Skip navigation.

Log in | Sign up

Lady Di Albümü

Yardımsever Mahsun Prenses Lady Diana.









1 Temmuz 1961’de İngiltere Sandringham’da dünyaya gelen Diana Frances Spencer, aristokrat bir aileye mensupmuş.



Babası bir ‘earl’ ve annesi ‘kontes’ ünvanı taşıdığından kendisi ve iki kızkardeşi de ‘lady’ ünvanı taşıyorlarmış.



Diana, annesiyle babasının evleri arasında mekik dokumuş, diğer kızkardeşleri gibi üvey annesiyle arası pek hoş değilmiş.

Anne tarafından Diana, İrlandalı, İskoç ve Amerikalı oluyor…İngiliz Kraliyet ailesine yüzyıllardır çok yakınlarmış.



Tahsil hayatında vasat bir talebeymiş, bir ara öğrenimine İsviçre’de devam etmiş, o sırada İngiltere tahtının varisi Prens Charles, Diana’nın kızkardeşi lady Sarah ile flört ediyormuş! Bu arada Diana balerin olmayı çok istiyormuş ama boyu fazla uzun bulunmuş.



Normal eğitimini bitirdikten sonra artık 17 yaşındayken, tek başına Londra’da oturmak istemiş ve ailesi ona bir daire satın almış, daireyi üç kız arkadaşıyla paylaşıyormuş, bir anaokulda bakıcı olarak iş bulmadan önce, temizlikçilik ve kokteyl garsonluğu yapmış.




Bu sırada Prens Charles’ın artık evlenme vaktinin geldiği düşünülüyormuş ve bir sürü aristokrat kızın ismi geçiyormuş, geleneklere göre bakire, Protestan ve de aristokrat bir gelin adayı arayışında olan Charles için, Diana bu üç niteliği de taşıdığından en uygun aday olmuş.



Böylece 29 Temmuz 1981’de tüm dünyanın tv’lerden naklen yayınladığı, bir masal düğünüyle Diana ile evlenmiş.



Ama evlilik dışarıdan göründüğü gibi mutlu sürmemiş, Charles’ın çapkınlıkları da tuz biber ekmiş, hatta mutsuzluktan Diana bulimia hastalığına bile yakalanmış, kayınvalidesi İngiltere Kraliçesi 2. Elizabeth ile de arasının pek iyi olmadığı söyleniyormuş…her ikisinin de birbirlerine ihanet ettiği dedikoduları yayılmış, 1992 de ayrılmış, 1996’daysa resmen boşanmışlar, boşanmasına rağmen Diana’nın ‘Galler Prensesi’ünvanı kendisinde kalmış.



Diana kendini hayır işlerine, sosyal işlere adamış, Kızıl Haç için kara mayınlarının kaldırılması, AIDS hastalığı hakkındaki kampanyalara katılmış, herkes AIDS’li insanlarla tokalaşmaya bile korkarken, bir AIDS hastasına dokunurken resmi çekilince büyük olay olmuş.



31 Ağustos 1997’de sevgilisi Mısır’lı iş adamı Dodi el Fayed ile Paris’te geçirdiği bir trafik kazasıyla bu peri masalı hikayesi acı bir şekilde son bulmuş. Mezarı bir göl üzerindeki adada, Althrop Park’ta.

Kaza ile ilgili pek çok komplo teorileri ortaya atılmış. Galiba gerçeği tam olarak kimse bilmiyor.








Vee Albümden kesitler....







Hala dünyanın model ikonu... Unutulamayacak asil şahsiyet. Allahım günahlarını affetsin, mekanını cennet eylesin.

Seninleyim.... / I 'm with you....

Güneşin ilk ışıkları gününü aydınlattığında ve
içinde doğan nedensiz sevinci biriyle paylaşmak istediğinde
pencereni aç yeter.
BEN O TATLI SESSİZLİKTE SENİNLEYİM.



