Sunday, April 26, 2009 3:13:15 PM
"Yarın yazarım" diye diye siftahı bugüne bıraktım. Geçen Cuma yine Balans'ta çaldık. Ağabeyim uzun süredir gelmiyordu konsere, eşinden izin alıp geldi bu sefer. Eve dönerken sohbet ettik biraz. Bugüne kadarki en iyi konserlerimizden biri olduğunu söyledi, belki de en iyisi. Ağabeyim de olsa iyiye gittiğimizi dışarıdan birinin söylemesi güzel bir şey.
Selim
Monday, April 20, 2009 3:31:03 PM
askerde Erkan Oğur ve İsmail Hakkı Demircioğlu'nun albümlerine iyice sardım. merak edip Erkan Abi ile ilgili yazılan şeyleri okumaya kalktım. çok güzel yorumlar var tabi ki. ama her zamanki gibi birkaç tane hakaret içeren yorum da var. Akın Abi sayesinde samimi olabildiğim yaşça ve tecrübece büyük çok önemli müzisyenler var Türkiye'de . Bunların en önemlilerinden biri de Erkan Abi. Akın Abi gibi o da kendini enstrümanına vermiş , bunu her yapan insan da o seviyelere gelemiyor, yetenek meselesi. gördüğüm kadarıyla o da Akın Abi gibi yeteneğini insanlarla paylaşan, asla kibirli olmayan ve Türkiye'de üretilen müziği yükselten çok önemli bir insan. türküleri severdim, şimdi daha da çok seviyorum. çok farklı tarzlarda harika albümlerde yer almış. umarım ben de, gruptaki diğer arkadaşlarım da onlar gibi derin izler bırakabiliriz. yarın yine yoldayız, ankara...
sinan
Monday, March 16, 2009 10:48:00 PM
Tekrar başladık konserlere, çok iyi bir başlangıç olmadı. İlk konserimize ben ve zeynep hasta hasta çıktık, daha da dağıldık, kütahya konserini ertelemek zorunda kaldık... şimdi önümüzde 4 konser var arka arkaya. ben iğneleri yiyince kendime geldim , zeynep de daha iyi. neyse , bundan sonra baya konser var . konserler işin en zevkli ama stresli tarafı . sadece enstrüman çalsam yine sorun olmaz, en azından bilirim ki hasta olursam yerime idareten biri çalar. zaten grubumuz maşallah bu konuda sorun yaşamıyor. herkes geçici olarak birbirinin yerini alabiliyor. ama söyleme işi sakat , hasta hasta tıngırdatabiliyorsun ama insanın sesi çıkmıyor. ben de sık hasta oluyorum. neyse ki hep ufak tefek şeyler...
geçen hafta viranşehir'e gittim . askerlik yaptığım yerde genelde uzun dönemler olduğu için çoğu hala orda, ben de hepsini bir daha bir araya getiremem diye ziyaretlerine gittim. beraber öğlen yemeği yedik , yediğim en güzel karavanaydı. onlar da sevindi, ben de çok mutlu oldum. ya bana çok iyi insanlar denk geldi askerde , ya da ben çok safım herkesi iyi sanıyorum. viranşehir'den sonra mardin'e uğradım , ordan da diyarbakır'a gittim. mardin'e giderken kızıltepe'ye kadar otostopla gittik. zaten o yolda o kadar çok tır çalışıyor ki biri mutlaka yol arkadaşı olarak alıyor . seneler evvel de o yolda kızıltepe'den urfa'ya kadar bir tırla gitmiştim. burdan bakınca oralar başkalarına nasıl görünüyor bilmiyorum. ama kızıltepe de viranşehir de batıdaki birçok ilden büyük , kızıltepe daha gelişmiş bir yer. ikisi de 100.000in üzerinde nüfusa sahip. mardin ise insanın içini açan olağanüstü güzellikte bir yer. mardin'den diyarbakıra akşam 9'da bir otobüs bulduk. arkadaşımı aradım, "aman abi dikkat et" dedi. halbuki istanbul oralardan daha tehlikeli. ama oraları görmeyen birine bunu anlatamıyorum. keşke herkes görse. diyarbakır'a gittiğimde memlekete gitmiş gibi oldum. diyarbakır anadolu'daki hemen hemen her şehirden daha güzel ve cazip bir yer benim için. insanı iyi, yemekler güzel. hemen bi ciger patlattık, ohh. bundan sonra da her fırsatta oralara giderim. bu sene kısmet olursa diyarbakır'da bir konser de vereceğiz. gerçi ordaki bir rock barda (diyarbakır'da çok güzel 4-5 tane rock bar var) mini bir konser yaptık geçen hafta ordaki müzisyenlerle. bu gidişimde urfayı göremedim. orda da çok zamanım geçti. inşallah o da bir dahaki sefere. hem oranın cigeri bir başka:) yemeyen bilmez...
