YAĞMUR, SENLİ ZAMANLARIMIN KIRBACI (Dost yazıları ) Oyhan Hasan BILDIRKİ
Wednesday, 24. September 2008, 14:39:20
Yazar: oyhanbildirki
Yazı adresi: http://www.blogcu.com/oyhanbildirki/24441941
1İlk yağmurlar düştü bugün, ilk yağmurlar...İlkin toprağın kokusunu
fark ettim, sonra çiçeklerin.Islak saçlarımda, tenimde
hissettiğim sıcaklığın.Doyumsuz kokun.Oh, bu yağmur! Oh, bu yağmur!Sonsuza kadar
hiç dinmesin. Yağmura tutulmak, ne kadar güzel? Yazdıklarınla,
bulut olup kalbime yağdın. Yeniden uyandırdın beni. Çıplak ayaklarımızla
yağmur altında şemsiyesiz dolaşabilmenin özlemini düşürdün
kalbime, çocukluğumuzdaki gibi. O yağmurlarda, gözlerinde erimek
için, ne kadar ıslanmıştım biliyorsun. Yağmur,
gönlümüzdeki yangını söndürebilecek tek
güç.Yağmur, sevdiğimiz.Buğulu camlara düşen sayısız
anılarımız.İnan, damla damla çatıya düşen, cama vuran yağmurun
muhteşem şarkısını dinledikçe, ölümsüz sevdamızı yeniden
yaşıyorum ben. Ruhum, ruhunla özdeşleşiyor. Sende yaşıyorum.Damar damar
kanımda dolaştığını biliyorum.Yağmur, senli zamanlarımın kırbacı. Oh, bu
yağmur! Oh, bu yağmur!Sonsuza kadar hiç dinmesin.18 Eylül
2008 Oyhan Hasan BILDIRKİ 2Son konuşmamız, son konuşmamız şairim!Beni
öylesine şaşırttın ki!Hâlâ düşünemiyorum; senin
karanlıkta gördüklerini... Ne kadar geniş hayâl gücün
var senin!Senin kalemin bundan dolayı güçlü olmalı. Hepimiz aynı
golle bakıyoruz ama senin gözlerinde sanki bir kamera var ve milim milim
bütün detayları çekiyor...Benim anlamadığım bir
sözcüğün de "parlayan tenin" mesela. Bu daha da özel bir
durum... Demek sezgi gücün diğer insanlardan yüksek!
Olağanüstü...Fakat senin sözcüklerinin
götürdüğü anılara katıldığım kadar beni daha çok
yoklayan bir anımız var: Bir yatırda dua ettikten az sonra nasılsa bir şeyler
söyledim. Sende bir iki kelime ekledin ve arkasından "Bunları hemen yazmak
gerek anında, yoksa unutulur!" dedin.Durdum, omsuzumdaki büyük
çantayı açtım ve kalemi kâğıdı sana saygıyla uzattım... Kaleme
dokunmadın, öylece bakakaldın, bir müddet sonra
mırıldandın "Hiç değişmemişsin!""Neden?" soruma cevap alamadım. Galiba
yazmaya başladın veya başka mısralarla devam ettin...Bir müddet sonra tekrar
yürümeye başladığımızda: "Eskiden de böyleydin kâğıt, kalem,
kitapsız çıkmazdın" dedin... O zaman başka bir konuya
geçtiğimizden üzerinde durmadım.Fakat şimdi
düşündükçe, bizi bağlayanın ne olduğunu çözmeye
çalıştıkça anımsadığım bu hatıra defalarca gözümün
önünde canlandı.Demek aramızdaki bağ bu! Edebiyat sevgisi, kitap
sevgisi, daha ötesi şairim. Gözlerim değildi seni fetheden,
güzelliğim değildi. Sen benim edebiyata olan hürmetimi, sevgimi, bilgimi
değerleyerek bağlanmıştın... Bir daha da böyle birisiyle
karsılaşmadın!Demek istediğim, nihayet diyorum o bağın ne olduğunu anladım.
