Thursday, 17. September 2009, 22:25:58

tut yoksa düşeceğim,
uçurumun kenarın da aciz bedenim ...
anlatmasam bilmeyeceksin değil mi,
anlamayacaksın gözlerimden akıp giden zamanı.
hangi kentin yıkık bir şehri burası mia,
yüzümüze vuran bu ışıkta neyin nesi ...
kaç harfi toplasam da sana bir cümle kursam,
anlatmaya yetse acizliğimi ...
bilmiyorum ki nasıl bir eylül'dür bu,
ekim asırlar ötesinde takvim yapraklarının ...
hangi mevsimden kopardın da geldin,
bu ıhlamur çiçeklerini bıraktın avuçlarıma ...
söyle mia,
kaç kez kırılır bir insan,
kaç kez inanır bir yalana ...
şimdi ölsem kabullenirmi ki toprak,
adressiz bir mektup gibi düştüm bağrına ...
tut ki bekliyorum seni mia,
gecesiz bir sabahın seher vaktin de,
öten kuşlara inat, aşikar bir yalnızlığın ayak ucunda ...
kapasam gözlerimi bıraksam sonsuzluğa,
kanatlanıp uçuşu verse düşler,
suspus olsam kanatmasam içimde bir yerleri ...
lakin,
tam da seni unuttuğum yerde başladı yağmur,
hava da keskin bir toprak kokusu,
sindi sensizliğime ...
unut mia bu gerçeği,
sabah uyandım,sen yoksun yanıbaşım da ...
hnf ...