Mavi Mercan
Tuesday, November 12, 2013 7:43:32 PM
Kış günüydü, dışarıda soğuk bir hava , gece yüreğim gibi sisliydi. Zaman tutuklu kaldığı . Her gün aynı şeyleri yaşamaktan sıkıldığımı fark ettim bir an. Televizyonda gereksiz haberler. Yerimden kalktım ve odama doğru yöneldim. Sonra içimden bir ses beni dışarı çıkmam için zorladı. Mantomu giyip nereye gideceğimi bilmeden merdivenlerden yavaş, yavaş inmeye başladım. dışarıda sisli ve zifiri bir karanlık , göz gözü görmüyordu.
Tek başıma bu soğuk şehirde ilerlerken, her zaman yapmak istediğim, ama bir türlü cesaret edemediğim bir şeyi yapmak istedim. Yürüdükce zaman daha hızlı geçiyor, Şehir gittikçe daha da karanlığa gömülüyordu sanki . Sokak lambaları göz kırpıyordu yalnızlığıma. Caddeden geçen araba sayılarıda azalmış, insanlardan eser yoktu..
Ve gecenin bu saatinde gözüme köşe başında bekleyen bir hanımefendi takıldı. Biraz duraksadım ve kendimi onu şuursuzca seyrettiğimi fark ettim. Birkaç adamla konuşuyordu ve sonra, gecenin bu karanlığında tekrar bir başına kaldı . Biraz yaklaştım ve yüzüne baktım. Tarif edilmeyecek kadar muhteşem gözleri vardı. Geceyi sanki gözleri ile aydınlatıyordu. , karanlık olmasına rağmen saçlarındaki parıltı gözümü almaya yetiyordu. Birden bana doğru yürüdüğünü fark ettim. tebessüm etti. heyecandan dizlerim titriyor, yüreğimde fırtınalar kopuyordu.
Yavaş, yavaş iyice yanına doğru yaklaştım ve "Merhaba adın nedir" diye sordum. Kalp atışlarım hızlanmıştı ve heyecandan ellerimi bir bağlayıp, bir cebime koyuyordum. Yüzümde daha önce hiç olmayan şaşkın bir bakış vardı. Bu şaşkınlığın sebebi bana doğru gelen hayranlıkla baktığım insandı . Anlamsız bir şekilde ellerimi tuttu birden . Kendiside bu yaptığına anlam veremiyordu. Ve sessizce yürümeye başladık birlikte. Zifiri karanlığın içine doğru.
Kafamı kaldırıp süretine bakiyorum arada . Bir zâtin yanında karanlığın ve sessizliğin bu kadar huzur dolu bir hiss uyandırdığını hiç bilmiyordum.
Bana bakti ve ; " Ee bu soğukta böyle sessizce yürüyecek miyiz ?" dedi ..
Ellerini ovalıyordu, arada bir kollarınıda. Belli ki üşümeye başlamıştı. Üzerimdeki montu çıkardım ve ona doğru uzattım.
"Bu kez sende üşüyeceksin" dedi.
Kafamı kaldırdım, gözlerine doğru baktım ve "önemli değil" dedim. Gözlerine baktığımda sanki okyanusun ortasındaydım. Yada rüyamda uçuyor, gök/yüzünde dolaşıyor gibiydim. Tatlımsı, ve mavimsi rengi vardı gözlerinin. Hafiften yanına doğru yaklaştım, suretini daha yakından görebilmek için. Birden bir cesaret geldi dilime ve, birlikte çay içelim mi? dedim. Yalnızlığının farkındaydı ve birine güvenmesi gerekiyordu. Ve bu kişi neden bu olmasın ki dercesine mırıldandı kendi kendine.