sinan
Monday, February 16, 2009 5:02:23 PM
sinan'ın ayağının tozu, ömer'in boynunda künyesi ile çıktığımız konser; beklediğimiz gibi vefalı seyircimizle, samimiyeti bol ve beklemediğimiz kadar da stressiz geçti... sinanınki daha zor olsa da; o orda biz burda nöbet tuttuk ve bu konserle de şafakları tükettik
seslerle ilgili aksaklıklar dolayısıyla başlangıçta bir iki parçamız heba olsa da mekanın ses tesisatının eskisine nazaran alana daha uygun olması, ileride bize daha az yorularak, seyirciyi de daha az yormuş olarak gecenin sonunu getirtir diye bir düşünceyle ayrıldım bu sefer.içerdeki sesler için de "bir dahaki sefere artık" dedik

bu konserin o masa ve o tesisatla ilk temas olduğunu düşünerekten tabii...
ve tabi yine ve yeniden derim ki ;
GRETSCHsiz prova/konser olmaz olsun...
efenim saygılar...
hami
Monday, February 16, 2009 12:27:11 PM
askerden dönmemle beraber kendimi istanbul trafiğinde buldum, giderken sanki daha fazlaydı, ekonomik kriz sanırım trafiği biraz traşlamış. cumartesi günü ilk konserimizi verdik. uzun aralardan sonra verilen ilk konserlerden korkuyorum. grup uyumumuzu bir miktar kaybetmiş oluyoruz genelde. bu sefer pek de öyle olmadı ve çok mutlu oldum. bu konsere çok kişinin geleceği belliydi, kötü geçmesini istemiyordum. bu aralar bazı grupların barlarda çalmama kararı aldığını duydum. bazı açılardan haksız sayılmazlar. genelde barlarda kapı açılışı 9'da oluyor , sonra grup 12:30 'ta çıkıyor. arada da iyi bir içki cirosu yakalanıyor. burda seyirci faturayı gruba kesse de sanırım hiçbir grup 12:30 sahneye çıkmak istemez. bizim konserin olduğu gün saat 10 gibi barın epeyce dolduğunu gördüm. bir an önce çıkmak için baya bi yalvardık. yine insaflılarmış da bizi kırmadılar, tabi 11'den sonra çıkabildik. çoğu insan bir saatten fazla ayakta beklemiş oldu. barda çalmanın iyi tarafları da var, bazı insanlar da evden dışarıya çıkınca mutlaka birşeyler içmek istiyorlar. neyse, tam bir çözüm yok sanırım . en kötü konserimiz böyle olsun... askerlikle ilgili buraya yazmak istediğim çok şey var. askerde sanırım en kötü şeylerden birisi beraber askerlik yaptığın kişilerle birlikte ordan ayrılamamak. özellikle benim yaptığım yerde fazla kısa dönem yoktu ve bana orda birçok şey öğreten, bana yardımcı olan uzun dönem arkadaşlarım benden aylarca önce gelmelerine rağmen yine beni uğurladılar.askerlik süresiyle ilgili bu durumun kalkacağını duydum, umarım bir an önce kalkar. üniversiteyi bitirmek birçok imkana ve duruma bağlı, bu imkanı olmayanlara ikinci bir ceza verilmiş gibi oluyor, bu da kısa dönemlerle uzun dönemlerin arasında husumet yaratıyor.
bu durum bizim hangi saatte çıkacağımıza bar işletmecilerinin karar vermesiyle benziyor sanki
sinan
Tuesday, February 10, 2009 5:37:30 PM
sonunda sinan askerden geldi.
askerlik anılarını dinlemek çok keyifli.
ilk konserimiz 14 şubatta, uzun zamandır sahneye çıkmadık.
balansta hep beraber sahneye çıkmak çok güzel olacak.