(When the sun illuminate the first light of day
someone to share the joy born of reason and wants
The window open enough.
In the sweet silence I 'm with you!)




Ziyaretçi arkadaşımın yazıp ve benim de hoşuma giden dizeleri sizlerle paylaşmak istedim. Umarım bana kızmamışsındır ziyaretçi arkadaşım.
Yanlışım varsa lütfen beni uyar. Sözlerin anlamı derin bir o kadar da anlamak da derin. İyi ki varsın arkadaşım. :-)

GÜNAYDINNN DOSTLARIMMMM :-)

HAYIRLI SABAHLAR HERKESE. AFİYET OLSUN :-)

Eskidendi çok eskiden...

dikenlitel.blogcu.com/SEVDIGIM+SIIRLER/ sitesini incelerken çok sevdiğim Değerli Şairimiz Murathan MUNGAN'ın şiirini gördüm.

Ve siz sanal dostlarıma da bu şiiri okutmak istedim. Buyrunuz efendim... :-)


ESKİDENDİ ÇOK ESKİDEN

Hani erken inerdi karanlık,
Hani yağmur yağardı inceden,
Hani okuldan, işten dönerken,
Işıklar yanardı evlerde,
Eskidendi, çok eskiden.

Hani ay herkese gülümserken,
Mevsimler kimseyi dinlemezken...
Hani çocuklar gibi zaman nedir bilmezken,
Eskidendi, çok eskiden.

Hani hepimiz arkadaşken,
Hani oyunlar tükenmemişken,
Henüz kimse bize ihanet etmemiş,
Biz kimseyi aldatmamışken,
Eskidendi, çok eskiden.

Hani şarkılar bizi bu kadar incitmezken,
Hani körkütük sarhoşken gençliğimizden,
Daha biz kimseye küsmemiş,
Daha kimse ölmemişken,
Eskidendi, çok eskiden.

Şimdi ay usul, yıldızlar eski
Hatıralar gökyüzü gibi gitmiyor üstümüzden
Geçen geçti,
Geçen geçti,
Geceyi söndür kalbim
Geceler de gençlik gibi eskidendi
Şimdi uykusuzluk vakti.



MURATHAN MUNGAN





SALTANAT DÖNEMİ SANATI

KRALLARIN SANATI : GOBLEN SANATI


Goblen diye duvarlara asılmak üzere Fransa’da yapılan Şekilli ve renkli halılara ve mobilya kumaşlarına denir. Goblen, telleri sayılabilecek türde kumaş üzerine renkli iplikle yapılan ve çoğu kez bir manzara, tarihi bir anı veya ünlü ressamların ünlenmiş resminin aktarılması şeklinde ortaya çıkan bir sanat eseridir.





Kraliyet Sanatı olarak Fransa'da ortaya çıkan Goblen, 19. Yüzyılda Türkiye'ye gelmiş ve son zamanlarda hızla benimsenir olmuştur. 1603’te Fransa Kralı IV.ncü Henri, Goblen ailesine ait bir binada François de La Planche ve Marc de Comans namındaki adamlara iki dokuma imalathanesi kurdurmuştu. Bunların oğulları çok güzel işler dokumuşlardı. 1662’de Colbert, Goblen’lerin bu binasında saraya mahsus mobilyaları yapmak üzere bir imalathane tesis ettirdi ki burada saraya ve bilhassa Versailles (Versay) Sarayı'na mahsus duvar örtüleri, perdeler, kanepe ve koltuk kumaşları gibi dokumalar yapılıyordu. Bu atölyeler bilahare büyütüldü ve çalışan işçilerin adedi artırıldı. Meşhur sanatkâr Le Brun buraya müdür tayin olunarak 1662’den 1690 tarihine kadar bu vazifeyi gördü.






