Skip navigation.

exploreopera

| Help

Sign up | Help

:: Tevhid ::

STICKY POST

Mescîd-i Aqsâ Gerçeği


Şeytan we Dostları

Bir gün Şeytan, dünya çapında konvansiyonel bir toplantı için tüm dostlarını çağırmış.

Açılış konuşmasında demiş ki:

Müslümanların Camilere gitmesini engelleyemiyoruz. Kur'an okumalarını ve gerçekleri öğrenmelerini de engelleyemiyoruz. ALLAH ve elçisi ile sağlam ilişkiler kurmalarını da engelleyemiyoruz.

ALLAH ile bir kere bağlantı kurduklarında üzerlerindeki gücümüz kırılıyor. Dostları demiş ki:

Gerçekten zor bir durum, peki ne yapalım? Şeytan demiş ki: Bırakın Camilere gitsinler. Fakat zamanlarını çalın, böylece ALLAH ve elçisi ile bağlantı kuramasınlar..

Sizden isteğim budur. Şeytan devam etmiş:
Dikkatlerini dağıtın, böylece gün boyunca ALLAH ile hayati öneme sahip bağlantıyı kuramasınlar.

Dostları şaşırmış: Bunu nasıl başaracağız?

Şeytan: Hayatın önemsiz ayrıntılarıyla zihinlerini sürekli meşgul et! Müslümanların kulaklarına şunu fısılda: Harca, harca, harca.. Borç al, borç al, borç al..' Kadınlarını işe girip uzun saatler boyunca çalışmaları için ikna et ! Erkeklerin haftada 6-7 gün, günde 10-12 saat çalışmalarını ve böylece hayatlarında boşluk kalmaması için planlar yap! Çocukları ile zaman geçirmelerini engelle!

Evleri ferahladıkları bir yer olmaktan çıkacaktır! Zihinlerini o kadar meşgul et ki kendi iç seslerini (oto kritik, nefis muhasebesi) dinleyemesinler!

Böylece kafaları karışacak, ALLAH ve elçisi ile zihinsel beraberlikleri kopacaktır.

Bravooo, mükemmel fikir, diye alkışlamış dostları. Durun, daha bitmedi, diye devam etmiş Şeytan:

Kahvehanelerde, doktor muayenehanelerinde, kafe'lerde masaları gazete ve dergilerle doldur! Zihinlerini 24 saat haber bombarıdmanına tut! Araba kullanma esnasında tefekkür etmelerini, İnternete girenlerinin mailboxlarını, junk maillerle, sipariş katalogları ile, bahislerle, çekilişlerle, promosyon ürünleri ile ve boş umutlarla doldur!

Gazete ve TV'leri ince yapılı güzel modellerle doldur ki kocaları dış güzelliğin önemli olduğuna inansınlar ve hanımlarından hoşlanmasınlar!

Kadınların, akşamları kocalarıyla ilgilenemeyecek kadar çok yorulmasını sağla!

Eğer kadınlar, erkeklerin ihtiyacı olan sevgiyi veremezlerse,erkekler bu sevgiyi başka yerlerde arayacaklardır!

Çocuklarına namazın önemini anlatmalarını engellemek için hikaye kitaplarını tavsiye et!

Doğaya çıkıp ALLAH'ın yaratma sıfatını görmelerini engellemek için onları çok meşgul et, eğlence parklarına, fuarlara, spor karşılaşmalarına, oyunlara,konserlere, sinemalara vs götür! Oralarda kavga çıkarıp birbirlerini vurmaları sağla! Bizim işimiz fitne çıkarmaktır, bunu unutma! İslami dostluklar ve sohbetler yerine, taraftar-parti dostluklarını ve dedikoduları teşvik et!

İşte plan bu! Futbol, hayatlarının odağı olsun. Futbolcuların isimlerini çocuklarına ezberletmeyi marifet saysınlar! Ancak İslamın şartlarını merak bile etmesinler! Kurnazca plan için dostları şeytanı çılgınca alkışlamışlar ve ülkelere dağılırken Müslümanları daha fazla meşgul edeceklerine, telaş içinde oraya buraya koşuşturacaklarına, ALLAH'a, Elçisine ve ailelerine daha az zaman ayırtacaklarına söz vermişler. Sence bu plan başarılı mı?

Ctrl+A


Şeytanın Nefse Tadlı Gelen 12 Sözü

1 - Bir defayla bir şey olmaz.
2 - Daha genciz.
3 - Allah kalb temizliğine bakar.
4 - Allah ile kul arasına girilmez.
5 - Emekli oldukdan sonra (sakal bırakırız, namaz kılarız, hacca gideriz)
6 - Zaman size değil siz zamana uyun.
7 - Bir şey olmaz, Allah afw eder.
8 - Bu kadar günahdan sonra biraz zor afw edilirsin.
9 - Fazla düşünme kafayı yersin.
10 - Cehennemde bir süre yandıkdan sonra Cennete girmeyecek miyiz? (Sanki kibrit çöpünün ateşine dayanabiliyormuş gibi!)
11 - Biz büyüklerimizden böyle gördük.
12 - Aman ha dikkat, beynini yıkamasınlar.

Bush'un Yakalandığı Gece


İnsan Mıyız?


