Kozanaybar's Blog

I store some stuff in here

Subscribe to RSS feed

Kürtlerin Anarşizmle Dansı Mümkün Mü?

“Kederli ruhların desteklemek ve propagandasını yapmak için bir despota ihtiyaçları olduğu gibi, despotun da amacına ulaşmak için ruhların kederlenmesine ihtiyacı vardır.” [Gilles Deleuze]

Kürtler evrensel bir hakikate yaslanmadan da meydan okumanın mümkün olduğunu keşfedecek bir tarihsel uğraktan geçiyor. Temsil ettiği veya ettirildiği bütün politik referans noktalarının ve hareketin bileşimlerinin iktidara hızla eklemlendiği bir konjonktürde yeni bir siyasal eksene ihtiyaç duyulduğu her Kürt için artık aşikâr. Tarih kimileri adına bir siyasal yanlışlar toplamıdır ne de olsa. Geçmişin ve örgütlenme biçiminin köklü bir sorgulanışından doğacak alternatif bir radikal politik ufka yelken açmanın toplumsal zemini şimdilik mevcut. İktidara yöneliş her şeye rağmen iktidar dışında kalmayı doğuruyorsa, umutsuzluğun girdabından tekil özgürlükler ırmaklarına küçük kulaçlar atmanın tam zamanıdır. Türkiye tarihinin en politikleşmiş siyasal öznesi olan bir halkın içkin anarşik coşkusuyla bu yorgun topraklarda özgürlüğün ve devrimin kara bayrağına dönüşmesi "aleyhistanda güçlü bir lehçe" yaratabilir. Örgüt ve partilerin katı hiyerarşik atmosferinde hiçleşmiş militan benliklerin ertelenmiş sosyallikleriyle buluşarak, devrim ilişkilerini gündelik hayatlarının hücrelerine yedirerek oluşturacakları bir siyasal kalkışmadan anlamlı sonuçlar beklemek kuvvetle muhtemel. Feodal ilişki ağının hükümranlarından kurtulmadan Marksist önder ve öncü kadroların mutlak otoritesini içselleştirmek zorunda kalmak, özgürleşme mücadelesine kalkışan Kürt bireyinin yaşadığı en büyük talihsizlikti belki de. "Efendiler kültü"nün, çağdaş tiranlıkların hiç eksik olmadığı bir tarihsel mirası devralmak bütün kaçış çizgilerinin daha baştan kaybedildiği bir direnişe gönüllü mağlup olarak razı olmak demekti. Her türlü stratejik ve taktik politikanın önceden belirlendiği, anlam ve yaratıcılık potansiyellerinin dondurulduğu, iktidarın dil ve davranış kodlarının örgüt disiplini adı altında yeniden üretildiği bir politik iklimden çıkmış bezgin ve savruk kimliklerin, özgür öznelere dönüşmesi elbette kolay değil. Ancak yaşanan deneyimlerin neyin istenmediği konusunda kalıcı -yaşanan- bir bellek ve bilinç yaratmış olması potansiyel bir kazanım olarak görülebilir. Kürt siyasal hareketinin içinde debelendiği bütün açmazlara karşın, hareketin yıllarca temsil ettiği sosyalist seküler kültürün daha özgürlükçü temellerde yeniden inşa edilmesi ve dönüştürülmesi tahmin edildiği kadar zor gözükmemekte. Politik söylemin "demokratik cumhuriyet veya demokratik konfederalizm" gibi argümanlarla iyice bulanıklaştırılması, hoşnutsuzlukların veya ikircikli ruh hallerinin gittikçe siyasal bir şizofreniye dönüşmesi kendi mecrasında dipten gelen özgürlükçü ve anti-otoriter akıntılar yaratmaya gebe. Ulusal Sorun ekseninden uzaklaşarak, tekil ve ötelenmiş sorunların analizine dayalı taleplerin dillendirilmesi ve çoğaltılması tarihi öneme sahip sonuçları da beraberinde getirecektir. Devletsiz, sınıfsız, cinsiyetçi ataerkil kültür kalıntılarının eritildiği, ekolojik yaşamla dengeli bir siyasal organizma her muhalif Kürdün yaşattığı bir ütopya olmasına karşın, toplumsal ve bireysel karşıtlıkların örgüt ve parti pratikleri aracılığıyla totalleştirilmesi, farklı inisiyatif ve temsiliyetlerin bastırılması - ötekileştirilmesi yaşanan krizin ana temelini oluşturmakta.

