Skip navigation.

Göğe Bakma Durağı..

Kendi kalbini çal..

CLeopatRa StraTan / Numar pin'La unu

Üzgün KediLer GazELi



gözlerin yağmurdan yeni ayrılmış
gibi çocuk, gibi büyük, gibi sımsıcak

sen bir şehir olmalısın ya da nar
belki granada, belki eylül, belki kırmızı

gövden ruhunun yaz gecesi mi ne
çok idil, çok deniz, çok rüzgar

çocukluğun tutmuş da yine aşık olmuşsun
sanki bana, sanki ah, sanki olur a

aşk bile dolduramaz bazı aşıkların yerini
diye övgü, diye sana, diye haziran

heves uykuduysa ruh çıplak gezer
gazel bundan, keder bundan, sır bundan

gözlerin şehirden yeni ayrılmış
gibi dolu, gibi ürkek, gibi konuşkan

hadi git yeni şehirler yık kalbimize bu aşktan

....
Ergülen / Haydar

MehmEd Akif in az biLinen 13 özeLLiği



Bâzı şahsiyetler vardır, hem eserleriyle, hem de şahsî hayatlarıyla ölümsüzleşmişlerdir, istiklâl Marşı şâirimiz ve meşhur şiir klasiğimiz Safahat'ın şâiri Mehmed Akif bunlardandır. .
Âkifin yakın dostu olan, güçlü şâir ve edip Mithat Cemal'in "Mehmed Akif" isimli eserini üçüncü defa okudum. Ama bu sefer kelimenin tam manâsıyla "okumaya" gayret ettim.
Tarih, edebiyat, sanat, şiir ufkunda seviye elde etmek ve kültür bakımından derinlik kazanmak isteyenlere hararetle tavsiye ederim bu kitabı...

Sadece şiiriyle değil; mekaleleriyle, İdareciliğiyle, mücadelesiyle, muallimliğıyle, hatipliğıyle, kültür admlığıyla,:

1) Çok iyi derecede Arapça bilirdi, ama sesinde Arapça yoktu; halis ve akıcı bir cengâver Türkçe'siyle konuşurdu, .

2) Arap edebiyatına çalışırken Akif bakar ki şevâhid hep âyetler... Telmihler de öyle... Ve nihayet başka türlü olmayacağını anlayınca 6 ayda Kurân'ı ezberledi.

3) Mısırda bazen bütün Ramazan hatimle teravih kıldırırdı. Fakat bu teravih namazlarına her zaman cemaat bulamaz, oğlu Tahir'in önüne cemaat diye geçip imam olurdu. Hatimle kıldırılan bu teravih namazları uzayınca Akif "Bazen arkama dönüp bakıyordum, o da kaçmış!" derdi.

4) 18 yaşındaki Mithat Cemal, Âkifle yürürken bir şiirini okumuş. Uzun bir sessizlik olmuş. Şiiri tekrar okumasını İstemiş Akif Mithat Cemal tekrarlamış. Bu esnada Mithat Cemal sormuş; "Neden şiirlerinizi kitaplaştırmıyorsunuz?" Akifin cevabındaki nezâkete dikkat edin: "Ben şiirlerimi ne diye bastırırım? Siz bu yaşınızda benden güzel yazıyorsunuz!"

5) Caddelerden daima kaçar, evine ve işine tenhâ sokaklardan giderdi. Caddeden geçmeye mutlaka mecbursa, gözlerini meçhul bir noktaya diker, caddeyi kendi hesabına tenhâ bir sokak hâline getirirdi.

6) Kuvvet şımarıklığı en iğrendiği şeydi. Kendisine haksız yere ve ağız dolusu söven bahçıvanı önce dövmüş, sonra da bir taşın üstüne oturup ağlamıştı.

7) Mithat Cemal'in Âkifle İlgili şu tesbiti enteresandır "Akif hayatımın 33 senesidir. Bu 33 senede o, bir tek defa bayağı olmadı. Onun iç yüzüne baktığım vakit gökyüzüne, denize bakar gibi ferahlardım. Sonra 63 senelik hayatını öğrendim; bu ne berrak 63 senedir, siyah ve pis tek bir dakikası yoktur.'"

8) Eserinin beğenilmesi onu çocuk gibi utandırırdı, başka yere bakardı...

9) Kütüphanesindeki kitapların tamamını okumuştu. Bir kitabı önce toptan, sonra tenkit ederek okur; dördüncü okuyuşta bâzı tesbitler yapardı. Az eseri çok okurdu.

10) Bir işin "takriben" Akif e yalan kadar çirkindi. Kırmızıya pembe diyorsanız cürümdü. Ona dörtte gidecekken dördü çeyrek geçe gitmişseniz, geç kaldığınız bu 15 dakika kabahatti,

l1) Yine Mithat Cemal'in bir tesbiti vardır: "Dalkavukluk etmeyen adam gördüm; fakat dalkavukluktan hoşlanmayan adam görmedim. Bunun bir müstesnası vadır: Akif.."