Coca Cola

Coca Cola'da E-211 Tehlikesi

Dünyanın birçok yerinde sudan sonra en çok satılan we kârının bir kısmını İsrail'e veren Coca Cola piyasaya girdiği günden bu güne içerisinde katkı maddesi saklıyordu.

YAPILAN ARAŞTIRMALARDA KOLA İÇERİSİNDE SİROZ, PARKİNSON GİBİ HASTALIKLARA DAWETİYE ÇIKARAN, HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞUNA SEBEB OLAN WE DNA'YA ZARAR VEREN E-211 MADDESİ BULUNDUĞU ORTAYA ÇIKARILMIŞ WE FİRMA UZUN SÜRE BU İDDİALARA SESSİZ KALMIŞDI.

C VİTAMİNİNE KARIŞINCA KANSOROJENE DÖNÜŞÜYOR.

GENEL OLARAK GAZLI İÇECEKLERİN BİRÇOĞUNDA BULUNAN WE KÜFLENMEYİ ÖNLEYEN BU MADDE C VİTAMİNİYLE KARIŞDIRILINCA KANSOROJENE DÖNÜŞDÜĞÜ BELİRTİLDİ.

COCA COLA FİRMASI İLK OLARAK DİET COLALARDAN BU MADDEYİ ÇIKARTACAKLARINI WE SENE SONUNA KADAR WE TAMAMEN KULLANIMDAN ÇIKARILACAĞINI AÇIKLADI.

FİRMA SÖZCÜSÜ BU MADDEYİ ÇIKARACAKLARINI AÇIKLASA DA SODYUM BENZOATIN YERİNİ TUTACAK BİR BİLEŞEN BULAMADIKLARINI DA İTİRAF ETTİ.



Cola İçsek Ne Olur

İlk 10 dakika:

15 çay kaşığı şeker almış gibi vücudunuza girer (Günlük almanız gereken şeker miktarının tamamı kadar). Fosforik asit tat alma duyunuzu keser ve aşırı şeker yüklemesinden dolayı kusmanızı engeller.

20. dakika:

Kan şekerinizde ani bir yükselme olur, yüksek miktarda insülin patlamasına neden olur. Karaciğeriniz vucudunuzdaki şekeri yağa çevirerek buna bir yanıt verir. Bu sadece bir kaç dakika içinde olur.

40. dakika:

Kafein absorbsiyonu tamamlanır. Göz bebekleriniz büyür, kan basıncınız yükselir, karaciğeriniz kana daha fazla şeker pompalamaya başlar. Beyninizdeki adenozin reseptörleri rehaveti önlemek için bloke olur.

45. dakika:

Beyninizde dopamin salgısı artar. Bu tıpkı eroinin vücuttta yaptığı tepkimelere benzer.

60. dakika:

Kafeinin diüretik özellikleri baş gösterir (tuvalet ihtiyacı).Buda vücutta depolanmış kalsiyum, magnezyum ve çinkonun da beraberce dışarı atılması demek. Bir süre sonra şeker ihtiyacını tekrar duymaya başlayacaksınız, kendinizi halsiz ve bitkin hissedeceksiniz. Vucüdunuzda kola ile alığınız bütün su tekrar dışarı atıldığı için sussuzluğunuzu tekrar hissedeceksiniz. Şeker ihtiyacını takiben, kafein isteği de başlayacak (sigaradaki gibi).

(iktibas)

Allahım Seni çok seviyorum!




Dedim: Çok yalnızım.

Dedin: فَإِنِّي قَرِيبٌ
(Ben ki sana çok yakınım) Bakara-186 meâli

Dedim: Ewet biliyorum, Sen bana yakınsın ama ben Senden uzağım, keşke ben de Sana yakın olabilseydim.

Dedin: وَاذْكُر رَّبَّكَ فِي نَفْسِكَ تَضَرُّعاً وَخِيفَةً وَ دُونَ الْجَهْرِ مِنَ الْقَوْلِ بِالْغُدُوِّ وَالآصَالِ
(Rabb'ini sabah akşam, yüksek olmayan bir sesle, kendi kendine, ürpertiyle, yalwara yalwara we için için zikr et) A'raf-205 meâli

Dedim: Bu da senin yardımını ister.

Dedin: أَلَا تُحِبُّونَ أَن يَغْفِرَ اللَّهُ لَكُمْ
(ALLAH'ın sizi bağışlamasını istemez misiniz?) Nur-22 meâli

Dedim: Tabii ki beni afw etmeni çok isterim.

Dedin: وَاسْتَغْفِرُواْ رَبَّكُمْ ثُمَّ تُوبُواْ إِلَيْهِ
([Öyleyse] Rabb'inizden bağışlanma dileyin, sonra O'na tewbe edin. Gerçekden benim Rabb'im esirgeyendir, sewendir) Hud-90 meâli

Dedim: Çok günahkârım, bu kadar günahla ben ne yaparım?

Dedin: أَلَمْ يَعْلَمُواْ أَنَّ اللّهَ هُوَ يَقْبَلُ التَّوْبَةَ عَنْ عِبَادِهِ
(ALLAH'ın, kullarının tövbesini kabul edeceğini we ALLAH'ın tewbeyi çok kabûl eden we pek esirgeyen olduğunu hâlâ bilmezler mi?) Tewbe-104 meâli

Dedim: Defalarca tewbe edip tewbemi bozdum, artık yüzüm kalmadı.

