Skip navigation.

kızılca kıyamet

iki notlar

i's

çekilmiyor.

sesini yüzüme vuran bir traşenin sol adımını uzatışındaki inceliğin hatrına bir sokağın herhangi bir kahkahayı tutabileceğine tanıklığımı da ettiğim dervik bir andı.

saçlarını yakamozlarla taramış değildi hayır soyunup unuttuğu acıların üstüne kıvrılmış yılan teniyle ve elleri cebinde sahtekarlığını mıhlayan bir kaç pis adam. pis bir gri. pisliğini tüküren bir sis incesinde bir parfüm dokusu yayıldı yalnızlıklara. tüm yalnızlara. yani yıldızlar ve taş dolu bir gezegenin suyla kaynaşıp dönüyor olmasındaki sadeliğin ötesinde erkek olmalar kadın olmalarla gece gündüz dönüyor olan hataların
sislerin
ilk okul sıralarındaki henüz fahişe olmamış yakalı çocukların
ve kezzap satıcılarının
avukatların ve öğretmenlerin
ellerine dökülen sonbahar kızgını çiçekleri gibi
acısız
her sabah bir anneyle uyanan sıcak okyanusların
bir kalple sıkışan bir hatanın
henüz çocuk satmamış bir bebeğin
otuz yıl öncesindeki göz yaşları kalbimi soysuz bir yangına itiyor
ve ihtimal veriyorum ki
otuz sene öncesinden bir bebeğin ağzını kırıyor yüzündeki yara izleri
façaları ağarıyor göz yaşlarından.
ilk olumsuz sıraların
henüz yaka altlarındaki çocuk telaşları
geleceğin dışında yalnız kalanları.
geleceğin eğitimli serserileri
ve serseri bir akıl yolunun o çılgın taşları.

bir çocuk hatasını emiyor işaret parmağında
ağlıyor ve saçlarını ıslatıyor
su içiyor oluklardan ve kolları ıslanıyor
yalnız bir çocuğun
önüne dökülen bir şeyler var
bir kaç hata
bir kaç yemek taşkını
bir kaç taş..

saçları
taranıyor sabahın kör saatlerinde uykusuz bir anne tarafından
ve saç dipleri ve gözleri çekiliyor
çocukların sesini yakan bir sabah
okul yolunda hizalanmış ümitlerin
ağaç sayısı kadar
sisi okulun gövdesine
sürmeleri perdelerin tenine çekmiş bir kentin
çocuk varlığında
henüz hiç olmamış bir hayatın o çok emin yürüyüşünü aksatıyor gümüş sular.

çekilmiyor.

bir kaç hatrın bir deli gidişiyle sayılması ve o kahpenin
gülüşündeki eprik aksaklık gibi
parfüm kokulu yalnızlıklara dağılıyor hayatların yaşanmış sis kokusu
ve evler yollarını unutuyor
içinde saklı kalmasın diye siz şairler.