Skip navigation.

sokaklarda

sessiz ,sakin, ya sonra ...

Posts tagged with "sokak"

"Sokağın sesine kulak verin"?!!.

"Sokağın sesine kulak verin"?!!.


"Sokağın sesine kulak verin"?!!.


Sokaklar boş kalmaz

,

Sokaklar boş kalmaz

Sokaklar boş kalmaz

--- ne o yine sokak yazısına başladın

---sokaklar boş kalmaz diyorum , sen yoksan çapulcular var ve “terör” ile “mücadele” edersin

Tinerciler hesaba girmeyen çapulcular gelir fidan gibi genci katleder ,

---ne diyelim ;bizimkisi haybeden nağmeler ,Haberler yazmış yazılacak olanı ...

--Evet biz sadece blogcuyuz...

Bizim usta herşeye gülüyor...

---Bizim usta herşeye gülüyor...
-- Neden öyle oldu ?
-- ismini söyledi ama aklımda kalmadı zanaks mı neydi öyle bir şey ,onu alıyor ve aynen yere ,taşa,başa her yere yatıp uyuyor ve donunu indirseler bile gülüyor
--Nereden aklına geldi şimdi ,aşağıdaki haberler ,ilaç almadan bile aynı etkiyi yapıyorda ondan
-- Sende mi ?
-- genelde
---Sende ?
---yazılmayacak etkiler ...
-- Blogcu mu?dedin !
-- Blogcu...




Hatırlamak lazım..." Sokaktan Mektup Var "

Hatırlamak lazım..." Sokaktan Mektup Var "
---otururdum geçmiş yazı ve alıntılara bakıyorum ,bu alıntı varya bu alıntı ,tekrar tekrar yayınlanır be hocam..
2006-2007 BARBAROS HAYRETTİN LİSESİ HATIRASI

Sokaktan Mektup Var
Dünün bugününü doğurdu ve bugünün ne olacağı belirsiz yarınlarını hazırlamakta. Yolların ayrımındasın yavrucuk... Şimdi bana müsaade et de, şu bâdirede Bahadır’ın olayım. Mızrabımı senin için vurup, feryadımı ruhuna duyurayım. Bu fırtına ve bu yangında gerektiği an imdadına koşamadığım için de kaldırım taşı gibi şu mücrim başımı ayaklarının altına koyayım. Ve bütün mücrimler adına senden özür dileyeyim: Bir keyf uğruna varlığına sebebiyet verenleri, etine-kemiğine bağlanıp gönlünü unutanları, bir geçici dem için ebediyetine kıyanları, ruhuna hoyratlık aşılayıp sefaletini hazırlayanları affeyle yavrucuk.

Ben, sokak çocuğu…
Biliyorum, sizin çocuğunuza benzemiyorum. Çocuğunuz gibi, akşamları döndüğüm bir evim yok. Evin kapısından veya pencerelerinden bakıp yolumu bekleyen anne gözlerinden yoksunum. Oturduğum bir baba kucağı da yok. Saçlarda dolaşan baba ellerinin güvenini, yanaklara kondurulan anne öpücüğünün sevgisini derseniz, hiç bilmem.
Hem annesiz, hem babasız, hem de evsizim.
Oysa benim de bir evim vardı. O evde bir anne ve babam… Biliyorum ki her anne gibi, annemde hamile kaldığında heyecanlanmıştır. Her anne gibi o da umutlanmıştır. Doğacak ve onları sevindirecektim.
Ama öyle olmadı.
Hayatın sert rüzgârları evimizi, anne ve babamı yaralayıp geçti. Artık ne evimiz vardı, ne de anne ve babam…
Evimiz ne kendini, ne de beni koruyabildi. Ev olmayınca, aile dağılmışsa, anne-baba da, anne ve baba olmaktan çıkıyorlar.
Evden koptum.
Koptum ve sokağa düştüm.
Sokak evim oldu.
Yirmi dört saat sokaktayım. Anne kucağına koşmadan, baba elini öpmeden günlerim geçiyor. Sokakta, köprü altlarında, parklarda uyuyor, buralarda uyanıyorum. Gecenin karanlığında kimsesizliğe sarılarak uyuyorum. Kaldırım taşları yastığımdır. Soğuklarla ve hastalıklarla sarmaş dolaş büyüyorum.
Ailesiz ve okulsuzum. Ne yanı başına oturduğum bir soba, ne tuttuğum bir kalem, ne de güzel rüyalar çizdiğim bir defterim var. Okşanmamış kirli saçlarım, yıkanmayı unutmuş vücudum, açlık içinde küçülmüş midem ve yüreğimle sokaktayım.

