Wednesday, 25. June 2008, 21:20:19
Toprak ve doğal - kültürel kaynaklar, sınırlı ve artırılma olanağı bulunmayan, ulusal hatta küreselleşen dünya düzeni içinde uluslararası değerlerdir. Günümüzde imar planları anlayışı ile organize edilmeye çalışan bu değerler çağın gereği yeni yaşam mekânları, tarzları ve olanaklarını ortaya koyamamaktadır. Kısaca bugün artık yalnızca imar planlama sisteminin kentlere ve kentlilere iyi yaşam kalitesini vermesinin mümkün olmadığı tüm gelişmiş ülkelerde olduğu gibi Türkiye'de de görülmektedir. Bu bağlamda yeni kentsel yaşam kalitesini elde etmede, kentsel alanların çözümlenmesinde yeni bir araç olarak kentsel tasarım ortaya çıkmıştır. Çubuk'un belirttiği gibi çağdaş ve yeni bir kent planlama anlayışı çerçevesinde kentsel tasarımın öneminin daha da artarak 21. yüzyılın kentsel sanat yüzyılı olacağını vurgulayabiliriz.
Bu bağlamda, çalışmada özellikle 80'li yıllardan sonra güncelleşen kentsel tasarım olgusu Türkiye'deki yerinin tartışılması amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda öncelikle dünyadaki planlama yaklaşımları incelenerek kentsel tasarımın mekan biçimlenmesinde neden önemli bir araç olduğu, kentsel tasarım eğitiminin özellikleri, uygulama ve yasal mekanizma içindeki konumu saptanarak son bölümde kentsel tasarım olgusunun tanımlaması yapılacaktır.
Genel Olarak Kentsel Tasarım Olgusu
Günümüzde kentleşme olgusu, kentsel mekanlarda olumsuz etkiler sergilemektedir. Bunun temel nedeni kentlerde yaratıcılığı önleyen ve bozulmayı artıran uygulamalardır. Çok hızlı değişimin yarattığı bu uygulamalar, kentsel mekanın görsel zenginliklerini yok etmekte ve niteliksiz ticari amaçlı gereksiz bir yapı yoğunlaşmasına itmektedir.
Ülkemiz açısından oldukça yeni ve farklı tanımlanan, karmaşık bir kavram olan kentsel tasarım eyleminin bir uzmanlık alanı olarak algılanması yenidir.
kentsel tasarım kavramının üzerinde çeşitli çevreler (odalar, yasalar, akademik çevreler) tarafından farklı görüşler ortaya atılmaktadır. Bu aşamada kentsel tasarım kavramının ne olduğunu tanımlayabilmek için önce kent planlama süreci yaklaşımlarının irdelenmesi yerinde olacaktır.
baranidil.jpgBursa Santral Garajı Yarışması 2. Odül (TH İdil Mimarlık Ofisi)
Kent Planlama Yaklaşımı
Kent planlama, batıda, sanayi devriminin yarattığı yerleşme-ulaşım-çevre sorunlarına çözüm arayışları oluşturmaktadır. Kentsel mekanın daha yaşanabilir yapma çabaları 1900'lü yıllarda Ebenezer Howard'ın Bahçe Şehir kent modeli üretmesi ve daha sonrasında Camillo Sitte (Kent İnşa Sanatı), Tony Garnier (Endüstri Kenti), Soria Mata (Lineer Kenti) gibi kent planlama düşünürleri kentlerdeki, hızlı nüfus artışları, ulaşım teknolojisindeki gelişmeler ve kentlerin çağa uygun işlevlerinin gelişmesi ve daha yaşanabilir kentler yaratmak amacıyla yeni kent modelleri oluşturmuşlardır. Kent planlama meslek disiplini başlangıçta, sanat temelli bir tasarım olarak ele alınmış ve sanayi devriminin neden olduğu kent fiziksel çevresindeki kalite kaybının giderilmesi ve proletaryanın yaşam koşullarının iyileştirilmesi amaçlanmıştır. Günümüzde ise kent planlama bilimin sunduğu teknik ve yöntemleri giderek daha yoğun olarak kullanmaya ve kamu politikasının bir aracı haline gelmiştir. Kent planlama mesleği temelde kentsel mekanın kamusal politikalarla üretimi şeklinde algılanmaktadır. (Çelik, 2003)
Kent sınırlarını zorlayan gelişmeler, kentlerin yalnızca fiziksel ölçütlerle denetlenemediğini göstermiş ve bölgesel, sosyal, ekonomik, politik süreçlerin anlaşılmasının kentsel gelişmeyi yönlendirme ve denetleme açısından gerekli olduğu gözlenmiştir (Günay,1997). Kapsamlı planlama, batıda, 19. Yüzyılın ilk yarısında kentsel mekanın biçimlenmesinde etkili olmuştur. Kapsamlı planlama yaklaşımında amaç, öncelikle kentin bölge içindeki yerinin tanımlaması, sosyal, ekonomik ve fiziki yapısını anlamaya çalışan "analiz" ve "araştırma"ya dayanan bir Nazım Plan üretilerek kent makro formunun denetlenmesi ve bu plana dayalı olarak tüm kentin uygulama planlarının hazırlanması şeklindedir. Çelik (2003) kapsamlı planı, toplumun fiziksel gelişimine yönelik politikalarda rehberlik yapacak, yerel yönetim karar vericileri için hazırlanmış bir kamu belgesi olarak tanımlamaktadır.
