Skip navigation.

Üzüntü kendi kendini giderir, ama mutluluğun tam zevkini çıkarmak için onu paylaşacağınız birinin olması gerekir

Ayrılık Şiirleri Yazmayalım .

Mutluluğu unutmalıyım
Tutup uçlarından acımasıca yargılamadan
En derinlerdeki zindanlara kapamalıyım
Harflerini silmeliyim bütün sözlüklerden saadetin, sevginin, aşkın
Şarkılarda yasaklamalıyım
Sevdamı tutup
En uzak diyarlarda bir darağacına asmalıyım.. .

Hiç kimse tutamamalı başka bir eli
Gözleri kapalı gezmeli güzeller, kimse sevdalanmamalı
Kazınmalı gamzeler, donmalı gülücükler
Sevgililer olmamalı saçları rüzgârlarda savrulan
Kıskançlık krizlerine girmemeli bakışlar
Gönülleri sökülüp alınmalı...

Bunları dedim diye bir ilahi el uzanmalı
Cezamı kesmeli
Işıksız sokaklarda gezmeli ayaklarım
Vahşi köpekler ürümeli ardımdan
Lime lime etmeli bedenimi
Yeryüzü kovmalı beni üstünden
Bir daha beni kimse sevmemeli.

Kaynayan ne varsa soğumalı içimde
Üşümeli, depremler titremeli her zerremde
Saçının bir telini bile aramamalı gözlerim
Kapanmalı
En küçük ışığa bile bakmamalı...

İçimdeki yangın dışımı da yakmalı
Külleri savurmalı gönlümün delice esen rüzgârlara
Ben olmalıyım en kızgın ateşlerde haşlanan
Hatıralar kazınsın diye beynimden başımı en kara taşlara vurmalıyım
Ben hissiz bir heykel olmalıyım
Boş bir meydanda hep taşlanan...

Ayrılık şiirleri yazmak düştü yine bana
Hüzün kaplamalı her sayfayı, her satırı
Geceler ağlamalı, yıldızlar saklanmalı
Çiçekler gibi solmalı bütün umutlar
Kökleri kurumalı
Bu yürek "Zamanım geldi
Sensiz çarpmasam da olur !", deyip
Artık durmalı.




Turgut Uzdu

Tsippora

Musa’nın diliyle bir AŞK hikayesi


kuru çınar yaprağında iki güvercin
ben rüyamda kendimi hiç görmedim
tsippora
/ güneşten bir yüz aldım
gölgem ateşten

bir kadının kucağına bırakılan sepette
ülkesine yabancı bir adamım
senin çöl düşlerinde durulmak
kuma ayak izi bırakmak gibi
tsippora
/bir çocuğun incecik gülümsemesi
ekmek sofralarına çağıran güzel

şaşkın bir ölüdür yakandaki gül
dünya vazosunun sonbaharında
omuz omuza duran yedi gülden birisin
tsippora
/ ne yana baksam
ağlayışı yüzüne dökülür yaprakların

gözleri siyah kokar maviden
koparır soluğunu ölü bir tomurcuğun
korku yatışır
saçları yıldızlarda taranır gece
tsippora
/ çölde suya gider gelir her sabah
su çeker kuyulardan

yürürüm
acı bir hikayenin kahramanıyım
okuyup ağlıyor sözlerimden bir çocuk
içini ısıtıyor
tsippora
/ sen kalbine saklıyorsun
ellerin üşür diye

çöl akşamlarında bir tek güvercin
ben rüyamda hep seni görüyorum
tsippora
/ güneşe bir yüz verdim
yüreğim paramparça




mehmet şamil

Meryem Orucu

Ey Aşk!


Direncim kalmadı suskunluğunda asılmaya. Vuruldum, vuruldukça duruldum ve mağlubiyetler taşıyorum kanatlarımda şimdi. Ayak uçlarıma devriliyor sana mahsus, sana muhatap yağmurlar. Gecelerden sağ çıkamayan aylak esişimle ölümperest uykuların miracına yürüyorum. Ruhum ellerimde kanıyor sen diye. Naaşımı kaldırsalar benden, gömseler beni yedi kat suskunluğunun en derin katmanına; susabilir miyim seni sen'ce? Sevdiğim! Hala yaşıyorsam, beni intihara sürükleyen su yeşili gözlerindendir. Sürme beni hayalinden, ölemem.


