Skip navigation.

satırarası

satır aralarındaki gizli hazineler

Posts tagged with "eğitim"

TDS



Saat: Sabahın çocuklar için normal, ebeveynler için “körü”.

Yer: Ev

Baş karakterler:

Yonca: Anne. Yaş 35,4.
Çocuk: Erkek. Yaş 3,7.

Yan karakterler, ince detaylar:

Baba: Kendini yerden yere atarak güleceğini henüz bilmiyor.

Abla: Ana-babasına en güzel cevabı yapıştıracak ve olayın esas kahramanı olacak olduğundan habersiz, resim yapıyor.

Olay/sahne;

Çocuğun annesine sabahın köründe uyandırma “iş(kence)lem” i yapması sonucunda başarılı olamayıp kendi başının çaresine bakma kararı almasıyla açılır.

Anne, oğlunu gözleri kapalı dinlerken; oğlu iki gözü de çok açık, konuşmaya başlar...

- Anne ben Power Ranger seyretmek istiyorum.

- Aman ne iyi!

- Power Ranger eşofmanım nerede?

- Yıkanıyor.

- O zaman seyredemem!

- Niye?!

- Çünkü seyrederken, ben filmde yaşıyorum.

- Anlamadım?!...

- Amaaa, Tarzan seyredebilirim!

- Tarzan eşofmanın yok ki oğlum...

- Yok; ama Tarzan’ ı DONumla seyredebiliyorum!

- (Dumurma-kalakalma-gülme-ayılma-bayılma-uyanma-şokma geldiğinden, anne buraya ne yazacağını bilememiştir)

- Anne sen filmi başlat, ben soyunuyorum.

- (Sahneye kendini gülerek yerden yere atan baba girer. Anne, kendinde değildir)

Olay sonrası:

Anne; “Acaba oğlumun anlatmak istediği bir derdi mi var?” paranoyası ile onu ince(gözlem)lemeye alır:

Çocuk her Tarzan seyredişte;

DONunun “slip” olmasına dikkat ederken, filmi DONla seyretmekte ısrarcı olup DON üzerine şort giymeyi de reddetmektedir.

Tarzan’ ın her “A aaaa aaa” sına eşzamanlı eşlik etmektedir.

Film bitince, anneye “Neden benim bir Ceyn’ im yok?” diye içerlekleşmektedir.

***

Annemiz Yonca, yani ben, tanıdık tanımadık her “büyüğe” dumuru (pardon!) durumu danıştıktan sonra tam “Kafayı yiyeceğim” derken,

Dün...

7,7 yaşındaki kızım:

“Annecim ben de küçükken (şimdi büyüdü yani!) hayal dünyamda yaşıyordum ya, (bak sen! Eee???) kardeşim de şimdi kendi hayal dünyasında.

Sen “Hayal kurmaya bayılıyorum” diyorsun, e o da Tarzan olduğunu hayal ederek mutlu oluyor!

Ondan Tarzan gibi DONla geziyor, büyüyünce kesin geçer, çünkü DONla gezmeye utanır.”

Dedi.

Olay bitti.

Yonca, 36 yaşında...

Ve-fakat-ama,

Bunu akıl edemedi!

Sendrom çocukta değil, bendeymiş besbelli.

Yonca: “DONdalak”


Yonca Tokbaş

0-6 Yaş



0-6 yaş…Kişiliğin temel taşlarının, köklü alışkanlıkların kazanıldığı dönem…

Çocuğun ince, zayıf, güçsüz bileklerine, alışkanlığın bükülmez kelepçesi bu dönemde takılır, bu dönemde filizlenir ağaç olacak tohum…Bu dönemde açılır zihinde derin izler. Ve o izlerle kurar yuvasını örnekler…
Bütün değerler çocukta; 0-6 yaş döneminde maya tutar, 6-12 yaş döneminde çiçeklerini açar, bütün hayat süresince de meyvelerini verir.

0-6 yaş bir milletin kaçırdığı ya da kazandığı en değerli fırsattır. Bu boşluğun yerini hiçbir şey dolduramaz.

Her şeyin yeri zaman, değeri ayrı. Bu eğitim sonradan asla verilemez ona.

Öğrenmek değil, asıl öğrendiğini unutmak zordur.

Çocuk bu yaşa kadar öyle şeyler görür, öyle şeyler anlar ki, bundan sonra edineceği bilgi onun yanında hiçtir.

Kulakları hergün yalanlarla dolarak büyüyen çocuğa, “fazilet” den söz etmek için geç kalınmıştır artık!


Kemal Ural

Öğrenim ve Bal



Musevilikte şöyle bir gelenek vardır: Bir çocuk İbranice çalışmaya başlar başlamaz kendisine bir şeker veya bal verilir; böylece, çocuğun öğrenme kavramını tatlı kavramı ile birlikte hatırlaması sağlanır. Kötü öğretmenler ise bunun tersini yaparlar; öğrenime, dilde izi kaybolmayan yanık, acı bir tat verirler.

A Brief History of Education