1930'lu yıllarda merkezi yer kuramı, CIAM ile zoning kavramı geliştirilmiştir. Aynı yıllarda Amerika Birleşik Devletleri'nde bölge planlama çalışmaları başlayarak kapsamlı planlamaya bölgesel boyut da katılmış ve planlama kademeleri eylemine sokulmuştur.
1960'lı yıllarda batı toplumlarında nüfus ve kentleşme hızlarının düşmesi, planlamanın kentlerin dinamik gelişme süreçlerine yanıt verememesi, farklı disiplinlerdeki bilim ve teknolojik gelişmeler ile birlikte bilgi toplama ve işlem sürecindeki yenilikler, kentte yaşayanların kendi yaşam mekanlarının biçimlenmesinde karar verme istemleri, yaratılan uzman plancı profili, merkeziyetçilikten yerelleşmeye dönen dünya, katı ve durağan bölgeleme uygulamalarına eleştiriler ile kapsamlı planlamanın yetersizliği ve günün koşullarına ayak uyduramaması kapsamlı planlamaya yönelik önemli eleştirilerdendir. (Eke, 1994)
Yukarıda belirtilen olumsuzlukların giderilmesi amacıyla geliştirilen yapısal planlama yaklaşımı, fiziki bir düzenlemeden çok sosyo ekonomik verilerin değerlendirildiği alternatifli gelişme politikalarını belirleyen yazılı rapor ve ana şemadan oluşan ve bu doğrultuda eyleme dönük yenileme, koruma ve sağlıklaştırma projelerinin üretildiği ve uygulaması için gerekli örgütlenme ve finans modellerinin düşünüldüğü kentsel projeler yaratmıştır. Stratejik plan olarak da adlandırılan yapısal planlama batı toplumlarında planlama mevzuatının temelini oluşturmaktadır.
Yapısal yaklaşımlı planlamaya, bilgi işlem teknolojisindeki değişimler, bilim dünyasına getirilen yeni tekniklerle, kentsel sistemlerin analizi, kestirimler ve alternatiflerin değerlendirilmesi ve daha çok bilginin işlenebilmesi ile karmaşık ilişkiler sisteminin matematiksel olarak ifade edilip çözümler aranması sistem yaklaşımlı planlama ile sağlanmıştır (Günay 1992). Kent planlama sürecinde sistem yaklaşımın kullanımın çok yoğun olmasında planlama bilime, daha az yoğun olmasında ise planlama sanata yaklaşacaktır. (Çelik, 2003)
Kapsamlı planlamada, plan uzman plancılar tarafından hazırlanarak mecliste onanması süreci sonunda kabul edilmelidir. Kentlilerin ise bu planın kendilerini ilgilendiren bölümüne itiraz hakları vardır. Yapısal planlama ile getirilen katılım modelinde ise hem Strateji Planı, (burada kentin geleceğine ilişkin kararlar, yatırımcı -özel ve kamu kuruluşları- ile sivil toplum örgütlerinin katılımı ile üretilmekte) hem de Yerel -eylem- Planı (bu aşamada ise planlama, doğrudan etkilenen mülk sahipleri ile o yörede yaşayanların katılımı ile üretilmekte) aşamalarında, hazırlanan planlar toplumun önünde tartışılmaya açılmakta ve katılımcı planlama ile çözümler üretilmektedir.
Dünyadaki kent planlama anlayışında, katılımcı, belli bilimsel temellere dayanan matematiksel modellerin kullanıldığı, bilgiye ulaşmada teknolojilerin kullanımı, alternatif seçeneklerin üretilmesi, estetik, mekan kalitesinin ön plana alındığı ve toplumla birlikte yaşayan, üretilen, dinamik bir planlama yaklaşımı benimsenmektedir.
Türkiye'deki kent planlama sistemini oluşturan yasalar ve yönetmelikler incelendiğinde; sistemin temel dayanağının kapsamlı planlama yaklaşımına dayandırıldığını belirtebiliriz. Fakat imar planları, kentsel arsa spekülatif değeri ve üzerindeki fiziki yapılaşma haklarına indirgendiği için üretilen planlar, kentsel mekanların çarpık, betonlaşma, düzensiz yapılaşma gibi sıfatlarla tanımlanmasına ve kimliklerini yitirmesine neden olmuştur.