Çözüm ne ortodoks totalleştirici ideolojilere sarılmakta ne de burjuva demokratik cumhuriyetin uslu vatandaşı olmayı kabullenmekte yatıyor. Geçmişin toptan reddiyesi kolaycılığına itibar etmeden de "şimdideki gelecek"i örmek mümkün. Ulus-devlet projesinin tarihsel dayanaklarını yitirdiği günümüz küresel denkleminde siyasal ve kültürel reformlar talebiyle verili iktidara eklemlenerek bir alt-ulus kategorisi olmayı onaylatmak Kürt bireyinin çelişkiler yumağına dönüşen sorunlarına çözüm gücü üretmekten uzak bir rotadır. Modern uygarlığın üzerinde temellendiği değerlerin aşılması yönündeki sorgulayışların tavan yaptığı bir çağda, endüstriyel gerilik gerekçeleriyle bir ulusu modern toplumun hâkim modellerine uyarlama (cenderesine sokma) yönlendirmeleri tarihi yenilgiyi derinleştirmekten öteye gidemez. Toplumların gelişim aşamaları ve gelişim çizgilerinin farklı olduğu göreceliliğinden hareketle Kürt coğrafyasının özgül sorunları çerçevesinde her türlü hiyerarşik ve otoriter örgütlenme modelinin reddiyesiyle (önderliklerin programlarına gereksinim duymadan) farklı bir toplumsal ve siyasal organizma inşa etmek, Ortadoğu’nun kanlı tahakkümcü tarihinde neden bir kırılma veya kopuş yaratmasın? Her Kürt öznenin tekil krizleri ekseninde oluşturacağı özerk ve esnek örgütlenmeler ağıyla iktidarın altını oyacak bir radikalizmi beslemesi hayatın tüm veçhelerine yayılan bir dönüşümün –sıradan/gündelik hayatın tüm cephelerinde açılacak bir savaşımın– fitilini ateşlemek olur.

Peki nasıl? Bu soruya karşılık verecek olan kendi kaderini kendisi tayin edecek olan Kürt bireylerine düştüğü ön kabulünden şaşmamak kaydıyla bazı siyasal ve etik önermelerde bulunmayı özgür bireyselliğin bir hakkı ve gereği olarak görmekteyim yalnızca.

Bir an şöyle bir hayal kuralım birlikte. Hiçbir Kürt gencinin askere gitmediği, Kürt çiftçilerin ürünlerini devlet ofislerine vermediği, Kürt vatandaşların oylarını hiçbir iktidar partisine vermediği gibi bu tip partilerin başkanlığına ve temsilciliğine soyunmadığı, vergi vermeyip kendi coğrafyasının bütün yeraltı ve yerüstü kaynaklarına sivil direnişlerle el koyduğu bir coğrafyada hangi iktidar işleyebilir? Güzel bir ideal ama mümkün değil seslerini duyar gibiyim. İdeallerini anlatan bir İspanyol anarşiste dinleyicilerden biri güzel ideallerin var ama gerçekleşmesi mümkün değil sözüne karşılık İspanyol anarşistin verdiği cevap çok manidar: peki şu an mümkün olan şeyler çok mu anlamlı?

