Anlamak, anlaşılmamak
Tuesday, November 2, 2010 9:06:47 PM
"to be or not to be; that is the question"
“Olmak ya da olmamak; bütün mesele bu”
Olmak; yaşama adım attığımız ilk günden, olmamak yani ölüm arasındaki çizgidir. Bu çizgide neler yaşadığını, nelerden olumsuz etkilendiğini, iyisiyle kötüsüyle çabaladığın ömürde mutlulukları yakalayabilmek çok güçtür.
Yaşamak bazen umut vermez insana, oturup düşünürsün; bugüne kadar neler yaptığını, kendin için ve başkaları için…
İçinden çıkılmaz paradokslara kapılırsın, bu girdaplar seni yutar…
Sıkılırsın, nefret edersin yaşamdan ve olanlardan, yavaş yavaş insanlardan uzaklaşmaya kendini soyutlamaya başlarsın, bir bakarsın özün benliğin kalmamış…
Neden mi?
Shakespeare'in o meşhur sözünü ben şöyle adapte etmek istiyorum;
"understand or not understand; that is the question"
“ Anlamak ya da anlaşılmamak, bütün mesele bu ”
Karşındaki insanı anlamış olsan da, seni anlamadığı sürece, anlaşılamadığın sürece, hayatından bezer, nefret edersin...
Çünkü duygularını, hislerini, düşüncelerini aktaracak biri yoksa karşında; olmanın da anlamsızlığını fark edersin…
Olmamak için elinden geleni yaparsın…
Bu satırları okuyanlar, sizlere sesleniyorum;
Karşınızdaki insanın anlattıklarını anlamaya çalışın, her cümlesini, her kelimesini anlamaya çalışın. Anlamsız cümleler duysanız bile anlamlı düşünün...
Anladığınız sürece iletişimler güzelliğini korur, anlaşılabilme ve anlama huzuruna kavuşursunuz…
Ruhunuz rahatlar, dingin ve sağlıklı olursunuz…
marmarali 02 mart 2010






