Skip navigation.

exploreopera

| Help

Sign up | Help

neshe

"Gönlüm uçmak dilerken semavi ülkelere; Ayağım takılıyor yerdeki gölgelere..." Necip Fazıl Kısakürek

MUTSUZ KRALİÇE



Arasıra buluşup
Kervanların sığacağı darlıktaki
Sokaklardan sözeden adam artık yok
Anlayan yok
Baharat satılan hanların
Kokulu yalnızlığından

Bjan Matur

Mahmud Derviş: 'Yalnız hüznü vardır kalbi olanın'



Filistin'in yetiştirdiği dünyaca ünlü şairlerden Mahmud Derviş hayatını kaybetti.

Amerika’da geçirdiği açık kalp ameliyatından 3 gün sonra durumunun ağırlaştığı ve ardından hayatını kaybettiği bildirildi.


Filistin haber ajansları ve Arap televizyonları, 67 yaşındaki Derviş'in bu akşam saatlerinde ameliyat sonrası komplikasyonları nedeniyle öldüğünü duyurdu.

Derviş, geçen çarşamba günü, Texas'taki Houston Memorial Hermann hastanesinde başarılı olduğu belirtilen bir açık kalp ameliyatı geçirmişti. Ancak Derviş'in durumu bugün kötüye gitmişti. Filistin Yönetimi'nin, Derviş'in naaşını Ürdün üzerinden Filistin'e getireceği de bildirildi.

Mahmud Derviş, 1941 yılında, halihazırda İsrail sınırları içinde bulunan Akko kentinin köylerinden El-Berva'da doğmuş; köyünün 1948 Arap-İsrail savaşı sırasında saldırıya uğramasıyla, ailesi ile birlikte köyünü terketmek durumunda kalmıştı.

Çocuk yaşta şiir yazmaya başlayan Mahmud Derviş, ilk şiirlerini yayımladığı dönemde, El-Ard (Toprak) hareketinde de çalışmaya başlamıştı. Filistinliler'in yaşadığı zorlukları dizelerine taşıyan çağdaş Filistin şiirinin önde gelen temsilcisi, El İttihad gazetesi ile El Cedid dergisinin yazı işleri müdürlüklerini yapmış, şiirleri ve yazıları nedeniyle bir kez İsrail ordusu tarafından tutuklanmış, 1970 yılında İsrail'den sürgün edilmiş, 2 yıl bir çok Arap ülkesinde dolaşmıştı.

Şiirleri 20'den fazla dile çevrilen Filistinli şair, 2003 yılında uluslararası Nazım Hikmet şiir ödülüne de layık görülmüştü. Birçok şiiri Arap besteciler tarafından bestelenen Mahmud Derviş'in adı, 2006 Nobel Edebiyat Ödülü adayları arasında yer almıştı.

Mahmud Derviş'in Türkiye'de basılan şiir kitapları arasında Zeytin Yaprakları (1964), Filistinli Sevgili (1971), "Gecenin Sonu, Uzak Bir Sonbahar'ın Hafif Yağmuru, Celile'de Kuşlar Ölür, Düğünler, Uykudan Uyanıyor Sevgilim, Yedinci Deneme" bulunuyor.

Derviş, 1982 Eylül'ünde Sabra-Şatilla'da yaşananların ardından Beyrut Kasidesi'ni yazmış ve bu kaside ile 1984'te de dönemin Sovyetler Birliği'nde Lenin ödülünü almıştı.

Kudüs A.A - VOA

Gecede Ayak Sesleri

Her zaman
Ayak seslerini duyarız gecede yaklaşan,
Ve kapı sırra kadem basar odamızdan,
Her zaman,
Bulutlar gibi süzülüp giden.

Düne Dair



Kara ıslak bir kedi gibi gözden kayboluyor anılarım yavaş yavaş. Şimdi sokağın köşesini döndü.. Ertelememe gerek yok ardı sıra unutuşun o dayanılmaz hafifliğinde eriteceğim acılarımı. Sıfırdan başlamak mı? Hayır sıfır noktası boşlukta asılı kalmaktır. Biriktireceğim.. Toprak olacağını bile bile bunca görüntü, ses, söz, gözyaşı, kahkaha biriktireceğim. Beni bırakma diye yalvaracaklarını bile bile düne dair biriktirdiklerimi ıslak kara bir kedinin sırtına yükleyeceğim.

