Skip navigation.

TUWANA

gökte bir yüz kanıyor...

ON EMİR

ı
Çürüten günahlardan
Özün cüzzamından yıkan!
Yoksa mahşeri kurulur tabiat ananın
Büyük divandır o
Büyük bir rüzgardır, haberidir yargılamanın
Rüzgara açılmayan kapılar yerle bir olur
Pencereler tuzla buz olur onun şarkısıyla
Binyıllık suçlar birer birer ödenir
Anlamadığını anladığında
Yasaları değişmiş olur dünyanın

ıı
Hatanı mahkum edecek başka bir beden arama
Boşunadır, kısacık bir an için çözümdür
Anlamazsan bunu eğer
Cinayet olur yaptığın
Tanrılar meclisi karar verir
Öfke yaydan çıkar
Kendi yokoluşunla arınır bedenin

ııı
Unuturum diyerek kaçma kendinle hesaptan
Vatansız kılarsın kendini kendi içinde
Boş bir inanç edinirsin kalbinde
Geçmişten kurtulunur sanırsın
Fakat bir geleneği var kendinden kaçanların
O da elçisi olmaktır ihanetin, teslimiyetin

ıv
Yüzüstü bırakma soluğunla ısınanı
İhanet, kendi insanlığından caymaktır
Kendi özünden soyunmaktır
İhanet ettin mi bir defa
Bil ki artık hep ona meyledersin
Kendi içinde ve bu yüzden heryerde
Tüm kainat içinde evsiz kalırsın

v
Kalabalıkların uğultusuna ram olma
Yoksa tarih yapanlardan değilsin derim
Çünkü düşle gerçeği geç barıştırır halklar
Onlar değilmidir
En soylu evlatlarına dayanılmaz acılar çektiren
Sonra da asırlar boyu çocuklarını
Onların çığlıklarıyla besleyenler?


Yarının için savaş tüm ruhunla
-Ana rahminden mezara dek- diyenlerden olma
Başlangıç elinde değildi belki
Ama zamanı değiştirip sonu belirlemek elinde
Kendi terinden imanı, imanından geleceği
Yani ışığın aydınlattığı yeri yaratınca
İşte o an haykıracaksın, -bu benim!

vıı
Umutsuzluk zehrini öğren ki
Umut yaratanlardan olasın
O zaman kişi değil, büyülü bir muska
Sihirli bir sükunet olursun
Öğrenince bunu, ayaklar yaratırsın
Büyük değerlere yürüyecek
Aşk gibi, özgürlük gibi
Ulaşıldığında yitseler de

vııı
Kadın suskunsa, uyuyor diye düşünme
Sessizliğinin tekin olmadığını unutma
Onda geçmiş vardır, zaman vardır
Hafife alma
Yaklaşırsan ona
Çeliği işlemeli hançer olup yaklaş
Yoksa sakın

ıx
Acıya anlam vermeyi öğren
Çünkü zulüm mübarektir
Tanrı sevdiklerine zalimler eliyle ulaşır
Acıyla öğretir
Acıyla öğrenmek, nessiler boyu yer edinmek
Ekmeğe ve şaraba anlam vermektir
Bunu öğrenirsen
Senin küllerinle beslenecek hakikat
Alevinle aydınlanacak kavimler

x
Kelimelerin gücünü anla!
Sözlerin büyüsünü hissetmeden
Ne akrebin zehrine
Ne yılanın nefesine
Derman olup efsun yaratamazsın
Ne Muhamed'in rüyasına
Ne Zerdüşt'ün çığlığına
Tercüman olup -oku- diyemezsin

ÜÇ MUM ( sen o ben )

ı
bütün rüzgarlarda andığımız güzel
çocuk oluşlarımızda peygamber bulutumuzdun sen
ne çok yağmurlar bulaştı dudak kıyımıza
ikimizin gözkapaklarında hep aynı yağma

ıı
şimdi uyuyor öteki bir köy içinde
mağarasında uyuyan soylu
dağ ve meyva ağaçları altında kış olup geçiyor
resim diyor uzak olan herşeye
gözleri kızıl korlara dönerek

ııı
ve ben
neden hâla anlamadım, anlamadım neden
neden gerçekte sende olanı hep uzakta aradım
sende olanı sana bütün uzaklardan getirmek istedim

TEVEKKÜL

Ömrü yedi gün yedi gecedir bir kelebeğin
Demek bu yüzden telaşla dolaşır
çiçekten çiçeğe, ottan dikene
Tadını çıkarmakta sayılı günlerin
Bir de kaplumbağa vardır
Tamı tamına bir asır yaşarmış
Ama sırtüstü düşünce kenara
Bir daha doğrulamazmış
Demek bu yüzden ağır ve sabırlı oluşu
Bildiği yolda telaşsız, heyecansız yürüyüşü

Ne üzülmeli kelebeğin kıt-kanat ömrüne
Ne kıskanmalı kaplumbağanın ömrünü
Herkesin yaşamı kendinin
Her su kendi yolunda demeli...