Dedin: اللَّهِ الْعَزِيزِ الْعَلِيمِ غَافِرِ الذَّنبِ وَقَابِلِ التَّوْبِِ
(ALLAH, azîz we bilendir, o günahları bağışlayan we kullarının tewbesini kabûl edendir) Ğafir-2/3 meâli

Dedim: Bunca günahım war, hangisinin tewbesini yapayım?!

Dedin: إِنَّ اللَّهَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَمِيعًا
(ALLAH bütün günahları bağışlayandır) Zümer-53 meâli

Dedim: Yani yine gelsem, yine beni bağışlar mısın?

Dedin: وَ مَن يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلاَّ اللّهُ
(ALLAH'dan başka günahları bağışlayacak olan yokdur) Âl-i İmrân-135 meâli

Dedim: Ne kadar güzelsin ALLAH'ım! Bilmiyorum bu sözlerin karşısında niçin böylesine içim içime sığmıyor we erimeye başlıyorum, Seni çok sewiyorum.

Dedin: إِنَّ اللّهَ يُحِبُّ التَّوَّابِينَ وَ يُحِبُّ الْمُتَطَهِّرِينَ
(Şübhesiz ki ALLAH tewbe edenleri we temizlenenleri sewer)

Birden, ''İlâhım we Rabbim, benim senden başka kimim war'' dedim.

Sen de أَلَيْسَ اللَّهُ بِكَافٍ عَبْدَهُ dedin.
(ALLAH kuluna yetmez mi?) Zümer-36 meâli

Dedim: Sen ki beni bu kadar çok seviyorsun we bana karşı bu kadar iyisin, ben ne yapabilirim?

Dedin: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اذْكُرُوا اللَّهَ ذِكْرًا كَثِيرًا وَسَبِّحُوهُ بُكْرَةً وَأَصِيلًا هُوَ الَّذِي يُصَلِّي عَلَيْكُمْ وَمَلَائِكَتُهُ لِيُخْرِجَكُم مِّنَ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ وَكَانَ بِالْمُؤْمِنِينَ رَحِيمًا
(Ey îmân edenler! ALLAH'ı çokca zikr edin. We O'nu sabah-akşam tesbih edin. Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için üzerinize rahmetini gönderen O'dur. Melekleri de size istiğfar eder. ALLAH, mü'minlere karşı çok merhametlidir) Ahzab-41/43 meâli

Kendi kendime dedim: ALLAH'ım Seni çok sewiyorum!

(iktibas)

Geri sayım sen doğduğunda başladı!

Eğer '9' canlı olsaydın bile
En çok '8' kez kaçabilirdin ölümden
Bil ki '7' düwele sultan olsan dahi
Yerin '6' mekân olacak sana
En fazla '5' metre kumaş götürebileceksin
Kapatacaksın '4' açsanda gözünü
Bu dünyâ '3' günlük dünyâ
Azrâil'in yanında '2' kat olup yalvarsan da nâfile
Elbet '1' gün öleceksin
İşte o zaman her şey '0'dan başlayacak
Çünkü ölüm bir yok oluş değil, yeniden doğuşdur!

(iktibas)

Eski Bir Fethullahcının Kaleminden...

Resûlullah (aleyhi's selâm) buyurdular ki: "Ümmetimde ihtilaf we ayrılıklar meydana gelecek. (Onlardan) bir grub lafıyla güzel, ameliyle kötü olacak. Bunlar Kur'ân'ı okuyacaklar, ancak köprücük kemiklerinden aşağı geçmeyecek. Bunlar, dînden tıbkı okun awı delip geçmesi gibi çıkarlar. Onlar, ok, kirişine dönmedikce bir daha dîne geri gelmezler. Bunlar mahlukâtın en şerîridir (şerlisidir). Onları öldürene we onlar tarafından öldürülene ne mutlu! Onlar insanları Kitâbullah'a çağırırlar, fakat Kitab'dan zerre kadar nasibleri yokdur." Yanında bulunan Ashab: "Ey Allah'ın Resûlü onların alâmeti nedir?" diye sordular da: "Tıraş olmak!" buyurdular. (Benzer bir riwâyeti Ebu Saîdi'l Hudrî'den Sahiheyn kayd etmişdir)

