Skip navigation.

Bir delinin akıllıca sözleri ve bir akıllının delice düşleri..

...

:)


Bayramınız bayram olsun..



Fırtına

,




Söylemiştim sana 'gitme'
Gönlümün sahiline..
Seni alırsa fırtına,
Dayanamam vurguna..


Gözlerine yazılmamış bir destan..












yüreğimden fışkıran bir “ah” mıdır gözlerin
beni benden koparan “eyvah” mıdır gözlerin
Bu gözler, o aydınlık o güzel gözler değil
yoksa yalancı mıdır, günah mıdır gözlerin
ses midir, aynalarda çarpan kulaklarıma
kürdili hicazkar mı, segah mıdır gözlerin
Arif Bey’i Itri’yi ömür boyu inleten
nihavend mi, sultan-ı yegah mıdır gözlerin
kubbesinde yitirdim zaman duygularımı
akşam mıdır, gece midir, sabah mıdır gözlerin
ruhumu baştan başa acılarla dokuyan
beynimi kurşunlayan silah mıdır gözlerin
her köşede zifiri bir silüet bırakan
gönül memleketimde seyyah mıdır gözlerin
renkler avare; sitem başıboş kuytularda
mavi midir, yeşil mi, siyah mıdır gözlerin
yoksa yalancı mıdır, günah mıdır gözlerin


Nurullah Genç/Gözlerine Yazılmamış Bir Destan


Li Xwe Bas Binere

, ,





Mardin kapı şen olsun
Etrafın gül-ü bağ olsun
Seni yaman özledim ...



?



Sanırım Aşkın Ne Olduğunu Sadece Şairler Biliyor,Ama Şairlerin Ne Yazdığını Kimse Anlamıyor..


gel/git..



"Senin buraya gelmenin sebebi sadece bizim 'Gel' dememiz değil, ayrıca onların sana 'Git' demeleri.."






Baran bari..




Gel ey seher..






Dayan kalbim..






Hayırlı Cumalar..






Unutmak en iyisi..





Gözlerini unut
Bu şehri unut
Kor gibiyken içimde
Kendin gidip beni burda kor gibilerini unut


Nefret..



















"Kadınları sevmemek için onları küçümserim. Aksi durumda yaşam çok anlamsız bir müzikli üzgü olmaz mıydı?"

"Ruhum mu dengesiz, yüreğim mi kötü bilemiyorum. belki de toplum ruhumu bozdu, ne bileyim! Düşüncelerim o daldan bu dala atlıyor; karasız, endişeli, şüpheci...
Kalbim doymak nedir bilmiyor, bir şeyle yetinmiyor. mutluluğa alıştığım gibi acı çekmeye de çabucak alışıyorum. Bu nedenle hayat gözümde git gide anlamsızlaşıyor.

Evet ben ruh dünyamın o çağını hani kalbin birisine çılgınca tutulup tüm benliğini verdiği, yalnız mutluluğu bunda aradığı, sevme gereğiyle çırpındığı o çağı çok geride bıraktım.
Şimdi yalnızca sevilmek istiyorum. sürekli bağlılık bir yana, kısa sürelisi de yetsin artık.
Sevdiğim kadının tutsağı olmayışım tuhaf gelmiştir bana. Her zaman kalpleri ve iradeleri üzerinde rahatlıkla sarsılmaz bir egemenlik kurdum. bu neden böyle? Hiçbir şeyi önemsemeyişimden mi? Yoksa beni her an ellerinden kaçırmaktan korktukları için mi? yoksa bir güçlü büyüleyici etkenliği mi? Veya duygularına gem vurabilecek direngen bir kadına rastlamadım ondan mı?"

Yazgım böyle benim!
Herkes, çocukken de yüzümde kötülük işaretleri buluyordu,bunlar yoktu aslında
Ama seziliyorlardı, onlar da oluştular.
Hen alçak gönüllüydüm, beni oyunbazlıkla suçluyorlardı
Suskun biri oldum.
İyilik ve kötülüğü derinden algılayabiliyordum, kinci oldum.
Sevinçsizdim,diğer çocuklar, neşeli, konuşkandılar; kendimi onlardan üstün görüyordum,beni onlardan aşağı görüyorlardı kıskanç oldum

Bütün dünyayı sevmeye hazırdım
Beni kimse anlamadı
Bende nefreti öğrendim

Şenliksiz gençliğim
Kendimle, dünyayla dalaşmakla geçti
En güzel hislerimi alay edilmekten korkarak içimin derinliklerine sakladım
Onlar da orada öldü
Doğruyu söylüyordum bana inanmıyorlardı
Aldatmaya başladım.