Mümkün olan şeylerin veya mümkün kılınmaya çalışılan şeylerin hiç de anlamlı olmadığını Kürtlerden daha iyi bilen veya yaşayan bir Ortadoğu halkı olmasa gerek. Tarihi boyunca devlet kurumsallaşmasını kendi ulus kimliğiyle yaşayamamış, bağrından yüzlerce eşkıya ve kendiliğinden gelişen isyan çıkarmış, her dem doğanın kucağında bir yaşamın izini sürmüş savaşçı ve direniş geleneği güçlü yıkıcı bir halk olmayı becermiş "doğal anarşist kürtler"in, öğretiler ışığında bir anarşizme göz kırpması - muhalif bir çığlığa dönüşmesi tarihin bir ironisi olmaz sanırım. Kürt ulusunun farklı çıkar, sınıf ve karşıtlıklar içeren homojen bir kategori olmadığı, ulusal kimliğin kurgusal –idealleştirmelere açık bir söyleme dönüştürülmesinin yaratacağı siyasal arızaları tarihten öğrendiğimiz derslerle unutmadan kitlesel öfkenin isyan süreci içinde yaratacağı sonuçları öngörmek de mümkün değildir. Teolojik düşüncenin bir uzantısı gibi görünen toptan kurtuluş projelerine bel bağlamadan, kadınların, gençliğin, sokak çocuklarının, köylülerin, metropollerde tutunamayan mağdur Kürt bireylerinin kendi cephelerinde özerk örgütsel yapılarla sivil itaatsizlik ve direniş kültürünü kitleselleştirmeleri, yıllara yayılan askeri savaş sürecinden daha kalıcı kazanımlar yaratabilir. Bir zamanların meşhur sloganı "Devrim hemen şimdi!" ortodoks ezberimizi bozan bir yaşamsallık kazanabilirse yeni bir siyaset dilinin şemsiyesi altında anlaşabilmek ve paylaşmak daha kolay olacaktır. Leninist örgütlenme ve önderlik modelinin Kürt siyasal hareketi süresince yarattığı tahakküm kültürünü ve tahribatları görmek için, sayıları her geçen gün artan hainler(!) aritmetiğine bakmak yeterli. Hain bütün yalnızların en yalnız olanıdır, çünkü doğrularının betonlaşan bu siyasal ve ahlaki kuşatılmışlıkta bir yankısı yoktur. Farklı her söylemi ve ayrıksı duruşu marjinalleştiren politik kültürümüzle yüzleşmenin zamanı gelmedi mi hala? İktidarı, Türkiye Cumhuriyeti'nin askeri veya polisiye aygıtları olarak belleyen bir bilincin kendi muhalif dünyasında yarattığı su geçirmez iktidarını görmesi elbette mümkün değildir. Cioran'ın "En büyük zalimler, kafası kesilmemiş mazlumlar arasından çıkar" sözü sakın biz Kürtler için söylenmiş olmasın. İktidar elbette ki bir ilişki ve davranış düzeneğidir ve gündelik yaşam pratiklerimizde kendini yeniden üreten bir olumsallığa sahiptir. Karşıt güce göre konumlanmak zamanla karşıt gücün dil kodlarıyla belirlenmeyi ve düşmana benzeşmeyi kabullenmektir. Devrim bir karşıt olma kültürü değil dışında kalmak ve alternatif yapılar üretmektir. "Devrim'i satın alamazsınız Devrimi yapamazsınız. Devrim olabilirsiniz ancak. Devrim ya ruhunuzda ya hiçbir yerde değildir" Toplumu, belli kuramsal varsayımların her seferinde karşılık bulduğu bir nesne olarak görmek; toplumu özgürleştirmek için yola çıkmış ’hayırsever azınlığın’ toplum üzerindeki sınırsız siyasal tasarrufuna zaman içinde davetiye çıkarmaktır. “Toplum geçerli bir söylem nesnesi değildir. Bütün farklar alanını sabitleyen – ve bundan dolayı oluşturan – tek bir öncelikli ilke yoktur”

