Skip navigation.

su

"aşk! senin en güzel yüzün..."‏

Posts tagged with "Delirme Provaları"

Yol Eşittir Hız Çarpı Zaman / Nefise Cebe


Büyük zamanın küçük oyuncaklarıyız.
Geriye doğru bir ilerleyiş söz konusu.
Yürünen sokaklar, girilen evler, bakılan pencereler, sevişilen insanlar kalabalığında yüce bir mekanizmanın, el değdirmesini umutla bekleyen oyuncaklarız.

Bugün 26 yaşındayım.
Eğer yürümeyi öğrenmeye başladığım günden bu güne, zemini müsait bir yolda her gün gidip gelseydim, muntazam bir tünel elde etmiş olurdum.
Binlerce kelimeyi yan yana dizip ahenkli cümleler oluşurdum, evrende birikiyorsa eğer şişman bir kütle yaratmışımdır.
Poşetlerce çöp ürettim, rutin şekilde uzayan tırnaklarımı kestim, belirgin aralıklarla aynaya baktım, oradan beni kesen kadına.
Günlerimin belli kısımlarını, folklorik rüyalar eşliğinde uyuyarak geçirdim.
Her yıl siluetim değişti, bir başka kadına dönüştüm; öğrendim, öğrendiğimi unuttum, unuttuğumu tekrar öğrendim.
Geçen zaman içinde saflığıma şaştım, bilmemeyi bilmenin ironisiyle.
Eskiyen kıyafetlerime sinen anısal belleklerimi eskiciye devrettim.
Bir kere aşık oldum: O da ütopyanın gölgesiydi.
Çoğu zaman kayıtsız kalmaya çalışsam da etrafımda olup bitenlerin envanterini çıkarmaya devam ettim. Aldırışsız olma egzersizleri genel anlamda işe yaramadı. Algılar her daim açıktı, üzerine sıkılan siyah sprey boyalar fayda getirmedi.

Günlük hayatta her daim en az bir yol yapım çalışmasına denk geldim. Kenardan kenardan ilerleyerek fark edilmeden geçmeye çalışmam abuk bir çabaydı, genelde ayağım rutinin yığıntılarına takıldı.
Hükümetler yıkıldı, hükümetler kuruldu, ama hükümet gibi kadın olma sanatını icra edemedim. Zira prenses masallarıyla büyümüş bütün kadınların monarşik sistemden sıyrılıp parlamenter sisteme geçişleri zor oluyordu.
Düşünmek dışında hiçbir zararlı alışkanlığım olmadı. Düş kurarak düşünmek genelde yüksek irtifa düşüşlere neden oluyordu.
Annem üçüncü çocuğunu kucağına aldığı bu yaşta, ben hala çocuk doğurmanın üzerine felsefik temellendirmeler peşindeydim, üreme içgüdüsünün ilüzyonuna nanik çekerek.
Mevsimler şahane ritimlerini bozmadan – nispeten ısınarak- geçti, kışlıklarla yazlıklar yer değiştirdi. Her katlanan giyside ilerleyen zamanın kokusu köşelere gizlendi.

Mihver konsültasyonlar saniyelerle çarpılıp, dakikalara bölününce ortaya 26 yaşın seçici geçirgenliği çıktı.
Olayın sağlamasını yapmayacağım, ama elde bir şeyler kaldı eminim.
En azından bundan eminim.

Delirme Provaları / Sümeyye Şeker A.

,


Gecenin içinde, yatağında bir sağa bir sola dönüp yine de uyuyamayan özleminin kucağında, zihnime yapışmış kurtçukları eziyorum parmak uçlarımla. Ne bir sual ne de bulunamayan cevapları kemiriyor beynimi.Sanırım bu yüzden ayıkamıyorum -ayıkmak istemiyor olmam işin saman altı kısmı- Varlığından başka herşeyi soyunmuşum. Oraya buraya saçılmış kırıntılar gibi o, bu,şu. Neler olmuş böyle içime. Bu sarhoşluk bir şarkı gibi adını dolamış dilime. iki hece. Saat gibi. tik tak. tik tak. Zaman,mekan sıyrılmış zikrimdeyken sen. Kalbim dersen, iki kaşının arasına secdede, anlatılmaz bir haldedir. Ne zaman iki kelam edecek olsam kısalır cümleler. Eksiklik hissi anlamsızlaştırır sanki her kelimeyi. Sükut demlenir dudak kıvrımlarıma. Yaratılmış en tatlı suyun içinde ateşle yıkanmaktır payıma düşen. Şükrüm. Rüzgarım. Deliliğim.
Ah sen, sen, sen. Herşey sen. Her yer sen. "Bilmem ki neylesem?"