Skip navigation.

Göğe Bakma Durağı..

Kendi kalbini çal..

öksüz kaLdı kabukLar..


Kütahya'nın Tavşanlı kazasının Tepecik köyünü bilir misiniz ??
Bilmezsiniz değil mi, belki de yoktur öyle bir köy, neyse biz varmış gibi anlatalım.
Siz de bu hikayeyi gerçekmiş gibi düşünün.
Ahmet köyde ilokulu okurken resime meraklıdır ve şu resimler bir "gımıldasa" diye düşünür. Bir gün öğretmen, "herkes yirmi5 kuruş getirsin, akşam sinema gelecek" der. Ahmetcik on2 yaşında.
Film başlayıp da duvardaki resimler kımıldayınca Ahmet pek heycanlanır.
Gider perdenin arkasına makineye arkadaşı İsmail'le beraber bakarlar. Sonra üç arkadaş köyde bir sinema kulübü kurarlar. Amaçları bir sinema makinesi yapıp film göstermek ve filmler çekmek. Taşanlı'daki sinemadan atılan filmleri toplarlar; bir de kitap bulurlar, sinema makinesi nasıl yapılır, diye ciddi ciddi yaparlar sinema makinesini.
Daha sonra Almanya'dan gelen birinden uyduruk bir video-kamera alırlar, İsmail'le beraber ilk filmlerini çekerler, adını 'Optik Düşler' koyarlar.
Üşenmezler, atlayıp Eskişehir Anadolu Üniversitesi'ne gidip hocalara filmi gösterirler. Hocalar "Şuraya, buraya yollayın filmi" der, gönderirler bu köylü gençleri.
Daha sonra kasetler kısa geldiği için, on tan kısa film çeker.
Ahmetçik evlenir, evi geçindirmek için tarlada çalışır, kamyon muavinliği, tavukçuluk yapar; ama hep başarısız olur, aklı-fikri sinemadadır.
Otuz yaşına gelmiş, evine ekmek getiremeyen, başarısız bir adamdır.
Bir süre sonra "Ben sinemayla uğraşıp, film çekeceğim" deyince 'köyün delisi' olur zaten.
Eşi, "Madem aklın burada, tamam" der, "ben evi geçindiririm, sen film çek."
Eşi tarlada çalışıp evi geçindirmeye çalışırken, Ahmet köyde film çekmeye çalışır. Bu arada İsmail de evlenmiş, sinemayı bırakmıştır. Ellili yaşlarına geldiğinde, ilkokul mezunu Ahmet, köyde tek başına film çekmeye çalışır, kısa metrajlı filmler.

Bir gün Ezel Akay diye bir yönetmeni; altından girer, üstünden çıkar, ısrar ısrar ikna eder,filme sponsor olsun diye; adam "Videoyla çek bari, ucuza gelsin!" diyerek, bu büyümüş köylü çocuğunu yollar köyüne.
Ahmet, filmi köyünde çok çok ucuza çeker. Ezel Akay'ın istediği gibi videoyla..
Film San Sebastiyan’dan Akdeniz Film Festivali’ne, İstanbul Film Festivali’nden Antalya Film Festivali’ne kadar onlarca ödül toplar.
Köyden çıkmamış Ahmet’in videoyla çektiği film, Ezel Akay’ın çektiği pahalı prodüksiyonlardan çok daha başarılı olur.

Köyün delisi Ahmet’in soyadı Uluçay.
Çektiği filmin adı Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak.
Catwoman’a, Spiderman’a gittiniz; ama bu filme gitmediniz. Çünkü gazetelerde, TV’lerde Amerikan filmlerinin sayfa sayfa, saatlerce reklamı varken, bu müthiş filmin yoktu.
Arkadaşı İsmail çok mutlu; köyde tavukçuluk yapıyor. Filmi çok beğenmiş.
Ahmet, İsmail için “Devam etse Türkiye’nin en iyi görüntü yönetmeni olabilirdi” diyor.
Ahmet Uluçay’ın beyninde tümör var; ameliyat oldu, inşallah iyileşir.
“Daha çok film projem var” diyor, ödül törenlerine gidemiyor. Yıllardır evi geçindiren karısı filmi çok beğenmiş.
Ezel Akay reklam filmleri çeviriyor; paraya para demiyor.
En son Şebnem Dönmez’le sevgili hayatı yaşıyorlardı; sevgilisini de filmlerde oynatıyor. O da çok ünlü.
Ahmet Uluçay, köyün delisi! Seneye köyüne ziyarete gelip ellerinden öpeceğim, bir de karabaş otu demlersen içerim. Olur mu ??