Bu Hadîs-i Şerîf râwîleri we senedleri îtibâriyle İslâmî literatürde 'Hadîs-i Sahih' olarak nitelendirilmekdedir. Bu Hadis-i Şerîf genel mânâlarıyla gayba âid bir meseleden we istikbâlden haber wermekdedir. Gaybı bilen yalnız Allah'dır. Konstantiniyye we Roma'nın fethini müjdeleyen, Moğol istilâsını haber weren, kıyâmet alâmetlerini we daha birçok gaybî hâdiseyi Hadîslerle işâret eden büyük Nebi(aleyhi's selâm) elbette âhir zamânın bu mühim hareketine de işâret buyuracakdı we nitekim Kütüb-ü Sitte gibi sağlam Hadîs kaynaklarından gördüğümüz üzere de işâret buyurmuşdur. Resûlullah (aleyhi's selâm) bu zamânın ehemmiyetli fitnesini gayb âşinâ gözüyle görerek, bu asrın basîretli müslümanlarını uyarmışdır. Bu îtibârla sağlam Hadîs kitablarında nakledilen Hadîs-i Şerîfe îtibâr etmek we bunu âhir zamânın şart we ahwâli içinde değerlendirmek îmânî bir wazîfedir. Hadîs-i Şerifdeki ifâdeleri, kelîme kelîme tewil we tefsîr etmek kudretimizin pek fewkindedir,fakat Hadîs-i Şerîfin işâret etdiği gerçekler o kadar âşikârdır ki bunu ortaya koymak bile önemli bir cebhe açmak kâbilinden olacakdır.

'Surda bir gedik açdık mukaddes mi mukaddes,
Ey Kahbe rüzgar artık ne yandan esersen es!'

mısrâlarında belirtildiği surda açılan gedik, küfrün îmân karşısındaki zaâfiyetini ortaya çıkarmışdır. Mâmafih açılan bu gedikleri müslümanwârî imajı we sûreti hakdan gibi görünen söz we amelleriyle kapamaya çalışan Fethullahcılar; Latin şowalyesi ruhlu sahte derwişler, Mescîd-i Dırar müdâwimleri we mûttâkî kutb görünümlü Ortaçağ keşişleri olarak İslâm mücâdelesinin önündeki en büyük engellerdendir. Sûret we sîretlerinde, oturuş we kalkışlarında mü'min, sözlerinde Hak yolunun eşsiz altın silsilesini taklîd eden müttâkî, Kur'ân kıraâtlerinde haşyetli bir zâhid görünen bu gerici we tıraşlı yobazlar, İlâhî Hakîkati anlamakdan o kadar uzakdır ki, kafatasları içinde beyin yerine dewe işkembesi taşısalar insanlık bakımından daha hayırlı olacakdır.

Söz we amel çelişkisini çok iyi kamufle ederek, Dîn-i İslâm'ın aleyhine çalışan bu şer cebhenin takkeli, mülâyim bıyıklı, modern giyimli, papyonlu, kırawatlı Fethullahcıların bugüne kadar ortaya dîn adına piyasaya sürdükleri sâdece we sâdece küflenmiş, pörsümüş, mayası bozuk safsatadan ibâretdir.

Hadîs-i Şerîf'in işâretiyle okudukları Kur'ân boğazlarından geçmeyen sözde îmân we İslâm kahramanları, yeryüzünün her yerine Nûr-u Celîl-i Muhammedî'yle gitdiklerine inanacak câhil oldukları kadar akıl yönünden ehl-i himardan bir alt mertebededir.

Zîrâ yeryüzünün her yerinde müslümanların zekatlarını, sadakalarını, kurban paralarını toplayarak açdıkları okullarda dünya milletlerinin beyinlerini uyuşturmakdadırlar. O sözde mekteblerde ne müslüman, ne watansever, ne de Türkcü, ne de sosyalist olan ama gâyet kapitalist we Amerikancı bir genclik yetişmekdedir.

Bizzât şâhid olduğum üzere, binlerce Kazak, Türkmen, Âzerî genc Fethullahcı okullarda eğitim alıp, Amerika'ya gitmekde we orada kapitalist düzen içinde Amerikalı olmanın ayrıcalıklarını yaşamakdadır.

Şimdi altın nesil we ikinci diriliş gencliği Amerikan sermâyesi altında, onlara uşak olmakdadır. İşin en fecî yanı ise bu rezil çarkda kullanılan paranın Müslüman Türkün helâl kazancıyla yapılmasıdır. Allah'a yemîn olsun ki oralara harcanan paraların kırkda biriyle sokakda aç gezen köpekler doyurulsaydı, Allah göğün rahmet kapılarını Ümmetin üzerine açardı. Yazık ki Ümmetin helâl parası maâlesef sokak köpeklerine değil, Ekrem Dumanlı gibi ablak yüzlü, sonradan görme köylülere ya da Nuh Gönültaş gibi tosuncuklara peşkeş çekilmişdir.

Dünyâ üzerinde kendilerinden başka hiçbir müslümanı, müslüman tanımayan we 'hizmet' adı altında jargonlaştırdıkları kitlesel uyuşturucuyla toplumun zihnini hadım eden bu tayfa îmândan zerre mikdâr nasîbini almamışdır.

Hadîs bu yönüyle onların özelliklerini ortaya koymuşdur: 'Onlar mahlukatın en şerîrlileridir.' Onlar Kitâbullaha çağıracak, ancak ondan zerre nasîbini almayacak!

Ewet, İslâm'da kin we nefretin olmadığını söyleyen, sewgi we hoşgörüyle hareket eden, 'îmân ilk etabda önemli değil, önemli olan erdemdir' diyebilen bir Fethullahcının şerrinden Allah'a sığınmak gereklidir.