özlemişim...
zeynep
Saturday, December 27, 2008 11:52:32 AM
uzun zaman oldu yazamadım günlüğe,
okulda birinci sınıfa geçmem sebebiyle biraz rahatlamış durumdayım. hazırlıkta okuldan atılma durumu olduğundan biraz stresliydi çünkü. sürekli müzikle iç içe olmak çok faydalı bişey merak ettiğim bir şeyi hemen birisinden öğrenebiliyorum buda beni oldukça geliştiriyor. 1geçtiğimiz hafta okulda doğaçlamanın analizi ile ilgili bir konser verildi. büyük bir kısmını izledim çello dersim olmasaydı sonuna kadar izleyebilecektim ama izlediğim kadarı bile çok faydalı oldu. çello çalmaya başladım. okulda biryaylı entruman çalmam gerekiyordu bende çelloyu seçtim. önceleri çok sinir bozucu geliyordu hatta çok karamsardım çello hakkında ben bunu yapamam heralde diyordum ama artık çok hoşuma gidiyor bişeyler çalmaya başlayınca daha iyi anladım durumu. yaylı enstrumanlar diğer enstrumanlar gibi değil zor! perdesiz oluşu, tutuş şekli, yayı vs... teyzemin kemanla anlaşamamasının nedenini şimdi daha iyi anlıyorum. insanın kendi yaşayınca durumu daha iyi anlayabiliyor. çelloyu ilerlettiğimde pinhani için faydalı bir durum ortaya çıkacaktır diye düşünüyorum.
yeni bir enstruman yapıyorum bu dönem; klasik kemençe. sesi daha çıkmadı bu hafta içi tel takacağım ve yaptığım bir müzik aletinden ilk defa ses çıkartacağım. heyecanlıyım. daha çalmasını bilmiyorum çalablen birine götürüp sesini duymak istiyorum. kemençenin sesiyle ilgili fikirleri çok merak ediyorum. yeni ağaçlarla yeni estrumanlar yapmak beni çok heyecanladırıyor.
sinanımız askerde onu dört gözle bekliyoruz. doğum gününde yanında değildik asker arkadaşlarıyla beraberdi. onu yanlız bırakmamışlar sağolsunlar. şubatta burda olacak gün sayıyoruz. bekliyoruz. çalışıyoruz.
daha sık yazacağım günlüğe artık.
zeynep
Monday, December 22, 2008 12:15:22 PM
dün viranşehir'de askerliğimi yaptığım tabura benim için bir kutu baklava gelmiş. müzisyen bir dinleyicimiz getirmiş. tatlı sevdiğim heralde dış görünüşümden çok belli oluyor:) tanışamadık ama bir haftasonu tanışacağız artık. tatlıları taburdaki arkadaşlarımla anında tükettik. az evvel de attığı maili okudum. burdayken dinleyicilerin attığı mailleri okumak daha da keyifli oluyor. bazılarını okurken gözlerim doluyor, boğazım düğümleniyor. kendimi uzun zaman sonra tekrar ilk albüm çıkmadan önceki gibi hissediyorum. yine o zamanki gibi sabırsız ve heyecanlıyım. burda zaman zaman müzik yaptığımda o zamanki duygularla çalıyorum, acı ve mutluluk bir arada...
sinan
Wednesday, December 17, 2008 12:53:23 PM
Askerliğe başladığım Viranşehir'de bana değişik bir görev verdiler; Viranşehir'e bağlı sınır karakollarındaki ve bizim taburdaki hastaneye sevk almış hastaların başında Diyarbakır'a gidip gelmek . Haftada iki kere Urfa'dan Diyarbakır'a gidiyorum. Özellikle hudutta nöbet tutan çoğunluğu doğu anadolu kökenli askerler geliyor benimle birlikte. Neyse ki bu işi bana vermişler, çünkü nedense insanlar askere gelince ırkçı yönleri kabarıyor. Neyse , bu vesileyle askerliğimin önemli bir bölümü yolda geçmeye başladı. Ancak benimle gelen hastaların bitmek bilmeyen soruları nedeniyle çok rahat bir görev olduğu söylenemez. En sevdiğim bölüm Urfa'dan Diyarbakır'a giderken 3 saat süren yolculuk. Herkes uyuyor, huzur içinde bir 3 saat, yol bitmesin istiyor insan. Diyarbakır Asker Hastanesi'nde ise çok iç açıcı bir durum yok, çoğunluğu psikiyatri polikliniğine gelmiş bir sürü hasta... Uzun süredir erkek erkeğe bir ortamda yaşayan askerler