Sokaklar…
Ummadığınız kadar soğuk, ummadığınız kadar katı, ummadığınız kadar zordur. Sokaklarda ne evlerin sıcaklığı, ne de güveni var. Soğuk ve güvensizler. Her sokak başında bir tehlike gizlidir. Sokağa düştünüz mü, tehlike başlamış demektir.
Bizi koruyan anne ve babalardan yoksun olduğumuzdan, kendimizi tehlikelerden korumak için gruplar oluşturur, böylece kendimizi güvene alırız. Grupların da kuralları vardır. Bunları çiğnemek gruptan çıkarılmak demektir; gruptan çıkarılmaksa, hayattan düşmek gibidir.
Zayıf bedenlerimizle ve güçsüz kollarımızla sokağın zorluklarına direnmek için, uçucu maddelere sığınıyoruz. Acılara karşı hissizleşmek için... Utanma duygumuzu da yitirdiğimizden dilenciliğimiz saldırganlığa dönüşüyor. Belki de bu, duyarsızlığa olan bıçkın tepkimizdir.
Hayır, sokakta yaşamayı/sokak çocuğu olmayı biz tercih etmedik.
Sokağa gelmedik, sokağa düştük!
ilk önce evimizi yitirdik, sonra anne ve babamızı…
Anne ve babamız ya öldüler, ya ayrıldılar veya bize bakamayacak kadar yoksul düştüler.
Ne okuyabildik, ne de karnımızı doyurabildik.
Bir de baktık ki, sokağa düşmüşüz.
Kim ister sokağa düşmeyi?!
Bir çocuk, anne kucağından başka, güven veren baba gözünden gayrı ne ister?
Hayır, bir sokak çocuğu olan ben, sokak çocukları olan arkadaşlarım, bizler sokağı sevmiyoruz. Hepimiz sıcak bir ev, huzur veren/çok şey öğreten yerler ve gözler istiyoruz.
Sokakta yaşayarak, sokakta kötü bir hayatı devam ettirerek kendimizi öldürüyoruz. Ve biliyoruz ki, biz böyle ölmeye devam edersek, siz de öleceksiniz. Çünkü bizim sayemizde(!) sokaklar yaşanmaz bir hâl alacak.. ve adım atamayacaksınız oralara…

Biz, sokak çocukları… Huzurunuzu kaçırıyorken huzurumuz kaçıyor. Çocukça yüreğimizle biz bile bunun böyle gitmeyeceğini hissediyoruz. Sanki, kalbi güzel insanlar bir gün gelecek ve yüreklerini bize açacaklar…
Güzel bir rüya görüyoruz.
Öyle inanıyoruz ki, bir gün, birer birer alınacağız buralardan. Bizim de evlerimiz olacak. Sonra gittiğimiz okullar… Sıcak ve temiz yataklar açılacak bize. Şefkatli anne gözleri okşayacak bizleri. Sevileceğiz, doyurulacağız. Midelerimiz ve kalblerimiz bayram edecek. Zihinlerimiz iyi ve güzel bilgilerle süslenecek.
Beni, sokak çocuklarını bu güzel rüya ayakta tutuyor. Bizi yaşatan böyle bir umuttur. Üzense, bize kötü bir gözle bakılmasıdır. Bizlere iğrenç bir şeye bakar gibi bakılması, pis bir şeye dokunur gibi dokunulması, canımızı daha da acıtıyor.
Dönüp baktığımızda bir anne görmek, kendimizi bırakacağımız bir baba kucağı bulmak hayali içinde savrulmak kalıyor bize.
Bilmem, farkında mısınız?!."
Sokaklarda.....Blogcu Özkan

Read more...

