Skip navigation.

Bir Soluk...

PROTESTO....

Ulu Orta


Ulu -orta

I

düşen bir yaprağa bağladım hayatımı
olsun artık diyorum ne olacaksa
paralı bir asker miyim neyim
ekleyip duruyorum sabahları akşamlara
ve kendimi arıyorum meşgul çalıyor
gerçi söylenmez böyle şeyler uluorta
aşk diyor başka bir şey demiyor kalbim
nasıl bir dostluk ki bu, hem kadim
hem de mayhoş elma tadında.

sorma,
elim kırılsın bir daha
dokunursam güneşe.

II

kendimi de koysam ayağımın altına
yine de yetişemiyorum ey aşk,
omzunun hizasına.
çünkü bende birikiyor her şeyin tortusu
ve ayağını kaldırıyor dünya, konuşurken benimle.
budanan oğullar gibiyim sessiz ve narin
nereye konsam geri sayım başlıyor
kurcalıyor beni bir çırağın elleri
ah, unufak olsam ve desem ki
ağzın tat görmesin hayat
kandırdın beni.

sorma,
üstü açık araba
dünya dediğin.

III

kılpayı kaçırılmış bir şeyin
bıraktığı ardında
neyse oyum ben.
yaralı serçe, benim için dua et:
gök bir kayalık gibi şimdi üstümde
dr şükrü öncüoğlu’ndan üç ayda bir reçete.

sorma,
yangın sönseydi suyla
denizler her akşam böyle yanmazdı.

IV

acıyan bir şeyim ben buradan çok uzaklarda,
ve koskocaman bir hansın sen uğraşma bu çocukla
çünkü nasıl bir şey biliyorum itin taştan korkması
bir yastık arıyorum kuş seslerinden
mühim değil sonrası.

sorma,
siliniyor her şey, hatta uçurtma
takılıp kalıyor göğe.

V

yakar top oynayan melekler gördüm güneşle
ve büyük çiftçiler, dağları biçen
yolundaydı her şey ben bile yolundaydım
ama
kıyıya vardığımda kendimi unuttuğumu anladım
karşı kıyıda.

sorma,
kaldım altında
devirince kitabı.

VI

şiirler söyledim belki duyarsın diye
çığlığıydım içinde dilsiz bir şehzadenin
sana seslendim durdum bu küçük odadan
acımı duy, sensin pusulam benim
ki dünya
silinmiş bir harita
gibi yabancı bana.

sorma
usulca uzandığında
bir ceset oluyorsun öpüldükçe şımaran.


—İbrahim Tenekeci

Bahar gelme üstüme!..



Zaten damarlarımda zor zaptediyorum kanımı...
Çoktan cemreler düşmüş beynime, yüreğime...
Kalbimin buzları erimiş.
Göğüs kafesimde ne idüğü belirsiz bir kıpırtıyla geziyorum nicedir...
Bir de sen çıldırtma beni...
Krizdeyim ben... tembelliğin sırası değil, uyamam sana...
Al git serçelerini sabahlarımdan, çağlalarına, kokularına hakim ol.
Meltemlerine söyle, deli gibi ıslık çalıp sokağa çağırmasınlar beni...
Bulutların üşüşmesin başıma...
Girme kanıma benim...
...yoldan çıkarma...!


-can dündar-

HAYIRLI CUMALAR.........

...


içim sıkılıyor...
yüreğim daralıyor...
kayboluyorum bir girdapta...
yok... anlatamıyorum ben kendimi...


ÖZLEDİĞİN GİDİP GÖREMEDİĞİNDİR


ÖZLEDİĞİN GİDİP GÖREMEDİĞİNDİR

Özlediğin, gidip göremediğindir;
ama, gidip görmek istediğin

Özlem, gidip görememendir; ama
gidip görmek istemen

Özlediğin, gidip görmek istediğin-
ama gidip göremediğin

Özlem, gidip görmek istemen-
ama, gidememen, görememen;
gene de, istemen


Oruç Aruoba

Şampiyon...