Le Brun bilhassa bu atölyelerin dahili teşkilatı ile uğraştı ve birçok güzel eserler meydana gelmesine amil oldu, fakat bütün bu muvaffakiyetler sarayın parasına mütevakkıftı. Kralın parası sayesinde fevkalade Goblen işleri yapıldı. Fakat para azalınca imalathanenin yaptığı işler de azaldı ve o zaman imalathane dışarı için iş yapmaya mecbur oldu. Le Brun ve onun çalışma arkadaşları ilk imalatın bütün karton modellerini yaptılar. Bunlar içinde meşhur mevzular, mevsimler, Meleagre’ın avları, kralın hayatı, İskender’in hayatı gibi Şekillerdir. Diğer muktedir sanatkarların yaptığı bazı mevzular da vardı ki bunlar içinde havari Yunun hayatı, Rafael’in Şekillerinden Vatikan’ın odaları ve yine Rafael’in ve Le Brun’ün eserlerinden Konstantin’in hayatı gibi mevzular vardır.







Ressam Roussini’nin Musa’nın hayatı, N. Coypel’in İlahların Zaferi ve Ch. Cpypel’in Don Quichotte’un hayatı gibi mevzulu eserler de meşhurdur. XV. Louis zamanındaki mevzular sahraidir. O zamanki tablolar gibi duvar örtülerinde de ağaçlar, yeşillikler, periler ve aşk timsali amorlar resmolunmuştur. Ondan sonra büyük üstatların tablolarının aynını yapmak modası zuhur etmiştir ki bu bir hata idi. Bir tablodaki binlerce rengi, boyalı ipliklerle halı ve dokuma üzerine işlemek çok güçtü. Bu tarz sonraları terk olundu ve L. O. Merson, Puvis de Chavannes ve Cazin gibi büyük ressamlara yaptırılan basit renkli modeller numune tutularak çok güzel eserler vücuda getirildi.





Goblen; kralların sanatı olarak bilinmektedir. Bu nitelemeyi, başta ortaya çıkış şeklinden almaktadır. 17. yüzyılda Avrupa saraylarında sarayların dışı gibi içi de görkemli döşenirdi. Sarayın halılarından kapılarına, perdelerine, koltuklarına kadar her bir eşyada krallığa yakışır bir stil, ihtişam aranırdı. Bu zamanda dekorasyon, en ihtişamlı devirlerini yaşamıştır denebilir. Duvarlardaki Şekil ve tasvirler, koltukların yüz işlemeleri, perdeler, goblen denilen bu sanatın doğuşunu ortaya koymuştur.





1662 yılında Fransa’da sarayın bu ihtiyaçları için özel bir imalathane kurulmuştur. Bu imalathane, GOBELİNS adında bir ailenin sahip olduğu köşkte bulunduğu için ismini buradan almıştır. İmalathaneyi kuran kişi de Colbert’tir. Colbert, Kral 14. Luis için çalışmalarına burada başlamıştır. Yapımı Sabır Gerektiriyor Colbert ve Le Brun, 1667 de Kraliyet Mobilyaları Üreticisi fermanını aldıktan sonra, faaliyet alanlarını genişleterek, çeşitli imtiyazlar elde etmişlerdir. Colbertin ölümünden sonra idari çekişmeler ve savaş yüzünden fabrika kapanmıştır. Fakat Le Brunün bu sanat üzerindeki hakimiyeti 30 yıl sürmüştür.





Goblen eserlerinin kronolojik sıralamasını yapmak anlamlı olmamaktadır. Eserlerin hazırlanması çok uzun yıllar sürmektedir. Örneğin Don Kişot’un Hikayesi adlı eserin tamamlanması 80 yıl sürmüştür. Bazı eserler de tekrar tekrar tezgaha konmuştur. Bu nedenle eserleri özgün karakterlerine göre gruplandırmak daha doğru olacaktır. İlk dönemde; İtalyan freskleri uyarlanmıştır ki, en orijinal çalışmalar bunlardır. Sonraki dönemde; Le Brun geleneğinde, dekoratif kompozisyonlar, mitolojik ve dini konular ve güncel tarih konularının işlenmesi üzerine kuruludur.