Dünyayı, toplumun alışkanlıklarını öğrenince yaşambilimde uzmanlaştım; gördüm ki diğerleri benim olanca çabamla edinmeye çalıştığım çıkarlardan bedavaya yararlanarak, emeksizce mesut oluyorlardı.O anda kalbimi bir ümitsizlik kapladı, bu, tabanca mermisiyle iyileştirilecek bir ümitsizlik değil, incelikli,yalın bir gülümseyişle kapatılan güçsüz bir ümitsizlikti.

Ben, manevi anlamda sakatlandım
Ruhumun yarısı ölüydü, herkesin emrine hazır biçimde yaşıyordu;bu durum kimsenin dikkatini çekmedi,çünkü onun yıkıma uğramış yarısının yaşadığından kimse haberdar değildi.
Ama siz şimdi ona ilişkin anıları uyandırdınız,ben de size onun kabir kitabesini okudum.çoğu kişiye kitabeler komik görünür, ama bana değil, hele onların altında gömülenleri anımsadığımda.
Fakat düşüncemi onaylamanızı istemiyorum.
bu davranışımı komik buluyorsanız lütfen gülün, size şunu anımsatırım ki bu, beni, asla kırmayacaktır."


Lermontov/Çağımızın Bir Kahramanı


?


















Göründüğünüz insan mısınız siz,
Yoksa bir define arayıcısı hazineler mi bulur içinizde
Ya da yıkılmış bir kentin harabelerini mi taşıyorsunuz?
Derununuzda neler saklıyorsunuz?
Ne kadarınız gerçek sizin?

Ahmet ALTAN/Kırkıncı Oda


Mem u Zin






...














Hadi yaramı sarmaya merhemin yok,
Yalandan da olsa gönül alamaz mısın?

Mevlana



. /.
















İki rayı gibiyiz bir tren yolunun,
Yakın olması neyi değiştirir son istasyonun ..


Ağlama yar...






Hadi ben 'ben'siz geleyim, sen 'sen'siz gel..

























"Kusuruma bakmayın benim, canlar,
Bağışlayın beni.
Ben davullara, bayraklara aldırmayan
Bir padişahın yoluna deli divane olmuşum...
Çok uzaklardan yürüyen bir adam gibiyim ben,
Çok uzaklardan geçen bir hayal gibi.

Haydi ben bensiz geleyim,
Sen sensiz gel.
Tenden azade ne varsa şu ırmağın içinde
Soyunalım iki can,
Dalalım şu ırmağa, hadi.
Bu kupkuru yerde yakınmadan gayri ne gördük,
Bu kupkuru yerde ne gördük zulümden gayri.

Bu ırmakta ne ölmek var bize,
Bu ırmakta ne gam var, ne keder var, ne dert.
Bu ırmak alabildiğine yaşamaktan,
Bu ırmak iyilikten, cömertlikten ibaret.

Durma, çabuk gel, gelmem deme.
Ne evet demek yaraşır sana, ne hayır,
Senin şânına sadece gelmek yaraşır, dostum..

Mevlana



Hararet..





Şu; hayatın anlamını arıyordum, biraz felsefe okudum. Hah hah ha!
Felsefe bir işe yaramaz bayım, tıpkı diğer bilimler gibidir.
Yolunu bulmak için basit bir el lambası bundan daha iyidir.
Hem unutma!
Yürekte aşk olmazsa, felsefe beyinde hararet yapar...




Ateş-i İbrahim..

























Âteş de aşk ve ölüm gibi, sadece öz nefiste idrak edilebilecek tecrübelerden. Kimse kimsenin yerine yanmıyor ve kimsenin yangını kimsenin yangınına uymuyor. Umberto Eco haklı olarak "Bir yanardağl bilimci Empedokles gibi yanabilir mi?" diye soruyor. Hayır tabii ki. ateşin resmine bakmak güzeldir oysa.

