Friday, March 29, 2013 12:37:34 PM
Ne yapmalı, ne etmeli; bunu bilmemek, bildiklerini uygulayamamak, uygulamalarına daha sonra kendinde tahammül edememek ne zor bir şey.
İçimizdeki sorgulamalar, sorgulamalar sonuncunda karar verememeler, versende somutlaştıramamalar…
Ne yapalım benim güzel Allah’ım sen söyle…
Kimimiz var ki kime gidelim.
En zor sorularımızın en kolay çözümleyicisi sen değil misin?
Elimizden sıkıca tut. Bak yorulmuş duygularımızın altında biçare haldeyiz. Senin varlığın ve gücün tek moral kaynağı bu güçsüzlüğümüzün. Aceleden bir yaratık olmamız işimizi oldukça güçleştiriyor.
Ne yapalım kalplerimize usulca fısılda.
Benim ve benim demekten mutluluk, huzur ve onur duyduğum benim güzel Allah’ım. Tek merhemi sensin bu iyileşmez yaraların. Sorun bizde çözüm sende. Başımıza yüklediğin akılların altında ezilen bu emanetin asıl sahibi sen değil misin?
Ağrısına dayanacak gücü olmayan bu kendini bir şey sanıp deryalara dalma cüretine bulaşmış müptezel yüreklerin halini, hatırını sor ne olur.
Günde kaç kez yüreklerimize yaptığın nazarlar haberimiz var aslında. İşte günün şu saatinden, vaktinde senin zaten gördüğün bu kalpte “ ne yapalıım?” sorusuna verdiğim cevap bu;
Allah’ım bizi iyi et!
Hayırlısına atılacak adımların niyetini, eylemini muştula derinlerimize.
Konulacak noktalarımızı, ardından başlayacağımız büyük harflerin adını hissettir gerekli yerlerimize.
Hiçbir şey bilmesem de, aklımda sıkıca tutup hayatta unutamayacağım bir cümlem var hamdolsun: Allah her şeye kadirdir.
Kudretinden usulca bir dokunuş gönder sıkıntılarımıza ne olur.
Sen istemezsen olmaz, sen istemezsen ne olmaz ki…
Mehmet Deveci