ÖDP de 'birlikde yaşayalım' diyerek eşcinselleri koruyup kollayalım demekdedir. (Fethullahcı dönemimde yaşadığım bir anektod: Eşcinselleri öldürün diyen şeriât hükmünü okuduğumda, üst rütbeli bir abi(!) çıkışarak: 'Onlar da insan!' demişdi.)

Fethullahcılık da eşdinselliği sewelim we koruyalım demekdedir. İslâm'ın hakîkatleri bu kadar ucuz we âdî şekilde istismâr edilemez.

Âyet-i Kur'ân'la sabitdir ki dînin en önemli hükmü: 'Hubbu fillah, buğzu fillah'dır. Allah adına buğz etmedikden sonra dînin bütün hükmlerini bilfiîl yerine getirseler dahi, ehl-i necatdan olamayacaklardır.

Komünist ekolün kurucusu Yahudî Marx, F. Gülene bu noktada gönderme yapmakdadır: 'Din afyondur.' Ewet Marx meselenin bir yönüyle haklıdır. Afyon olan Dîn-i İslâmiye değil, onunla kitleleri kandıran Fethullahcılıkdır.

Harlemin arka sokaklarında elinde şırıngayla dolaşıp, sabahdan akşama kadar marihuana çeken bir zencî bile, bir Fethullahcıdan daha idrâkli, daha basîretli we daha şuûrludur. Zîrâ dîn adına sundukları mistik safsatalara akıllı bir müslüman asla tewessül edemez. Bakınız Fethullah Gülen dedi ki: 'Işık ewlerinde bulaşık yıkanması sırasında hâsıl olan çatal kaşık sesleri, sahâbelerin kılıc şakırdılarıyla aynı sewiyededir.' İşte bunu ancak bir mankafa beyin hücrelerinde hazmederek Fethullaha biât edebilir.

Yine İzmir Bozyaka'da ÖSS'ye hazırlık için ders çalışan öğrencilerin kaldığı ewlerin melekler tarafından tawaf edildiğini söylemek we buna inanmak Fethullahcı zihinler için sözkonusudur. Fethullah Gülen, tasawwuf hakâkatlerini, İslâm hakîkatlerini kişisel we kitlesel fâideleri için dejenere etmek konusunda üstâd olan zırwa bir şahsiyetdir.

Fethullahcılık tamâmen hurâfelere dayalı bir ekoldür.

Bir hurâfe ne kadar dinsel olarak kamufle edilirse, o kadar başarılıdır. Örneğin 28 Şubat sürecinin hemen öncesinde yâni 1996'nın son aylarında müridlere bir mesaj gönderildi. 'Önümüzdeki yıl, Şubat aylarında önemli hâdiseler olacak, hazırlıklı olun.' Bu mesajı Fethullah Gülen bizzât göndermişdir. We ister istemez, müridlerin böylece F. Gülene itaâti we sadâkati de büyük bir oranda artmışdır. Ancak Gülen, bu hâdiseleri mânewî gözüyle değil, bizzât istihbarat kolları sâyesinde görmüşdür. Tabi bunu bilmeyen müridlerin gözünde Fethullahın karizması Makâm-ı Mahmud'a kadar ulaşmışdır(!)

Aynı mistik kalpazanlık we üç kağıtcılık, 1980'lerin sonunda da yaşanmışdır. Fethullah kürsüye çıkıp cemaâte 'Sowyetlerin gümbür gümbür yıkılacağını göreceksiniz' dedikden sonra, SSCB yıkılmışdır. Bunu gören saflar da: 'Hocamız hakîkaten Allah adamı' diyerek yularını Fethullah Gülene wermişlerdir. Bu mistik kalpazanlık, F. Gülenin tahtını sağlamlaşdırmak için her zaman kullandığı bir metoddur. Bu kalpazanlık, güzel bir edebî süslemeyle her zaman müridler tarafından yutulmakdadır, şübhesiz yutulmaya da dewâm edilecekdir.

Yine aynı durum, Gülen-Papa görüşmesinde yaşanmışdır. Gülen, Risâle-i Nûr'da bahsedilen şahsın kendisi olduğunu isbatlamak için Papayla görüşmüş we Risâle-i Nûr'daki kehaneti güyâ gerçekleşdirmişdir. Bu örgüt içinde o kadar popüler bir propaganda aracı olmuştur ki müridler F. Gülenin wasfının Mehdî olduğuna karar wermişlerdir. Ancak Risâle-i Nûr'da bahsedilen şahıs olan Mehdî, şeriâti bilfiîl tatbîk edecek mâhiyetdedir. F. Gülenin de şeriâtin bekçisi we hawârîsi olduğu da ortadadır(!) Ayrıca Saîd Nursî, Risâle-i Nûr'da ehl-i îmânın hakîkî Îsewîlerle ittifâk edeceğini riwâyet etmişdir.

Katolik kilisesi de yüzyıllardır hakîkî Îsewîliğin temsilcisi (!) olduğu için İslam düşmanı misyonuna sahibdir. Bu oyun bayağı bir sokak üç kağıdcılığı we âdî bir televizyon şowundan öteye gidemeyen bir tiyatrodur. F. Gülen senaryoyu yazar, müridleri de oynar. Daha sonra bu şowla milyarlarca dolarlık bir serwet oluşdurulur. Bu serwetle Mewlânâ we Yûnus Emre vizyonu harmanlanır. Sahâbelerin fâkirliği, mücâdelesi de Fethullahcı edebiyâtın we para kazanma araclarının başında gelmekdedir.

