NUPELDA -AMED'İN KIZI-
Friday, March 6, 2009 1:49:06 PM
"DAR PEL DA..NEBU NUPELDA..."
Seviyorum Nupelda, altını çiz...
Kordan kadınlar kardan adamları alır gibi yataklarına, erirdim değince sensizliğe. Islak yataklardan uyandım gecelerce. Üşümeler öpünce bedenimden, titremeler büyürdü beynimin sürgün yerlerine. Nupelda! Uzun yollar yapmıştım gider gibi dolanıp dolanıp şehirlerime dönen. Benden gittiğini zannederken sen, durup karşında göğümün yedi kapısını da birden açıverecektim. Gittin ve göğsüme parmaklık niyetine astığım kemikler nasıl da tutamadı seni, anlamadım.
Biraz daha çilemiz, biraz daha aşk içindir derdin. Biraz daha aşk, biraz daha çileydi Nupelda, öğrendim. Üzerime yağan ölümlere bir korunaktın ve ihanet fareleri kemirmeye durunca ömrümü, sarsıla sarsıla yıkıldın. Parmaklarını demet yapıp kokladığım günlerden doğan bir tat daha battı az önce ruhumda. İlkbahar, yaz, sen ve kış diyerek böldüm yılları. İhlal ettin sınırları, hicran sarısı bayrağın dalgalanıyor şimdi tüm tepelerinde mevsimlerin. Mağrursun ama şunu bil ki Nupelda, sen, kendi büyüttüğün zaferlere yenildin.
Erittiğim kaçışlardan kıvamını bulmamış bakışlar sektirdim omuzlarımda. Firavuncukların koşuştukları rakamlarda başıboş kovanlardan yeller uğuldattım "ar”ını takbil eyleyen. Soysuz bir soyutluğa kanat çırptım. Tüm çocukluğumu sapanlarına gerdim içten tükenişlerin. Düşüm yettiğince fırlattım, her kuruduğum yerde derinliklerimle bir ayna kulesinde tutsak buldum kendimi. Ne Rapunzel’dim Nupelda, ne de uzatacak saçlarım vardı benim.
“Ve Âmed’i ağlattılar, Dicle oldu. Nupeldam, Öldürme!”
Dicle ki nice denizleri çıkarırdı cebinden, aya karşı uzanışında. Utanırdı Şehnaz örüşlerini serip kıyısında can yakmaya. Rüzgârın hemhemelerine şuh titremelerle ağız dolusu gülerdi. Mecnun gel edince lâkin, saçlarını ihanetler çaldı ilkin. Böğrünü, bir ikindi uykusunda göz yumduğu denizlerde kargalar oyup, aşırdılar incisini. En çirkinler bile ona elletir oldular artık her bir yerlerini. Etini göğsünde yayan bir yetmedir dağ gibi yetimliği. "Rüstem’e minder, düşmana beter." idi. Nupelda! Esirin şimdi, elinde kırbaç sırtımda şaplattığın. Yine de uçuverecek toz sanma ıslığında. Balık avuçlarında mutantan sözler çağıldatandı o.
Nokta ile başlanmaz cümleye. Kâğıttan uçakların bombardımanında, sahicikten yara alınmazdı bildiğim. Gülüşünün zehri tesir etmez sanırdım her bakışa. Oydum incilerimi, gel şimdi dilersen bütün kirpiklerinle birlikte… Yüzümde iki kuyu, gel de sal ipini Nupelda!
Öfkesinin yer oynatan akışına, emvacının dağdağasına keşmekeşliğini katan perizâde! Tükenecek misin? Haddimi aşıyor bak ellerim: Karan(lık)fillerle hortumladığın kundaklık sevinçlerimin dil yarığında, yakınlığımı uzaklaştıran taşları döşediğin yolları halat yaptım boynuna. Kırk satır hıncım, kırk katır kinim. Sürüklen, parçalan...
Yarasalar rağmına, soyun suyu aydınlığa, gözlerimin şehadetinde...
Seviyorum Nupelda, üstünü çiz...
Hares YALÇİ













Unregistered user # Tuesday, December 1, 2009 7:36:47 PM