Tuesday, October 2, 2012 6:06:51 PM
Arkasından usulca sokulup; o mübarek, o narin, o şefkatli elleriyle gözlerini kapadı onun.
“Bir kölem var! Satıyorum. Onu benden kim alır?” diye selendi kalabalığa. Zahir’di onun adı, Zahir…
Sevgilisinin sesini duyunca yüzünde belirgin bir tebessüm oluştu.
Sonra yaslandı O’na, sırtını dayadı, kendini bıraktı ardındaki yüreğe, sevdiceğine…
Zahir’di onun adı, Zahir’di, Zahir…
Özürlü olduğu için insan içine çıkmaya utanırdı
Bahçesinde yetiştirdiği birbirinden güzel sebzelerden getirirdi Efendisine; “ Buyur “ derdi, yüreğinden parçaları sunardı." Al " derdi içini sunardı, kendini...
Peygamberimiz “Zahir bizim çölümüzdür (Çölde yaşayanımızı temsil eder). Biz de onun şehriyiz (Şehirde yaşayanını temsil ederiz).” diyerek iltifatlarda bulunurdu. Çölümüzdü o,kekre tadımızdı, yalın kalanımızdı, buruk yanımız…
Mehmet Deveci " 'Zahir' yazısından alıntı."