Yüzünün eşiğine düştüm. Hangi kalbe eğilsem, 'sen' bakıyorsun gökyüzünün penceresinden. ''Sen kesiliyorum gülüşümün karşılığı'' dediyse şair, sus sesli gözyaşlarımın çığlıklarını sesinde avutman içindir sevdiğim. 'Bu sensizlikle seni çekemem' derken, ne çok kefen giydirmişim umutlarıma meğer! Dilimi aşamamış sözleri çarmıhta ne çok seyretmişim, İsa'nın gözyaşlarını içime dökerek. Ey Aşk! Bu yalnızlığın neresinden döneceğim kendime? Hangi durağından? Hangi sensizliğin sokak aralarında katledeceğim avazımı, şöyle bağıra bağıra? Vah benim Filistinli çocuk kanayışım! Bıçak altında bıraktığım İsmail yanım; sancılanma!


Şehla bakışlarının gölgesine sığındım, acıdı yılgın şairlerin ruhsatsız şiirleri. Çıplak tenimde boğsam da yüzükoyun yatan yağmurları, ah'ıma bir imdat taşıyamaz sarhoş denizler. Ey Aşk! Gözlerimdeki bu savruk höreleniş, gülüşünden düş olan kutsal yalnızlıktandır. Dilinin paslı kilitlerini kırmak için gelesin bana ey hüznümün gül yüzü, sesimin Meryem Orucu.



Nedir sır perdesinin ardındaki simsiyah suskunluğunun mahiyeti? Sahipsiz bir sitemse yirmiüç; yaktım sana özenen bütün intiharları, esişimde boğuldum. Oysa Rüzgar'dım, eğilip öptüm acının alnından. Hülyaları pusularda vurulan yeşil gözlü ceylanım! Ben muhal sevdalarda ıslanırken yapayalnız, sen hangi kalbi kundaklıyorsun yeşil gülüşünle? Kuyuda Yusuf, ateşte İbrahim değil mi kalbim? Sevdiğim! Başka hayatlarda, başka şehirlerde ağlıyoruz şimdi failliğine kimin yazıldığını bilmediğimiz aşka; yüzünü duvarların nemiyle tırmalayan o serkeş kadına.



Ne tuhaf! Duygularımın mihenktaşı senken, sen bile erişemiyorsun duygularıma. Hayalim senken, sen bile dokunamıyorsun bendeki hayaline. Alamıyorsun seni benden. Ne ürkütücü bir yangın, ne güzel bir cehennem seni yazmak sevdiğim! Gözlerimin içine baka baka intihar edebilmeyi ve ay düşerken denize, teninin renginde acırken canım, ecel terleri dökebilmeyi ne çok istemiştim. Unuttum, sustuğum tüm doğruların kaç yalanın nişânesini pürvelvele ağlattığını. Unuttum, hayatın beni kaç kez dolandırdığını. Unuttum, kalbe yük olmayan aşkın zilsiyah bir gecede kaç hayattan sürgün edildiğini. Lâl’im. Efkârım yarama dokunmaktan hükümlü.



Ağır yaralı kuşlara dokunan, gözleri yeşil yarası bir Rüzgar'ım ben. Metanetli bulutlara tutunur kirpiklerim, ağlarım. Kıyameti geç kalmış özleyişlerin narı dolar göğsüme. Ve ben bu kan revanlıkta kendi esişimi bulamam. Oysa, '' Saçların bir Rüzgar'ın öyküsünü taşıyor'' dememiş miydi katil şair, benim yedi karanfil ağlayışımdan önce?



Ey Aşk! Hüzünle aynı yürekte büyüdüğümüzü kimseler bilmeyecek. Ve kimseler susamayacak beni, senin Meryem Orucun kadar.AŞKI BİLE MECNUN EDEN AŞK'SIN SEN…





Cengizhan Konuş

Ey Su !

Ey su! Kumlarda haykıran,
Tüm gece boyu acı bir çığlıkla feryat eden yüreğimin sesi
Ben uzanmış dinlerken
Anlayamıyorum
Duyduğum
Bendeki yüreğimin sesi mi yoksa dalgaların sesi mi
Ey haykıran deniz sükûn için
Ben miyim o,
O, ben miyim?
Bütün gece dalgalar ağlıyor benim için

Yorgun deniz!
Sana asla huzur yok.
Son mehtap üzerine düşene kadar
Ve kayboluncaya kadar
Son med cezir
Ve batıda yanmaya başlayınca kaderin ateşi
Ve yürek bitkin bir hale düşünce
Ve haykırınca deniz misali
Bütün gece dalgaların benim için yaptığı gibi
Ömür boyu ağlamak beyhude..

Arthur Symons
December 2009
M T W T F S S
November 2009January 2010
1 2 3 4 5 6
7 8 9 10 11 12 13
14 15 16 17 18 19 20
21 22 23 24 25 26 27
28 29 30 31