Kurulmuş bir köprü var beyinlerimizin arasında ve biz değerlendiriyoruz
birbirimizin fikrini, yazdıklarını, düşünüş yöntemini ve
verdiği şekli...Bence sana dediğim deyimleri belki öncesi de kullananlar oldu
senin için! Fakat sende etki bırakmayışının nedeni; seneler
öncesi ben o deyimleri sana senin için yazdığımda, sen o
büyük hazzı daha önceden tatmış olduğundan, sonrakiler ve
sonrakilerin deyimlerini aldığında ayni hazzı duymadığından,
duyamadığından!Liseden mektuplarda yazmıştın: "Edebiyatı çok seven bir
kızla karsılaştım bugün" diye... Dostum bu seneye dek kim bilir daha
edebiyatı seven nice kişilerle karşılaştın ama kız, ama oğlan... Fakat senin
gözünde edebiyatı benim kadar seven ve değer veren yoktu ve halen de
yok, önce ben gönlünde tahtımı kurduğum için.Nedense hep bir
kalem ve kâğıt arıyorum senin yazman için. Belki de o kalemi
senin kadar değerlendirebilecek birini tanımadığımdan...Bazen latife ediyorsun:
"Benden güzel yazıyorsun" diye.Bir heyecanlanıyorum, inanıyorum
sana, yalancı olmadığını bildiğimden. Aniden nezaketini hatırlıyorum,
yazdıklarını hatırlıyorum ve bütün inancım kayboluyor...Sen varken
bana kalem düşer mi? Senelerdir o kalemi senin için taşıyorum.18
Eylül 2008 PAPATYA 3"Edebiyat, vazgeçilmezim!" Bu doğru ama
benim öncelikli tek vazgeçilmezim, sensin!Sensiz edebiyat,
çöldeki seraptan başka ne olabilir ki? Sayısız kum...Hem
öykülerimde, hem şiirlerimde beni yıllardır kamçılayan ve
ömrümüz oldukça da kamçılayacak olan, kalemime o
sihirli gücünü veren, sensin. Sen olmasaydın, belki de "Edebiyat
karın doyurmaz" derdim ve öteki kalabalıkların arasına katılırdım.İlk
okuyucum, sensin! Bu, benim için büyük bir şans!"Karanlıkta
gördüklerim...", aynaya düşenlerim. Yaşadıklarımız... Onları
anlatıyorum şiirlerimde ve öykülerimde. Her ne kadar "hayâl
taciriyim" desem de, masal anlatmıyorum. Hayatın haşin yüzünü,
yumuşatmak istiyorum yazdıklarımda. Hayal gücüm bu olmalı.İlk
sözümde sen varsın, sonraki sözlerimde de sen. İkimiz de "Mecnun'un
kederi, kaderimiz olmasın" diye direniyoruz. Modern çağın son
âşıklarıyız biz. "Sevgiye Susamak", sevdamızın hikâyesi. Yıllardır
susuzuz ve bundan şikâyetimiz yok. Bu susuzluk, aramızdaki bağın adı.