II. Dünya Savaşı sonrası değişen dünya düzeni sonucunda kent planlama karar ve uygulamalarında köklü gelişimler olmuştur. Uzun süreçler içeren klasik imar planları, yerini geleceğin belli bir dönemindeki verileri doğrultusunda statik, katı ve kesin planlama kararları üretmek yerine denetim ve uygulamalarda toplumun dinamiklerine kolayca uyabilecek ve hızla üretilebilecek stratejik (yapısal) planı hazırlanması sürecine bırakmıştır. (Gürel, 1993)
Bugün batı ülkelerinde kent planlama gerek bilgi birikimindeki ve bilgi teknolojisindeki girişimleri kullanmak, diğer meslek disiplinleri ile disiplinler arası çalışmalar yapabilmek, planlamayı teorik temellere oturmak ve tartışmak, mesleğin meşruiyetini güçlendirmek ve daha güvenilir bir temele ulaşabilmek üzere alt uzmanlıklar olarak şekillenmektedir. (Çelik, 2003)
Batıdaki bu alt uzmanlık dallarından bazıları şunlardır: Ulaşım ve Altyapı Planlaması, Çevre Planlama, Bölge Planlama, Sosyal Planlama, Ekonomik Planlama, Konut Planlaması, Kent Merkezi Planlaması, Kentsel Tasarım... Vb. Görüldüğü gibi kentsel tasarım kent planlamanın bir alt uzmanlık alanı olarak ortaya çıkmaktadır.
ayhanusta.jpgBaşakşehir Kent Merkezi Tasarım Yarışması 1. Odül (Ayhan Usta ve ekibi)
Kentsel Tasarım Eğitimi
Kentsel tasarımın sosyal, ekonomik, kültürel, psikolojik, ekolojik, estetik ve yasal ögelerin etkileşimini dikkate alarak, kentsel mekanın yaşam kalitesini geliştirmeye dönük bir uzmanlık alanı olduğu ve bu alanda kent planlama, mimarlık, peyzaj mimarlığı disiplinlerinin ilgilendiği görülmektedir. (Çubuk, 1997)
Türkiye'de kentsel tasarım eğitimi incelendiğinde iki farklı yaklaşım ortaya çıkmaktadır. İlki MSÜ, İTÜ, İYTE, ODTÜ'de uygulanan kentsel tasarım yüksek lisans eğitim programları konuya ilgi duyan kent planlama, mimarlık ve peyzaj mimarlığı temel disiplinlerinden öğrencilerin daha ileri düzeyde eğitilmesinin hedeflendiği bir uzmanlık yaklaşımı şeklinde ele alınmaktadır. İkinci yaklaşım da ise Bilkent Üniversitesi Peyzaj Mimarlığı ve Kentsel Tasarım Lisans programında kentsel tasarım meslek diploması verilmektedir. (Bk. İlgili üniversitelerin web adresleri)
Kentsel tasarım uzmanlık eğitiminde belirtilen disiplinlerin diğer iki disipline ilişkin olarak belli bilimsel hazırlık dersleri alması farklı formasyonlar elde edilmesi açısından olumlu olacaktır. Bu nedenle MSÜ ve İTÜ'nün mimar kökenli öğrencilerini, ODTÜ'nün ise mimar ve kent planlama kökenli öğrencilerini bilimsel hazırlık programına sokmaması önemli bir eksiklik olarak görülebilir. İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü'nde ise belirlenen programda mimar ve kent plancısı (peyzaj mimarlığı kökenli öğrencilerin alınmaması bir eksiklik kabul edilebilir.) kökenli öğrencilere kendi meslek grubuna yönelik hazırlık dersleri okutularak temel eğitim verilmektedir.
Yaklaşık 30 yıllık bir kentsel tasarım eğitim programına sahip olan MSÜ, Kentsel Tasarım Uygulama ve Sempozyumları ve Tasarım+Kuram hakemli dergisi ile kentsel tasarımın kuramsal yapısını oluşturmaya yönelik bilimsel ortamları sağlamaktadır. Bu bilimsel ortamlarda kentsel tasarımın uzmanlık eğitimi olduğu üzerinde durulmaktadır. Kent planlama ilkelerine göre gelişen kentlerde kentsel tasarımın canlılığı yaşanabilirliğin ve kendine özgü yaşam kalitesinin geliştirilmesinde kent planlama sürecinin önemli bir aracı olarak kabul edilmektedir.
Birbirine yakın ve farklı disiplinlerin katkısı ile oluşturulan ortak bir yüksek lisans eğitim programı çerçevesinde verilecek formasyon, mekan düzenleme aracı olan kentsel tasarımın kullanımını olumlu yönde etkileyebilecektir.
Kentsel Tasarım Uygulamaları ve Yasal Dayanağı
Türkiye'deki kent planlama eylemini biçimlendiren ve yasal çerçeveyi oluşturan 3194 sayılı İmar Kanunu ve ilgili yönetmeliklerde kentsel tasarımın tanımı yapılmamıştır. Yani kent planlama süreci içinde kentsel tasarımın hangi ölçekte, hangi aşamada ve nitelikte yapılacağı bir hukuksal belgeye bağlanmamıştır. Buna karşın Organize Sanayi Alanları, Toplu Konut Alanları gibi tek işlevli büyük mekanlar ile kent merkezi gibi karmaşık sorunların ve fonksiyonların bulunduğu küçük mekanların kentsel projeleri, yarışma yada ihale yöntemleriyle kentsel tasarım teknikleri kullanılarak elde edilmektedir.
