Wednesday, September 4, 2013 7:39:00 AM
Bir şeye çok kızan Sait Faik, şöyle der "Son Kuşlar" hikayesinin sonunda:
"...söz vermiştim kendime; yazı bile yazmayacaktım. yazı yazmak da bir hırstan başka ne idi?
burada namuslu insanlar arasında sakin, ölümü bekleyecektim; hırs, hiddet neme gerekti? yapamadım.
koştum tütüncüye, kalem kağıt aldım. oturdum. adanın tenha yollarında gezerken canım sıkılırsa küçük değnekler yontmak için cebimde taşıdığım çakımı çıkardım. kalemi yonttum. yonttuktan sonra tuttum öptüm. yazmasam deli olacaktım."
Çok düşündüm bu hikayeyi okuyunca. Daha bu hikayeyi okumadan çok önce; delilerle yazarlar arasında çok ince bir çizgi olduğunu içeren bir şeyler yazmıştım. Bunu ve buna benzer yazıları okuyunca haklılığımı görmüş ve içinden konuşan bir adamın neşesi belirmişti yüzümde. Belki daha fazlı ağrı çekmekti yazmak. Belki bir tür rahatlama yolu, kim bilir? Ama okuyandan daha fazla sancı çekmek olduğu kesin.
Mehmet Deveci
"...söz vermiştim kendime; yazı bile yazmayacaktım. yazı yazmak da bir hırstan başka ne idi?
burada namuslu insanlar arasında sakin, ölümü bekleyecektim; hırs, hiddet neme gerekti? yapamadım.
koştum tütüncüye, kalem kağıt aldım. oturdum. adanın tenha yollarında gezerken canım sıkılırsa küçük değnekler yontmak için cebimde taşıdığım çakımı çıkardım. kalemi yonttum. yonttuktan sonra tuttum öptüm. yazmasam deli olacaktım."
Çok düşündüm bu hikayeyi okuyunca. Daha bu hikayeyi okumadan çok önce; delilerle yazarlar arasında çok ince bir çizgi olduğunu içeren bir şeyler yazmıştım. Bunu ve buna benzer yazıları okuyunca haklılığımı görmüş ve içinden konuşan bir adamın neşesi belirmişti yüzümde. Belki daha fazlı ağrı çekmekti yazmak. Belki bir tür rahatlama yolu, kim bilir? Ama okuyandan daha fazla sancı çekmek olduğu kesin.
Mehmet Deveci
