Skip navigation.

GÜL NE DEMEK? ADI BAŞKA OLSAYDI BU KADAR GÜZEL KOKMAYACAK MIYDI... (shakespeare)

MUM YANIĞI



Mum yanığı hüznü ile gölgemden geçiyor ürkek bir yel.
Saçlarımı dalğalandıramıyor
Esmerliğimden alamıyor bakışlarımı
Kuruyan dudaklarıma bir damla serinlik olamıyor.

ketum

"Ahmet Aslan - Minnet EyLemem

ERKAN OĞUR-İSMAİL HAKKI DEMİRCİOĞLU "ey zahit şaraba"

DİŞLERİMİN ARASINDA DEMİR KIRINTILARI VE AĞZIMDA KALMIŞ PAS KOKUSU


bir daha ağlasana
görmedim.
göremedim ağladığını
beni saçlarına bağışla
göremedim ağladım saçlarına bakarken
bir daha ağlasana.
yaşlılar gibi ağlamak
niyedir?
elin nerde?
nerede elin?
cebimdeki adresler yanlıştır
tutunduğum son çalı,
sevmedim onu senin kadar.
bulana durula nedir akan senden başka.
karanlık çekilinceye kadar alnacımdan,
küçücük bir yorgunluktu
aksayan ayaklarımda.
saçlarım dökülürken nemlenen alnım,
bana açılmaktadır en ücra uzaklarda.
kafa kemiklerimi zorlayan sesler,
ekşimiş yogurt kokusu,hızar gürültüleri,
hayatı arsızca kullanmaktadır.
keserek pörsümüş yaralarını
dalıyorum ceplerimdeki taşlarla
durgun sulara ve,
aşılanıyorum meyvesiz,bol budaklı bir agaca.
ferahlayabilmek,
götürür beni ıssız bir sorumluluğa
ama elmanın bozamadığı pas tadı ağzımda hala.
dişlerimin arasında demir kırıntıları
ağzımda kalmış pas kokusu.
aynı tepenin yamacındaki çalılıklar gibi
kaygular büyütmüşüm geri alınmayan sorularla.
hayatım yakın bir hedefti çocukluğuma.
damarlarımdan boşalacak kelimeler var
aşka dair.
aşkı anlatmak değil bu.
nedir benim bu halim,hallerden
nedendir güzelliği kış sabahlarının
neden benim ürkek duruşum?
neden,neden,neden,neden?
neden bu kadar vaadedicidir yaz geceleri?
içimde kıpranır tomarla dirim
nedendir peki
bakışlarımda üstüme çöken ıssızlık
ağzıma yayılan pas
ellerimdeki dokunma isteği.


ketum

TUHAF



ay ışığında garip bir kırmızımsılık var
karanlık yıldızsız geceye hapsolmuş
solmuş benizlerde anlık gülüşler yakışık kalmıyor

ketum

ESENLİK BİLDİRİSİ "ismet ÖZEL"

ANİ BİR ÇIĞLIKLA SİLKİNECEK YERDEKİLER


Kırmızıya ve mor’a çalınmıştı heryer
Yokluk yada varlık sayılarda belli oluyordu artık.
Hiçbir anlamı kalmamıştı sıcaklığın zemheride.
Üşümek bile kesmiyor nedense yanan elleri.
Solunulan her ne ise acı bir tat bırakıyor genizlerde
Herşey yavan geliyor
Herşey daha da korkutuyor
Herşey daha bir çetrefil oluyor
Herşey gittikçe hiçbirşeyleşiyor.
Unutulan,ağız kenarlarında titrek dudaklar misali
Düşlenemiyor bile yadellerdeki çam kokulular.
Özlenen,sırça köşklerdeki tutuksuz tutuklulara denk..
Farketmez bundan böyle yıldızlardaki ahenk,
Yahut gökteki yedi renk..
Neylersinki,ölüm mezar taşlarında daha bir fiyakalı.
Hiçbir çiçek duramayacak dalında,
Ani bir çığlıkla silkinecek yerdekiler.
Ve bir akşam üstü;
Küsemeyecek bile akan sular
Gök yere ansızın iniverecek
Ruhum benimdir artık ve göksüm dingin.


ketum

İSMET ÖZEL "sebeb-i telif"

İlgili aramalar: müzik - sebeb-i telif -  aşk -  ismet özel -  sebebi telif

KALEMSİZ...



Göçebe olan hüzzam bakışlarla,yersiz,yurtsuz ve kalemsiz…

Çırpınıyorsa yürek nafile!
Kuşatmıştır gözlerin ferini sonbahar sarısı susku.
Uzaklara el atmış ve yorgundur kollar
Hesapsız hesapların kaldıramadığı gizler vardır dörtyanda…

Ezildi yaprak,acıdı dalı ağacın;
Kırık ve döküktü,yavandı acı sular

ketum

RUHUM YER SOFRASINDA



en sızılı saatlerime bir türkünün tınılarını iliştirdim
yalınlıklarımdaki gizemim simsiyah bir bulut oldu,hissettim.
yaşamın hiçbir mecrasına sığdıramadığım ruhumu
yer sofrasına serip önüme açtım.


ketum
November 2009
S M T W T F S
October 2009December 2009
1 2 3 4 5 6 7
8 9 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30