Ailesini trafik kazasında kaybetmiş gözleri ağlamaktan şişmişti. Belkide kendiside bir anlam veremiyordu şuan yaptıklarına. Ama içinden öyle davranmak geliyordu. Bunu bana yansıtıyor, ve ben onu çok iyi anlıyordum. sadece bakışlarıyla o kadar çok şey söylüyordu ki bana. Yüzüme baktı ve;
"bir an hiç teklif etmeyeceksin sandım" dedi.
İkimizde gülümsemeye başladık.
Ve sonra?
“ Evim yakın “ dedim.
Eve doğru yürümeye başladık. Yüreğimde kuşlar uçuşuyordu. Mavi gözleri hayatımı degistirecekti sanki. Aşk'tan korkan "Adam" .. Bir çift mavi mercan göze tutulmuştu çoktan. Şair diyordu ya ? Her insanın ömründe, bir hira'sı birde su getiren hatice'si olmalı// İçimden bir ses belki dedi, belki ! Ömrünün hira'sı susadığında, sana su getirecek hatice'n bu mavi mercan gözlü kızdır dedi. Nerden bilebilirdim ki o zamandan sonra o gözlerden hiç uzak duramayacağımı..
Belki o an ona dokunamıyordum ama nefesini içimde hissediyordum. Varlığı varlığıma huzur katmıştı sanki. İkimizde eve kadar hiç konuşmadık, bu soğuk karanlık sisli gecede. Arada ufak kaçamaklarla birbirimize bakıyor, içimizden konuşuyorduk yüreklerimizden. Lâkin dilden dökülen birşey yok, dil susmuş, buzmuş...
Nihayet eve vardık ve "rahatına bak" dedim. Mutfağa çay yapmaya gittim, bir süre sonra elimde çay ile salona gittim.
Oturduk, "ee anlat bakalım, kimsin, nesin" dedim.
"Bu şehre yeni geldim kimseyi tanımıyorum, ailemi trafik kazasında kaybettim. Kardeşlerim yok, ne bir sevgilim ne de bir dostum yok yalnızım dedi..!
Sanki yalnızlığının içinde boğulacakmışım gibi hissettim bir an, hava almak için balkona çıktım. Bir süre sonra, tekrar içeri girdim ve anlatmaya devam etti.
Çaresizlik dolaşıyor ayaklarıma, umutsuzluklar ayak bağım olmuş, acı yüreğime yuva yapmış, iki yüzlü insanlar bekliyor sanki hayatımın her köşesinde. En sevdiklerim, en çok ihanet edenler oldu, mutluluğuma, mutsuzluk ektiler her daim dedi..."
Birden gözleri buğulandı, mercan mavimsi gözlerinden inci taneleri yanaklarından aşağı doğru süzülmeye başladı. Gözlerinden dökülen inci tanelerinden bir nehir oluştu salonda sanki. Belli ki çok mutsuzdu !
Hayat çok yıpratmıştı, zorluklarıyla...
Ve benim hüzünlü yüreğime bir huzur geliyordu. Selasını okuttum mutsuzluğun.
Yağmura, rüzgâra, uçan kuşa ve ağaran vakte hatta karanlık odama mavimsi gözlerinin rengi doldu.
Hamd olsun...
- * Birden yine salonu sessizlik bağladı .
“ Hadi çayını içsene “ dedim .
Gülümsedi ve çayı içmeye başladı . Daldim yine gülüşüne düşündüm mavi mercan gözlerini. Bu kadar acıyı nasıl taşıya bildi bu gözler diye.Ben ki o kadar uzak kalmıştım ki mutluluktan nerdeyse unutmuştum . Ve içimden keşke dedim keşke kalûbelada en yakınımdaki insan olsa diye söylendim kendime.Mutluk şimdi bana hem çok yakın hemde çok uzak . Gözleri kitaplığıma deydı .
“ Maşallah ne çok kitap var burada . Hepsini okudun mu? “ dedi.
Ben daha gözleri için kurdugum hayaldeydim .
“ Hayır , ama zaman buldukça okuyorum “ dedim.
Rast gele bir kitap aldı eline biraz bakındı.