Giderken Söylenmiştir...

bu kadar mezarın arasında ne büyür
ey ölüm, gel otur şuraya ve düşün

İbrahim Tenekeci

Cumamız Mubarek Olsun...

Nazım'dan...

Seversin dünyayı doludizgin
ama o bunun farkında değildir
ayrılmak istemezsin dünyadan
ama o senden ayrılacak
yani sen elmayı seviyorsun diye
elmanın da seni sevmesi şart mı?

İyi İnsan...

Hayatın güçlüklerine katlanabilecek kadar İNANÇ,

Geleceğin daha iyi olacağına inanacak kadar ÜMİT,

Doğru bildiklerin için mücadele edebilecek kadar CESARET,

Topluma, ailene, İslam’a faydalı olabilecek kadar SAĞLIK,

İhtiyaçlarına yetebilecek, zekâtını verebilecek kadar PARA,

Başkalarının daima iyi yönlerini görebilecek GÖZ,

Çevrenizdeki insanlara yardım eli uzatacak kadar CÖMERT,

İnsanlardan karşılık beklemeden yapabileceğin İYİLİK,

Hayatın zorluklarına karşı hayatı ve insanları kuşatacak SEVGİ,

Yastık kadar yumuşak ve rahat bir VİCDAN,

Dili, belini, kalbini, keseni ve gözünü haramdan saklayabilecek İRADE,

Gördüklerinin, duyduklarının düzelmesini bekleyebilecek kadar SABIR,

Günahlarını, noksanlarını itiraf edebilecek kadar FAZİLET,

En kötü halinde bile Allah’tan (c.c.) razı olabilecek kadar ŞÜKÜR varsa,


Sen iyi bir insansın….

Amenna...

SENDEN İYİ OLMASIN MI?


Pek tatlı bir nezaket cümlemiz vardır. Birisinin yanında bir başkasını övüyorsanız, “Senden iyi olmasın!” dersiniz! Sadık Şanlı kardeşimin o incelik dolu anlatısını okuduğumdan beri bu iltifata itiraz ediyorum:
“…kapının zili çaldı. Karşımda uzun zamandır görmediğim bir dostum. Selamlaşıp, kucaklaştık. Çay eşliğinde uzun bir sohbet için salona geçtik. Nasıl geçtiğini anlayamadığımız üç koca saatin ardından misafirim ‘Geç oldu, bana müsaade’ diyerek noktayı koydu ve kalktı. Ona eşlik ettim. Sokağın başına vardığımızda ‘Şimdi ayrılık vakti. Ben gidiyorum, ta ki benden hayırlısı gelsin inşallah’ diyerek elini uzattı. Kucaklaşırken, dostumun ettiği duaya alışkanlıkla ‘amin’ dedim. Eve dönerken, arkadaşımın veda sözleri takıldı aklıma. Düşündüm, düşündükçe ürperdim. Bu bir dua idi. İlk kez duyduğum yaman bir dua. Gayri ihtiyari birkaç kez tekrarladım. Sıcacık duygularla doldum. Bir şey tarafından kuşatılmıştım. Bütün benliğimi dolduran güzel bir şey.

Ertesi gün ilk işim arkadaşımı telefonla aramak oldu. Nedir, nereden duydun diye sordum. Bu özlü duadan çok etkilendiğimi anlayan dostum, ‘Hz. İsa Aleyhisselam’ın, Peygamber Efendimizin (asm) geleceğini müjdelediği sözmüş bu’ dedi. Ne güzel dua imiş! ‘Tuttum bu duayı’ dedim. Güldü ve ‘o halde hiç bırakma.’
Ben gidiyorum, ta ki benden hayırlısı gelsin inşallah.”
İsâ’ya (as) ve O’nun müjdelediği En İyi’ye (asm) hürmeten: Kalktığım koltuğa benden iyisi otursun. Sustuğum anda benden iyisi konuşmaya başlasın. Olmadığım odaları benden iyiler doldursn. Yetişemediğim yerlere benden iyiler yetişsin….

