Thursday, March 15, 2012 12:31:48 AM
seninle hiç istanbul’da olamadık
göremedi istanbul ikimizi,
ne emirgan’da bir semaver tüketebildik
ne aşiyan’da hüzün…
bir tepeden seyredebilmek için bu güzelim kenti
ne çamlıca kısmet oldu, ne piyer loti,
hiçbir vapur taşımadı bizi marmara’da
bir güvertede seni liseli aşıklar gibi öpemedim…
ellerini avuçlarımda tutup da içimi dökemedim…
şöyle bir elimi atıp da omzuna
kolun belimde
yürüyemedim seninle beyoğlu’nda
bir sinema ya da tiyatro koltuğunda
parmak uçlarıma değmedi dudakların
pasajda arjantinleri çekip
nevizade’de bir iki tek atamadık
doyulmaz uykulara bir türlü yatamadık
seninle istanbul’da olamadık
duyamadı istanbul sesimizi
sahaflar’da yorulup da kitaplara bakmaktan
çınaraltı’nda mola veremedik
karışıp çılgın kalabalığına kapalıçarşı’nın
tadına varamadık bir öğlen rakısının…
ya da sultanahmet’te bir müzeyi gezip
dostlara uğrayamadık.
gülhane’den uzanıp sarayburnu’na
intiharı düşünemedik enine boyuna…
ne laleli’den geçebildik sevgilim,
ne de kendimizden…
bir çalgılı kumkapı meyhanesinde
ağlayamadım doyasıya sımsıcak göğsünde,
eski istanbul’da gezdiremedim seni
yemiş’te asmaaltı’nda…
ne kaldırımlarımı gördün, ne çayhanelerimi,
ne çocukluğumu bildin, ne gençliğimi
seninle hiç istanbul’da olamadık
saramadı istanbul hiç bizi…
çılgınlar gibi dolanamadık otobüslerle,
trenlere binemedik…
bırak bütününü bu koca kentin
sadece bir tek semtin içinde bile olamadık,
istanbul hiç bize doymadı bitanem
biz o’na doyamadık…
göremedi istanbul ikimizi,
ne emirgan’da bir semaver tüketebildik
ne aşiyan’da hüzün…
bir tepeden seyredebilmek için bu güzelim kenti
ne çamlıca kısmet oldu, ne piyer loti,
hiçbir vapur taşımadı bizi marmara’da
bir güvertede seni liseli aşıklar gibi öpemedim…
ellerini avuçlarımda tutup da içimi dökemedim…
şöyle bir elimi atıp da omzuna
kolun belimde
yürüyemedim seninle beyoğlu’nda
bir sinema ya da tiyatro koltuğunda
parmak uçlarıma değmedi dudakların
pasajda arjantinleri çekip
nevizade’de bir iki tek atamadık
doyulmaz uykulara bir türlü yatamadık
seninle istanbul’da olamadık
duyamadı istanbul sesimizi
sahaflar’da yorulup da kitaplara bakmaktan
çınaraltı’nda mola veremedik
karışıp çılgın kalabalığına kapalıçarşı’nın
tadına varamadık bir öğlen rakısının…
ya da sultanahmet’te bir müzeyi gezip
dostlara uğrayamadık.
gülhane’den uzanıp sarayburnu’na
intiharı düşünemedik enine boyuna…
ne laleli’den geçebildik sevgilim,
ne de kendimizden…
bir çalgılı kumkapı meyhanesinde
ağlayamadım doyasıya sımsıcak göğsünde,
eski istanbul’da gezdiremedim seni
yemiş’te asmaaltı’nda…
ne kaldırımlarımı gördün, ne çayhanelerimi,
ne çocukluğumu bildin, ne gençliğimi
seninle hiç istanbul’da olamadık
saramadı istanbul hiç bizi…
çılgınlar gibi dolanamadık otobüslerle,
trenlere binemedik…
bırak bütününü bu koca kentin
sadece bir tek semtin içinde bile olamadık,
istanbul hiç bize doymadı bitanem
biz o’na doyamadık…