Hizmetin içindeki en yeni kawramlardan birisi de VİP mütewelli kavramıdır. Hizmetde parası olan burjuva, dîn açısından her zaman önemlidir. Onlara hizmeti anlatmak we onları Fethullahcılığa dâwet etmek en büyük farzdır. Yâni paraları wakumlamak için Fethullahcılık her türlü ahlaksızlığa tahammül edebilir. Hâyır estağfirullah, Fethullahcılık her türlü ahlaksızlığa açıkdır. Meselâ fâkir we gariban müridleri Fethullahcı akım o kadar güzel kandırmışdır ki şeytana böyle bir zewki hiç bir kâfir tatdırmamışdır.

Fethullahçılığın açılım yıllarında, sanatçılar, siyâsetçiler we işadamları hattâ futbolcular ile iletişime geçilmişdir. F. Gülen hepsiyle diyalog kurmuş we sözde dîni herkese anlatmışdır. İşte bu dönemde Fethullahcı baş müridler, fabrikasyon safsata we hurâfe atağına geçmişlerdir.

Meselâ, cemaât içinde anlatılan hurâfeleri aktaralım: Perihan Savaş we Hülya Kocyiğid Risâle-i Nur dâiresine girerek şâkirde olmuşlardır. Cemaât içindeki istişârelere katılarak, dîni anlatma kaygısıyla yanıp tutuşmakdadırlar. Bu amaçla dîne doğrudan hizmete başlamışlardır. Ayrıca Barış Mançonun Hazret-i Muhammed (aleyhi's selâm)'a ithâfen 'Gül Pembe' şarkısını bestelediği Işık ewlerinde anlatılmakdadır. Rahmetli bu durumu bilseydi dürüstce bu yalanı tashih edecekdi. Murad Göğebakan adlı şarkıcı 'Ay yüzlüm'ü F. Gülen için bestelemişdi. Futbolcuların hepsi namaza niyâza başlamış, yakında hanımlarını da kapatacaklardı. F. Gülen bütün sosyete we cümle âleme güyâ İslâm'ı neşir faâliyetlerini muwaffâkiyetle gerçekleştiriyordu. Güyâ Rahşan we Bülend Ecewitin kalbi İslâm'a ısındırılmışdı. Vatikana giden F. Gülen, Vatikanın altında gizli bir yerde, güyâ kardinallere namaz kıldırmışdı. Maroviç, güyâ Cewşeni elinden düşürmüyor we imânını her gün tâzeliyordu. Maroviç güyâ müslüman olmuş we Vatikanda dîne hizmet ediyordu.

Işık ewleri bu hurâfelerle esnaf müridlerin beynlerini kirletiyordu. Tabi beynleri sâdece kirlenmekle kalmıyor, bu safsatalar iyi bir gelir kaynağı oluyordu. Paralarımız İslâm'a gidiyor düşüncesiyle her geçen gün himmetler(!) trilyonları buluyordu. Bu paralar da Anadolunun bağrından kopmuş, sülük gibi cemaâti emen açıkgözlerin ceplerine giriyordu. Birkaç yıllık öğretmen we tam itaâtiyle sâdık mürid olduğunu isbâtlayan gencler, altlarında son model arabaları, son model bilgisayarları, ewleri we çöpçatan Fethullahcı abilerinin ayarladığı eşleriyle uzun Amerika we Avrupa seyahâtlerine çıkıyordu.

Hizmete para yatırıp yeni bağlantılar kuran esnaf sınıf atlayarak burjuvalaşıyordu. Ancak wıcık wıcık görgüsüzlüğü we ilkelliğiyle dünyâ we âhiret işlerini bir güzel hallediyordu. İşte böylece, tabela İslâm'ı bu dönemde ortaya çıkmışdı.

'Uhud Çerez', 'Akabe Mobilya', 'Hayber otoyıkama' Fethullahcılığın neslini besleyen para kapılarıydı. Dükkanlarına 'Bismillah', 'Allah', 'Muhammed' yazılı hatları asarak güyâ İslâmcı olduklarını wurguluyordu. Fethullahcılar çocuklarının ismlerini Huzeyfe, Usâme gibi Sahâbe ismlerden seçip güyâ dîne büyük hizmet ediyordu.

Daha sonra da Fethullah Gülen: 'Usâme bin Ladin'den nefret etdiğini söylüyordu. Oysa bugünkü şöhretini Usame bin Ladin'e borcluydu. Eğer Afgan cihâdında Usame bin Ladin we mücâhidler Sovyet Komünist imparatorluğunu yıkmasalardı, acaba oralarda Fethullahcı okul açabilecekler miydi? 11 Eylül cihâdıyla ikiz kuleler yıkılmasaydı, Amerika'da İslâmlaşma oranı 4 kat artacak mıydı? Bunlar bizzat yabancıların tesbîtleri olmakla birlikte, bu weriler uydurma değildir.

İşte Fethullahcılık, kolay parsaya konmacılıkdır. Fethullahcılık, hakka wefâsızlık we müslümanlara düşmanlıkdır.