“Senden iyi olmasın!” diyen dostlarımın bu duasına, İsa Aleyhisselâmın duasına “amin” deme hatırına “amin” diyemeyeceğimi söylüyorum. Şaka yollu, “Bana beddua ediyorsun galiba!” diyorum. “Ya benden iyiler olmasa, ne ederim ben bu dünyada? Kim beni şaştığında uyaracak? Kim beni hüzne düştüğümde teselli edecek ki… Sonra peygamberlerin kavimleriyle yaşadıkları imtihanları hatırlıyorum. O toplulukta o peygamberden iyisi yoktu! Ama nasıl acılar çekti? Ne dayanılmaz sıkıntılara göğüs gerdi?
“Benden iyi(ler) olsun elbette.. Bende peygamber yalnızlığına sabredecek iyilik yok ki!”

Dr. Senai Demirci

tuttum bu duayı :smile:
Benden daha hayırlısı yazsın inşallah...

:(



gülmeyi nasıl becerebiliyorsun...

Yusuf 'ta ki iffet Güzeliği...



Ellerini kesen kadınların gözleri kadar görmüş olan var mı en güzel denileni?
Aşk bıçaklarla imtihan edilse kalplere saplanmalıydı hançerler, edebiyat yetmemeliydi insana aşkı ve güzeli tarif için.

En güzelin yarattığı güzel en çirkinle ölçülemezdi ve güçlüyüm diyen kuvveti yaratanla boy ölçüşemezdi.

Hani deme Yusuf insandı ve gençti, denilenleri, istenenleri anlamazdı. Ömründe er görmemiş ve bir erkeğin önünde eğilmemiş bir kız kadar utangaç ve saf, başı önde, itaat edip, gerektiğinde yenilgi tatmamış bir kumandan kadar cesaretle şeytana karşı duran Yusuf, asırları yıkıp gelmiş ve nefse meydan okumuş ilk insandı.

İlk atası bile cennette, melekler arasında yaşıyorken bilememişti günahı ve çiğnemişti yasağı. Cennetten düşerken yeryüzüne bilemezdi inmesi en güzel ve en sevilen içindi ve o sadece bir sebepti. Yusuf’u görse bile gözler bilemezdi en güzel kimin içindi ve güzellikler sahibini sevenler ne hissederdi onun sevdiğini görselerdi.



Hakan Türkyılmaz
(Züleyhanın Gözleri)

