Sunday, 5. October 2008, 14:04:27
aşkım, albümü, seyret, umutsuz
...
Sunday, 28. September 2008, 20:20:12
hüzün, çökünce, ((((damarrrr....))))), - aksamlar
Sunday, 28. September 2008, 20:00:55
Rafet, aşka, ne, her
...
Sunday, 28. September 2008, 19:39:25
video, albüm, dinle, aşka
...
Sunday, 28. September 2008, 19:30:40
KADINIM, SEVGİ, VİDEOSU, MP3
...
Sunday, 28. September 2008, 19:09:15
Sunday, 7. October 2007, 00:08:27
dost, hikaye, muhtaç, kimsesiz
...
Derler ki, “Koskocaman yalnızlık olduğunda, ay sarısını satarmış geceye” Saat gecenin ikibuçuğuydu, evin tüm pencerelerinden dışarı bakmasına rağmen ay’ı göremedi. Biraz düşündü... Yalnız mıydı peki? Cevap veremedi... Kararlıydı ay’ı görecekti... Gecenin ağırlığını üzerinde hisseden buruşuklukta, koltuğa gelişigüzel bırakılmış deri montunu giydi bir anda... Sonra da; daha sabaha çok var nasıl olsa, miskinliğine bürünmüş ayakkabılarını geçirdi ayağına... Asansörün kata gelmesini bekleyemiycek kadar acelesi vardı. Gecenin sessizliğine inat, ayakkabılarının topuklarına daha da sert basarak, bi solukta indi merdivenlerden. Lanet olsun, apartmanın kapısı kilitliydi. Posta kutularının hemen yanındaki uyarı takıldı gözüne “ Apartmanın kapısı gece 12’den sonra kilitlenecek!”Sinirlendi ve umutsuzca gece kadar soğuk ceplerinde anahtar aramaya başladı. Ve bulmuştu... Anahtarlıktakilerden rastgele bi tanesiyle kapıyı açmaya çalıştı, ilk denemede açılmıştı kapı... Oksijeni bitmek üzere olan dalgıcın, yüzeye çıkma telaşıyla kendini dışarı attı. Derin derin nefes aldı... Gecenin soğuğunu önce çorap giymeyi unutmuş ayaklarında hissetti... Sonra yüzünde... Aklına montunun fermuarını çekmek geldi. Zicuuuvvv, diye bi ses çıktı. Fermuarın bu sesiyle irkildi. Başını kaldırdı gökyüzünü seyretmek için. Ama apartmanların o sevimsiz yüksekliğinde kaybolmuştu gökyüzü! Hızlı adımlarla apartmanın bahçe kapısına ilerledi. Kapıyı açarken çıkan gıcırtı, yıllardır yağlanmayan kapının isyanıydı sanki... Hızla uzaklaştı nereye gittiğini bilmeden. Sanki hep o gitmek istediği uzak ülkeye gidiyordu. Sokağın başına geldi... Gecenin sessizliği büyülemişti onu. Paketinde tek kalan, bu saatte içilmeye alışık olmayan sigarasını ağzına götürdü... Kibriti aradı elleri, sigarayı ağzına götürmenin şartlamışlığıyla. Ama kibriti bulmak o kadar kolay olmadı... Hızlı hızlı ceplerini karıştırdı. Anahtarlık geldi eline önce, sonra bi kalem, sonra da çiğnenmiş ve kağıdına sarılmış sakız. Şaşırdı... Hiç çiğnenmiş bi sakızı saklamak gibi huyu yoktu çünkü. Kimden ve ne zaman kalmıştı? Sonra ağzındaki sigaranın, kibritle randevusunu hatırladı... Gülümsedi... Kibriti bulmuştu ama, kibrit de sigara gibi kutusunda tek kalmıştı. Rüzgarı arkasına aldı, avuçlarıyla sardı yaktığı kibriti ve sigarısından derin derin çekti ilk nefesi... Üşüyen elleri biraz olsun ısınmıştı. Aklına Kibritçi Kız geldi... O da üşümüştü böyle. Ay’ı arayan gözlerle tekrar gökyüzüne baktı... Bulutların arkasına gizlenmiş, sanki ondan saklanıyordu. Bir nefes daha çekti sigarasından, tekrar ayla yüzleşmek üzere... Ay gittikçe uzaklaşıyordu... Çaresizce kaldırım taşının üzerine oturdu... Çocukluğuna uzandı... “Taşa oturma karnın ağrır” uyarısı kulağındaydı... Gökyüzüne tekrar bakmaya cesaret edemiyordu...Gözleri dolu dolu oldu... Hani hep o gitmek istediği uzak ülke aklına geldi tekrar... Kendinden emin bir şekilde ayağa kalktı... Açtı kollarını iki yana, hafifçe büktü boynunu... Dudağı kıvrıldı belli belirsiz... Gülümsedi belki... Belki ağladı, çığlık çığlık... Sessizce... Bu gece üç şey bitmişti. Tek kalan sigara... Tek kalan kibrit... Bir de...
