Tuesday, November 27, 2012 5:51:25 PM
Zemin kattaki evde, ranzanın üstüne yazdığın Komitas Vartapet kadar özledim seni
Tuesday, August 28, 2012 9:06:35 PM
Kimdim?
Neydim?
Ne anlam ifade ediyordum?
Bu soruları sorarken buldum kendimi o karanlık odada Mommoyla.
İntihar alanım, bir kez doğduğum fakat milyon kere öldüğüm odamda Mommoyla
Ölmek fayda getirmez dedi Mommo, sanki ölmüş de faydasını görememiş bir edayla
Denemekte fayda var dedim
Ölelim, ölelim, ölelim diye haykırdım
Sonra
Çok sonra
O kadar çok sonra ki ölümün gizli öznesini aslında ona yüklediğimi fark etmemiştim; ta ki sevdiğim adamın ölmesini istiyorum dediğimi duymaya başladığımda anladım ki ölüm en çok karşındakinde fayda sağlarmış.
Yineledim orda,, intihar alanımda, bir kez doğduğum fakar milyon kere öldüğüm o odada
Sevdiğim adamın ölmesini, üzülmeye değerdi o vakit…
Thursday, April 19, 2012 10:54:08 PM
Anasını satim sistem beni anama yakınlaştırdı şimdi de kendimden uzaklaştırdı.
"İnsanoğlu işte ne yaparsan yap yaranamıyorsun"demeyin. Ararat'tan sonra bunu anladım ki insan kendi mahrumiyetini kendisi yaratıyor... Vizontelede dediği gibi bi yeri seversen orası dünyanın en güzel yeridir, bir yeri sevmezsen orası dünyanın en güzel yeri değildir, doğrudur.. İtiraf ederim ki sanırım ben Ararat'ı seviyorum, geç bir duygu durumu itirafı kendine..
Nina
Tuesday, April 17, 2012 9:29:41 PM
Özlemek nedir ki, mesela ben köyde öylece bakakaldığım bok böceğini bile özledim, sana olan uzaklığın başka bir anlamı olmalı
Yara almadan kutsanmayan ruhların eserleriyiz.
Nina
Sunday, April 8, 2012 10:28:03 AM
Bu ezgi olmasaydı inan bana ağlamayacaktım! boktan şey lan bu ağlama olayı makyajın akıyor, burnun akıyor
Nina
Sunday, April 8, 2012 10:26:36 AM
Yol boyunca aşık olduğum adamın ölmesini istedim, üzülmeye değer o vakit.
Nina
Sunday, April 8, 2012 10:25:55 AM
O kurbağa buraya gelecek, öpcem, prens olmasa da olur insan olsun lan!
Nina
Sunday, April 8, 2012 10:25:10 AM
Dünya küçük, herkes planlı programlı, kimin eli kimin cebinde, ben kimim, o kim, burası neresi, boktan hayatlar, yavaş dön dünya yoksa kusucam!
Nina
Monday, March 26, 2012 6:20:33 PM
ömrüm, sana karşı boş bulunmakla geçiyor. seni her ziyaretimde, tabancamı emanete bırakıyorum. gözlerin uçaklarla bombalarken bağrımı, kendime affından gayrı sığınak bulamıyorum. beni affetmelisin! bunu yapacağına inanarak başlamalısın işe. biliyorum, yaptığım gaflar boyumu geçti. şimdi elimi her belime attığımda, bana doğrultulan tabancanın aslında benim tabancam olduğunu anlıyorum. elimi her beline attığımda, bir müzik kutusu infilak ediyor gibi başlayan bir şarkı... yo hayır, seninle dans etmek için değil bütün bu arbede, tüm bu devranın efsunlu çarkı! seni dansa kaldırmam için bir çocuğu hıçkırık tutsa, kâfi!
dünyanın bütün bahaneleri bir araya gelse, yaşadıklarımızı berkitemez. birimiz neden bahsettiğimizi unutmalı! neden bahsettiğimizin ne önemi var? hem neden bahsedebiliriz ki biz?! bahsettiklerimizin ne kadar ötesine geçebiliriz? mesele şu; biz bir şeyden bahsederken, bir şeyden bahsettiğimizin her daim farkındayız! susup, sadece birbirimize baksak? ve bu sıra gözlerimiz dahi konuşmasa… sanki o vakit, gerçek bir suskunluk koyabiliriz aramıza.
başımıza ne geldiyse, hep konuştuklarımızdan! tabi bir de anladıklarımız var. oysa ne varsa, konuşamadıklarımızda! ne varsa, işte o anlamadıklarımız var ya, hepsi onlar! oraya gitmenin bir yolunu bulmalıyız. konuşmadan ve anlamadan, insan neyin farkında olabilir ki? ey senin farkında olmamla başlayan maceram, bana borç ver biraz! ey sırrın bir işe yaramadığı açıklık! ey sen! ve ey sen olmayan! ve ey sen olmakla olmamak arasında salınan! bütün yazmadıklarım beni bulsun, böylece yazmayabilirim!
sana dönünce lunaparkta bir çocuğun ölümünü seyreder gibiyim azizem. ben artık biraz uyumalıyım. biraz kiraz yemeliyim. ve ey su içmek, beni boşver! ölmek gibi sevmek… asıl bu eksik aramızda!
Alper GENCER
Sunday, November 6, 2011 2:30:09 PM
Annemin dizleri gibi huzurdur sesin...
Nina
1 2 3 4 5 ... 7 Next »