Hayata Tersten Başlasaydık

Yaşamın en tatsız tarafı sona eriş şeklidir.
Şüphesiz ki yaşamı tersten yaşamak daha güzel, hatta
mükemmel olurdu.
Nasıl mı ?
Cami'de uyanıyorsunuz.
Bir tahta sandık içersinde, herkes karşınızda saf durmuş,
iyiliğinize dua ediyor ve
tüm haklar helal edilmiş vaziyette.
Tabuttan
doğruluyorsunuz, yaşlı, olgun ve ağırbaşlı olarak.
Herkes etrafınızda, büyük bir itibar,
iltifatlar, çocuklar torunlar hepsi hazır.Arabanıza kurulup
evinize gidiyorsunuz.
Doğar doğmaz devlet size maaş
bağlıyor, aylık veya üç ayda bir
maaşınızı alıyorsunuz.
Ne güzel, hazır maaş, hazır ev...
Altmışlı yaşlara kadar her şey
garanti, huzur içinde yaşıyorsunuz.
Sağlığınız gittikçe düzeliyor, kaslar güçleniyor,
kuvvetleniyorsunuz.
Bir gün çalışmak
istiyorsunuz ve ise
ilk başladığınız gün size
hoş geldin hediyesi
olarak bir
plaket ve altın kol saati
veriyor patronunuz..
ve Genel Müdürlük veya
bunun gibi yüksek bir makamdan
tecrübeli bir insan
olarak ise başlıyorsunuz.
Herkes karşınızda el pençe divan...
Vücudunuzda da bazı hoşa giden
hareketler de başlıyor.
Gittikçe zayıflıyor forma giriyorsunuz.
Diğer hormonal aktiviteler artıyor, fevkalade.....
Aman ne güzel günler başlıyor...
Derken bir gün patron size artık
Üniversiteye gitsen daha iyi olur diyor.
Bu arada Babanız ortaya çıkmış, "fazla
çalıştın" diyor "artık eve dön, işi bırak, okumaya başla,
harçlığın benden olsun...
" Keyfe bakar mısınız ? Okuduğunuz dersler
gittikçe kolaylaşıyor.Ekmek elden, su
gölden bir dönem başlıyor. Partiler,
----------------------------------
Derken Anne ve
Babanız sizi götürüp
getirmeye başlıyor,araba kullanma derdi de
yok artık...
,Günün birinde sizi okuldan
da alıyorlar, "evde otur,
keyfine bak, oyuncaklarınla oyna" diyorlar...
Mamanız ağzınıza veriliyor, zaman
zaman altınızı bile temizliyorlar,
hatta bu durum alışkanlık yaratıyor ve
hiç tuvalet kullanmamaya başlıyorsunuz.
Derken Anneniz bir
gün size süt verme kararını alıyor ve başka bir
keyifli dönem başlıyor.
Mama artık her yerde,
her an ve en taze şeklinde hazır.
Bir gün karanlık ılık ve sıcak bir ortama giriyorsunuz.
Beslenmek için ağzınızı açmaya dahi gerek yok,
bir kordondan besleniyor, sıcacık,yumuşacık, gürültü ve
patırtısız bir ortamda yaşıyorsunuz.
Küçülüyor, küçülüyor,
ufacık bir hücre halini
alıyorsunuz. Ve günün birinde
hayatınız bitiyor...

CAN YÜCEL

dedikodu...

Gelmesin semtine erbâb-ı nifâk

Şahs-ı nemâm-ı rezîlü'l-ahlâk

Kimseyi fasl u mezemmet etme

Ehl-i gıybet ile ülfet etme

Gayrının zemmin eden şahs-ı denî

Bil ki medh eylemez elbette seni

Sünbülzade Vehbî


"İki yüzlü, kötü ahlaklı dedikoducuları semtine yaklaştırma. Kimseyi çekiştirip yerme. Gıybet edenler ile sakın dostluk kurma. Başkasını sana çekiştiren alçağın, seni de başkasına gammazlayacağını akıldan çıkarma!"

Dua...



BANA ÖYLE BİR GÖNÜL VER Kİ:

Bir kuruluşun tepe noktasında yetkili olsam bile,
bunu asla başka şekilde kullanmamalıyım.
Günlük yaşamda “ben” yerine, daha çok “sen” sözcüğünü kullanabileyim…


ÖYLE BİR SEVGİ VER Kİ:

Sonsuz bir hazine gibi bitmesin, çoğalsın daha da sevdikçe,
doldursun sarsın çevremi.
Hatta düşmanlarımı da sevebileyim…

ÖYLE BİR GÜÇ VER Kİ:

Herkesten daha çok çalışabileyim, tutsak düşmeyeyim
doğanın koşullarına, eşim ve çocuklarımı da mutlu et ki,
mutluluğu başkalarına da götürebileyim…

ÖYLE BİR SAĞLIK VER Kİ:

Düşünebileyim, konuşabileyim.


ÖYLE BİR ERDEM VER Kİ:

İbadet edebileyim, iyilik etmeyi ve sevinçten buğulanmış gözlerle, teşekkür edenlere;bir şey yapmadım, anımsamıyorum diyebileyim.


ÖYLE BİR YETENEK VER Kİ:

İyi insan,eş, baba,abi, iyi komşu, iyi arkadaş, iyi vatandaş olabileyim.


ÖYLE BİR UMUT VER Kİ:

Bugüne kadar yapmış olduğum hatalar için
karamsarlığa düşmeyeyim, herşeyden aklanmış olarak yaşama
yeniden başlamak üzere bağışlanabileceğimi bileyim.

