Skip navigation.

Alnımı Kaplayan KARAnlıklardan...

Ben, bir şimşek gibi çakar/ giderim...

Posts tagged with "kal"

TenselDiyalektik

, , , ...




Anne? Bu sen misin?
Bu yaslandığım omuz boşluğu… Bu koku? Değilsin… Değiştirilmiş bir şey gibi daha çok.
Tuttuğunda kavranabilir bir ağırlık gibi, daha sert hissetmediğim bir şeye inanma hali değil.
Bir başkası gibi, tedirgin bana ait her şey, içimde kıvrımlarının hareket ettiğini hissediyorum küçük şeylerin. Yer değiştiren yoğunluklar gibi. Saçımda dolaşan bir el, tanımlamam gerek seni.
Bu ağırlığın anlamı benim hayatımda sadece şu kadarcık demeliyim. Bir gövdeye yaslanmanın en insani kısmı onunda benzer olabildiğini düşünmek. Bana olan şey eğer şuanda oluyorsa o ele, bu omuza, kokuya, saça…
Bir tek tanım için geç kalınmıştır demektir. Çünkü bundan sonra, kavgalar gerçekten kavga olduğu düşünülecek. Bütün bir hayata bakış açısının arkasına saklanmış her şey bir anda mukaddes bir davaya dönüşecek.

Kavga etmenin birden fazla anlamı olacak çünkü.

Kaybetmenin ve kazanmanın, korkmanın ya da kaçmanın tüm bunların hepsinin ama en çok gitmenin ve kalmanın büyük bir anlamı olacak. Yaslandığım bu bedende. Bunu hissediyorum hiçbir ağaç gölgesinde hissetmediğim kadar şimdi… Ya da hiçbir duvar, yastık ve koltuk bunu tanımlayamaz bana.
Korku, karanlıkta oturduğun salonda elinde keskin bir ışık gibi sızarak ilerler mutfaktan aklına kadar. Ürkek ve çok vahşi bir biçimde ilerler zihnine. Korku, yaslandığın bedenden duvarın yıkılabilinir olduğunu bilmek. Biraz daha yaslanmanın biraz daha baskı- acı hissettireceğini düşünmek, kendini denge de tutmak ilerlemeden geriye doğru çekilmemek tam iki basıncın arasında sıkıştığını hissetmek.
Kulaklarımın uğuldadığını hissediyorum. İçimde konuşan şeyin nereye kaybolduğunu ne düşünmem gerektiğini düşünemediğim en belirgin an bu. Sıcak, soğuktan ya da kıştan geçer gibi değil.
Bir sonradan gider gibi. Başlangıcın bir sona muhtaç olduğunu bilmek sonu başlatacak şeyi belirlemek demek değil miydi? Sıcak, bir belirsizliğin içinde olmak gibi… Rahimle vajina arasına sıkışmak.
Orda olduğundan emin olmak. İçimde her şeyin hızlandığını biliyorum. Daha fazla olmadan daha azıyla yetinmek gibi… Kanımı besleyen şeyin şuan da gerçekten içimde olduğunu biliyorum.

Çarpması belirginleşen bir damlanın camdaki izi. Aslında sesi gelmiyor sanıyorum ki filmlerden duyduğum gibi. Belirsiz, yönünü bilen bir ırmağın yatağını terk etmesi gibi aniden oluyor her şey.
Sel mi bilemem boğazımdan aşağıya her yutkunduğumda çığlıklar içinde göğsüme doğru ilerliyor su.
İlerliyor ve sıcak, terleyen bir derinin diğeriyle birleşmesi, kıvrımlar…
Buharın üstünde elini gezdirmek gibi. Avucunu sıksan duyacağın şeyin kendinden geçmek olabileceğini düşünmek. Şimdi aklımı karıştırıyor sadece. Çünkü istila her normal karışıklığın bir sonucu…
Daha fazlası için bir gerekçe bir huzursuzluk hali… Bir rahatsızlık gibi.
İki sınıfın arasında kalmak gibi.

Çünkü istila tıpkı şuanda benim gibi –