Nitekim F. Gülen, El Kâide müslüman değildir bağlamında onlarca yazı yazmışdır. Hattâ kendi mâhiyetini El Qâideci müslümanlarına ithâf etmiştir. Sızıntı denilen paçawra derginin bir sayısında: 'Müslüman olan yapmazdı' denilerek 11 Eylül olaylarına değinilmişdir. Bu yazı da F. Gülen, El Qâide mücahidlerine beyinsiz we ahmak demişdir. Kişi kendinen bilir işi fetwâsınca F. Gülen'in bu sözleriyle yanındaki beyinsiz takımını ifâde etdiğine inanıyoruz. Zîrâ aynı tayfa fikirsel olarak boşluğunu zihnsel masturbasyonlarla tatmîn etmeye çalışmakdadır.

Meselâ müridler arasında yine yaygın kanıya göre, 'Wural Sawaş'a Fethullahcılar bir çay içirseydi,o da müslüman olacakdı.' Heyhât Wural Sawaş bile karşı cebhenin sözü açık we şuûrlu kişilerindendir.

Kemalist bir düşman, aptal bir Fethullahcıdan daha ewlâdır. Yine Fethullahcı bir teoriye göre, 'Hizmet dünyâyı öyle saracak ki bir gün herkes Fethullahcı olacak we o zaman gül dewri gelmiş olacak.' Ewet bu teoriye göre gül dewri mutlakâ gelecekdir. Ancak Fethullahcı gül dewri, İslâm'a en büyük zarârı werecekdir. Çünkü şeriât diyecek ki: 'Fâiz almayın'. Oysa Gülenci cenâh fâizciliğin en fenâsını yapmakdadır. Bank Asya, kâr payı adında fâiz alırken, yapdığının sonuna kadar helâl we câiz olduğunu iddiâ etmekdedir.

Kur'ân-ı Kerîm fâizi yasaklarken, lânetlilerin fâize alışweriş gibidir benzetmesi yapacaklarını belirtmişdir. İşte Kur'ân-ı Kerîm âyetleri we Fethullahcılar... İşte küresel mistik kalpazan we hakâkat...
Fethullahcı hurâfeler yazmakla tükenmeyecek kadar çokdur!

Bu okulların, fakir talebeleri okutduğu da büyük bir yalandır. Buraya gidebilmek için âilenizin burjuva olması şartdır. Okul ücretleri normal kapitalist sewiye kâr amaclı çalışan okullarla aynıdır.

Bu mâhiyetdeki bir okulun Şeriâtı getirecek altın nesli yetişdirdiği masalı türbeye çaput bağlamakdan bile daha ahmakcadır! Ewet, Fethullahcı hurâfecilik, Ortaçağın hurâfelerinden daha sistemli we daha propagandacı bir şekilde icrâ edilmekdedir.

Telli Baba, Geyikli Baba'ya gidip oradan medet uman bir zihniyet bile, Fethullahcı zihniyetden daha çağdaş we modern we akılcıdır!

İşte Hadîs-i Şerîflerde ifâde edilen bu tayfa âhir zamânda zuhûr etmişdir. Bunların en önemli wasflarının tıraş olmak olduğunu Hadîs-i Şerîfden anlıyoruz. Fakat bu tıraş meselesi, bireysel bir tercih değil, grubsal bir baskıyla olacakdır. Yâni her cemaât ya da tarîkat içindeki müslümanlar tercihen sakal uzatabilir ya da tıraş olabilir. Bâzı tarîkatler sakalı zorunlu kılar. Ancak çoğu İslâmî cenâh bu dewrde bu sünneti kişinin tercihine bırakmışdır. Ancak 1400 senelik târih açıktır ki müridlerine sakal tıraşını zorunlu tutan başka bir cemaât yokdur.

Örgütün içinden biri olarak müteaddit defa bu uygulamayla karşı karşıya kaldığımı ifâde etmeliyim. Çoğu ilâhiyatcı ya da günümüzün âlimleri bu Hadîs-i Şerîf'in Hâricîleri kasdetdiği konusunda ittifâk hâlindedir. Ancak unutulan bir yön vardır ki Hâricîler asla tıraş olmayı zorunlu olarak uygulamamışlardır.

1400 yıllık târih açık olmak üzere bu Hadîs-i Şerîfin tamâmen we bizzât Fethullahcıları kasdetdiğine dâir fikrim tamdır. Bu yaratıkların öldürülmesinde de bir beis yokdur. Çünkü bu mahlûkât âyetin ifâdesiyle 'Sümmün bükmün, ümyün fehum la yerciun' (Onlar duymazlar, işitmezler, görmezler). Ewet, biz elimizdeki bütün delîlleriyle Fethullahcı saplantının tüm saçmalıklarını onların gözüne soksak da onlar inanmamakda ısrâr edeceklerdir. Çünkü beynleri Allah tarafından alınmışdır!

İbrâhimî dînler safsatasını uydurabilen, zekerleri sünnetli, fakat beynleri sünnetsiz bu zavallıları rehabilite etme imkânı yokdur. Tabi aralarında Allah'ın îmân nûru werdiği bâzı kişiler hâric. Bunu ancak Allah bilir.