18.Yüzyılda, goblen üstatları, grotesk sanat ve türevlerini konu almışlardır. 18.Yüzyılın sonlarında ise, eserler, sanatsal bir fakirlik ve taklit kurbanı olmaktan kurtulamamıştır. Ancak 19. yüzyıl başında; Claude Monet gibi ressamların katılması, bir canlılık getirmiştir. 20.Yüzyılda Gulliaume Janneau, eski denenmiş usullere dönmüş, renklerde ve tonlarda sayıyı azaltarak, goblen halıcılığında yeni bir çığır açmıştır. Goblen, üretiminde, büyük halı tezgahlarına benzer tezgahlar kullanıma gelmiştir. Ünlü goblen örnekleri duvar için yapılmış tablo-halılar şeklinde Louvre, Versailles, Musee de Bruksels, Musee de Angers de bulunmaktadır.





Ülkemize 19. yüzyılda giren bu sanat, daha çok batılı diplomatlar ve azınlıklar yolu ile gelmiştir. Goblen; günümüzde, ev ve işyerleri için tablo, koltuklar ve puflar için kaplama kumaşı olarak, koltuk ve kanepeler için şal olarak kendisini göstermektedir. Bu gün gelişen ev tekstili sektörü alanında goblen sanatının önemli bir geleceği vardır.




Ancak, işlenmesinin zaman ve sabır gerektirmesi, malzemenin pahalı olması, yaygınlaşmasının önüne geçmiştir. Gelir ve kültür düzeyi yüksek kişilerin daha çok özel zevkleri için ürettikleri bir ürün olmuştur. İşlenmesinin dikkat ve sabır gerektirmesi, seri üretim yapılmasını engellemektedir.





Cumhuriyet Bayramınız Kutlu Olsun Dostlarım.

OZICC

Bu resim kaynağında bana yardımcı olan ''Ziyaretçi'' blog arkadaşıma teşekkürümü sunuyorum. :-)

Pencerelere Rahatlık Geldi. :-)



Daha pekçok dekorasyona imzasını atan yeni pencere sistemleri, çok şık, çok dekoratifler. Tamamen rahatlığı ve huzuru çağrıştırıyorlar. Ütü derdi yok, tak-çıkar yıka ser as tamamen kalkmış bu sistemle. Zamanını kaybetmiyorsun, her daim de ev şık ve temiz bakımlı oluyor. Kullanımının getirdiği rahatlık gibi göze de şık bir kombine sunuyor.

MERHABA DOSTLARIM



Sonbaharın serin günlerinden bir gün. Kimi puslu, kimi yağışlı kimi de yazdan kalma ılık günlerle sonbaharın sarı yapraklarından bir günü daha yaşıyoruz.

Herkese sağlık, huzur, mutluluk dolu güzel günler diliyorum. :-)

Memleket İsterim.

Memleket isterim
Gök mavi, dal yeşil tarla sarı olsun;
Kuşların, çiçeklerin diyarı olsun.
Memleket isterim
Ne başta dert, ne gönülde hasret olsun;
Kardeş kavgasına nihayet olsun.

Memleket isterim
Ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun;
Kış günü herkesin evi barkı olsun.

Memleket isterim
Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;
Olursa bir şikâyet ölümden olsun.

