Zamanla yerleşir yaşadıkların, yeniden konumlanır, çoğalır, anlamları önemi kavranır. Bir zamanlar anlamadan yaşadığın şey, çok sonra değerini kazanır. Yokluğu derin ve sürekli bir sızı halini alır.
Sabrım yok beklemeye seni .. Gücüm de yetmiyorsa çekip almaya seni .. Vazgeçmekten yana değilse bedenim .. Sesin aklıma geldikçe titriyor üşüyor ve ellerini arıyorsa tenim .. Hazırım !
Bir arkadaş tavsiyesidir .. Dinledikçe alkole meyleden .. İlker Aksum ' u da gözümde daha da yücelten bir sahnesi olmuştur artık .. Altı saate yakındır dinlediğim , izlediğim ve dağıldığımdır ..
(..suskunluk tehlikeli bir silahtır, lütfen sevilenlerin ulaşamayacağı yerlerde saklayın!)
I
ateşe koşan kelebekler gibi koştum sana tüm şehir gördü beni, bir tek sen görmedin
II
şiir kokan ellerimi tuttun bedenimdeki arzuyla seviştin törpüledin korkularımı gözlerimin kahvesinden içtin hatırlıyor musun..? sevdiğin o kadın bendim
III
Rabih dinlemiyorum artık, heyecanlarını anımsatıyor Ezginin Günlüğü, beni sevdiğin günleri Düş Sokağı, sevişmelerimizi benim için sen dinle, temizlensin kırgınlıklarımın acıyan gülüşleri
IV
ah more! ,bilmiyorum ben minnacık Giritli bir kadınım şimdi söyle bana, ben bu sevdayı hangi denize atayım..? kahretmesin..! .,bütün denizler mavi, gözlerine mi atayım..?
V
şairim, sevgilim! bu ayrılık yazdığın en muhteşem şiirin..
sesi soluğu kesilmiş bir aşkın ortasından yürüyoruz acılarımızı saramayacak kadar uzağız artık
kirpiklerimizde beslenen düşler, yeni doğacak sevgililere miras düşünüyorum da, belki biz sevgiyi değil, hep ayrılığı büyüttük seninle çıplak bedenlerimizden akan özlemler yanılttı bizi yağmur yağarken anımsadığın ben değil, yalnızlığındı belki de ve ben yalnızlığını bile özledim desem, beni duyamayacak kadar sessizsin artık
nakaratındayım anıların beni bu gece dehlizlere sürükleyen Timur Selçuk, babasının şarkılarını söylüyor öyle hüzünlü, öyle hasret, öyle tutkulu ben de senin şarkılarını söylüyorum is gibi, sus gibi, öyle vurgulu kaçırıp getireyim kendimi yanına bir an için desem, sana sarılamayacak kadar yorgunum artık
dağınıklığını toparlarken odamın, elimde kaldı bir kitabın içinden düşen resmin göz göze geldik bir an, gözlerinde 'seni seviyorum' bakışın kara çalılar ardına saklanan sinsi bir isyan kaşıdı yüreğimi resimlerde kalacak kadar yabancı değildik o zaman her şeyden önce dostumdun, ıslak hüznümü bile varlığınla gülümsetebildiğim şimdi gözlerinde yeniden kulaç atmak istiyorum desem, mavilerinde yüzemeyecek kadar bitkinim artık
nerede yanlış yaptığımı itiraf etmedi aşk ilam kağıtları birikmiş bir sevda duluyum şarkıların sakiliğini tek başıma yapıyorum, rakı makamına göre kadehe doluyor bilirsin işte, artık sevmek istemeyen kadınlık halleri an geliyor, kalbim kanatlanıp göğüs kafesine girmek istiyor desem, semalarında süzülemeyecek kadar yaralıyım artık
ağdalı sevdim seni ama yapışkan değil sevmek çekip gitmekti gerektiğinde, bunu bildim sadece şiirlerimde konuşabildim, bağıra..çağıra kızdın ve kırıldın sitemlerimin tavşan dudaklarına belki ama sevdim seni, ayazda..boranda ah o sadekâr ellerin bedenime yeniden dokunsa desem, ellerini bedenimde tutamayacak kadar titriyorum artık
bir kedi gözlerimin içine baktı ruhumdan bir deniz geçti, dalgaları göğsüme çarpttı antika bir fincanda iç çekişlerim kaldı gül kurusu perdeler, mutluluğuma kapandı anılar dudaklarımı öptü, dudaklarım sızladı çok zaman sonra sen de öp beni desem, öpüşlerimiz bizi yakacak kadar sıcak değil artık
ve sen, her şeye rağmen gelip, 'seni seviyorum' desen, bu iki kelimeden ölesiye korkuyorum artık..