Skip navigation.

Posts tagged with "şiir"

Ben bir cicegim

,


Ben bir çiçeğim

Güneşe hasret toprağı dert renginde

Baharı beklerim gelmez bir türlü mevsiminde

Ben bir ağacım

Meyvesi acı kökü sabit derinde

Yapraklarımı saldım göklere haber getirsin diye

Ben bir kuşum

Kanadı kırık uçamadım gök mavilerinde

Mutsuz oldum altın kaplı kafesimde

Ben bir sevdayım

Bahtı kara kavuşamadım yârime

Kayboldum yârin mavi gözlerinde

Ben bir dertli Suat'ım

Bıraksınlar beni kendi halime

Boyun eymem zaman denen zalime


Suat y.

HAŞLANMIŞ KURBAĞA

, , ,



HAŞLANMIŞ KURBAĞA

Son insanlar
Bizden sonra bir iki nesil daha ya var ya yok
Son zamanlar yaşanıyor
dünya dönmekten bıkmış usanmış çatırdıyor
İnsanlar hâlâ akıllanmamış uslanmamış.
Yaşamak daha da zor olmuş
insanlar insanlıktan çıkmış
farkında değiliz ama, galiba sonumuz gelmiş.

Katliamlar
Dünya kan gölüne dönmüş, binlerce çocuk daha yaşamadan ölmüş
Irklar bir birine kanlı bıçaklı olmuş, dinler arasında savaşlar çıkmış
Ölüm toplu halde olur hale gelmiş, tarlalar çiçek yerine ceset dolmuş
Analar doğmamış çocuklarına kıymış,evlatlar Babalarına kıymış
zulüm artmış, zalim çoğalmış
Katliam toplu halde apaçık yapılır hale gelmiş
İnsanlar ölüm kokusunu duymaz, kanın allığını görmez olmuş.


İlim ve Tarih
Artik Tarihi unutmak mümkün değil, tarih kayıt edilmiş
Geleceğin farkı kalmamış geçmişten, İnsan ders almamış tarihten
Zaman yok artık, burada olup biteni, oradaki biliyor
İlim, almış başını uçsuz bucaksız bir yola gitmiş
Vereme çare bulunmuş, mahsuller 10 katini verir olmuş


Kurbağa testi
Kurbağa kaynar suya atılmış, yandığını anında fark etmiş ve fırlayıp kaçmış.
Kurbağa soğuk suda yavaş, yavaş kaynatılmış, hiçbir şeyin farkına varmadan haşlanmış.
Dünya kaynıyor ama biz farkına varmıyoruz.
Kurbağa misali halimizden memnun yaşıyoruz.

Takıntılar avutuyor bizi.
Uyanamamışız bizi ufak tefek takıntılar uyutmuş
Kimimiz paraya takmış, kazandıkça kazanmış, yine doymamış.
Kimimiz fakirliğe takmış, açlıkla mücadele ede, ede kendini kaybetmiş.
Kimimiz politika, ideoloji yolunda ezmiş ezilmiş, kendini unutmuş.
Kimimiz eğlenceye dalmış, bir gece orada, bir gece burada, kimliğini kaybetmiş.
Ben uyandım, keşke uyanmaz olsaydım, su çoktan kaynamış geç kalınmış…

suat


Bu yazinin aslida bende faslida baska sitelerde altina imza atan sahtekar hirsizlar utansin.

Ziya bey 80 Yasinda

, , ,

Ziya 80 yasinda, yine oturmus her zaman ki cam kenarinda.
Disariyi seyrediyor, düsuncelere daliyor.
akli hep eski aci tatli hatira larin da.
Nerede oldugunu biliyor, bir bakim evinde.
Ne zaman geldigi kimin umurunda?
Bir delikanli beliriyor Ziyanin yaninda.
Tanidik geliyor bu yabanci delikanli.
Cikaramiyor, belki aklinin, belki de dilinin ucunda.
Ziya; "Siz kimsiniz?"
Yabanci; "....Ben....se....og... tanidinmi?"
Yas ermis kemale kulaklari da duymaz olmus yaslanmis ziya.
Bir vakit oglu getirmisti bakim evine.
Oglu bir geldi, iki geldi ziyaretine,
sonra bir mektup yazmis, ziya hatirliyor simdi son satirlari
"kusura bakma baba, zamanim yok, islerim bitince gelirim bir ara"
Ziya nin yureginde bu satirlar bir yara.
Bir yabanci delikanli beliriyor Ziya nin kenarinda.
Ziya bakiyor yabanci ya, delikanli da Ziya ya.
Bu genc tanidik geliyor ziya ya,
ziya cikaramiyor, ya bir arkadas ya bir akraba.
Ziya; "Siz kimsiniz bey efendi?"
Delikanli yine anlatiyor "..en nin ....lunum.....tanimadinmi?......"
Ziya yorgun, delikanliyi dinlemiyor, aklina cok sorular takiliyor.
Ziya; "Oglumu görür seniz selam soyleyin gelsin, cok ozledim... söylersiniz degilmi?"
Yabanci onaylar sekilde gözleri yasli kafasini salliyor.
Ziya selam göndermenin rahatligi icerisin de tatli bir uykuya daliyor.
O sirada Hemsire geliyor "Babaniz uyumus uzerini ortelim, Yine mi hatirlamadi sizi.
Delikanli gözleri yasli "yine hatirlamadi canim babam, bu gunde hatrlamadi beni babam."
Hemsire "Yaslilik, artik biraz zor hatirlar, Onun tek avuntusu gecmiste kalan hatiralar."
...............
......
..