Gece usul usul iniyor bu sokağa. Kaç pencerenin arkasında hıçkırarak sabahın olmasını bekleyen kadınların ruhu saklı, beyaz tüllerle iyice sarıp sarmalamalı bu dört duvarı. Anımsattıklarıyla beraber ardı sıra sürüklemeli topal bacağını evin içinde. Dışarıda gürül gürül akan bir hayat. Ona rağmen, bana rağmen, bize rağmen. Yarı çılgın bu apartmandaki çocuklar; ne zaman ağlayacakları, ne zaman gülecekleri belli olmayan, kahkahaları inlemelerle karışan bir garip çocuklar bunlar. Sürüklenerek ardım sıra gelen bacağım gibi, yarı yolda bırakıveriyorlar analarını, babalarını.. Aç pencereyi ömrümün sonu yakın desem.. Yaktım kandilleri söndürün sokak lambalarını desem.. alın şu hem gülen hem hıçkıran geleceği kara kedi gibi kara çocuklarınızı desem, terkederler mi beni.. Koca apartmanın bir boşluğu var, üst kattakiler o boşluğa silkelerler ne var ne yoksa kül tablalarında. Ve ben her mutfaktan aşağı bakışımda akşam eve dönen kocaların ruhsuz kadınlarını dinleyişlerini düşlerim iç geçirerek. Erkekler dışarıda, kadınlar içeride çıldırıyor. Umut giderek bu kenti ve içindekileri terkediyor. Şimdi örtmeli perdeleri, görülmemeli yarım yamalak hayatların yamaları. Kaç içeri, doldur çorbayı tasa, ver eline kaşığı; içsin hem yarı deli koca, hem çılgın oğul. “Sen mi? Olmalı değilsin burda, sanırım yanlışlıkla geldin.”. demiyor ya hayat insana.. şöyle sessiz sedasız bir eyvallah çekip giderdin o zaman  Ve şimdi çılgın kahkahaları çınlıyor loş koridorunda evin, dışarıda sonbahar, kedi, sokak lambaları, terkedilmiş, kullanılmışların çöplüğü.. Yavaş yavaş çıldırıyor, sürüklediği topal bacağı gibi hayatı ardısıra.. Tutkuları olmadan, ve dünyaya dair beklentileri.. Nesnelerin dünyasında terkedilmiş buldu kendini, 12 taksitle aldığı çek yat.. ta yatası yok.. açıp da derin donduruculu dolaptan 3 taksitle aldığı beyaz peyniri koysa da bir tabağa, bölüp de şu ekmeği bir dilim yiyesi yok. Hoş yese ne yazar. Şimdi, şurada, ve dört duvarın arkasında, ve tavandan sallanan avizede, ve yıllar öncesinden bu güne kalan korkularının tamamında yavaş yavaş çıldırmanın eşiğinde, kendisini takip eden bu zavallı topal bacağı gibi yitip gitse. Ne dersin? Biz seninle aynı ananın rahmini paylaştık.. Hatırlar mısın kaç yıl sonra misafir oldun o sıcak yatağa ? Ve şimdi aynı göbeğin kordonundan beslenen bebekler gibiyiz, hayatı aynı yerinden emiyoruz.. Tüketmemek gerek bacım.. Tükenmemek için..

Nisan/2008

BEYAZ MESELÂ


İnsan duvarları olmayan tapınakta
Bir gece uyusa
Sanıyor ki kederi azalacak.
Ama yetmiyor
Bezler bağlıyor
Bulduğu her ağaca.
Hikâyeler anlatıyor
İnanıyor aşkın hep olacağına.
Oysa aşk biter
Dinginliği başlar göllerin.
Bekleyiş,
Sonsuz mavi bir göz olur
Camdan ve gittikçe uzayan.
Acı verir bazan renkler
Beyaz meselâ
Kuş gibidir insan beyaz bir yatakta
Ölümü gibi çocukların
Soluğu kesik
Suda dolaşan.

Bir kaya mezarında ağlayan adam
Ölülerini suya ve göğe gömüp,
Gelir acısıyla avunmaya.
Dua ve kuş gibidir zaman
Bir şey olur bulutlara,
Bir ağırlık
Bir koyuluk taşırlar uzaktan.
Tuhaf yitik hayatların
Seslerini doldururlar kovuklara.
Bir şey olur
Sarnıçtaki sularda
Unutulmuş anahtar parlayınca
Yağmurumuz der biri
Sarnıçlarımızda gizli
Acımız avuçlarımızda.