Âteşte doğan ve âteşte yaşayan pervane âteşte ölür. Mağdur gibi görünür oysa ödülü vardır. Her cezbe ilahi cezbeden bir nişan. İlahi ateşte kanat çırpmanın ödülü de ilâhi.
Göklerin ve yerin yaratıldığı an, ve ateş küresine düşen ilk su damlası. Suyun yanması sonra. sonra ateşin serinlemesi. ezeli döngü yani: Âteş ve gülün, gül ve ateşin dairesi.
İbrahim: Âteşi güle çevirmenin hikayesi. Düşün gül bahçesi içinde Halilullah vasfınca yananı yandıkça inanan inandıkça yanan İbrahim'i.
Her ateş kendi hikayesini yazar ve ateşin sırından ateşi tanıyan anlar.
Her kul kandi hikayesince İbrahim.
Fakat sorulur: Kalbime dökülen bir gülyağı damlası kadar mazur ve masum musun ey ateş, ya ben İbrahim değilsem? Ya benim ateşe küstüğüm kadar ateşte bana küskünse?
Öyleyse nasıl bir yanma bu?
Kuşku yok ki yanmanın nasılını belirleyen, yanmanın neresinde olduğunu bilmenin bilinci. Âteşe düşen yaş odun önce boğula boğula, ardından parlaya parlaya ve nihayet köz olarak yanar. Yanıyorsunuz ama yanmanın neresindesiniz? Âteşi güle dönüştüren bu bilinç işte.
Ve gün gelir İbrahimin hikayesini yazarsınız. Nasılsa ateş yazılarında uzmansınız. Nasılsa ateş sözcüğünü bilmek yanmanıza mani değil?

Hayret!
Neredesiniz?
Ölebilirim, dediniz, ölmediniz.
Yaşayabilirim, dedinizi, yaşamayı bilmediniz.
Kaderiniz: İbrahim.
Yaşamınız: İbrahim.
Ama Hayır! İbrahim değilsiniz. Ateşten kelimeleriniz var sizin çünkü, ateşiniz değil, teslim değilsiniz.

İbrahim önce kelimelerle sonra ateşle sınandı.

İçindeki yangın atıldığı ateşin yangınından daha büyük olmasaydı, ufacık bir şüphe, incecik bir endişe gülzare dönmezdi ateş. Yanar giderdi İbrahim. İbrahimi yangından kurtaran yine yangın. Nemrud'un ateşini gül bahçesine çeviren ibrahimin Hû yangını. Bu yüzden tedbir değil takdir İbrahim. Dur yok dua var.

Bu yüzden "ateş gül, ateş gülbün ateş gülşen, ateş cuybar" İbrahim'e
İbrahimin kalbi mutmain. Bu yüzden İbrahim emniyette. İbrahimin sırrı teslimiyette.
Âteş dahi kendi keyfiyetinde teslimiyette. "Yakma", denince yakıyor gibi görünsede yakmıyor, serinletiyor: "Ey ateş serin ve selametli ol", (21/69). Mücadele, su ve ateşten çok, toprak ve ateş arasında çünkü. İbrahim çamurdan yaratılmıştır, Şeytan ateşten çünkü. Gül ise toprak ister, ateş bir vasıta sadece. Bu yüzden "apaçık âteş gibi görünen cehennem, İçinde zemherir barındırır.
Cehennem apaçık gösterilen âteş. Cennet sonradan gelecek. Gül isteyen kendini ateşe teslim edecek.
Teslimiyet; İbrahimin gerçekleşen rüyası. Bıçak altında İsmail'in alnı.
Teslimiyet; İbrahim'in gül bahçesi, mucizenin mucizeye inanana aralanan kapısı.
İbret: Gömleği yanmayan "kalb-i selim", Dünya durdukca güzellikle anılacak.
İbrahim ateşte. İsa çarmıhta, Musa Tih çölünde.
Gülün rengi çölün kızıllığından. Ateş güllerinin yangını ateşin yangınından.Ateş, yanmaya kabiliyeti olan maddeyi yakar. Ve herkul kendi hikayesince biraz İbrahim.
Ey yazgısı alemlere ibret için yazılmışsa nisbet olarak yanan.
Yan ateşte, adı İbrahim olmasa da, İbrahim olan Yan Yan.
Bir bir çözülsün anlamı ateş oluşun. Birkere yandımı tenin ateşin koynunda. Uzaktan gök gürültüsü, fırtına. Korkma, artık korkma.


Hatırla, kaderinde ezelden ateş olan İbrahim "yıldızlara şöyle bir" bakmıştı. Ve: "Batıp giden şeyleri sevmem"

Bak sende batıp giden yıldıza. Sekine inecektir kalbine unutma. Gül bahçesi yakında.
Âteş yitirmek; gül bahçesi yitirdiğinde üzülmemek.
Ateş bulmak; gülbahçesi bulduğunda sevinmemek.
O zaman işte önce boğula boğula. Sonra alev alev. Sonra köz.
Atın bütün kelimelerinizi ateşe.
O zaman siz: İbrahimsiniz.
Buyrun gül bahçeniz.




