My Opera is closing 3rd of March

,





Yol boyları, patikalar, kaldırım kenarlarına usulce düşen sararmış yapraklar bizim; çam değil…
Yağmurlar altında boynu bükük yürüyen, evi olmayan, banklara sırtını dayayan, damları akan, altına leğen koyan, sararmış bıyığın altındaki tüten duman,
Soba kuran; lastik yakan, kötü kömür yakan, sobası tüten, Karbonmonoksit gazından zehirlenip ölen, üç gün sonra duyulan bizim, bunları anlamayan, bunlara ağlamayan, yutkunmayan değil…


Mali, açe sumatra, gazze şeridi, Moritanya, Şam, Kahire, Bosna, Kerkük bizim; Londra, Paris, heykel kulesi değil

Türküler, baraklar, içi yanık ses, ağıtlar, bağlama, saz bizim; caz değil…

Ağaran saç, kararan, nasırlaşan el bizim…Kırış kırış alınlar, kaçamak bakışlar, bizim..



Bakkallar, manavlar, seyyar satıcılar, işportacılar,
Sokaklar bizim! Kalabalıklar değil...


Eylül bizim, kışlar, soğuklar, zemheriler,
Dağlar, ovalar, uçurum kenarları bizim
Susmalar, yutkunmalar, yankılar bizim…

Ebu zerler, Mus’ablar, Bilaller bizim; Ebreheler, Hamanlar, Karunlar değil..







Omuzların üzerinden usulca bırakılan göz bizim, gözlerden süzülen bizim,
Yankılar, tüm yankılar bizim; ses değil!

Kelimelerin coğrafyası bizim, yüreğimizin ulaştığı tüm yerler, zeminler, hücreler bizim; konfor değil!

Tüm kısık sesler, kekelemeler, tarif edilememeler, işaret dilleri bizim!
Gürültü değil!

Dumanlar, gökyüzü, gökkuşağı, göklerin yolu, yolundan düşenler; yağmurlar, karlar bizim;


Alınlarda olanlar, şakaklarda kıvrılanlar, zihnimizi yoranlar, eylemler bizim
Kuramlar değil!

Tertemiz alınlarından vurulanlar, kanını içine akıtanlar, kefensiz yatanlar,
Ölenler bizim, kalanlar değil

Mehmet Deveci | Radyo notlarından



Çoğalan kalabalıkların içerisindeki ...Adına dua dediğiniz Rab ile konuşmalarınızda ...

Write a comment

New comments have been disabled for this post.