12) Akif için dört şey çamur kadar pisti; Cimrilik, ikbal şımarıklığı, kibir, maddî pislik.

13) Şöyle anlatırdı: "Bir ingiliz'e sormuşlar; Bu kadar an'aneci (gelenekçi) olduğunuz halde nasıl terakki" ettiniz? İngiliz cevap vermiş: Bizde en yeni an'ane 600 seneliktir, en eski teceddüd (yenilik) 6 saatlik" Akif de böyleydi, 14 asırlık an'aneyle 14 saatlik teceddüdün beraber yürümesini isterdi.

Alıntıdır..

5200 tur döndükleri halde nasıl yorulmuyorlar ??



5200 tur döndükleri halde nasıl yorulmuyorlar ??

Semazenler Tennure adı verilen kumaştan bir elbise giyer.

Etek biçimindeki bu elbise dönerken açılır.

Açıldığında kumaş ile yer arasında bi potansiyel enerji oluşur.

Ayrıca dönme sırasında açılan kumaş bir merkez kaç kuvveti kazandırır.

Bu merkez kaç kuvveti tennurenin kapanmasını önlerken aynı zamanda dönerken yakılan enerjiyi %90 azaltır.

Yaptığım testlerde elbise giyilmeden yapılan sema esnasında yorulma kat kat artıyor ve denge sağlanılamıyor.

Dengeyi sağlayan kulak olsada bu konuya Tennureninde büyük katkısı war.

Semadan önce neden Abdest alınır ??

Sema yapmadan önce abdest alınmasını her ne kadar maneviyat ve işin gereği olsada bilime bakan yönüde war.

Abdest su ile alınır.

Bildiğiniz üzere su vücuttaki Negatif enerjiyi alır.

İşte vücuttaki bu negatif enerjinin yani - yüklü maddelerin yeri çekmemesi (zemin + yüklüdür.) için abdest almak gerekir.

Nerden biliyorsun derseniz testleri bizzat kendim yaptım..

Sema yapmadan önce Abdest alınmadığında denge kaybı artıyor.


Semazenlerin kafasında gödüğünüz takke neden silindir biçimindedir ??

Bildiğimiz üzere insana doğadan bi enerji girişi olur.

Bu enerji girişi bıngıldak denilen yerden yani kafatasının tam üstünden olur.

Ve yine bildiğimiz üzere bu enerji saat yönünn tersine döner atomlarda öyle bizde öyle.

Peki enerji ile ne alakası var ??

Şöyle:

Biz döndüğümüz zaman başımız kendi etrafında daire çizeeck şekilde dönmez.

Kendi etrafında 0 çizen yani dönüş hızı sıfır olan sol orta kulak zarıdır.

Biz ve enerji aynı yönde döndüğü için bi hiza söz konusudur.

Çakı gibi dönmek terimi Orta kulağın sıfır çizerek bizim tam enerji merkezi içinde dönmemizdir.


Semazenlerin başı neden dönmez ??

Bütün sır semazenlerin dönerken başlarını hafif eğmelerinde yatıyor.

“Sema yaparken başa 20-25 derecelik bir eğim veriliyor.

Bu eğim iç kulaktaki denge sirküler kanallarının eşit derecede uyarılmasını sağlıyor.

İşte bütün sır burada...
Alıntıdır!

Yok OLmak İstiYOruz..

Bütün YahudiLeR..


''Bir gün,
bütün yahudileri öldürmedim diye
bana çok küfredeceksiniz!!.''

Adolf Hitler

Bizim Kağıt MendiLLerden Önce MendiL KüLtürümüz Vardı...


Markette aylık mutad alış verişimizi yapıyoruz.
Hanım, kağıt ürünleri bölümünün önünden geçerken her zamanki gibi kağıt mendillere sarılıyor.
Önceleri kızıyordum bu hareketine.
O da, benim kızmamın masraftan kaynaklandığını sanarak kağıt mendillerin ucuzluğundan bahisle,
onların kârlılığını hep savunurdu.
Oysa benim kızgınlığım, kağıt mendilin kaybettirdiği mendil kültürümüz adınaydı.
Şimdiki çocuklar, ilkokullarda öğretmenleri tarafından günlük ve haftalık temizlik denetimlerinden geçiyor mu, bilmiyorum.
Biz hep geçerdik.
Hem de gündelik ve 'kişilik' ütülü mendillerimizle
....
Sonra gençlik yılları...
Yüreğimizden başlayarak bütün bedenimizi bir başka titremelere salan kişiden gelecek oyalı yahut bir kenarı kırmızı gül işlemeli bir beyaz mendilin iştiyakı....

Kağıt mendiller; ne anlamlı, değerli bir hediye, ne bir sargı bezi, ne bir 'yağlık', ne ... olabilirler.
O, sadece mendildir.
O, lisanımıza giren ve çeşitli fonksiyonları olan mendilleri karşılayan
"destmâl, peşkir, çevre, mâhrâme (makrame)" isimlerini alamayacağı gibi
işlevlerini de karşılayamaz.