Suat y.

Karanlık ve aydınlık

, ,


Belki ben karanlığı küçümsedim.
Oysa karanlık aydınlığın kardeşiydi.
Mercimek tanesi beynimle karanlığa hüküm giydirdim,
bir lanet, bir boğuntu, bir olumsuzluklar alemi olarak.
Oysa karanlık olmadan aydınlığı anlayamazdım.
karanlığa anlattım isyanlarımı, aydınlığı şikayet ettim.
Kardeşi kardeşe düşman kıldım.
aydınlığı sevdim, karanlığı aydınlığa şikayet ettim.
karanlığa söverken, aydınlığı övdüm.
Aydınlığa tebessüm, karanlığa göz yaşımı döktüm.
En büyük sırları karanlığa bahşettim.
En büyük mutlulukları aydınlığa neşrettim.
Aydınlık sırlarımı ele verir, karanlığı sırdaş seçtim.
Oysaki karanlığın sırları, benim sırlarımdan daha keskin.
Aydınlığın neşesi, benimkinden daha şendi.
Ne karanlığa kırgınım, ne aydınlığa kızgınım.
Burada en iki yüzlü ben çılgınım.
Hem aydınlığa, hem karanlığa haksızlık edenim,
ve haksızlığa devam edeceğim......
Karanlıkta, aydınlıkta, beni bilsin istedim.

Suat.

Ağacın aşkı

, ,

Bir yeşil tepenin yamacında yaşlı bir ağaç yaşarmış
Bir tarafı uçurum bir tarafı yeşillik çimenmiş.
Çok yıllar yaşamış, çok günler, çok insanlar görmüş.
Ama bu güne kadar onun gibisini hiç görmemiş.
Onun gibi güzeline ömrünce rastlamamış.
Güzel bir kızmış bu, yaşlı ağacın yamacında dolaşırmış.
Güzel olduğu kadarda soğukmuş.
Ağaca sırtını yaslar onunla derdini paylaşırmış.
Kızın derdi yalnızlıkmış.
Eh buna da biraz kendi sebep olmuş.
Hiç bir şeyi beğenmez kendinden başkasını da sevmezmiş.
Ağaç yüreğine söz geçirememiş ve kıza âşık oluvermiş.
Gel gelelim o güzel kız onu hiç görmezmiş.
Sadece gölgesinden faydalanır ve orada eğlenirmiş.
Yaşlı ağaç ateşsiz yanmış, yanıp tutuşmuş.
Kıza yalvarmış yakarmış, bir kere bana bak,
belki sende beni seversin demiş.
Ama güzel kız ona hiç bakmamış.
Sadece gölgesinde dinlenmiş.
Her gün ağacın yanına gelir yeşil tarafında eğlenirmiş.
Aradan zaman geçmiş, ağaç kızdan umudu kesmiş.
Yüreğindeki aşkı söküp atmış,
yerini de umursamazlığa vermiş yanına da birazcık nefret katmış.
Nede olsa bir zaman o kız onun yüreğini yakmış.
Kız geldiğinde gözlerini yummuş kızı duymamış.
İşte o günden sonra ağaç duygularını bedeninden atmış.
Yine o güzel günlerden biriymiş kız her zamanki gibi gelmiş.
Ama bu gün o olağan günlerden değilmiş.
Ne olduysa kız ağacın yeşil tarafından uçurum tarafına geçivermiş.
Kızın ayağı uçuruma kaymış tam yuvarlanmaya başlamış.
Anında ağaca sarılmış ağacın dallarını yakalamış.
Sımsıkı tutmuş bırakmamış, kızın ağırlığı ağacı yerinden sarsmış.
Ağaç bir kıza bakmış birde uçuruma.
Sonrada kızın gözlerine bakmış kız ona gene bakmamış.
Kız sadece tutunacak dal aramış.
Ağaç, bırak beni aşağıda daha sağlam dallar var onları yakalarsın demiş.
Kız ağacı dinlememiş, inadından vazgeçmemiş.
Hem ağacı bırakmamış, hem de ağaca bakmamış.
Toprak ağaçla kızı fazla çekmemiş.
Yeter artık sizinle uğraşamam demiş.
Onları uçuruma bırakıvermiş.
Kız hem kendine, hem ağaca yazık etmiş, inadına kurban gitmiş.
Giderken ağacıda yerinden yurdundan etmiş.

- Suat Y. –

Namus.

,

Namus.
Daha çocukluğumda dinlemiştim bu masalı
Su,Rüzgar ve Namus
Birgün saklambaç oynamışlar
Önce su saklanmış
Fakat çabuk bulunmuş
Derin vadilerin arasındaymış
Sonra rüzgar saklanmış
Onuda bulmak kolay olmuş
Yüksek vadilerin tepelerindeymiş
Sıra namusa gelmiş
Oda şöyle söylemiş
Dinleyin beni bir kere
Ben kaybolursam bulunmam
Hiçbiryerde..
İşte o günden beri
Namus kaybolursa
Bulunmaz hiç bir yerde........


Anonim-Sendt by mail.