“ Şimdi senin sesinde güzeldir, Şu kitabı okuda dinleyelim “ dedi ..
Yine ortamı sıcak bir tebessüm sardı. Ve ben kitap okumaya başladım oda yunımda dinliyordu. Sonra kafasını dizime koydu , birden aklıma uzun zaman önce yazdigim bir söz geldi aklıma ..
“Gelsen yanıma yâr ,
Ben kitap okusam ,
Sende dizime uzansan ..”
Geldi işte geldi dizimde uzanıyor şimdi mutluluk yüreğimin kapısında içeri girdi gireçek.Bu kadar sevinç fazla geldi yüreğime galiba . Mutluluktan terledi yüregim katre katre içime damliyor mutluluk en derinlere kadar iniyor..
Bir den kalkti ve bana sarıldı ,
“ Mutluluğun tarifini sorarlarsa bu olsa gerek derdim” dedi. Bilmiyor ki yüregim mutluluktan çoktan boğulaçak gibi .. Sarıldığından bir şey his ettim . İnsanlarin sağ tarıfı boştur. Ama Sevdigi ile sarıldıgı zaman o an sağ tarafinin bile çarpıntı yaptigini his ediyorsun çünkü boşluğa sevdiginin yüreği geliyor ve sen onun kalp atişlarını hiss ediyorsun hemde en ince noktasına kadar. Kuşlar gibi çırpındığın his ediyorsun.
Ve ben onu sanki harfi harfine sevdim hiç Bir kelimeyi ayırmaksızın (!)
Bir ara baktım uyuya kalmiş. Uzun uzun seyre daldım süretini. Sankı dizimde bir melek uyuyor . Benbeyaz teni simsiyah kaşları vardı. Yaa Mavimsi gözleri . Birden gökyüzüm , denizim oldu ..
Ruhumu örtmek istedim bedenine üşümesin bana değil ruhuma sarılsın istedim. Târifi yok o an ki mutluluğun ! Ucu Bucağı cennette dönmüştü..
Üstünü örttüm bütün sevgimi serpiştigim battaniye ile kapattim üstünü.
“ İyi uykular meleğim ,
İyi Uykular gökyüzüm ,
İyi uykular denizim ,
İyi uykular Mavi mercan … “
Ve sabah … / Birinci bölümün Sonu …
Tek başıma bu soğuk şehirde ilerlerken, her zaman yapmak istediğim, ama bir türlü cesaret edemediğim bir şeyi yapmak istedim. Yürüdükce zaman daha hızlı geçiyor, Şehir gittikçe daha da karanlığa gömülüyordu sanki . Sokak lambaları göz kırpıyordu yalnızlığıma. Caddeden geçen araba sayılarıda azalmış, insanlardan eser yoktu..
Ve gecenin bu saatinde gözüme köşe başında bekleyen bir hanımefendi takıldı. Biraz duraksadım ve kendimi onu şuursuzca seyrettiğimi fark ettim. Birkaç adamla konuşuyordu ve sonra, gecenin bu karanlığında tekrar bir başına kaldı . Biraz yaklaştım ve yüzüne baktım. Tarif edilmeyecek kadar muhteşem gözleri vardı. Geceyi sanki gözleri ile aydınlatıyordu. , karanlık olmasına rağmen saçlarındaki parıltı gözümü almaya yetiyordu. Birden bana doğru yürüdüğünü fark ettim. tebessüm etti. heyecandan dizlerim titriyor, yüreğimde fırtınalar kopuyordu.
Yavaş, yavaş iyice yanına doğru yaklaştım ve "Merhaba adın nedir" diye sordum. Kalp atışlarım hızlanmıştı ve heyecandan ellerimi bir bağlayıp, bir cebime koyuyordum. Yüzümde daha önce hiç olmayan şaşkın bir bakış vardı. Bu şaşkınlığın sebebi bana doğru gelen hayranlıkla baktığım insandı . Anlamsız bir şekilde ellerimi tuttu birden . Kendiside bu yaptığına anlam veremiyordu. Ve sessizce yürümeye başladık birlikte. Zifiri karanlığın içine doğru.