İnadına sevgi. Sevgi.Sevgisiz bir dünyada yaşadığımızı biliyoruz. İkimiz de
bir umudun peşindeyiz; sevgiye susamış olanlara örnek olmak. Nice Leyla'nın
kalbini serinletmek, nice Mecnun'un yolunu da çöle
düşürtmemek...İkimizin de dileği bu. Ben, bu yoldaki
gücümü senden alıyorum. Edebiyatı seven öteki kişiler, saygı
duyduklarım. Ama her sözümde, virgülümde ya da cümlemde,
sadece senin göz izlerin var, fısıldayışların var, imaların var, takdirlerin
var. Sözün ucu, kalbime bağladığın kalbin var.Vurgunu olduğum
gözlerin, aynam.Sen varken, kalemim asla susmaz.Yoksan, o kalem kırılır ve
ebediyen susturulur.Benim tek vazgeçilmezim, sensin!Sensin!19 Eylül
2008 Oyhan Hasan
Yazı adresi: http://www.blogcu.com/oyhanbildirki/24441941
1İlk yağmurlar düştü bugün, ilk yağmurlar...İlkin toprağın kokusunu
fark ettim, sonra çiçeklerin.Islak saçlarımda, tenimde
hissettiğim sıcaklığın.Doyumsuz kokun.Oh, bu yağmur! Oh, bu yağmur!Sonsuza kadar
hiç dinmesin. Yağmura tutulmak, ne kadar güzel? Yazdıklarınla,
bulut olup kalbime yağdın. Yeniden uyandırdın beni. Çıplak ayaklarımızla
yağmur altında şemsiyesiz dolaşabilmenin özlemini düşürdün
kalbime, çocukluğumuzdaki gibi. O yağmurlarda, gözlerinde erimek
için, ne kadar ıslanmıştım biliyorsun. Yağmur,
gönlümüzdeki yangını söndürebilecek tek
güç.Yağmur, sevdiğimiz.Buğulu camlara düşen sayısız
anılarımız.İnan, damla damla çatıya düşen, cama vuran yağmurun
muhteşem şarkısını dinledikçe, ölümsüz sevdamızı yeniden
yaşıyorum ben. Ruhum, ruhunla özdeşleşiyor. Sende yaşıyorum.Damar damar
kanımda dolaştığını biliyorum.Yağmur, senli zamanlarımın kırbacı. Oh, bu
yağmur! Oh, bu yağmur!Sonsuza kadar hiç dinmesin.18 Eylül
2008 Oyhan Hasan BILDIRKİ 2Son konuşmamız, son konuşmamız şairim!Beni
öylesine şaşırttın ki!Hâlâ düşünemiyorum; senin
karanlıkta gördüklerini... Ne kadar geniş hayâl gücün
var senin!Senin kalemin bundan dolayı güçlü olmalı. Hepimiz aynı
golle bakıyoruz ama senin gözlerinde sanki bir kamera var ve milim milim
bütün detayları çekiyor...Benim anlamadığım bir
sözcüğün de "parlayan tenin" mesela. Bu daha da özel bir
durum... Demek sezgi gücün diğer insanlardan yüksek!
Olağanüstü...Fakat senin sözcüklerinin
götürdüğü anılara katıldığım kadar beni daha çok
yoklayan bir anımız var: Bir yatırda dua ettikten az sonra nasılsa bir şeyler
söyledim. Sende bir iki kelime ekledin ve arkasından "Bunları hemen yazmak
gerek anında, yoksa unutulur!" dedin.Durdum, omsuzumdaki büyük
çantayı açtım ve kalemi kâğıdı sana saygıyla uzattım... Kaleme
dokunmadın, öylece bakakaldın, bir müddet sonra
mırıldandın "Hiç değişmemişsin!""Neden?" soruma cevap alamadım. Galiba
yazmaya başladın veya başka mısralarla devam ettin...Bir müddet sonra tekrar
yürümeye başladığımızda: "Eskiden de böyleydin kâğıt, kalem,
kitapsız çıkmazdın" dedin... O zaman başka bir konuya
geçtiğimizden üzerinde durmadım.Fakat şimdi
düşündükçe, bizi bağlayanın ne olduğunu çözmeye
çalıştıkça anımsadığım bu hatıra defalarca gözümün
önünde canlandı.Demek aramızdaki bağ bu! Edebiyat sevgisi, kitap
sevgisi, daha ötesi şairim. Gözlerim değildi seni fetheden,
güzelliğim değildi. Sen benim edebiyata olan hürmetimi, sevgimi, bilgimi
değerleyerek bağlanmıştın... Bir daha da böyle birisiyle
karsılaşmadın!Demek istediğim, nihayet diyorum o bağın ne olduğunu anladım.