Kentsel tasarımın yaygınlaşmasında ağırlık yarışmalardır. Ancak bu projelerin büyük çoğunluğu yaşama geçirilememektedir. Bunun nedenleri olarak;
• kentsel tasarım projelerinin tek çözüm peşinde olan projeler değil, sadece istenilen yapısal ve işlevsel çözümlerin ana hatlarıyla belirlendiği detay projelerin elde edilmesini oluşturulan dil çerçevesinde esnek bırakan ara ölçek çözümler olarak yarışmacılar tarafından algılanmaması (bir başka deyişle bu süreçte istenilen mimari tasarımlar hedeflenen kent kurgusunun işlevliğini kanıtlayan test tasarımlar olduğunun unutulması (Vardar, 1997),
• Yarışma sonuçlarının ve jüri raporlarının meslek çevrelerinde tartışılamaması ya da tartışılmaması ve belgelenememesi,
• Kentsel tasarımın disiplinler arası bir ekip çalışması olmasına rağmen bu tür ekiplerin oluşumunun sağlanamaması ve desteklenmemesi,
• Tasarıma konu olan alandaki verilerin yeteri derecede ve hassaslıkta ortaya konulamaması,
• Belediyenin akçal kaynaklarının kısıtlı olması,
Belirtilebilir.
Elde edilen kentsel tasarım projeleri, yasal bir belge olan imar planı tekniğine dönüştürülmektedir. Halbuki imar planları mekanın arazi kullanımı, yoğunluğu, çekme mesafeleri, yükseklik denetlemeleri ile sınırlı kalmış ve bunun sonucu kentin kimliğini yitirmesine neden olmuştur. İmar planlarındaki yeterli araçların oluşturulmaması nedeniyle kentsel tasarım, imar planlarının bir aracı olarak ortaya konulmuş idi. Kentsel tasarım rehberleri imar yönetmeliklerine ve imar planı notlarına bu nedenle dönüştürülemediğinden uygulamalarda başarısızlıkların ortaya çıkması doğaldır.
Ayrıca belirli bir uzmanlık eğitiminden geçmiş kentsel tasarımcının yeni bir meslek odasına üye olma gibi bir endişesi olmamalıdır. TMMOB yasasında lisans düzeyinde elde edilen diplomaya bağlı olarak meslek odasına kayıt yaptırılacağı belirtilmektedir. Zaten kentsel tasarım, uzmanın kökeninde kent planlama, mimarlık ve peyzaj mimarlığı disiplinlerinden birine sahip olunması ve bu meslek odalarından birine üye olunma gerekliliğini ortaya koymaktadır. Bu durumda Şehir Plancıları, Mimarlar Odası ve Peyzaj Mimarları Odalarının kentsel tasarım projelerinde bu formasyona sahip üyelerinin ekipte bulundurulmasını sağlayacak bir tüzük düzenlemesine gidilerek sorun ortadan kalkabilecektir. (Bugünkü Koruma İmar Planlama sürecinde olduğu gibi)
ozgurbingol.jpgAdana Ziyapaşa Mahallesi Kentsel Tasarım Yarışması Satınalma (Özgür Bingöl ve ekibi)
Kentsel Tasarım Kavramı
Hızlı ve düzensiz kentleşme sonucunda ekonomik yaklaşımların ve toplumun yapısının değiştiği bu dönemde, doğal çevre üzerinde (tarım alanları, orman alanları, su kaynakları ...) ve tarihi çevre üzerinde (kentsel sit alanları, arkeolojik ve tarihsel alanlar) aşırı talep sonucunda büyük bir baskı oluşmuştur. Bu baskılarla ilgili yasalar ve yetki dağınıklığı birleşince, kentsel mekanlarda daha fazla yozlaşma, taşlaşma ve uyumsuz yapılaşma oluşmaya başlamıştır. Planlama ve tasarım sistemi ise bu değişim baskısını karşılayamamakta ve kentsel mekanda bir kaos yaratmaktadır. Bu kaos, ister olumlu, ister olumsuz olarak tanımlansın kentlerin kimliğinde önemli bir değişim sağlamaktadır.
Kent planlaması uzun vadeli bir süreç olarak görülmelidir. Geleceğe yönelik değişimler bilinmeden, kentsel mekana yönelik katı sınırlamalar getirilmemeli, genel hedefler dışında (stratejik hedefler diye de adlandırılabilir) kesin plan kararlarının verilmediği yapısal şemalar ile yerleşmeler yönlendirilmelidir. Çünkü, günümüz teknolojisinin ekonomik ve politik alanlarda hemen her an değilşebilen dengeleri, toplumların esneklik ve çeşitlilik gerektiren dinamik yapıları planlama sistemine de aktarılmalıdır.