Kafamı kaldırıp süretine bakiyorum arada . Bir zâtin yanında karanlığın ve sessizliğin bu kadar huzur dolu bir hiss uyandırdığını hiç bilmiyordum.
Bana bakti ve ; " Ee bu soğukta böyle sessizce yürüyecek miyiz ?" dedi ..
Ellerini ovalıyordu, arada bir kollarınıda. Belli ki üşümeye başlamıştı. Üzerimdeki montu çıkardım ve ona doğru uzattım.
"Bu kez sende üşüyeceksin" dedi.
Kafamı kaldırdım, gözlerine doğru baktım ve "önemli değil" dedim. Gözlerine baktığımda sanki okyanusun ortasındaydım. Yada rüyamda uçuyor, gök/yüzünde dolaşıyor gibiydim. Tatlımsı, ve mavimsi rengi vardı gözlerinin. Hafiften yanına doğru yaklaştım, suretini daha yakından görebilmek için. Birden bir cesaret geldi dilime ve, birlikte çay içelim mi? dedim. Yalnızlığının farkındaydı ve birine güvenmesi gerekiyordu. Ve bu kişi neden bu olmasın ki dercesine mırıldandı kendi kendine.
Ailesini trafik kazasında kaybetmiş gözleri ağlamaktan şişmişti. Belkide kendiside bir anlam veremiyordu şuan yaptıklarına. Ama içinden öyle davranmak geliyordu. Bunu bana yansıtıyor, ve ben onu çok iyi anlıyordum. sadece bakışlarıyla o kadar çok şey söylüyordu ki bana. Yüzüme baktı ve;
"bir an hiç teklif etmeyeceksin sandım" dedi.
İkimizde gülümsemeye başladık.
Ve sonra?
“ Evim yakın “ dedim.
Eve doğru yürümeye başladık. Yüreğimde kuşlar uçuşuyordu. Mavi gözleri hayatımı degistirecekti sanki. Aşk'tan korkan "Adam" .. Bir çift mavi mercan göze tutulmuştu çoktan. Şair diyordu ya ? Her insanın ömründe, bir hira'sı birde su getiren hatice'si olmalı// İçimden bir ses belki dedi, belki ! Ömrünün hira'sı susadığında, sana su getirecek hatice'n bu mavi mercan gözlü kızdır dedi. Nerden bilebilirdim ki o zamandan sonra o gözlerden hiç uzak duramayacağımı..
Belki o an ona dokunamıyordum ama nefesini içimde hissediyordum. Varlığı varlığıma huzur katmıştı sanki. İkimizde eve kadar hiç konuşmadık, bu soğuk karanlık sisli gecede. Arada ufak kaçamaklarla birbirimize bakıyor, içimizden konuşuyorduk yüreklerimizden. Lâkin dilden dökülen birşey yok, dil susmuş, buzmuş...
Nihayet eve vardık ve "rahatına bak" dedim. Mutfağa çay yapmaya gittim, bir süre sonra elimde çay ile salona gittim.
Oturduk, "ee anlat bakalım, kimsin, nesin" dedim.
"Bu şehre yeni geldim kimseyi tanımıyorum, ailemi trafik kazasında kaybettim. Kardeşlerim yok, ne bir sevgilim ne de bir dostum yok yalnızım dedi..!
Sanki yalnızlığının içinde boğulacakmışım gibi hissettim bir an, hava almak için balkona çıktım. Bir süre sonra, tekrar içeri girdim ve anlatmaya devam etti.
Çaresizlik dolaşıyor ayaklarıma, umutsuzluklar ayak bağım olmuş, acı yüreğime yuva yapmış, iki yüzlü insanlar bekliyor sanki hayatımın her köşesinde. En sevdiklerim, en çok ihanet edenler oldu, mutluluğuma, mutsuzluk ektiler her daim dedi..."
