Kişisel Bi'şey...

(...) yorulunca dinlenen, dinlenince yoluna devam edenleriz...

Subscribe to RSS feed

Ben senden uzağa gittim

Eski bir aşk hikayesine;

Ah bu söylenmelerim! Bu aşkı hep kendi içimde yaşadım ben, sana fırsat vermedim. Bunları okumadığını düşünüyorum, sessiz kalışından mütevellit. Seni hep iyi yaptım ben, gözümde meleklerden kıymetli, dünyada eşsiz bir hazineydin. Hata yapmana hiç fırsat vermedim...

Biliyorum ben senden gittiğim ilk günden beri sen dimdik durdun. Bu yüzden kimse tarafından farkedilmedi ayrılık. Gözlerin yine gülüyor, şen kahkahaların eksik olmuyordur kesin.

Oysa bu özelliğini çok severdim -o gün sevmedim, ağladım. Seni 'iyi' etme becerime bu kez hayran kalmadım.

“Elin elimde olsun, kapı kapı dilenek…” Severdim böyle, severdik belki!

Bana toprak at,
yaralarımda güller bitsin


Ben her gece elimden kayıp giden geleceğime masallar anlattım. Her gece seni yitirişime akıttım göz yaşlarımı. Hiç görmedin, istemedin görmeyi.

Peki,
Kim olduğumu mu sordular sana? Neden? Benim kim-liğimi nasıl anlattın peki? Kendi ellerinde beni uzağa gönderdiğinden de bahseder misin? Yüzleşmek zor bununla, değil mi?

Sorular…

Sormamayı öğrendim ama ben.

Cevaplamam gerekseydi...


"-beni neden gözlüyorsun?
-çünkü seni seviyorum.
-peki ne istiyorsun?
-bilmiyorum.
-beni öpmek ister misin?
-hayır.
-belki sevişmek istersin?
-hayır.
-öyleyse ne istiyorsun?
-hiçbir şey."


Aşk ne kadar sade aslında. Tabiki bana sorulmadı bu sorular. Cevaplamam gerekmedi...

Sadece aşk'ın bu kadar sade olması gerektiğine işaret etmek istedim. Gece vardiyasından dönen bir işçi de sevebilir hanımını, Forbes'te ilk 20 deki bir insan da sevebilir sokaklarda kağıt toplayan bir güzeli. Mesele şu aslında;
sevdiğinden birşey istenmez sevgi hariç.
sevgi hariç ne istersen sevdiğinden,
ne sende olur ne seveceğinde
Allah'ın sana verdiği hariç..

Mesele benim seni sevmemdiyse eğer, haklısın. Karşılık bulması felaket olurdu o zaman böyle bir aşkın.

Nasılsa geldi - geçti boşver...





Bu gün;

Umutlu olmanın hikayesi



Korkunç bir arzu ile denizi özlüyorum. Koca suların ortasında bir kabarcık kadar küçücük ben. Göğsümün iniş kalkışı denizi taklid eder gibi..

Hani deniz çocuğu olsaydım bari deniz kıyısında büyümüş. Hani öyle açılmışlığım olsaydı maviliklere. Kaybolup kaybolup bulmuşluğum olsa bembeyaz köpüklerde.Sanırım Akdeniz karışmış kanıma seni gördüğümde..



alıntıyla karışık @mustafatemiz



Tutunanlar



-olric uyudunmu lan.
- uyumadım efendimiz
- film izleyek mi hacı
- uyusak mı saat de biraz geç oldu efendimiz..
- tamam yat lan yat..

* euzubillahimineşşeytanirracim bismillahirrahmanirrahim..
*zzZzZZz!!...

Çay



iki çay söylemiştik orda, biri açık,
keşke yalnız bunun için sevseydim seni.
(Cemal Süreya)

haydi iç de çay koyayım.
(Ah Muhsin Ünlü / Onur Ünlü)

ve hala ince belli bardakta içilen çay tüm felsefe ,
poetika ve kuramların üstündedir.
Çay duyguların sıvı halidir.
(Bekir Erdoğan)

o bir çay istemişti, trenin içinde
biz tren yolcusuyduk, çölün içinde
ben yalnız kalmıştım, senin içinde
oysa kaç kişinin yerine sevmiştim seni!

aşkı geçtik, gözlerini açabilirsin
(Haydar Ergülen)

Ama bu kente gelirsen unutma beni ara,
sana bir çay ve temiz yaralar ısmarlarım.
(Osman Konuk)

Bizim içtiğimiz çay da çaydır
Çarpık dudaklı ezik gözlü allı mavili çaylar
Vadilerden renkli yağmurlar gibi gelir.
İçtiğimiz çay.
(Sezai Karakoç)

Çayın rengi ne güzel
Sabah sabah,
Açık havada!
Hava ne kadar güzel!
Oğlan çocuk ne kadar güzel!
Çay ne kadar güzel!
(Orhan Veli Kanık)

çay içiyoruz
mutlu bir sessizlik içinde.
(Cevat Çapan)

“Günün aydın, akşamın iyi olsun” diyen biri olmalı.
Bir telefon çalmalı ara sıra da olsa kulağımda.
Yoksa, zor değil, hiç zor değil,
Demli çayı bardakta karıştırıp,
Bir başına yudumlamak doyasıya.
Ama; “Çaya kaç şeker alırsın?”
Diye soran bir ses olmalı ya ara sıra…
(Can Yücel)

biriniz birkaç yıldız taksın gökyüzüne
biriniz çay hazırlasın
biriniz akşam olsun
(Mevlâna İdris Zengin)

Basit yaşayacaksın basit
Sanki bir gün yaşamın sona erecekmiş gibi basit,
Çay, Simit ve Peynirle.
(Nazım Hikmet Ran)

