Skip navigation.

exploreopera

| Help

Sign up | Help

dilimin döndüğü kadar sustum...

rubeyyi

adam ve kadın


Elinden tuttu Kadının, “gidip bir kıyı bulalım da bol bol düşünelim” dedi Adam.
Rahat konuşmaları için de zaman biraz yavaşladı.
Kadın: “İyi de ben bugün düşünmeye hazır değilim ki.”
Aradaki mesafe kuş tüyü kalınlığı kadardı.
İkisi de, gözlerinden yola çıkarak, yerküreyi iki kez katedip, konuşlandıkları yerde duruverince, Adam, dilini, Kadının kulakları üstünde gezdirdi.
Zamanda hafif bir hızlanma başladı.
Yürüdüler.
Yerkürede bugünlerde çok rüzgar vardı.
“rüzgarı biraz kısalım mı?” dedi Kadın, ağzını adamın ağzına iyice yaklaştırarak.
“saçlarını düzelteyim de önce.”
Yerkürenin ajanları o esnada y(-ık)aln derilerini değiştiriyorlardı.
Ve bulutlar saçlarından uzaklaşıruzaklaşmaz da Kadın, “bin kayığı kıyıya çekmeden d, bakmayacağız değil mi gemilere?” dedi Adama.

Telefonlar hiç çaldı.
Kurumuş günler satan marketlerin önlerinden geçtiler.
Bilgisayarların çoğu sıfıra ayarlıydı, kırık matematikliydi, yaslanacak dün’süzdü; yarın kesinkes köklü olmalıydı.
Kımıldanan tel örgülere baktılar.
Bir kara duvar haytalarını karartıyordu.
Alanlardan geçtiler.
İki ses tek oldu ve bu ses çok ses oldu.
Yeşil türküler çağırdılar.
Ve kayıkları güneşe boyuyorlardı.
Nuri Pakdil- otel gören defterler 1’den…

?

napsam ben şimdi..
Rabbim napsam..
ellerimi bir yere mi saklasam?

hangi?



hangi maske hangi yüzü saklıyordu acaba?
ya da hangi yüz hangi maskeyi?

rasim özdenören- ansızın yola çıkmak'tan.

değilmi ki?


"değilmi ki hepimiz
işaretli ve yarım
dünyaya sarkık.."

ismet özel- bir yusuf masalı'ndan.

yağma


"içim yağma
dışım yağma..."

hasret.

"benden
bana hep
hasretler kaldı."

birgün...


bir gün ağlayabilirsem güzelleşeceğim de.
içimde birike birike bozulmuş olan gözyaşlarından kurtulacağım.

fatma k.barbarooğlu.acı deniz'den..

yaşam...



yetmiş sekiz yaşındayım.bu yaşa kadar 1000 tondan fazla su, besin ve hava tükettiğimi hesap ettim. bunlar değişik zaman süreleri boyunca kıl, deri, et, kemik, kan v.b olarak kullanılıp sonra vücuttan atılmışlardır. önce 3 kilo ağırlığındaydım, sonra 33, sonra 77 ve hatta 99 kilo bile oldum. sonra 30 kilo zayıfladım ve o zaman kendi kendime sordum; ben burada olduğuma göre, bu giden 30 kilo kimdi acaba? üzerimden attığım bu 30 kilo, 1985 yılında bedenimde bulunan et ve kemik yığınından on kat fazlaydı.

bir bölümü, ayda iki kez kestireceğim saçlarıma dönüşecek olan son yediğim yemeklerin tartı birimi olmadığına eminim. bu otuz kiloluk organik kimya kesinlikle "ben" değildi, tıpkı şimdilik geriye kalan birleşik atomların da "ben" olmamaları gibi. "ben" ve "sen"i bu gerçekten geçici ve dolayısıyla duyusal açıdan saptanabilir kimyalar olarak tanımlamakla büyük bir yanlış yapmaktayız. birçok kişinin ölürken ağırlıkları ölçülür. ölüm öncesindeki ve sonrasındaki tek belirgin ağırlık farkı, akciğerlerden atılan hava ve vücuttan boşaltılan idrardan kaynaklanır.

YAŞAM HER NE İSE, HİÇBİR AĞIRLIĞI YOKTUR.

(fuller) yaşamak sevmek ve öğrenmek kitabından...

beklemek...


"hicazda peygamber beklemek gibi bişiler bekliyorum"

:


herkesin birbirine sahici olmayan iltifatları.ortalıkta dönen bir yığın yalan.bir yığın maskeli yüzler."maskeli balolar"...
yeniden arkadaşlar.sevgililer.kafakarışıklıkları...
ne yemek yicezler..nereye gitcezler.
çağrılar.mesajlar.anne beni hiç özlemedinmi?ler...
kalp atımları.ince vaballer...
ders programları.kitaplar.
hastalar.
fıkralar.
sallamaçaylar.
bir yığın evrak.bi yığın kuyruk...
kantin kuyrukları.bankakuyrukları.
birgün bu kuyruklarda ölücez vallaa'lar.
seni seviyorum.lar.
tükenmek.tükenmek.tükenmek.
sonra hep o suskunluklar.
suskunluklar...
/rubeyyi/


October 2008
MTWTFSS
September 2008November 2008
12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031