Bu nedenle imar planlarında, statik formasyona sahip, en küçük detayı bile bugünden geleceğe yönelik olarak karara bağlayan süreç kırılmalıdır. Toplumla birlikte yaşayan, üretilen, planlı gelişmeyi gerçekleştirebilecek, yaratıcı, yenilikçi, katılımcı ve değişime açık bir modele geçiş yapılması zorunludur.
Kentsel mekanın düzenleme yöntemleri ve araçları, bir yerleşmenin tarihi içine alan ülkesel ve bölgesel politikalar ve amaçlar doğrultusunda nüfus, işgücü, konut, sanayi, ticaret, sosyal hizmetler gibi fonksiyonların geleceğe yönelik mekana yansımasında bir rehber, yol gösteren belli bir esneklikte bir çerçeve (yapısal) plan şeması (üst ölçekli plan) ile sorunlu, problemli alanlara müdahale edilecek öncelikli alan, özel ilgi odağı, eylem alanlarının (alt ölçekli plan) belirlenerek çözümlenmesini ve denetlenmesini içermelidir (yapısal planlama yaklaşımı).
Bu bölümde; kentsel tasarımın ne olduğu ve ne tür özellikleri yerine getirmesinin beklendiği açıklanarak, kentsel tasarımın disiplinler arası ilişkilerinin ortaya konulması amaçlanmaktadır.
Kentsel tasarım dilimizde, city architecture (kent mimarlığı), batıda ise civic design (kamu alanları tasarımı) aşamasından geçerek son şeklini urban design (kentsel tasarım) (Gürel, 1997) olarak kavrama yaklaşımımızı tarihsel olarak özetlemektedir.
Kentsel tasarım çalışma alanının yeni bir uzmanlık alanı olarak ortaya çıkması Reyner Baham'ın 1960‘lı yıllardaki notlarında; mimarlık ve planlama disiplinleri arasındaki mil karelik alan boşluğunu belirleyerek bunu doldurmak için yeni bir uzmanlığa ihtiyaç olduğunu belirtmesiyle olmuştur. (Ayataç,1999) Günümüzde ise kentsel tasarımın en yaygın tanımlaması da bu doğrultudadır. Kentsel tasarım her iki disiplin arasında gerek içerik, gerekse ölçek açısından bir geçiş olarak tanımlanmaktadır.
Kentsel tasarım mekanın organizasyonu olduğu için tasarım disiplini diyebileceğimiz kent planlama, peyzaj mimarlığı ve mimarlık dalları ile ilişkisi yoğundur. İlgili bu üç disiplin kentsel tasarımı farklı yaklaşımlarla tanımlar; peyzaj mimarları, kentsel tasarımı binalar dışında kalan çevrenin tasarlanması, kent görünümü, kısaca kentsel peyzaj olarak tanımlarken, mimarlar da (Mimarlar Odası kentsel tasarım hizmetleri ücret şartnamesinde) kentsel tasarıma büyük ölçekli mimarlık uygulaması olarak yaklaşmaktadır. Kentsel tasarımı kent plancıları ise kentin planlamaya ilişkin detaylarını çözümleme, estetik ile ilgili düşünülen konuların saptandığı bir süreç olarak görmektedirler. (Ayataç,1999)
İlgili disiplinlerin kentsel tasarımın kendilerince en uygun tanımlamalarını kabul ettirmek için karşılıklı mücadeleye giriştikleri ve uzmanlık sınırlarıyla ilgili sürekli anlaşmazlıklarının olduğu bilinmektedir. Belirlenen bu yaklaşımların bir bütünlük içerisinde doğrulukları olduğu kabul edilebilir. Kentsel tasarımın çok değişkenli bir disiplin olması tanımında da farklılıkları ortaya koymaktadır. Bu tartışmalara girmek yerine kentsel tasarımdan beklenilenlerin ne olduğunun ortaya konulması daha uygun olacaktır.
İstanbul'da yapılan Habitat II Toplantısının temel sonucu yaşanabilir kentsel mekanların üretilmesidir. Bu bağlamda kentsel tasarım eyleminin tanımlanmasını şu şekilde yapabiliriz. (Günay,1997,s.56)
• Yaşanabilir kentin biyofizik çevresi (ya da kentin ekolojik dengesinin kurulması),
• Yaşanabilir kentin sosyo-psikolojik çevresi (sosyal yaşamın parçaları olan yer'lerin ortak yaşam, güven duygularının, kentlerin anlamının, imgelerinin, karakterinin ve kimliğinin korunması),
• Yaşanabilir kentin mimarlık, estetik çevresi (kentsel tasarım kütle-mekan-biçim ilişkilerinin kurgulanarak görsel değerlere, estetik kaygılara, tarihsel değerlerine göre yorumlanması)
• Yaşanabilir kentin üretim süreci (kentsel tasarım, belirlenen kriterlerin istenilen düzeyde tutulması zorunluluğu nedeniyle kenti inşa etme süreci olarak düşünülmelidir.)
