October 2009
Saturday, 31. October 2009, 21:43:56
tarak gazatesi
Thursday, 29. October 2009, 13:12:05
anonim, Susurluk kaşık havası
Monday, 26. October 2009, 15:23:38
sayıklama, blogcu, deli
Deli blogcu sayıklamaları,
Olmadı geri al,
Bekle tekrar oynat
Bekle biraz olacak
Benim dışarıda işim var, gelince bakarım
Millet bozuldu
Bi şey olmaz
Unuturlarr, unuturlarr
Yaranamadımm, yaranamadımm
Bi gün de evde dur
İşim gücüm var benim
Sert yapma, herkese çatma
Bi şey olamaz, bunlar şekerli
Acısına rastlarsan karışmam
Baba var
İyisin valla
İyiyiiz
"Bu da ne be Deli?
---Neyse ne yolla gitsin, sen blogun dibini eskilerle doldurdun, bizde üstünü dolduralım, ne yani blogculuk olayını daha da ciddiye mi alıyorsun?
---Ne ciddiye alması Ulan Deli, bu işin çivisini ilk çıkaranlardan biri benim, yoksa millet hala çok önemliymiş gibi okul ödevi yazar gibi blog yazıyordu, aman okunayım, aman yorum alayım, aman PR ım düştü, amanın şu amanın bu, şimdi ne oldu blogcular ,Facebook çıkınca alayınız arazi oldunuz ,şimdide tiwiter ,kuş cik ciklemesi çıktı ooh işler acayip güzel
---Tamam, ulan uzatma, sırf senin yüzünden blogculktan bezdi be, yeter ulan ne diyeceksen de
---Tamam, kapa.”
Thursday, 22. October 2009, 09:49:47
refleks
No refleks, yes sindirim
No refleks, yes sindirim
---İşte bu bizim hikâyemiz öyle saf öyle temiz,
---Doktora gittim
---Hayırdır?
---dediğim gibi “No refleks, yes sindirim” dedim, başta anlamadı, bende anlattım, doktor bey dedim “ Allaha şükür yılan bile yesem hazım ediyorum sindirim sistemim çok iyi ama ayıptır söylemesi parmak bile atsalar tepkisizim, hani reklamlardaki gibi bana bi Halley oluyor diyor ya aynen öyle, nedir bu durum?”
---EE doktor ne dedi?
---doktor “çok zamandır bu şikâyetten gelen olmamıştı şu aralar bayağı gelen var ve bende yapacağım bir şey yok, yediklerinize dikkat edin diyorum”
---Tabi kardeşim mide, mide değil değirmen mübarek, keşke sindiremeyip kussan en azından doğal reflekslerin, tepkilerin kaybolmaz, gerçi fazla yılan yersen bünyeyi bırak tepkisizliğe tamamen rahmetli bile olursun aman ha
---Biz buna tatlı tatlı yemenin acı acı s.çması olur falan da deriz
--- O laf bu gibi vatandaşlara az gelir kardeşim,
---Kim bu vatandaş dediğin, doktor muhabbeti; ayar çekme miydi?
--Yes be kardeşim yes, olaya zart diye girmemek lazım ; “Toplumda hazım güçlendikçe tepki azalır ve bunda suç yediklerinde değil senin salaklılığındadır” diye bir sosyolojik yasa olup olmadığını bilemediğimden; önce top gezdirdik
---tamam, anladık ver artık topuda dikelim havaya
Tuesday, 20. October 2009, 14:30:53
madem
Madem bu kadar affedici idin!
Madem bu kadar affedici idin!
--- Madem bu kadar affedici idin bu kadar koparılan, soldurulan fidanların ne suçu vardı? ,Dağdakilere bu kadar merhametli idin, şehirdekilerin tehdidi daha mı ciddi idi?
---Sen de bayağı merhamet beklermişsin bizim haberimiz yokmuş!
---Sen de haklısın ama benimkisi aslında zamanında anlattığım şehrin akıllısının köylünün kurnazına nasıl tuş olduğudur
---Bu biraz da yönetenlerin ayarının şehirlere göre yapılandırılması ile ilintili
---Şehrin muhtarı ile köyün muhtarı da diyeli biliriz, işte bizim için için kıllandığımız durum aslında bununla da ilintili
---Yani dağdakilere burun kıvıran şehir aydınının “ne oldu be !” şaşkınlığı mı?
---Hem o hem de kanıksanan sürecin birden hızlanması karşısında şaşkınlık,
---Esasen açık olmayan şeylerin her zaman verdiği kıllanmadır ve bu kıllanma çoğu zamanda haklı çıkar,
--- Kokusu da çıkar mı?