(C. Sıtkı TARANCI)
Şiirleri :

ABBAS, ANNE NE YAPTIN?, AŞK ADAMI, AŞK MASALI, AŞK İLE, AŞK
AFFET BİZİ LAMBA, AKŞAM VAKTİ, BAHAR YELİ, BAHAR SARHOŞLUĞU,
BATAN GEMİ, BEN ÖLECEK ADAM DEĞİLİM, BEN AŞK ADAMIYIM, BİR GÜZEL
BİLMEZLERKİ BU KABİRLE YOKTUR ALAKAM, BUGÜ HAVA GÜZEL,
BUGÜN CUMA, BİZ NERDEYİZ SEVGİLİM, BİR UMUT, BİR LAHZAM
BİR BAYRAM YEMEĞİNDE, BİR KAPI AÇIP GİTSEM, BİR DE BAKMIŞIM Kİ ÖLMÜŞÜM
CAN YOLDAŞI, ÇİLİNGİR SOFRASI, ÇOCUKLUK, ÇÖKÜYORUM, DALGIN ÖLÜ, DENİZ,
DAR KALIP, DEĞİŞİK, DESEM Kİ, EDA, ESMER GÜZELİ YARİM, ESKİ SAADETİNLE
OTUZBEŞ YAŞ ŞİİRİ, ÖLÜMDEN SONRASI, ÖMRÜMDE SÜKÛT, YAĞMUR YAĞADURSUN
YALAN DÜNYA, YALNIZLIK MACERASI, YALNIZLIK, YAŞIM İLERLEDİKÇE, YÜREK...











Kat Kat Pasta


Değerli dostlarım ; mutfakeglencem.blogspot.com/ sitesinden bulup sizlerle paylaşıyorum.

Malzemeler:
3 yumurta
2/3 su bardağı şeker
150 gr. margarin
3 yemek kaşığı bal
~4 su bardağı un
1 tatlı kaşığı karbonat

Kreması için:
3 su bardağı sour cream
1 bardak toz şeker
2 su bardağı hazırlanmış krem şanti

Alternatif krema: (burada sour cream; süzme yoğurda benzeyen, biraz da krem peynir tadında bir süt ürünü, Pasta için, puding ya da evde hazırlanan bir muhallebi de kullanılabilir.

Üzerini süslemek için çikolata

Yapılışı:
Bir tel çırpıcıyla derin bir kapta yumurtalar ve şeker iyice çırpılır. Çukurca bir tavada bal kızdırılır ve karbonat ilave edilir. Köpük köpük oluncaya kadar bolca karıştırılır. 1 dakika bekletip (çok soğutmadan)hızlıca çırparak azar azar yumurtalı karışıma aktarılır. Margarin de eritilir ve ılık bir şekilde aynı karışıma aktarılır. Azar azar un eklenerek kulak memesi kıvamı elde edilir.

Önce; Hamur 6 parcaya ayrılır.



Herbir parca unlanmış tezgah uzerinde yemek tabağı büyüklüğünde açılır. Yine hafif unlanmış alüminyum folyo uzerine serilir. Uzerine çatalla batırılır.



Onceden ısıtılmış (180) derecede 10 dakika kadar pişirilir. Çok soğumadan, kenarlarının muntazam olması için bir kapak yardımıyle kenarları kesilir. (kesilen bisküvi parçaları ayrılacak)

Kremanın hazırlanışı:
Sour cream (ekşi krema) ve şeker iyice şeker eriyene kadar çırpılır. Krem şanti ilave edilerek karıştırılır.




Bir kat pasta tepsisine alınır, üzeri resimdeki gibi kremaya bulanır.



Diğer katlar da aralarına krema sürülerek üst üste dizilirler. Kenarları da kremaya bulanır. Pastanın kenarları, artan bisküvi parçalarına bulanır.

Çok az sütle eritilmiş 100-150 gr. kadar çikolata bir buzdolabı poşetine konulur. Delinmiş poşetin ucuyla pasta üzerinde düz çizgiler yapılır. Kürdanla aksi yönden çizgiler çizilerek dalgalar elde edilir.



Afiyet olsun
Download Opera, the fastest and most secure browser
November 2009
M T W T F S S
October 2009December 2009
1
2 3 4 5 6 7 8
9 10 11 12 13 14 15
16 17 18 19 20 21 22
23 24 25 26 27 28 29
30