BANA ÖYLE BİR ANLAYIŞ VER Kİ:

düşünebildiğim, yargılayabildiğim, inandığım, kahrolduğum, varolduğum şu
anda bu sözleri söyleyebildiğim için şükredebileyim.

ÖYLE BİR TALİH VER Kİ :

Yıllar sonra beni hatırlayanlar “herkese iyilik
eden, tüm insanları seven,
o düzeyde de sevilen bir kişiydi ” diye konuşsunlar ve ben de huzur içinde
olabileyim.

ÖYLE BİR İRADE VER Kİ:

Birgün yenilip, içimdeki şeytanın kurallarına doğru yönelirsem;
bu bir düşünce ise düşüncemi, bu bir adım ise ayağımı, bu bir uzanma ise
elimi durdurabileyim.


ÖYLE BİR SABIR VER Kİ:

Sükûneti bulayım, durabileyim, düşünebileyim…


-alıntı-

Dua...

Rabbim..


Bir insan koy kalbime!
Ama o insan Senin de sevdiğin olsun.
Ve bana öyle bir insan sevdir ki,
O insanin kalbi Seninle yanan bir mabed olsun.
Beni öyle bir insanla buluştur ki
Benden önce,
Onunla buluşmuş olan Sen olasın.
Onunla el ele tutuştuğumuzda,
İkimizin elinin üzerinde Sen olasın…
Bana öyle gözler göster ki;
Ben o gözlerden Sana bakayım.
Bana öyle bir sevgili ver ki
O gözler,Cennete açılan iki pencere olsun.
Onunla öyle bir yolda yürüyelim ki;
Kılavuzumuz Sen olasın


Ey Rabbim..
Öyle bir sevgili verki bana,
Ona sarıldığımda kainat bize baksın.
Birbirine sarılsın.
Sevgimiz kurtla kuzuları barıştırsın
Bize bakıp şeytan Adem’e secde etsin.
Günah sevap uğruna kendini feda etsin.
Ölüler birer birer uyansın sevgimizle…
Bize öyle bir sevgili ver ki Rabbim!
Sevgimizde,Muhammed(S.A.V) sevilsin.
Öyle sevelimki birbirimizi.
Hz. Hatice göklerden bize seslensin,
Ve desin ki;
“Bak Ya Muhammed bak şu sevgililere onlar bizde… bizde onlardayız.
Bak Aşkımız birkez daha yaşanıyor yer yüzünde..
Allah Aşkımızı öyle çok seviyorki binlerce insana yaşatıyor..”


-alıntı-

Hayırlı Cumalar



Rabbim imanımızı ve feyzimizi artırsın, Cum'a larımızı ve ömrümüzü bereketli kılsın.
Sağlam amellerle huzuruna çıkmayı nasib etsin İnşallah...
Selamet ve dua ile...

Sus...


Sus...

Beklediğimi bildiğin halde gelmedin ya!...

Sus...

Ve git...

Git ki; Sus/a/ma/ya/yım bende sana...



N.F.K

Gençliğe güvenip vakit çok erken derken/Belki elveda bile diyemezsin giderken (Necip Fazıl Kısakürek)

YEDEK HAFIZA



Bir gün, sahabeden birisi Peygamberimize (a.s.m.):

“Hafızam kuvvetini kaybetti. İşittiğim sözleri, aklımda tutamıyorum!” deyip yardım istemesi üzerine Peygamberimiz (a.s.m.):

“Sağ elinden faydalan...” buyurdu.

“Nasıl faydalanayım?” diye soran sahabesine Efendimiz (a.s.m.) şöyle cevap verdi:

“Duyduğun sözleri, yazıp bir yerde sakla!”

Biz buralı değiliz;

Biz buralı değiliz; bu kadarına da razı değiliz. Babamızın doğduğu yer cennettir. "Cennetli" olanlar "cennetli/k" olmak için de çalışmalı değil mi?
...

-Senai Demirci-

:):):)

İyilikten en küçük bir şeyi hakir görme, velev (din) kardeşini güleryüzle karşılamak olsa bile."
(Hadis-Müslim)