---koku dert değil beni harbiden uyuz eden; başlık da yazdığımdır” Madem bu kadar affedici idin !” ve onca yıllar ve onca canlar ve o günleri dizilerden başka anlatacak kimselerin bile kalmamasıdır
---Anlat o zaman
---Dinleyeni olmayan ihtiyarın elindeki baston kadar bile işe yaramaz anlatacaklarım,
--- Salla o zaman o bastonu da ,küfürünü de
Monday, 19. October 2009, 15:32:45
Bizim Ustalar
Monday, 19. October 2009, 12:46:50
fi tarihi
---Breh breh breh be ne laf ettin böyle
Nerelerdesin? Diye sormanın bile anlamı olmadığı günler
---Breh breh breh be ne laf ettin böyle
--- Boş kalmasın diye salladık. Far yemiş tavşan gibi olana bitene bakıyoruz, yoksa yazılacak konuşulacak günler mi bilmem ama tek kaşın tanlın ortasına kadar kalkacak günlerdeyiz
--- ne kadar da hızlı açılıyorlar, bu ne hız kardeşim, sanki bir taraflarına neft yağı sürülmüş gibi, o açılım senin bu açılım benim, sabah erken kalkmasak gündemi kaçıracağız
--- İşte bu sabah onda kalktım bir bakıyorum adamlar dağdan inip sınıra geliyorlarmış ve zafer kazanmış askerler gibi karşılanacaklarmış
---Hatta mecliste bile konuşacaklarmış diye bir yerlerde okudum
---Erken kalkmalı erken
---Ne o darbe mi yapacaksın; fii tarihte erken kalkan darbe yaparmış memleketin birinde
--- Yok, be o değil; Orhan ustanın atölyede sabah kayıntısını kaçırmamak lazım, Ramazan ayı geçti kayıntılar başladı,
---Ramazan ayı somut şartların orucunu tutmuştun zaten, şimdi yine göbeklenmeye başladın
---Aynen; makarna, çorba, ekmek ve bol çay ne yapar?
---Yapsın be Deli Yapsın zengin gösteriyor buna da şükür et
---Sen de neredeyse Umre vaktine gelmiş gibi konuşma dalmayayım elindeki kaleme
--- Herhalde kardeşim ya Umreye yakın olacaksın ya da ameliyata
--- O da ne? Umreyi anladık da bu ameliyat da ne?
--- Kestirme anlamında
---Hadi ya; o kadar da değil
---Bilemem çok varmış bıçağa yatan
---Eksik olmak da farklı bir felsefe, bazıları safraları aldırır rahatlar, bazıları da safraları sırtında taşır rahatlar
---Bazıları da sürekli rahatsız yaşar
---Boş ver; biz rahatsız yaşamaya devam edelim
---Devam o zaman
---Devam.
Wednesday, 14. October 2009, 12:51:04
Metrobü
Tuesday, 13. October 2009, 13:08:02
uğur yücel
Senin gibi Güzel İnsanları Bu ülkeden kaçıran; o Adi borç batağı Sistemine lanetler olsun !
---Kahrolsun be, kahrolsun, bu insan şudur, budur, bilmem ama bildiğim, gördüğüm kadar güzel insandı, inan hiç bir dizi filme bakmam bir tek bu insanın filmine bakardım, aynen o dizideki gibi oldu kaderi, yapamadı, düzeltemedi...
-- Ayrıntıları bilmeden daldın yazıyorsun, sonra başka şeyler çıkmasın
---Çıkarsa çıksın be Özkan. Biz yüreğimizden yazıyoruz, bilmek falan tıraş, biz öyle hissettik böyle yazdık, o kadar...
***Haber için TIKLAYIN
Monday, 12. October 2009, 10:08:29
Saçma
Yazıyorum, yırtıyorum,
--Yazıyorum, yırtıyorum,
--Yazıyorum, yırtıyorum,
--Bana ya yırtılmayan kâğıt lazım,
--Ya da yazmayan kalem.
--Yine psikopata bağlamışsın
--İşimizmiş gibi blog yazma olayı var ya, işte bunun verdiği psikopatlık, bazılarından duyuyorum aynılaşmaya başladınız diyorlarmış,
--Nasıl?
--Deli tarzı, sokak tarzı, mahalle tarzı
--Mahalle tarzı? Mahalle kaldı mı?
--Mahalle kaldı, kaldı ama üzerindekiler bir yıldan fazla kalamaz oldu, kan değişimi sürekli ve kalanların kanı aynı kan değil, bizde aynı kanmış gibi yazmaya devam ediyoruz, mahalle baskısı falan demeyeyim ama sürekli aşure kazanının bir kepçe ile karıştırılması var, bu gün burada yarın orada öbür gün yine burada
--Sürekli kalanlar yok mu?
--var, var ama eski muhabbet yok, muhabbet kalmadı, muhabbet adamları kalmadı, adam gibi konuşan kalmadı
--Hani sokaklara taşalım diyordun ya, sokaklara taşıldı sokaklar kaldırımlar masa doldu
--Evet, bu sigara yasağı Milleti sokaklara attı, ne diyelim her şey de bir hayır vardır mı diyelim.
--Bu millet alışan mille, buna da alıştılar m?
--Ben kışın gelmesini merakla bekliyorum, bakalım o soğukta, yağmurda, karda ne yapacaklar
--Donan ellerini ovuşturarak içerler mi?
--Benim için problem yok
--Sokaktayız diyorsun
--Hep sokakta idik
--İnadına içeri girelim mi?
--Hem saçma, hem de gereksiz bir muhabbet uzatması bu, ve benim için hiç de şaşırtıcı bir durum değil, ekmeği elinden alındığında sesini çıkamayanlar sigarası elinden alındığında mı zart zurt edecekler
--Saçma
--Saçma.
1 2 Next »
Showing posts 1 -
10 of 17.