Kentsel tasarım projesinin iç dinamikleri;
Tanımı, amacı, hedefi yukarıda belirlenen kentsel tasarım fiziki mekanın biçimsel organizasyonu yanında toplumsal bileşenleri katarak anlamlı mekanlar yaratmaktadır. Tekeli (1993:57-58) bu amaçla bir kentsel tasarımın gerçekleştirmesi gereken kaliteleri yada değerleri yedi kriter altında sıralamaktadır. Bunlar:
• Yaşanabilirlik (insanların yaşamını ve faaliyetlerini sürdüreceği kentsel mekanlarda yaşam kalitesinin sağlanması),
• İşlevine uygunluk (insan ölçeğine, kültürel davranışına, kent içindeki konumuna göre düzenlemeler),
• Kolayca okunurluk (insanın mekanı algılamasını kolayca öğrenebilmesi),
• Görsel doyum sağlamak (mekan ölçeği, oranları, renkleri, dokusu vs. ögelerin estetik değerleri karşılaması)
• Çağrısal algılama yoluyla anlam yüklemiş olmak (kentsel tasarımla mekanın yer niteliğine ulaşarak yer kimlik kazandırılması ve bunun yanında algılamayla ona anlam yüklenmesi)
• Özel ve kamu denetiminde olan mekanlar dengesi (kenti kullananların faaliyetlerinin kamusal alanlarda görsel ve simgesel değerlere ulaşabilmesi)
• Gerçekleştirilebilirlik (tasarım ürününün belli bir yaşamsal kalitesini sağlayacak şekilde alt ve üst yapıların yapılmasında kapital ve uygulamasının sağlanabilmesi)
Kentsel tasarımın araçları;
Kentsel tasarımı yapılabilir kılmak için tüm yukarıda sıraladığımız kuramsal çerçevelerin yanında planın gerçekleşmesi için gerekli finans mekanizması yanında uygulama araçlarına da ihtiyaç vardır. Kentsel tasarım eyleminin dört ana çıktısı vardır. Bunlar:
• Politikalar
• Planlar
• Programlar ve
• Rehberlerdir.
Kentsel tasarım projelerinin en önemli aracı tasarım rehberleridir. Rehberler, belirli bir yöre için geçerli olacak tüm standartlar, yöntem ve teknikleri açıklayıcı ve yönlendirici kararlardır. Bu kararların imar planları raporundaki plan notları ve kararlarından farkı üçüncü boyut mimari karakter, detay, malzeme ve ulaşım gibi konuların yer almasıdır.
Nasıl bir kentsel tasarım uzmanlık eğitimi?
Bugünkü eğitim sistemi kentsel tasarımcıyı, daha önce bahsedildiği gibi plancı, mimar, peyzaj mimarı disiplinlerinden olabilirliğini sağlamaktadır. Bu temel disiplin eğitimine sahip olanlar yüksek lisans, doktora eğitimi yaparak bazı nosyonlara sahip olmalıdır. Kentsel tasarımcının mekanların korunması, yönetimi, ekonomik ve sosyal dinamiklerin değişimi ve erişimi ölçütü, estetik, üçüncü boyutun sunacağı vizyon, farklı bakış açısı, hayal gücü ve yeteneğine ihtiyaç vardır.
Genellikle ve bireysel olarak kentsel tasarımcı sorunların çözümünde Lang'in belirttiği şu bakış açılarına sahip olmalıdır.
• Sosyal, ekonomik, kültürel ve uzlaştırıcı güç olarak kentsel tasarımcı kent planlama bakış açısı,
• İmge yaratıcı ve artist olarak kentsel tasarımcı mimari bakış açısı,
• Uygulamalı ekolojist olarak kentsel tasarımcı peyzaj mimarlığı bakış açısı ve
• Altyapı tasarımcısı olarak kentsel tasarımcı mühendislik bakış açısı. (Karaman,1999, s. 236)
İzlendiği gibi bu uzman profiline sahip kentsel tasarımcı nasıl yetiştirilebilir? K. Lynch kentsel tasarımın nasıl öğretileceği üzerinde düşünerek üç temel becerinin zorunlu olarak verilmesi gerektiğini belirtmektedir. Bunlar;
• İnsan, mekan ve olaylar arasındaki ilişkiyi ve bunları düzenleyen kurumları anlayabilen keskin bir görüş ve kavrayış becerisi,
•Kent tasarım teorisine, tekniklerine ve değer sistemine ilişkin sağlıklı bilgilenme,
• İletişim, öğrenme ve ifade etme heves ve yeteneği
şeklinde sıralanabilir. (Şanlı, 1991)
Sonuç; Kentsel tasarım kent planlama sürecinin bir parçasıdır
Günay (2003), şehirciliği kent olgusunun teknolojik ve sosyal süreçleri arasında bir bağlantı kurarak kültür kavramına gönderme yaparken, kent planlamayı ise şehire müdahalenin aracı olarak düşünülmesi gerektiğini belirtiyor ve şehirciliğin bir yapma sanatı olduğunu vurguluyor.