Ahmet Şerif İzgören

Ey kaLbimin..


İlkay Akkaya / Kalp Ağrısı

~~~~~

İlkay Akkaya / Kavak Ağacı

Sır


Ekrem: Anneciğim ne olur.. Sen de gel bizimle.. Bırak artık şu hapis hayatını..
Fatma Nine: Olmaz oğlum, biliyorsunuz!..
Ekrem: Anneciğim biliyorum ama artık hakkını verdin, bırak inadı ne olur gel..
Ekrem beyin oğlu Cenk, bu diyaloglara çokça şahit olmuştu evde.
Babasının ninesine hava aldırmak istemesine ve ısrarına akıl erdirir de, babaannesinin niye evden hiç çıkmadığına bir mana veremezdi bir türlü..
Ne zaman sorsa babası:
- Biraz büyü de sebebini anlatırım derdi..

Ekrem beyin yorgun geldiği bir akşamdı. Bu sır o akşam çözüldü... Ekrem bey her akşam yaptığı gibi önce annesinin odasına girdi ve girmesiyle ağlayarak kendi odasına koşturması bir oldu..
Cenk babaannesinin odasına koşturdu önce.
Yoksa o tatlı masallar anlatan, şefkatli elleriyle saçlarını okşayan ninesi ölmüş müydü ?? Kapıya geldiğinde dona kaldı manzara karşısında..
Ninesi bir gelinlik giymiş yatağının üzerinde oturuyor ve yaşlı gözlerle ona bakıyordu!
Hemen babasının peşinden koştu.
Ekrem beyin gözyaşları sel olmuş, sevgili eşi Seçil hanım onu teselli etmeye çalışıyordu.

Cenk: Baba anlat artık, neler oluyor ??
Ekrem bey: Gel oğlum artık zamanı geldi..
Annem babamı Çanakkale'de şehit vermiş.
Babam cepheye gideceği zaman, kapıdan çıkmadan önce annemin ellerinden tutmuş ve demiş ki:
"Gözüm arkada kalmasın hanım.. Ne olur.. Ben dönene kadar bu kapıdan dışarı çıkma.."
Annem söz vermiş.
Babamın ölüm haberi geldikten sonra bir daha dışarı çıkmamış oğlum..

- Peki bu gelinlik de neyin nesi baba..
Ekrem beyin hıçkırıkları artar ve sebebini söyler:
- Ben de babaannene sordum. Bana 'Babanla bugün evlenmiştik oğlum. Bugün evlilik yıldönümümüz' dedi..

biLemedim


-------------
'Sükût' ikrardan mı gelir ??
Yoksa, 'susmak' zımmî red midir ??

Bilemedim..-------------

KediLerin hâLini sOrma..


Kırmızı Balon / Gel

KenDi kendiMe


sana söyleyemediklerimi biriktirdim..

kendimi erteliyorum,,, kendimde olmadan..

bir şehir inşa ed{em}iyorum, yıktığın düşlerimin ardından..
..huzurdan bir şehir..

çığlıklardan arta kalanların hep tüketti beni..

teksheker

MedeNiyet Yangını


Tarihteki en büyük kitap yakma fiili, 15.asırda Hıristiyan İspanyolların imzasını taşımaktadır.

Bir zamanların medeniyet beşiği olan Endülüs Emevi Devleti toprakları Batılılar tarafından yağmalandı ve Gırnatay'ı ele geçiren Şarlman ve kardinalinin, kentin Babürnemle meydanında birbirinden değerli bir milyon ciltlik yazma eseri bir şenlik havası içinde yakarak alevlerinde zaferini kutladı.

Daha sonraları bu barbarlığı, bu ilim düşmanlığını değerlendiren Fransız fizikçi Pierre Cuirie: "Endülüs'ten bize 30 kitap kaldı, atomu parçalayabildik. Eğer yakılan bir milyon kitabın yarısı kalmış olsaydı, bugün çoktan uzayda galaksiler arasında seyahat ediyorduk." diye değerlendirmede bulunarak adına hayıflanmıştır...

Beşir Ayvazoğlu

AcZimin GirYesi

--------------Törenlerde niye yoksunuz diye bize darılma ey Pîr..

'Arûs'la 'arûz'u karıştıranlardan kalmadı bize yer..
--------------Ahmet Sevgi

VesiLe..

~ 10 Zilhicce 1430 ~
Kurban Bayramımız Hayırlara Vesile Olsun
..
..Bayram havası..

Yine Erken..

~~~~~~Kırmızılı'ya..

Eda Karaytug / Yalnız Bırakıp Gitme Bu Akşam Yine Erken