Kurulmuş bir köprü var beyinlerimizin arasında ve biz değerlendiriyoruz
birbirimizin fikrini, yazdıklarını, düşünüş yöntemini ve
verdiği şekli...Bence sana dediğim deyimleri belki öncesi de kullananlar oldu
senin için! Fakat sende etki bırakmayışının nedeni; seneler
öncesi ben o deyimleri sana senin için yazdığımda, sen o
büyük hazzı daha önceden tatmış olduğundan, sonrakiler ve
sonrakilerin deyimlerini aldığında ayni hazzı duymadığından,
duyamadığından!Liseden mektuplarda yazmıştın: "Edebiyatı çok seven bir
kızla karsılaştım bugün" diye... Dostum bu seneye dek kim bilir daha
edebiyatı seven nice kişilerle karşılaştın ama kız, ama oğlan... Fakat senin
gözünde edebiyatı benim kadar seven ve değer veren yoktu ve halen de
yok, önce ben gönlünde tahtımı kurduğum için.Nedense hep bir
kalem ve kâğıt arıyorum senin yazman için. Belki de o kalemi
senin kadar değerlendirebilecek birini tanımadığımdan...Bazen latife ediyorsun:
"Benden güzel yazıyorsun" diye.Bir heyecanlanıyorum, inanıyorum
sana, yalancı olmadığını bildiğimden. Aniden nezaketini hatırlıyorum,
yazdıklarını hatırlıyorum ve bütün inancım kayboluyor...Sen varken
bana kalem düşer mi? Senelerdir o kalemi senin için taşıyorum.18
Eylül 2008 PAPATYA 3"Edebiyat, vazgeçilmezim!" Bu doğru ama
benim öncelikli tek vazgeçilmezim, sensin!Sensiz edebiyat,
çöldeki seraptan başka ne olabilir ki? Sayısız kum...Hem
öykülerimde, hem şiirlerimde beni yıllardır kamçılayan ve
ömrümüz oldukça da kamçılayacak olan, kalemime o
sihirli gücünü veren, sensin. Sen olmasaydın, belki de "Edebiyat
karın doyurmaz" derdim ve öteki kalabalıkların arasına katılırdım.İlk
okuyucum, sensin! Bu, benim için büyük bir şans!"Karanlıkta
gördüklerim...", aynaya düşenlerim. Yaşadıklarımız... Onları
anlatıyorum şiirlerimde ve öykülerimde. Her ne kadar "hayâl
taciriyim" desem de, masal anlatmıyorum. Hayatın haşin yüzünü,
yumuşatmak istiyorum yazdıklarımda. Hayal gücüm bu olmalı.İlk
sözümde sen varsın, sonraki sözlerimde de sen. İkimiz de "Mecnun'un
kederi, kaderimiz olmasın" diye direniyoruz. Modern çağın son
âşıklarıyız biz. "Sevgiye Susamak", sevdamızın hikâyesi. Yıllardır
susuzuz ve bundan şikâyetimiz yok. Bu susuzluk, aramızdaki bağın adı.
İnadına sevgi. Sevgi.Sevgisiz bir dünyada yaşadığımızı biliyoruz. İkimiz de
bir umudun peşindeyiz; sevgiye susamış olanlara örnek olmak. Nice Leyla'nın
kalbini serinletmek, nice Mecnun'un yolunu da çöle
düşürtmemek...İkimizin de dileği bu. Ben, bu yoldaki
gücümü senden alıyorum. Edebiyatı seven öteki kişiler, saygı
duyduklarım. Ama her sözümde, virgülümde ya da cümlemde,
sadece senin göz izlerin var, fısıldayışların var, imaların var, takdirlerin
var. Sözün ucu, kalbime bağladığın kalbin var.Vurgunu olduğum
gözlerin, aynam.Sen varken, kalemim asla susmaz.Yoksan, o kalem kırılır ve
ebediyen susturulur.Benim tek vazgeçilmezim, sensin!Sensin!19 Eylül
2008 Oyhan Hasan