Son olarak yaşamı siyasallaştırmak yerine siyaseti yaşamsallaştırarak, hayatın tüm veçhelerine nüfuz eden anti-otoriter bir kültürün kök salmasına ivme katarak, dil ve davranış kodları dönüştürülmeli ve bu dönüşümden doğacak bir anarşist etikle yeni bir dünya tasavvur etmek temel kalkış noktamız olmalı. Tüm toplumsal problematiklerin eşdeğer olduğunu ve hiç bir çelişkinin merkezi rolünü kabullenmeden, sorunların hiyerarşik hale getirilerek bazı taleplerin ötelenmesini beslememek de etik duruşumuzun önemli bir parçasını oluşturmalıdır. Her siyasal doktrine yıllarca kadro ve kitle desteği sunmuş bu esmer ulusun anarşist seslere kulak kabartması bu labirentten çıkmanın kapısı rolünü oynayabilir.

Anarşizm, tarihin Kürtlere son özgürlük çağrısı ve imkânıdır.

Ramazan Kaya


Yazının orijinaline ve yorumlarına bu adresten ulaşabilirsiniz: http://www.anarkotopya.com/yazi/kurtlerin-anarsizmle-dansi-mumkun-mu----ramazan-kaya

Propriété Intellectuelle

C'est mon devoir annuel que j'ai préparé pour mon cours de français. Le sujet est la propriété intellectuelle. Jouissez.

http://files.myopera.com/kozanaybar/files/D%C3%B6nem%20d%C3%B6ns%C3%BCn%20ben%20d%C3%B6nmezem%20yolumdan.odt

Tearitdown


Tearitdown is an organization to stop illegal actions of us soldiers in guantanamo. I'm copying their own words for better information.

Tearitdown.org is Amnesty International’s global initiative to end illegal US detentions and a major online action under Amnesty International’s campaign to Counter Terror With Justice.

Our campaign to end US illegal detentions is based on a framework that outlines practical and positive steps US authorities should take to close Guantánamo, and end secret detention and rendition.

We are asking other governments to recognize their important role in providing lasting protection for these detainees and to oppose any recourse by the US authorities to secret detention and transfers.

One pixel at a time
We believe that we have the power to end these outrages.

Each pixel represents our individual power to end the lawlessness and the human rights violations inherent in this system.

We are asking individuals, one person at a time, to own their pixel, and show their commitment to ending this human rights scandal.

About Amnesty International:
Amnesty International is a global movement of 2.2 million people in more than 150 countries and territories who campaign to end grave abuses of human rights.

Our vision is for every person to enjoy all the rights enshrined in the Universal Declaration of Human Rights and other international human rights standards.

We are independent of any government, political ideology, economic interest or religion – funded mainly by our membership and public donations.



And at the end, i want to show this video of Amnesty International:
http://files.myopera.com/kozanaybar/files/amnesty-k%5B1%5D...wmv

Conan O'Brien

He's my favourite talk show host. I was searching for his videos from youtube and i found this, so i tought everyone should watch it smile. Great parody lol

Yann Tiersen - Viola



Great songs "Le Quartier" and "La Crise" from Yann Tiersen..

Yann Tiersen

Yann Tiersen (born June 23, 1970) is a French Avant-Garde/New Age Musician and composer known for his versatility, minimalist compositions, and virtuosity as a multi-instrumentalist. Most of his pieces include piano, accordion, melodica and violin, although many offer a much wider selection of instruments and sounds. Critics sometimes compare him to Erik Satie, Philip Glass, Nino Rota, Mogwai, Steve Reich, and the Penguin Café Orchestra for their musical proximity. Imho, he's one of the greatest musicians of our age. He can make you feel sadness and hapiness with the same song. It is best to listen him before going to bed p (:. I've known him with the musics of "Le fabuleux destin d'Amélie Poulain". Like the movie itself, songs were great.
My favourite albums of him are:
# Amélie Original Soundtrack (2001)
# Good Bye Lenin! Original Soundtrack (2003)
# Les Retrouvailles (2005)


