Sakaryada okula geri dönüş, bir sınav stres işleri, uyum sağlama çabası, yeni çevreler edinme, yeni arkadaşlar ve (bu gerçek) yeni dostlar edinmekle geçen bir yılın sonuna geldim. Çocukluğumdan beri ineklerin, tavuk çiftliklerinin falan olduğu yemyeşil doğasıyla hatırladığım annemin köyüydü Sakarya. İstanbul'a 2 saatti hep ama kimi zaman çok uzaktı. Çünkü adı köydü...
Çocukluğumda babamın esnaf olmasından ötürü ben hep uzaklardaki köylerine uzun süreli yaz tatillerine giden arkadaşlarımın yolunu gözleyen çocuk oldum. Bana anlattıklarını sadece kafamda yaşayabilirdim bir çok kez. Fıntık topladıklarını, çaya gidip yüzdüklerini, onları (ayı gibi olması çok önemli) köpeklerin kovaladığını, köydeki çocuklarla koskocaman ateşler yaktıklarını genellikle temmuz - ağustos ortası arkadaşlardan mahrum geçen 1 - 1,5 ay kadarlık bir sürenin sonrasında geri döndükleri ilk gün dinler ve aklıma tek bir yer getirirdim "Sakarya" ve bir de utanmadan savunurdum "bizim köyde de var lan valla bak" halbuki iş öyle değildi.
Neden derseniz eğer bu zaten düşünülebilecek tek ihtimaldi. Yeşilliklerin, fındıklıkların, derelerin, tavuk olsunn inek olsunn bilumum bu tarz çiftlik hayvanının buluştuğu bildiğim tek yerdi. Yeter mi o zamanlar benim yaşımda bir çocuğa bunlar ? Teorik olarak evet ama uygulama olarak asla. Çünkü hep çok yakındı Sakarya. Sabahtan yola çıkıp akşamına İstanbulda olmaktı bazen adı, bazen de köy çocuklarının pek de olmadığı, yalnız başıma bağ bahçe gezdiğim bir yerdi sadece.
Şimdilerde ise adının bir çok anlamı var benim için bu küçük şehrin (Dikatler buraya şehir dedim !!!). Evet şehir... Yukarıda anlattığım yerlere, yeşillikle dolu köylere sadece 20 dakika mesafede şehir merkezindeyim şimdilerde. Artık Sakarya çocukluk aklımdaki serüvenlerle dolu köy imajını kaybedip okul, iş ve aşkım'a (o kendini biliyor...) biraz daha yakın olmak gibi anlamlar kazanıyor. Çocukluğumdan beri hep olmasını istediğim "bir yaz da ben gitsem de bir ay hiç gelmesem ne biçim de merak edip özlerler heeaa arkadaşlarım beni" hayalinin tam da eşiğindeyim finallerimin son bulmasıyla. Ha bir başka bakış açısı olarak "tüm kışı burada geçirmedin mi a güzelim bu yazı neden bu kadar geç geldi" diye soranlara karşı da acayip hazır cevabım "kışın yaz tatili olur mu hiç ?". Yirmili yaşların ortalarına geldiğim şu günlerde bir çocukluk hayalime kavuşmak neden beni mutlu etmiyor diye düşünüyorum içten içe ama cevap zaten aklımda yalnızlık... Sevdiğim insanın yanımda olma ihtimalinin çok düşük olması beni yoruyor ve Sakarya artık hiç eğlenceli değil, köy çocukları bile yok

ama bildiğim bir şey var ki bu okulun bitmesi için daha çoook Sakarya günlerim olacak. Yaz okulu, iş derken bakalım nasıl geçecek Sakaryada yaz ayları, belkide köyde beni ayı gibi kocaman köpekler kovalar kim bilir...