Bejan Matur

Haziranda Ölmek Zor


Topraktan ateşten ve denizden
doğanların
en mükemmeli doğacak bizden...
..........
..........
......... ve insanlar ellerini
korkmadan
düşünmeden
birbirlerinin ellerine bırakarak
yıldızlara bakarak:
-"Yaşamak ne güzel şey!"
diyecekler;
bir insan gözü gibi derin
bir salkım üzüm gibi serin
bir ferah
bir rahat
bir işitilmemiş şarkı söyliyecekler..
Hiçbir ağaç
böyle harikulade bir yemiş vermemiş
olacaktır.
Ve en vadedici
bir yaz gecesi bile
böyle sesler
böyle inanılmaz renklerle
sabaha ermemiş olacaktır..
Topraktan
ateşten
ve denizden
doğanların
en mükemmeli doğacak bizden...


Nâzım HİKMET



Bir Süre Sonra



Bir süre sonra,
bir eli tutmakla, bir ruhu zincirlemek arasındaki
ince farkı öğrenirsin,

Ve aşkın yaşlanmak,
birlikte olmanın da güvende olmak
anlamına gelmediğini öğrenirsin.

Ve öpücüklerin sözleşme
ve hediyelerin de vaat olmadığını
öğrenmeye başlarsın.

Ve yenilgileri
başın dik ve gözlerin açık karşılamaya başlarsın,
bir çocuğun üzüntüsü ile değil,
bir yetişkinin zarafeti ile...

Ve herşeyi,
bugünü düşünerek yapmayı da öğrenirsin,
çünkü yarın ile ilgili herşey belirsizdir.

Bir süre sonra güneş ışığının
yakıcı olduğunu öğrenirsin,
eğer fazla maruz kalırsan.

Bu yüzden
başka birisinin sana çiçek getirmesini beklemeden
kendi bahçeni yarat
ve kendi ruhunu kendin süsle.

Ve göreceksin ki dayanıklısın
ve kuvvetlisin
ve değerlisin...

Veronica A. SHOFFSTALL


After a while you learn
the subtle difference between
holding a hand and chaining a soul

and you learn that love doesn't mean possession
and company doesn't mean security.



And you begin to learn that kisses aren't contracts
and presents aren't promises
and you begin to accept your defeats
with your head up and your eyes ahead
with the grace of an adult not the grief of a child.

And you learn to build your roads today
because tomorrows ground is too uncertain for plans
and futures have ways of falling down in mid-flight.
After a while you learn that even sunshine burns
if you get too much

so you plant your own garden
and decorate your own soul
instead of waiting for someone to bring you flowers.

And you learn that you really can endure
that you really are strong
and you really do have worth
and you learn
and you learn...

Yunus Gibi..

DOĞUNUN ÖLÜMLERİ


ölüm bir aşirettir doğuda

ayışığı gülden hoyrat
gölleri güzelden talandır
ve asi, durak bilmez ağıtlarıyla
uçsuz bucaksız turnalarını
kat kat gurbete dürmüş evvelbaharla
sevdası göçer olandır

ve bu nasıl bir serencâmdır
satılır umudu beye
hasreti bir meta gibi
ve alınandır
ve tuzdan, bozkırdan ninnilerini
bir çığlık gibi mengeneden mengeneye
sokup çürüten rüzgârdır

türküsü ki eşkiyaya geniş
ve bir kekliğe dardır
ovası çelen bakışlı
ve bir fişekliğe dizilmiş
gibi omzu kuş nakışlı ağaçlarıyla
acıya pusu kurandır

ölüm bir aşirettir doğuda

HİLMİ YAVUZ

Dipsiz Testi

Edip Cansever
Beni dinlersen Üsküdar'a gitme
İbrahim'i görme şiir yazma
Şu herkesin bildiği düzlük
Bu deli alacası çayır
Ardıç kuşu türkülü sokak
Senin için değil.
Sen yoksun
Çevrende kimseler yok
Zengin de olsan
Yoksulluğun gitmez.

Kaynak: Dirlik Düzenlik


Bir Kapı Açıp Gitsem


Ben bu dünyaya yanlış gelmiş olacağım ben
Ben öyle her insandan,
o kadar uzağım ben
Yine bu gözlerimdir okşanacak şey arar
Yoksa içimde başka bir dünya hasreti var
Uyanır gibi birden bir korkulu rüyadan
O içimden sevdiğim, benim olan dünyadan Bir ses bana:
’Gel! ’ dese, ben o sesi işitsem Kimsecikler duymadan
bir kapı açıp gitsem .

C.SıtkıTarancı