More info at: http://en.wikipedia.org/wiki/Yann_Tiersen

Dexter

Dexter'ın karanlık düşlerine şahit olun.. Amerika'nın favori seri katili.. gibi sloganlara sahip yepyeni polisiye dizimiz. Polisiye dediğime bakmayın bu sefer seri katilden yanayız. Seri katilimiz miami'de çalışan bir kan analizcisi. Bu onun kan ile olan yakınlığını bize anlatmakta zaten. Dexter'ın bir öldürme iç güdüsü var ve bu güdüyü iyi amaçlarda kullanmaya çabalıyor. Adalet'in eline düşmeyen suçluları kendi yakalayıp kesiyor biçiyor ve hepsinin kan örneklerini alıyor. İnsani duygulardan arınmış seri katil dexter'ın yeni sezonu yakında e2'de. 1. sezonu kaçıranlar da mutlaka izlesin. Dizimiz aynı adlı romandan esinlenilmiş mükemmel jeneriğe sahip bir dizi. Hiddetle tavsiye ederim!

Beylerbeyi Rakı

İçki içen bi adam değilimdir ama bugün ekşide bakınırken reklamını gördüm ilgimi çekti bakıyim dedim. Sitesi çok eğlenceli beyefendilere yönelik 3 kez distile edilmiş ama 2 kez distile edilenlerle aynı fiyata satılan Sarper içeceğin yeni ürünü. Türkiye’nin yeni rakısı beylerbeyi 3 kere distile edildi! ve en saf halini buldu. beylerbeyi olmanızın zamanı geldi. Bayanlar da içebilir. Bu da benim beylerbeyi rakının sitesinde yaptığım 3 kuşak fotom güzel ve geyik oldu (:
http://files.myopera.com/kozanaybar/albums/245584/Hohaha.jpg

Karagüneş

Bi arkadaş sağolsun youtube'da "Karagüneş" isimli bi grubun videolarını gösterdi. Çok yetenekli bi grup ayrıca o kullanılan santur denilen alet de çok güzel bişey ben de sizleri bundan mahrum bırakmadıım ve hemen buraya videoyu kodum smile

Notre site d'internet est ouverte!

À la fin, notre site d'internet est ouverte (grace à moi:cool:). Qui sommes nous? Nous sommes les éléves de 1e du lycée notre dame de sion smile. Nous sommes allés à Beyoglu pour voir la culture française qui existe à istanbul. C'était bien passé:angel:.
Pour voir nos photos et lire nos commentaires: http://www.1e-07.com

Commentaire de notre professeur (Mme Nil):

Dans le cadre de la semaine de la Francophonie, pour notre sortie pédagogique à PERA , je tiens à remercier
• Mme.Le Consul de France Véronique PEAUCELLE pour son chaleureux accueil et pour les renseignements qu’elle nous a donnés sur le passé et sur le présent du Palais de France ;
• Le directeur de la Chambre de Commerce Franco – Turque M.Raphaël ESPOSITO pour les informations qu’il nous a transmises sur les relations économiques et politiques d’hier et d’aujourd’hui entre la France et la Turquie ;
• Feride et Buse pour la prise des photos et pour la mise en page ;
Ozan(c'est moi:cool:) pour la création du site Internet,( que vous pouvez consulter si vous voulez voir d’autres photos de notre sortie à Péra !)
Et enfin
• TOUTE la classe de 1E pour leur comportement impeccable et leur intérêt durant notre sortie pédagogique à Péra .
Mme.Nil HAMAMCIOGLU


February 2012
S M T W T F S
January 2012March 2012
1 2 3 4
5 6 7 8 9 10 11
12 13 14 15 16 17 18
19 20 21 22 23 24 25
26 27 28 29