Skip navigation.

Sign up | Lost password? | Help

ADIM

Adım, soyadım da söyleniyormuş gibi uzundu

GÜNLERDEN BİR GÜN



(Karanlık ve güzel bir mekanda d.bakır ayaklarımızn altında loş ışık ve ahmet aslan eşliğinde dost sohbetinden bir gecede hiç unutulmayack bir diyalog)
?:
Ne güzel sölüyr dimi?
Nina:
Ewet
?:
Biraz susulım mı kendmizi müziğe verelim
Nina:
tabii
(Bi süre suskun kaldık...Bu susuş belki de bazı şeylerin itirafı için bi önhazırlıktı)
Nina:
Neyiniz var hocam?
?:
Biliyor musn nina neyi düşünüyorum?
Nina:
Neyi hocam...
?:
Bu ülkede gıda sorunu ve savaş olduğu sürece tiyatro yapmamız lüks değil mi?
Nina:
Nasıl yani?
?:
Yani gel tiyatroyu bırakalım(!)

(Şaşkın bir şekilde ona bakıyrdum ağzım dilim kitlenmiş gibiydi tiyatroya bu kadar emek veren bir insan nasıl böyle şeyler söyleyebilirdi..tiyatro onun için yaşamaktı yani yaşamak onun için bir lüksmüydü? ahmet aslanın etkisiydi belki yada içtiklerinin! Gün boyu konuşmalardan aklımda kalan ve beynimi kemiren sadece bu diyalog kalmıştı...Çok üzgünümm)

Halklar ve Aşklar


sen bana Kürtçe bir gül(ü)ver
ben seni Türkçe seveyim
gel kaydol ömrüme
haylazistan işçi partisi yüreğim

herkesim ol! hiç kimsem çok
yalnızlığın sokak köpeğiyim
sen bana Kürtçe bir gül(ü)ver
ben seni Türkçe seveyim


Serkan Engin

her dilde Aşk

dünyanın bütün dillerinde sev beni
ama
Lazca sevişelim
horon tepsin dilimin dalgaları
kuzey kayalıklarında gövdenin


dünyanın bütün dillerinde sev beni
ama
Kürtçe bakışalım
doğu kanatlı şahinler uçsun
Aşk’ın mor dağlarına gözlerimizden


dünyanın bütün dillerinde sev beni
ama
Türkçe yaz kalbimi


Serkan Engin

adar


Sevgilim ben şimdi küçük bir şehirde seni düşünmekteyim
Elimde uçuk mavi bir kalem cebimde iki paket sigara
Hayatımız geçiyor gözlerimin önünden
Çıkıp gitmelerimiz, su içmelerimiz, öpüştüklerimiz
"Ağlarım aklıma geldikçe gülüştüklerimiz".
Çiçekler, çiçekler, su verdim bu sabah çiçeklere
O gülün yüzü gülmüyor sensiz
O köklensin diye pencerede suya koyduğun devetabanı
Hepten hüzünlü bu günlerde
Gür ve çoşkun bir günışığı dadanmış pencereye
Masada tabaklar neşesiz
Koridor ıssız
Banyoda havlular yalnız
Mutfak dersen - derbeder ve pis
Çiti orda duruyor, ekmek kutusu boş
Vantilatör soluksuz
Halılar tozlu
Giysilerim gardropda ve şurda burda
Memo'nun oyuncak sepeti uykularda
Mavi gece lambası hevessiz
Kapı diyor ki açın beni kapayın beni
Perdeler gömlek değiştiren yılanlar gibi
Radyo desen sessiz
Tabure sandalyalardan çekiniyor
Küçük oda karanlık ve ıssız
Her şey seni bekliyor her şey gelmeni
İçeri girmeni
Senin elinin değmesini
Gözünün dokunmasını
Ve her şey tekrarlıyor
Seni nice sevdiğimi

ADIM

Adım, soyadım da söyleniyormuş gibi uzundu
çok dövdüler beni, çok ağaçtan düştüm
kafamda on dört kırık izi var, sıyrıkları saymadım
katlayıp katlayıp boyuma uydururdu annem
yine de çıplak ayaklarımı gizleyemezdi pantolon
derken kırmızı bir kundura aldılar bir yaz köyden dönerken
eskimesin diye hiç giymedim
sonra ayağıma dar geldi…
November 2009
M T W T F S S
October 2009December 2009
1
2 3 4 5 6 7 8
9 10 11 12 13 14 15
16 17 18 19 20 21 22
23 24 25 26 27 28 29
30