Çekti ayakları kahveye vardı
Açtı tabakasın, sigara sardı
Daldı.. neden sonra garsonu gördü
‘Çay’ dedi, yutkundu, eğdi başını.
(Abdurrahim Karakoç)

çaydanlığı sürüyoruz ocağa
kayna suyum kayna suyum
kayna da çay içeyim
ben böylesi sabahları
içine de
içine de
……………………..

o biçim!
(Hasan Hüseyin Korkmazgil)

Hıncım bana kalsın gayrı
sen yalnızlığımı götür.
Bana çay demlemeyi öğret
elimi yüzümü yıkamayı,
ağzıma rakı koydurma.
(Ahmet Oktay)

çay içiyordu. sıkılıyordu. hamamda şarkılar söylü-
yordu görüntüm. işbaşı yapıyordu çalıntı zamanlarda.
(Altay Öktem)

Bütün gün kahvede oturdum yedek kulübesinde
ve bir kardeşim saf dışı kalsın diye
çay söyledim kahveden.
(İbrahim Tenekeci)

seni çay içerken izlemek
seni çay doldururken
seni demlerken çayı
kimseler inanmasa da düpedüz sevap
(Alper Gencer)

Dans eden bir kadının ayak bilekleri gibidir
Judy Garland gibi çay
Kan gibi çay.
(Sezai Karakoç)

Atları çayıra saldım diş kamaştıran erik ağaçları altına
Nisan toprağı kalbimde ağarıyor
Bence o çocuk öyle gülmemeli
Şimdi bir kadın çay demlese
(Ergin Günçe)

Çaycı getir ilaç kokulu çaydan
Dakika düşelim senelik paydan
(Necip Fazıl Kısakürek)

Biraz çay soğuklarda.
Ne kadar acı şu dünya
(Behçet Necatigil)

Bir bardak demli çay
burukluğu gibi kalsın
gecenin ve sabahın tadı
yaşasın anılarımızda
(Ahmet Telli)

Her gülümseyişinde tüm ülkeye çay ısmarlayayım,
seninleyken bir yudum çay zenginleştirilmiş uranyum gibi enerji veriyor bana Şebnem.
(Murat Menteş)

Çay henüz her şey bitmedi demektir.
(Cezmi Ersöz)

hayatta herkesin mutlaka
bir sarayburnu aile çaybahçesi varsa
hayatta herkesin mutlaka bir istanbulu varsa
hayatta herkesin mutlaka bir tanrısı varsa
ve biz tanrısız kaldığımıza göre
sen benimle mi gelirsin
ben sen de mi kalırım
bunu bırakalım şu geçip giden bulutlar düşünsün
(Salih Bolat)

Çay içmeye gidenler vardı akşamüstü, parklara gidenler de
Duruma uymak kısaltıyordu günlerini artamayan eksilmeyen bir hüzünle…
(Turgut Uyar)

Aşkınla demlenmiş sıcak bir çay içmeliyim.
Küfürler saçıp etrafa, belalara bulaştırmalıyım ağrılı başımı.
Yokluğuna alışmamalıyım.
(Tarık Tufan)

bir çay yalnızlığı emirgân’dan öteye
değdikçe ısındığı yaldızlı bardağın
(Attila İlhan)

Ve oturdu mu bir masaya
hakkını verir çay içmenin
(Cahit Zarifoğlu)

Ya da bir oda kapısını açtığınız zaman
O müthiş öğle sıcağında
Pencerenin önünde örgü ören birinin
- Örgü mü, bir çay bardağını başka başka tutan ellerin becerikliliği mi-
Görülmediği gibi
Ama var mıydı sanki görülmek isteyen
Var mıydı bir şeyler bekleyen yüreğimin eskittiklerinden.
(Edip Cansever)

Benim çay bardağımda senin gözlerin olur
Senin gözlerin sizin çay bardaklarınızda
Onların gözleri
(Sezai Karakoç)

Bir başka yazarın kaleminden



Sabaha karşı fark ettim; bir kadın, tek bir bakışıyla, yazılmış ve yazılacak olan tüm şiirleri yakabilir.

evet, yapabilir bence bunu.

Bir yazarın kaleminden...

“…Çay dediğimizin usulü üçtür dedi Babam.

Çay;

Üç şeyde yapılır; ateş, semaver, demlik.
Üç şeyde ikram edilir; çay tepsisi, çay tabağı, çay bardağı.

Çayın birçok dilde karşılığı üç harftir! Bir de çay, ‘üç’ün olduğu yerde içilir!


Bir sen, bir seni yaradan, bir de seni seven….

The Organ - Don't Be Angry


Var mı bunun çevirisini yapacak biri. NE diyor ki smile

Bu gün seni hiç özlemedim...

Bu gün seni hiç özlemedim,

Yolunu da gözlemedim.


Gözlemewhistle ?

Olsa da yesek.

Yanında da ayran..


Ooff..

Biliyorum


Biliyorum
Sana âşık olmak
İdamın yasal bir hâli
Dudaklarından yağan her cümlenin altında
Sırılsıklam oluyorum..
Yine de ağrılarımı dindirirsin diye
Umutla karıştırıp
Aç karnına intihar yutuyorum…

Biliyorum
Sana aşık olmak ne demek
oluyorum
bile
bile
...




MUSTAFA TEMİZ

Sahipli Aforizmalar (1)


Eğer bir kötülük etmişsen,kendi kendine etmişsindir.Senin kötülüğün başkasına nasıl dokunur?

Şiir;

"Bak o dağın üzerine konup, kalkan kuş.
O dağın nesini arttırdı nesini eksiltti?"


Fîhi Mâ Fîh/ Hz. Mevlâna