Kısaca şehircilik; planlamayı, mimarlığı, mühendisliği kapsayan bir alan, kenti yapma sanatı olarak değerlendirildiğinde kent planlama, kentsel tasarım, mimarlık bir araç olmaktadır. Burada Günay'ın belirttiği gibi bir kültür ürünü üretme sorunsalının altı çizilmelidir.
Yeni sosyal-kültürel yapı ve teknolojik-bilimsel gelişmeler sonucu disiplinler arası sınırların anlamının yitirildiği şeklinde yorumların yapıldığı bir dönemde yeni bir uzmanlık alanın ortaya çıkarılması mesleklerin temel ölçütlerinden biri olan sınır kavramının bir anlaşmazlık ve çıkar konusu olması nedeniyle bir kargaşa ve krize neden olmaktadır.
Kentsel tasarım, kentsel yerleşmelerin bütünündeki politikalar, kentsel karakteristikle uyumlu, kısaca kentsel planlamanın devamlılığı ve ilişkisi içinde sonuçlanan, üç boyutlu tasarım projeleri ile kentsel yaşam kalitesini artırıcı eylem planları olarak (mimari-peyzaj-altyapı uygulamalarını yönlendiren) önemli bir araçtır.
Makro ve mikro ölçekte mekanların sorunlarının çözümlenmesinde görev ve sorumluluk alanlarının net olarak belirlenmemiş olması önemli bir sorundur. Sonuç olarak kent planlama süreci içinde kentsel tasarımın yeri, kapsamı, araçları ve tekniklerinin neler olabileceği üzerinde şu hususlar dile getirilebilir;
• Kent planlama sürecinde kentsel tasarımın etkinliğinin artırılabilmesi için öncelikle bugünkü İmar Yasası, kenti ve doğal çevreyi bütünüyle kapsayacak bir çerçeve yasa olarak geliştirilmelidir.
• Kentsel tasarımın etkinliğinin artırılabilmesi için diğer bir husus ise küçük parsel ölçeğinden kurtularak toplu yapılaşma girişimlerini özendirecek bir mülkiyet anlayışı benimsenmelidir.
• Belediyelerin İmar Müdürlüklerine bağlı olarak yer alan Planlama Büroları, kentin sorunlarını kentsel planlama sürecinde ve genel planlar doğrultusunda çözen imar planları ve kentsel tasarım plan ve programlarının uygulanması ve denetlenmesinden yükümlü bir kurum olarak yeniden yapılanmalıdır. Bu kurum; kent plancısı, kentsel tasarım uzmanı, mimar, peyzaj mimarı, sanat tarihçisi gibi çeşitli meslek disiplinlerini içeren uzmanlardan oluşturularak işlerliği artırılmalıdır.
Mekan organizasyon sürecinin işlerliğini şu şekilde belirleyebiliriz:
Kent planlama sistemimiz bir yerleşmenin tarihini içine alan ülkesel ve bölgesel politikalar ve amaçlar (Bölge Planları) doğrultusunda nüfus, işgücü, konut, sanayi, ticaret, sosyal hizmetler gibi fonksiyonların geleceğe yönelik mekana yansımasını bir rehber, yol gösteren, belli bir esneklikte bir çerçeve (yapısal) plan şeması ile kentin makro formunun şekilleneceği üst ölçekli plan ile elde edecektir.
Kentin makro formunun elde edilmesi sonucu yoğunluk ve ulaşım ilişkilerini oluşturan Nazım Planlar; geleceğe nasıl ulaşılacağının ara aşamalarını, etaplarını belirleyen ve girişimcileri yönlendiren kentin fiziksel şemalarıdır. Nazım planlar hemen işleyen, zamana bağlı gelişmelere ve değişimlere esneklik taşıyan İmar planları ve uygulama sürecinde özellikle öncelikli alanlarda kentsel tasarım zorunluluğu getirilerek çözümlenmelidir. Uygulama imar planları, belirlenen etap ve öncelikleri içinde program, plan ya da eylem planı anlayışı çerçevesinde elde edilmelidir.
Öncelikli alanlar için üretilen uygulama imar planları kentsel tasarım projeleriyle beraber ele alınarak yapılaşma programları oluşturulmalıdır. Bu oluşumlar ile çerçeve yasada bulunması gereken tanımların yanısıra imar planları üzerinde çizili, plan notlarında yazılı olarak kesinlik ve belirginlik kazandırılmalı ve hatta kentsel tasarım projelerinin onanarak yasal bağlayıcı ek belgeler olabilmesi sağlanmalıdır.