(Alıntı)


Affettim seni..





Siz gidin..





















Siz Gidin

Köşedeki markette satılsaydı aradığım cevaplar
Ne anlamı kalırdı anlamsızlığımın
Ve zaman hep ileri itmeseydi beni
Hangi geçmişte yaşardım yok olmaksızın

Ne kadar dayanabilirdim açlığa ve susuzluğa
Varacağım kasabaya kadar uykusuzluğa
Hangi yol çıkmazdı peki
Parçalı bulutlu umutsuzluğa

İzin almadan konuşamadığım çocukluğum vardı
Ve üzen olmadan sevinemediğim gençliğim
Aydınlıktı ya, öyle derlerdi geleceğim
Siz gidin, ben gelemeyeceğim..



yeter ikimize yalnızlığım..

, ,






Aklıma niye geç geldin?







Aklıma niye geç geldin köhne liman?..



Yaram yarimdir..yarim..






deme bari..



Bir yudum aşkını bana çok gördün
Çöllere atıp da yüz deme bari
Vermek istemedin istemek verdin
Kendini kendinden süz deme bari

Hem her şeyde varsın hem hepsinde yok
Elestte tek oldun dünyada bir çok
Hem yay ol diyorsun hem hedef hem ok
Çıktığım yokuşa düz deme bari

Beni tat diyerek sen beni tattın
Sanki beni benim için yarattın
Vuslat bile yoktu hicrana attın
Bensiz ol benimle gez deme bari

Tövbeye muhtaçken tövbemin ahı
Sensiz işlemedim hiç bir günahı
Madem ki sağımdan çektin eyvahı
Solumda durana yaz deme bari

Güya her perdeden öte yerdesin
Ya perde yok ya sen sana perdesin
Tamam sustum sormuyorum nerdesin
Taktığın perdeye göz deme bari

Nice dilberleri peşine takıp
Kimin yolda kimin çölde bırakıp
Hadi gel der gibi uzaktan bakıp
Düştüğüm ahvale naz deme bari


Hasılım yoh ser-i kuyunda beladan gayrı..















Hâsılım yoh ser-i kûyunda belâdan gayrı
Garazım yoh reh-i aşkında fenâdan gayrı

Ney-i bezm-i gamem ey âh ne bulsan yele ver
Oda yanmış kuru cismimde hevâdan gayrı

Ne yanar kimse bana âteş-i dilden özge
Ne açar kimse kapım bâd-i sebâdan gayrı

?






Hayat fırtınanın geçmesini beklemek değildir..















Kadın sabah kalkmış, aynaya bakmış ve kafasında yalnız üç kıl saç görmüş...
“Hımm” demiş, “Galiba bugün saçımı örgü yapacağım...”
Öyle de yapmış, günü de harika geçmiş!
...
Ertesi gün kalkmış, aynaya bakmış, kafasında iki tel saç kalmışmış....
“Hımmm” demiş, “Bugün saçımı ikiye ayıracağım...”
Dediğini de yapmış, harika bir gün geçirmiş..
...
Bir ertesi gene kalkmış, aynaya bakmış, kafasında tek tel saç var.
“Tamam, tamam” demiş, “Artık bugün at kuyruğu yaparım...”
Öyle de yapmış ve çok çok güzel bir gün geçirmiş...

Daha bir ertesi, aynaya baktığında, kafasında bir tek tel bile kalmamışmış!
“Waaw” diye bağırmış; “Bugün saç derdim yok!..”
...
Davranış her şeydir... Gerektiğinden kibar ol!
Basit yaşa, cömertçe sev, yürekten düşün sevdiklerini, tatlı konuş...
Hayat, fırtınanın geçmesini beklemek değildir!...


Gönül geçmiyor



dağlar kardan geçti,
bağlar nardan geçti,
gönül yardan geçmiyor...

halay bardan geçti,
ateş hardan geçti,
gönül yardan geçmiyor...

bülbül gülden geçti,
güneş günden geçti,
gönül senden geçmiyor...

gövde serden geçti,
canlar tenden geçti,
gönül senden geçmiyor,
gönül yardan geçmiyor...




Mavideniz'im

November 2009
M T W T F S S
October 2009December 2009
1
2 3 4 5 6 7 8
9 10 11 12 13 14 15
16 17 18 19 20 21 22
23 24 25 26 27 28 29
30