Birden gözleri buğulandı, mercan mavimsi gözlerinden inci taneleri yanaklarından aşağı doğru süzülmeye başladı. Gözlerinden dökülen inci tanelerinden bir nehir oluştu salonda sanki. Belli ki çok mutsuzdu !
Hayat çok yıpratmıştı, zorluklarıyla...
Ve benim hüzünlü yüreğime bir huzur geliyordu. Selasını okuttum mutsuzluğun.
Yağmura, rüzgâra, uçan kuşa ve ağaran vakte hatta karanlık odama mavimsi gözlerinin rengi doldu.
Hamd olsun...
- * Birden yine salonu sessizlik bağladı .
“ Hadi çayını içsene “ dedim .
Gülümsedi ve çayı içmeye başladı . Daldim yine gülüşüne düşündüm mavi mercan gözlerini. Bu kadar acıyı nasıl taşıya bildi bu gözler diye.Ben ki o kadar uzak kalmıştım ki mutluluktan nerdeyse unutmuştum . Ve içimden keşke dedim keşke kalûbelada en yakınımdaki insan olsa diye söylendim kendime.Mutluk şimdi bana hem çok yakın hemde çok uzak . Gözleri kitaplığıma deydı .
“ Maşallah ne çok kitap var burada . Hepsini okudun mu? “ dedi.
Ben daha gözleri için kurdugum hayaldeydim .
“ Hayır , ama zaman buldukça okuyorum “ dedim.
Rast gele bir kitap aldı eline biraz bakındı.
“ Şimdi senin sesinde güzeldir, Şu kitabı okuda dinleyelim “ dedi ..
Yine ortamı sıcak bir tebessüm sardı. Ve ben kitap okumaya başladım oda yunımda dinliyordu. Sonra kafasını dizime koydu , birden aklıma uzun zaman önce yazdigim bir söz geldi aklıma ..
“Gelsen yanıma yâr ,
Ben kitap okusam ,
Sende dizime uzansan ..”
Geldi işte geldi dizimde uzanıyor şimdi mutluluk yüreğimin kapısında içeri girdi gireçek.Bu kadar sevinç fazla geldi yüreğime galiba . Mutluluktan terledi yüregim katre katre içime damliyor mutluluk en derinlere kadar iniyor..
Bir den kalkti ve bana sarıldı ,
“ Mutluluğun tarifini sorarlarsa bu olsa gerek derdim” dedi. Bilmiyor ki yüregim mutluluktan çoktan boğulaçak gibi .. Sarıldığından bir şey his ettim . İnsanlarin sağ tarıfı boştur. Ama Sevdigi ile sarıldıgı zaman o an sağ tarafinin bile çarpıntı yaptigini his ediyorsun çünkü boşluğa sevdiginin yüreği geliyor ve sen onun kalp atişlarını hiss ediyorsun hemde en ince noktasına kadar. Kuşlar gibi çırpındığın his ediyorsun.
Ve ben onu sanki harfi harfine sevdim hiç Bir kelimeyi ayırmaksızın (!)
Bir ara baktım uyuya kalmiş. Uzun uzun seyre daldım süretini. Sankı dizimde bir melek uyuyor . Benbeyaz teni simsiyah kaşları vardı. Yaa Mavimsi gözleri . Birden gökyüzüm , denizim oldu ..
Ruhumu örtmek istedim bedenine üşümesin bana değil ruhuma sarılsın istedim. Târifi yok o an ki mutluluğun ! Ucu Bucağı cennette dönmüştü..
Üstünü örttüm bütün sevgimi serpiştigim battaniye ile kapattim üstünü.
“ İyi uykular meleğim ,
İyi Uykular gökyüzüm ,
İyi uykular denizim ,
İyi uykular Mavi mercan … “
Ve sabah … / Birinci bölümün Sonu …