Adam genç kadına seslendi: Bana gözyaşı borcun var... Genç kadın sordu: Nasıl ödeyebilirim? Adam gözlerini kırptı: Hadi gülümse... Gülümsedi genç kadın. Adam cebinden mendilini çıkarıp, borcunu sildi. Ve mendilini özenle katlayıp, yine kalbinin üzerindeki iç cebine koydu. İki tane beyaz gül vardı genç kadının elinde. İkisi de bahar kokuyodu. Biri ilkbahar diğeri güz... Adam seslendi yine: Bana mutluluk borcun var... Genç kadın biraz mahcup, biraz şaşkın sordu: Nasıl ödememi istersin? Heyecanlandı adam: Hadi yat dizlerime... Genç kadın, bi kedi uysallığında yattı dizlerine usulca. Adam şefkatle saçlarını okşamaya başladı kadının. Saçları güneşe ve yağmurlara hasret, hiç yaşanmamış baharlara benziyodu... Çaresizliğini ördü sıra sıra... Sonra saçının her teline mutluluğun çığlıklarını bağladı adam... Yetmedi, gizli düğümler attı!.. Ağladı... Hava kararmak üzereydi, dışarda yağmur yağıyodu... Adam sürekli borç defterlerini kurcalıyodu. Genç kadının gözlerinin içine baktı: Bana yürek borcun var... Borcunun farkındaydı sanki genç kadın, şaşırmadı: Bunu nasıl ödeyebilirim? Adam kollarını uzattı: Hadi tut ellerimi... Gül kokusu sinmiş ellerini uzattı genç kadın. Elleri öyle sıcaktı ki, eriyiverdi borcu avuçlarının içinde... Genç kadın gidiyodu... Adam son kez seslendi: Bana can borcun var... Kadın irkildi: Can mı?.. Sigarasından derin bi nefes çekti adam: Evet, evet... Can borcun var, sensizlik öldürüyor beni... Sözler hoşuna gitmişti kadının: Peki bunu nasıl tahsil edeceksin? Adam biraz yaklaştı: Yum gözlerini... İkisi de yumdu gözlerini... Masumca bi öpücük kondurdu kadının titreyen, ince dudaklarına... Bu ne şimdi diyerek, çattı kaşlarını genç kadın. Adam pişmanlıkla mutluluk arasında gidip geldi, kekeledi: Hayat öpücüğüydü... Kısa bi sessizliğin ardından bu kez kadın öptü adamı şehvetle... Adam şaşırdı: Ya senin yaptığın neydi? Genç kadın kapıya yöneldi: Veda öpücüğüydü!.. Kalan borçlarına karşılık, yürek dolusu çaresizlik ve bi de beyaz gülleri masanın üzerine bırakıp gitti genç kadın. Adam koştu peşinden, gülleri geri verdi kadına: Ne olur iyi bak umut çiçeklerime solmasınlar. Genç kadın gülleri aldı: Merak etme gün aşırı sularım çiçeklerini... Adam sevindi: Güneşe, suya gerek yok; gülümse yeter. Kadın gözden kaybolurken haykırdı adam: UMUTLARIMI KEFİL YAPTIM... UNUTMA, BANA AŞK BORÇLUSUN AŞK!.. Haykırışı yağmura karıştı, kadın yağmuru hissetmeyen kalabalığa...
Saturday, 6. October 2007, 23:54:11
nereden bulunur, sevgili, nasıl olunur, aşk
...
NEDIR ASK?
Ask cesaret
ister,kocaman bir
yürek ister. Ask hayata
karsi islenilen en
dogru suç
ortakligidir, Ask hayatin
tekdüzeligine, bütün
siradanligina en
soylubaskaldiridir. Ondan
korkup kaçmak hiç
kimseye yakismaz. Ve
elbette Aski suçlamak,
yargilamak,
karalamak inkar etmek de asla
yakisik olmaz Niçin
ask? Nedir bu
ask denilen sey, elle tutulmaz
gözle görülmez bir
seyse nedir
bu yasanan somut
acilar,güzellikler? Tek basina aski
tanimlamak
herseyden
soyutlamak mümkün mü? Hayir ! Ask
bugünlerde
bazilarina göre
plastikten bile yeniden
yapildi.Dünyada yasanan
sunilige dogru
gidis askin etrafini
sardi. Nedir su ask...? Ask
hayatin bize
hazirladigi en güzel
sürprizdir, bu yüzden de
kalpleri ne zaman
ele geçirecegi hiç
belli degildir. Daha ne
oldugunu bile
anlayamadan onun
hükümdarligina giriverirsiniz.
Ask; en yalin
biçimde anlatilan
tek kavramdir o, adi kendisidir
zaten. Onu
anlatmak için sonu
gelmez cümleler kurmaniza gerek
yoktur, "Asik
oldum" dediginiz
an akan sular durur, küçücük çocuk
bile sizi
rahatlikla
anlayabilir, çünkü askin dili tektir. Askin
zamanini
biz
ayarlayabilseydik eger ve kime neden
asik
oldugumuzu
anlayabilseydik,askin sirrini da çözerdik
herhalde.