Ewet, İslâm düşmanı dewletler için duâ eden bir kişi düşünün. Ya da müslümanları her gün helâk eden Firavn'un kapısında yalwaran bir kişi düşünün! Kâfirler bile kendi dewletlerine bu kadar düşman olabilecek kadar ehl-i insâf iken, F. Gülen Amerikanın yanında Müslümanlara düşman olmuşdur!

Bu konu yüzlerce kere yazıldı ancak yazılmayan birkaç husûsu eklemekde fayda wardır.

Katrina we Rita kasırgalarının olduğu dönemde müridlere okyanus ötesinden bir mesaj gelir: 'Allah adına Amerikaya duâ edin'. F. Gülen Amerika üzerindeki bu kasırgaların durması için duâ ediyor! Cemaât içindeki iletişim wâsıtasıyla bu not bütün müridlere iletilmişdir. Yine eski Fethullahcı öğretmen bir kardeşimizin bir anektodunu aktarmakda fayda wardır.

Öğretmen seminerlerinde Tarih zümresi başkanı olan bir zâtın kullandığı ifâde aynen şudur: 'Amerika şu anda Osmanlının mirâsını almışdır. Bu yüzden Amerika şu anda dünyânın en âdil dewletidir!' Yâni bir Fethullahcı açıp hiç mi gazete okumaz, okusa dahi anlamaz, televizyondan görse idrâk edemez?! Fethullahcıların akılları neden bu kadar bağlanmışdır?!

Yazar olarak şahsım dahi bu satırları yazarken, kanımın donduğunu ifâde etmek istiyorum. İnsan bu kadar aptallık we ahmaklık karşısında çıldırmamak için kendini zor tutuyor. İşte şimdi Hadis-i Şerîfdeki 'öldürün' ifâdesi tam mânâsıyla anlaşılıyor. Bu şahıslar inşâAllah gerçek îmânlı bir ordu sâyesinde Ümmetin içindeki cerahat kesbetmiş uzuvlardan kesilip atılacakdır.

Bedenleri hurma kütüğü gibi yerlere serilecek we cesedleri başında durulup, cesetlerine lanet edilecek we pis bedenleri ıssız kuyulara atılacakdır. Zîrâ toprak dahi böyle leşleri barındırmakdan istikrah edecekdir.

Son dönemde yine bana ulaşan orijinal we bir o kadar da mânidâr Fethullahcı anekdotlara kısaca değinelim.

F. Gülen, Amerikadan cemaâtdeki müridlerine şunları ifâde etmişdir: 'Aslında bir yönüyle Hülya Awşarın kadınlara örnek olduğunu düşünüyorum. Zîrâ kendine âid kuralları we prensipleri olan bir kadın. Eşine sadâkati we ayrıldıkdan sonra dahi takındığı tutum ile içimizdeki çoğu hanıma örnek olacak mâhiyetde'.
Ewet, artık şaşırmamak lâzım, şahsen ben bu lanet olasıca sürünün yapdığı çoğu şeyi kanıksadım.

F. Gülen magazin yorumlarıyla cemaâtine güyâ ışık tutmaya dewâm ediyor. F. Gülen bir dönemde kendini ifâde etmek için Mahsun Kırmızıgülün şarkı sözlerini kullanmışdı zaten: 'Yıkılmadım, ayakdayım'. STV denilen lağım makinası da topluma her saat pisliğini boşaltırken, bunları kullanmıyor mu?

Mehmed Ali Erbil, STV'deki sözde sewiyeli magazin programında çıkıp: 'Allah'a her zaman güwendim. Her gece duâ ediyorum' ws gibi sözleriyle salak cemaâtcilerin kafalarına yeni ufuklar açmıyor mu? 'Bakın mürid kardeşler, Mehmed Ali Erbil de îmânlı bir kişi, bakın Allah diyor, duâ diyor'(!) Bu Fethullahcılar gerçekden komik we bir o kadar da latîfeşinas insanlardır. Ancak gerçekleri hayalleriyle karıştıracak kadar da özürlü we engelli kişilerdir. Gerçek engelli we özürlü insanları tenzih ederim.

Yaşar Nuri bile, Fethullahcı söylemlere 'el insaf' demişdir. Ilımlı İslam, Türk İslam ws kawramlarını birer fitne olarak ortaya atan kimdir?!

Müslüman hanımların izzetlerini ayaklar altına alıp onları aç-kapa artema haline getiren, haklı direnişleri kınayıp, dewletci olan, sonra da dewlete kafa tutamayıp soluğu dârû'l küfrün merkezine ilticâ ederek her hareketiyle fitne we fesad olan kimdir?!

İslâm'ın tüm yasaklamalarına rağmen en yakın arkadaşlarından, ilkokul çocuklarına kadar herkesin arkasına adam takan we özel hayatlarını herkes içinde ifşâ eden kimdir?

Râşid Dostum gibi bir tecavüzcünün, Pervez Müşerref gibi bir haysiyetsizin, Tayyib gibi bir lâtayyibin duâcısı kimdir?!

Müslümanların aleyhine çalışan her şer cebheyi destekleyen, Yahudîlerle kolkola müslümanlar aleyhine çalışan kimdir?!