Bizi sokak paklar...

Bizi sokak paklar...
---nazan öncel'in bizi yatak paklar ,şarkısı gibi oldu be hocam ,

--- e doğrudur kardeş bizi ya yatak paklar yada sokak paklar , yatak da sokak da gerçektir iki yerde de sen gerçekten sensin ,ne kadar rol yaparsan yap, bu o an olmazsa da kısa zamanda anlaşılır , yani başkasının şeyi ile o şeyi yapamazsın ,yada başkası olupta sokaklarda olamazsın ,sokaklarda sen sensin ,ne isen Osun , çık sokağa dal sokaklara çık caddelere ,sıcaksa sıcak, güneşse güneş, rüzgar elbet eser , gölge muhakak vardır ,

---hocam yaşam alanları çok daraldı be , hani yok diyorsun ya yoku olan adam nasıl ? nerelere kadar gider ? yoku olan adam zincirin ilk bağlandığı halkadan ne kadar uzağa gider? ,yoku olan adam çöker kalır hocam , zaten kısa bir zinciri var onu da kasmak , germek istemez , az hocam az ,dar hocam dar yerimiz dar , varımız az ..

---sen de benimle takılmaktan bunalıma kestin be ,kardeş ..

---yok be abi senin bi suçun yok ,sen olanı kazdın çıkardın ,eskidende dar dı ,eskiden de az dı ama şimdi hiç yoksa güneşi görüyoruz ,kafamızı kapıların arkasından çıkardık ,kabuğumuzu araladık be abi...

---benimle bir alakası yok be kardeş ,aynen bende bazen kabuğu aralıyorum ,bazen de kabuğuma kabuk ekliyorum ,bu blog yazma işi olmasaydı valla beni kabuklarımın içinde bi allahın kulu bulamazdı ,bendeki kara kaplı defterler o kadar çok ki bilemezsin ,o defterleri hergün yakasın gelir ama yakamazsın ,o yazdıkların sana batar ,at beni kadeşim ,ister çöpe at ister yola at ,ama at der kardeşim o yazılanlar kapalı çekmecelerde dururya o yazılar orada çıldrır,ordan bağırırlar isyan ederler ben en sonunda onları sayfa sayfa otobüs durakların bırakmaya karar vermiştim ,hani evlatlarına bakamayıpta cami avlusuna bırakılan bebekler gibi ,ama yine de yazmayı bırakamıyordum ,o zamanlar daha özel günlük gibi yazılar oluyordu ama bu blog olayı çıktı ,yazılarım zaten benden çıktı ,yazdığım anda onlar artık özgür ,onlar artık benim değil kim okursa onun,kim çalarsa çalsın ,ben onları yazmışım ya ,bloglamışım ya bana yeter, yani artık yazılarda bende ait olduğum sokaklara daha çok çıkar oldum ,sende benimle daha fazla konuşur oldun , konuştuklarında yalnız bana değil herkse gider oldu ..iyi oldu..

---be bir de şeyi merek ediyorum ,sen de eskilerdensin ,yani eski kulağı kesiklerden,yatmış çıkmışlardınsın ,bu arkadaşlar şimdi nerde ,hepsi senin gibi kabukmu kalınlaştırdılar, o öncüler ,o halk savaşçıları ,o anlı şanlı örgütler ne oldu da böyle sesleri ,solukaları çıkmaz oldu ,mum gibi söndüler mi ?

---ben o soruyu her gün soruyorum ,yıllar geçti ,güzel yıllar geçti , zor yıllar geçti ve şimdi uzun yıllar oldu ,kopuldu, savrulanlar oldu ,bizde savrulduk ,ve hep birilerinden bir şeyler bekledik ,bilemedik ki o birileri zaten yoktular , o birilerini bekleyeneler çok bekledi ,beklemez oldu , o birileri zaten yoktular...