O, millî rengimiz mesâbesindeki al rengi alamaz;
alsa da gelinlerin başına atıldığında iğreti durur.

Onu, Şeyhülislâm Bahâî'nin,
"Dikenin vücudunda açtığı cefâ yarasının
verdiği ıstıraptan oluşan bülbülün gözyaşlarını
silmek için gül gelini eline kırmızı mendilini alsın"


Anlamlı aşağıdaki beytinde bir yere koyamazsınız:
Kırmızı destmâlini alsa ele arûs-ı gül
Silmeğe eşk-i bülbülü zahm-ı cefâ-yı hârdan

....
Ya Bâkî'nin,
"Gül bahçesinde gördüğün kırmızı çiçeği bir lâle sanma;
üzerindeki çiylerle terlemiş gibi görünen çimen,
bir al mendil ile yanağını sildi"
mealindeki beytinde...

Gülşende lâle sanma arak-nâk olup çemen
Bir al destmâl ile sildi yanağın

....
Beyaz rengine rağmen Yahyâ Bey'in,
"Gökyüzü, o gülen gülü anarak mendilini yüzüne tutup ağlıyor"
anlamlı beytindeki bulutu karşılayan mendilin yerini tutabilir mi ??

Destmâlini tutup yüzüne felek
Ağlar anıp o verd-i handânı

....
Dahası, kağıt mendilin bir kenarına Fuzûlî'nin
"Gözüm cânım efendim sevdiğim devletli sultânım" beytini yazıp
birine verebilir veya alabilir misiniz ??
....
Bakınız, Sünbülzâde Vehbi de Fuzûlî'nin bu mısrasına atfen
"Ey Vehbî, o güzele elini öpüp halini arz etmek için bu nazmı,
bayram mendilinin kenarına nakşet"
anlamlı beytini ne güzel düşürmüş:

Arz etmeye elin öpüp o şâha Vehbiyâ
Bu nazmı eyle nakş-ı ser-i destmâl-i ıyd

....
Bayramlık mendilden söz etmişken;
bayramda elinizi öpen bir melek yüzlüye bu mendili hediye verebilir misiniz ??
Ya kenarında gül ve çiçek işlenmişini ?!.

Siz, kağıt mendille, yüreğinizi çarpıntılara uğratan kişiye bir mesaj verebilir
yahut alabilir misiniz ??

Bugün için muhal olan bu bildirişme, mazimizde ayniyle vaki idi.
Zira eskiden rengârenk mendillerin gemi flamaları gibi anlamları vardı.

Meselâ:
Kırmızı mendil: Seni bütün varlığımla seviyorum;

Mavi mendil: Kederlerdeyim, çok vefâsızsın, sensiz mesut olamam;

Kenarları sarı mendil: Birkaç gündür rahatsızım, çıkamadığımın sebebi budur;

Eflâtun mendil: Yarın penceremin önünden geçiniz, mektup vereceğim;

Beyaz mendil: Seni delice seviyorum;

Pembe mendil: Bütün ümidim sende;

Kenarları pembe mendil: Sensiz yaşayamam;

Mor mendil: Hayatım senindir;

Kenarları mor mendil: Çapkın! Pek hoşuma gidiyorsun;

Fıstıkî mendil: Dikkat et komşular görecek;

Yeşil mendil: Gönderdiğin mektubun cevabını bekliyorum, ne zaman göndereceksin ??

Kenarları yeşil mendil: Sana daima sadık kalacağıma söz veririm, gibi...


Yanı sıra, mendil gösterilirken ortasından tutulmuşsa,
'Bu akşam yahut bu gece seni bekliyorum';
karşılığında da mendil sallanırsa, 'Hay hay, peki' anlamına gelirmiş..

Ataların, 'eşeğini dövemeyen semerini dövermiş' dedikleri hesap,
bu kağıt mendilleri, mendil kültürümüzü kaybedişimizin müsebbibi olarak görüyorum.
Ve..
Ben inadına henüz cebimde bir kağıt mendil paketi taşımadım.
Ve hanım..
Mendillerimi kar gibi yıkayıp ütülemeyi sürdürüyor hâlâ....

Ali Işık

Emin DeğiLim her Şey muaMMa

,


Şu ânın değeri var ya
diğerlerinin değersizliğini
anlatmam
angarya..


Özyavuz / Yunus


SoL Şerit..

TesLim OL..

Hakk'ın
karşına
çıkardığı
değişimlere
direnmek yerine, teslim ol;
Bırak
hayat
sana
rağmen değil,
seninle
beraber
aksın..
"düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir"
diye endişe etme;
Nereden
biliyorsun
hayatın
altının
üstünden
daha
iyi
olmayacağını ??

Şems-i Tebrizi