Ama o zaman
da askin insani alip götüren büyüsü
tamamen
kaybolurdu. Ask
hayata karsi islenen en güzel ve en
dogru suç
ortakIigidir, ask
hayatin bütün tekdüzeligine,
bütün
siradanIigina en soylu
baskaldiridir. Ondan korkup kaçmak
hiç
kimseye yakismaz. Ve
elbette yasanilan aski
suçlamak
,yargilamak, karalamak, inkar
etmek de aska yakisik
kalmaz. Bu
önce haksizlik, kendinize
saygisizlik olur. Insan
sonuna kadar
savunmali askini, karsilik
görmesede, aci
çekecegini hissetsede,
yarin terkedilecegini
bilsede, ailesini
karsisina alacagini
bilsede taviz vermemeli
askindan, "Seni
Seviyorum" diyebilmeli
gögsünü gere gere.Askin
zamani yoktur,
hep hazirliksiz yakalar
insani. . Iste ask bütün
bunlara tek
basiniza karsi gelebilme
yurekliligidir, belkide yeni
hayata
geçebilme yolu... Askin ne
zaman gelebilecegi belli
olmadigi
gibi, ne zaman gidecegi de hiç
belli degildir. Fazla
vakti
yoktur onun, uzun süre beklemeye ve
bekletilmeye tahammülü
de
yoktur. Bir baska göze bakmaya, bir
baska tene
dokunmaya
baslamasi o kadar da zor degildir...Asktan
degil,
onun
kaçmasindan korkun.Biliyor musunuz , hayat zaten
kocaman
bir
yalan, bu kadar sahteligin içinde gerçek ve dogru
olan
tek
guzellik ASK.!!. Lütfen ona haksizlik etmeyin ..
Askina
sana asik
olana sahip çik ve onu kaybetme '' SENI
SEVIYORUM ''
Demek Için
Geç Kalma ; Sevgiyle Kal
Tuesday, 25. September 2007, 20:27:42
mutluluk, aşk, sevgi
Benim Olacaksan Eğer
Bakışların alev,yüreğim harman yeriYakacaksan,küllerimi aratma bana.Açarım gönül bahçesinin kapılarını,Solduracaksan,güllerimi yoldurtma bana.Aşkı Mecnunlarda anlatma bana,Konuş ki gönlünün dilinden olsun.Söyleyecek bir sözüm kalmadı diyip,Susacaksan,aşk şiirleri yazdırma bana.Hasretin kahrı zordur çekilmez dert,Bir vedayla gelirsin kapıma nihayet,Ayrı dünyaların insanlarıyız hakkını helal et,Diyeceksen,ömrümü harcatma bana
NE ANLAMI vAR
Vermeden, bir buse, bile hediye
Elveda, demeden, gittin ne diye
Göz yaşlarım kaldı, şimdi geriye
...Dünyada çekerken, böyle ahu zar
...Sensiz yaşamanın, ne anlamı var
Çok mutlu olurdum, senin yanında
Sevdan akardı, her damla kanımda
Sen beni sattın ya, en zor anımda
...İşte donuyorum, geldi boran kar
...Sensiz yaşamanın, ne anlamı var
Mis gibi koklardım, saçın telini
Hep, tutar okşardım, pamuk elini
Şimdi, el sarar ya, nazik belini
...Yaşayamaz oldum, dünya bana dar
...Sensiz yaşamanın, ne anlamı var
Derin su gibiydi, yeşil gözlerin
Aşk sevgi akardı, baldı sözlerin
Ellere, bakarken, güzel yüzlerin
...Umutlar tükendi, gelmiyor bahar
...Sensiz yaşamanın, ne anlamı var
Söz, yemin diyerek, aşkın oynuna
Neler takmadım ki, neler boynuna
Şimdi el girerken, senin koynuna
...Yanıyor yüreğim, yüreğimde har
...Sensiz yaşamanın, ne anlamı var
Gönül senden içer, aşk iksirini
Kalbim, istemiyor, başka birini
Sensiz kuramam ki, sensiz yarını
...Kalbimdeki sevdan, oldu bana ar
...Sensiz yaşamanın, ne anlamı var
Ele Vermiyorlar Bedenimi
Ne idüğü belirsiz kelimeler takip ediyor beni! gidip saklandığım anlamlarda hoş bir yan yok! Belki de ölümü biraz teşvik etmeli! Suya eğiliyorum. Su da bana eğiliyor gibi. Adımı söylüyorum. Su da adını söylüyor sanki. Bu tuhaf adamların bilmeceleri çözmeleri imkansız! birer harf gibi duruyor kentler haritanın ortasında düzden de okusan, tersten de okusan hayat değişmeyecek besbelli! Satın alınmayacak bir gazete adeta içimdeki buzul dağ, köşeyazarı bir ırmak akıyor boğuyor cesur bir okura benzeyen ilk halimi! Taklitlerinden sakınılan bir 'gece' yatıyor uzayda sereserpe özgür, özgür ama serseri! galiba cismim yıldız yağmurunda rüya şemsiyesini açan casus gemi! Evet! Ne idüğü belirsiz kelimeler takip ediyor beni! her dakila yaklaşsalarda ele vermiyorlar bedenimi