerden sarkan bir hüzün
öteler şeydam, kapılar, kapılar ve kapkara perdeler
başında gezinen duman ki bu gizemli büyümüzün
bakışı üzerime muska diye asılan gözlerindeler
üzerinde vahiy indirmeyen siyah örtümüzün

kalkıp yıkan haydi, seni bu gece gömeceğiz
emanet bırak iki tel saçını o çok sevdiğin tarağa
korkma bunu yalnızca biz, sadece biz bileceğiz
önce sağa, sonra sağa ve bir çırpıda toprağa
sonra sağa… düşerken, ikimiz de kalkıp gideceğiz


ve şeydam,
uyurken devlerimiz;
masallarla birbirimize düşeceğiz…


Hares YALÇİ