hastanedeki hemşireleri bıktırmış olmalılar, hepsi diken üstünde . Doktorlar rütbeli askerlerden oluştuğu için genelde askerler onlardan çekiniyor. Şifa bulmak için çok uygun bir ortam yok yani. Yine de en azından ciddi rahatsızlığı olan bazı askerler burdan rapor alıyor ve istirahat ediyor. Bazıları evinin yolunu tutuyor. Benimle gelen askerlerden okuma yazma bilmeyenler de var, çoğu bana dertlerini anlatıyor. Tıbbi bir bilgim olmadığını söylesem de yine de bana " Sinan abi , ameliyat olayım mı sence?" , " Bu ilacı kullansam bana iyi gelir mi?" , "Bana çürük verirler mi?" gibi sorular soruyorlar. Nerdeyse her hafta sünnetsiz bir asker getiriyorum hastaneye . Aslında anlatacak o kadar çok şey var ki ... Ama burda herkesin konuştuğu tek bir konu var; ŞAFAK

Bana sorduklarında biraz çekinerek söylüyorum, çünkü bulunduğum yerde çok az kısa dönem var. Arkadaşlarımın tamamı uzun dönem. Yine de buraya bir şafak atayım. 12'den sonra 51
Nerdeyse unutuyordum, bundan 5 yıl önce geldiğim Diyarbakır'ı çok gelişmiş buldum. Burayı görmeyen insanlar burayı nasıl hayal ediyorlar bilmiyorum ama burda İstanbul'daki nerdeyse herşey var. Türkiye'yi yurt dışında hep kötü yüzüyle gösterenlere kızıyoruz ama , Diyarbakır'ı ve daha birçok şehri televizyonda hep kötü yönüyle gösteren de biziz . Heralde bu şekilde bakınca " ah ne kadar şanslıyız " demek mi hoşumuza gidiyor bilmiyorum ama kimse fazla sevinmesin , burda insanlar istanbuldakilerden daha güvenli ve sosyal bir hayat yaşıyor. amma mesaj verdik yahu. Ayça Şen'in yazılarını okuya okuya sanırım benim günlük yazıları da onunkilere benzedi:)
sinan
Sunday, November 2, 2008 12:34:06 PM
20 ağustosta evimde otururken nerden aklıma geldiyse askerlik şubesini arayıp durumumu sordum. 2 eylülde askerdim. urfanın viranşehir ilçesinde piyadeyim.acemiliğimi de burda yaptım. viranşehir suriye hududunu kontrol ediyor. biz de zaman zaman sınırdaki çeşitli işlere yardımcı ediyoruz. önce yazıcı olarak başladım. sonra revire geçtim. hasta olan askerleri burdaki doktorumuza dosyalarıyla birlikte getiriyordum. sonra askerliği bitecek bir arkadaşımın yerine geçtim. hastaneye sevk olan askerleri diş için urfaya, diğer işler için de diyarbakıra götürüyorum. pinhani ile de çok seyahat ettiğim için bu iş bana zor gelmedi ama genelde yol diğer askerlere çok zor geliyor. askerde olduğumun bilinmesini başta çok fazla istemedim. ama artık bilen biliyor. 100 günden daha az zaman kaldı bitmesine. üniversite mezunlarına sağlanan abartılı ayrıcalıktan dolayı kısa dönem askerlik yapıyorum. marttaki konserlere kadar fazla paslanmamaya çalışıyorum. nadiren de olsa burda çalıyorum. çok eğlence olan bir yer değil askerlik yaptığım yer. dolayısıyla müzik ihtiyacı fazla yok. gitar çalan bir arkadaş var, bir tane de ankara havaları çalan arkadaşımız var. inşallah kazasız belasız bitirir ve alıştığım hayata bir an önce dönerim. burdan döndüğümde birkaç iyi arkadaş ve çok fazla hatıram olacak. faydalı geçirmeye çalışıyorum. burda yaşadığım birçok olumsuzluğun ne kadar önemsiz olduğunu malesef çok acı bir olayla anladım. bizim ekibin en önemli parçalarından biri olan tanju abinin vefatı burdaki günlerimin dönüm noktası oldu. ailem çok üzülürüm diye benden saklamak istedi. ama gazetede tanju abinin resmini görünce ben de öğrenmiş oldum. döndüğümde bu olayı sanırım daha iyi kavrayacağım . şu anda kendi dertlerimle uğraşmaktan kafam biraz karışık... arada girip günlüğe şafak atacağım
sinan
1 2 3 4 5 6 Next »