---yani daha da , felsefi, edebi, edepli ,cevaplar var sende ,sen hiç bir zaman geçmişe suçlayıcı bakmadın,sen her zaman o delikanlıların hatırına ,düşmanın ekmeğine bir damla bile yağ sürmedin..

---sürmem abi ,sürmem ,Onların delikanlılığı tüm hainlikleri siler ,Onlar her zaman bu dünya da umut olarak kalacak ...

---neyse abi tekrar aynı cevabı almakla mutlu oldum!

Sokaklarda Özkan

sokak"empatiyi unutmayın..! böyle şeker gibi yaşıyorsanız,yoksullar böyle istiyor diye yaşıyorsunuz.!

,

sokak"empatiyi unutmayın..! böyle şeker gibi yaşıyorsanız,yoksullar böyle istiyor diye yaşıyorsunuz.!
Empatiyi unutmayın ,ne demekmi istiyorum ? gerçekten acı içinde yaşayan,açlık çeken, zulum çekenler böyle istemese sizler bu şekliyle bile yaşamazsınız ,biraz olsun bu insanların yerine kendinizi koyun Yani EMPATİ yapın ,biraz ürperin ,biraz sıkılın ,acayip olun zira o insanlar sürekli böyle yaşıyor ve o insanlar istesede istemesede dolaylı veya dolaysız size bu hayatı yaşatıyorlar ,bana sen ne diyorsun falan ağzı yapmayın ,nasıl ki avrupa-bu medeni-lüx hayatı sömürgelerine borçlu idiyse ,sizlerde bu lüxü bu rahatı ,sistemin ve bizzat bazılarınızın sayesinde, yani yoksluğun saysinde altınıza 4x4 lerinizi çektiniz ,villalarınızı aldınız,sevgililerinizle yaşadığınız zevkli hayatı bu garibanlara borçlusunuz bunu hiç unutmayın ve benden size tavsiye BİRAZ EMPATİ yapın ve varsa vicdanlarınız sızlar ,yoksa ilerde nerelerizin sızlayacağınızı kafanızda canlandırın..bu dünyada cenneti bulmuşsunuz dünya umurunuzda değil, millet inşaatlardan tahta çalıyor sobasında yaksın diye ,sende alttanmı ısınalım ,üsttenmi ısınalım derdindesin ,burada yoksulluk edebiyatı yapmıyorum ,burada gördüklerimi yazıyorum ,bu insanlar yalnız mide olarak aç kalmamışlar bu insanları beyin olarakta aç bırakmışsınız ,ooh ne aala dünya bu hep böyle gider sırayla ,iktidarı paylaşırız "şahane be" diyorsunuz ,birde yalandan umut tüccarları "SOSYAL DEMOKRATLAR"ınız var ,onlarıda yedeklşemişsiniz,olursa DİN sömürüsü yapalım olmazsa UMUT -demokrasi-SOL-insan Hakları sömürüsü yapalım,döne, döne sırayla milletin tepesine binelim ,ne güzel ,ne tatlı "kavun "değilmi ? doğru çoook tatlı kavun ,hem yaz ye ,hem kış yee , gariban memet ,sende birbirini ye karını döv ,kızını döv ,hırsını ailenden çıkar , seçim zamanı da salaklar gibi ,kurtulacağını zannet ,eh be kardeşim biraz uyanın bunlar tilki, tavuk olma..be kardeşim....

sokaklarda"rengin belli olsun..

, , , ...

sokaklarda"rengin belli olsun..
onlar nasılda ben buyum diye bağıra bağıra dolaşıyorlarsa ,sende ben buyum ve ben bu memleketei hepinizden de fazla seviyorum ve ben en adili ve ben en cesuru ve ben en kahramanı ve ben en bağımsızı ve ben en samimisi diye yola çıkacak ve ben solcuyum diyceceksin bundan da gurur duyacak hiçte sıkılmayacak,hiçte çekinmeyeceksin ,çünkü bu toprtakların en masumu en günahsızı sensin gerisi yalan



December 2009
S M T W T F S
November 2009January 2010
1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30 31