Böyle bir kapsamda sit alanı, turizm alanı, kıyı alanı, özel çevre veya kentin sorunlu bir alanı, kentsel tasarımda bu süreç içerisinde ve problem çözümüne yönelik alt detay planı olarak görülmeli ve plan bütünlüğünü bozucu uygulama ortadan kaldırmalıdır. Bu alt detay planlar ile mekanın fiziksel yapısını oluşturan yapılar ve yapılar arasında kalan boşlukların biçimlenmesi ve böylece mimarlık-peyzaj mimarlığı ile bağların kurulması görevini kentsel tasarım eylemi yüklenmelidir (Özer,1998). Süreç, elde edilen planlar sonucu yapılaşma alanlarının uygulama projelerinin oluşturularak mimari, peyzaj mimari ve mühendislik projelerinin elde edilmesi şeklinde özetlenebilir. Şemada o konuyla ilgili temel disiplinler belirtilerek diğer meslek disiplinlerinin gerektiği bilgi ve zaman içerisinde desteklerin alınacağı düşünülmelidir.
Yeniden tanımlanmaya çalışılan kent planlama süreciyle yapılmaya çalışılan düzenlemeler, kentliye çağın gereği bir yaşam vermeyi amaçlamaktadır. Bu süreçte hangi planlama yaklaşımı kullanılırsa kullanılsın, hangi tür planlama çalışması yapılırsa yapılsın planlamaya veri olabilecek bilgilerin araştırılması, değerlendirilmesi önemli bir sorundur. Bu sorunun aşılmasında kentsel tasarımın kullanımına bu şekilde bir yaklaşım kent mekanının fiziki biçimlenişinde daha verimli mekanlar üretilerek kentlere dinamizm ve kimlik kazandırılmasını sağlayacaktır.
Kaynakça
AYATAÇ, H.K. 1999, "Gerçek Kent Tasarımcısı Kimdir?", 1. Ulusal Kentsel Tasarım Kongresi; Kentsel Tasarım: Bir Tasarımlar Bütünü, MSÜ Mim.Fak. Yayını, ss. 250-257, İstanbul.
ÇELİK, H.M., 2003, "Türk Kent Planlama Sisteminin Dünya Planlama Teorisindeki yeri ve Açmazları", Planlama Dergisi 2003/4 Sayı 26, Şehir Plancıları Odası Yayını, ss. 93-105, Ankara.
ÇUBUK, M, 1997, "Kentsel Tasarım Formasyonu ve Eğitimi Sunuş Bildirisi ve Sonuç Metni", VIII. Kentsel Tasarım ve Uygulamalar Sempozyumu 15-16 Mayıs 1997, MSÜ Mim. Fak. Yayını, İstanbul.
EKE, F., 1994, "Değişen Dünya Türkiye ve Planlama", Belediyeler Dergisi Yıl:8 Sayı:24, T.C. B.İ.B. TAU Yayın No:81, Ankara, ss.3-9.
GÜNAY, B, 1992, "Mekan Planlamasında Temel Yaklaşımlar ve Temel sorunlar Türkiye Gerçeğinde Bir Değerlendirme", Friedrich Ebert Vakfı Ekonomi Formu için Hazırlanan Ana Tebliğ, Çırağan Palace Kompinski, İstanbul.
GÜNAY, B, 1997, "Kentsel Tasarım Kültürü ve Yaratıcılığın Sınırları", Planlama Dergisi 97/2, Şehir Plancıları Odası Yayını, ss. 54-61, Ankara.
GÜNAY, B, 2003, "Şehircilik; Bir Kültür Ürünü Üretme Sorunsalı" 8 Kasım Dünya Şehircilik Günü 27. Kolokyum; Şehircilikte Reform - 6-7-8 Kasım 2003, TMMOB Şehir Plancıları Odası ve Mersin Üniversitesi Yayını, ss. 1-19, Mersin.
GÜREL, S, 1997, "Kentsel Tasarım Eğitiminin Dünü-Bügünü-Yarını", Planlama Dergisi 97/2, Şehir Plancıları Odası Yayını, ss. 4-5, Ankara.
KARAMAN, A, 1999, "Bir Disiplin ve Meslek Olarak Kentsel Tasarımın Yeri, Konumu ve İçeriği", 1. Ulusal Kentsel Tasarım Kongresi; Kentsel Tasarım: Bir Tasarımlar Bütünü 26-28 Mayıs 1999, MSÜ Mim.Fak. Yayını, ss. 234-239, İstanbul.
Özer, M.N., 1998, Planlı ve Tasarlı Yaşam alanlarının Kent Kimliği Üzerindeki Etkileri, Antalya Örneği, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Gazi Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, Ankara.
SÖKMEN, P, 1999, "Batı Kentlerinin Gelişmesinde Bir Politika Aracı Olarak Tasarım", Tasarım+Kuram Dergisi Sayı 1, MSÜ Mim.Fak. Yayını, ss. 17-27, İstanbul.
ŞANLI, İ, 1991, "
kentsel tasarım Eğitimi Üzerine Yanıtlanmamış Bazı Temel Sorunlar", 1. Kentsel Tasarım ve Uygulamalar Sempozyumu, MSÜ Mim.Fak. Yayını, ss. 5-9, İstanbul.
TEKELİ, İ, 1994, "Bir Kentsel Tasarım Kuramının Geliştirilmesi Üzerine Düşünceler", Kent, Planlama, Politika, Sanat, ODTÜ Mim.Fak.Yayını, ss. 591-610, Ankara.