Skip navigation.

Sevgiliye Çapraz Mektupların Birinci Kısmı

Bir harf yazmalıyım artık, yoksa hiç başlayamayacam.

Yaşamın acımasız olduğunu bilmek bizim için çok önemli sanırım. Çok güzel yaşamlar çekmesi gerekipte hak ettiklerini bulamayanlar arasına belki bizde katılırız. Hazırlıklı olalım.

Edith Piaf'ı hiç duydun mu? Hayatın acımasızlığına iyi örnek olabilecek bi yaşam sürdürmüş. İzninle onun hayatını biraz anlatayım.

Mutlu başlayıpta kötü sonla biten bir evliliğin arta kalan kırıntısı olan Edit Paif ilk başta annesinin yanında kalıyor. Annesi ona bakmak için sokakta şarkı söylemeye başlıyor tabi bu doğal olarak kendilerini geçindirmeye yetmiyor, çocuk açlıktan perişan bi haldeyken babası gelip onu alıyor. Ne yazıkki türk filmlerindeki gibi babası bir fabrikatör değil de bir sirk cambazı olduğu için kızına bakamıyor ve gene türk filmlerinde olduğu gibi onu bir cami yada kilise avlusuna değilde , bir geneleve teslim ediyor.

nıc nıc nıc diyesi geliyor insanın dimi ama bekle daha kötüsü de var. Devam ediyorum.

Kıza burda çok iyi bakılmasına rağmen kızın gözleri rahatsızlanıp kör oluyor, sonrada kendi kendine iyleşiyor(Allah'ın işi). Babası 2 yıl sonra kızını genel evden alıp sirkte katmaya çalışıyor ama kızın tek bi yeteneği var oda sesi, bunun sonucu olarak 14 yaşında para için şarkı söylemeye başlıyor.
Sokakta para için şarkı söylerken birisi tarafında keşfediliyor(işte bu türk filmlerine benzedi) ve Fransa'nın en ünlü sanatçısı oluyor. Daha ünlü olmadan önce geçirdiği bir trafik kazası yüzünden o güzel sesine yakışmayan bir kamburu hayatı boyunca taşımak zorunda kalıyor. O kamburuna aldırmayıp onu seven birisine aşık oluyor (hemde deliler gibi). Aşık olduğu insan evli olmasına rağmen onu seviyor hatta sevdiği kişinin gizli gizli eşini aramasına bile kızmıyor.

Bir gün sevdiğinden uzaktayken telefonla onu çok özlediğini gemiyle uzun süreceğinden uçakla acilen gelmesini istiyor , sevidği yola çıkıyor ama uçak kaza geçiriyor ve uçaktakilerden kimse kurtulamıyor.Bu olayın etkisiyle o günden ölümüne kadar madde bağımlısı olarak yaşıyor bizim Edit Paif.

Evet yaşam acımasız. Ama Edith'in sadece Fransa değil dünyanın birçok yerinde unutulmazlar arasına girmiş durumda, Polonya'da onun için bi heykel bile dikilmiş. Yaşam ona bu kadar düşmanken bile mutlu olmayı başara bilmiş, kambur bi şekilde dolaşmaya mahkum olduğunda bile insanların kalplerinde sesiyle yer edinebilmiş, en sevdiği insan ölüldükten sonra bile bi şarkıyla kendine gelip "evet bu evet bu" diye bağırıp şarkı söylemeye geri dönebilmiş yani o kadar acıya rağmen mutlu olmayı başarabilmiş.

Sanırım yaşam böyle bi şey Fatma, tersliklerine rağmen mutlu olabilen başarılı sayılıyor ama tökezleyen ,engellere takılan ve geçmişe baktığında pişmanlık duyanlar ise başarısız sayılıyor. Olayların veya insanların seni üzmesine izin verme herzaman için bir yerlere gizlenmiş olan mutluluğu bul ve asla ama asla geçmişe takılı kalma.

Seni çok seven .........

Sev beni

-Seninle ben, ömrümün sonuna kadar böylemi olacaz yaw, sen hep birşeyler yapmaya çalışacaksın ben

oflayıp puflayacam. Niye geldin

-Seni Özledim....

-Bu durumdan memnun musun?

-Daha iyi olabilirdi ama sen yanımdayken kötü hiç olmuyor....

-Ben hiç memnun değilim...

-Memnun olmanı isterdim

Bende memnunun olmak isterdim, sürekli yanımda olmanı isterdim ama bunun alışkanlıktan kaynaklı olmasını istemezdim.....

-ben bi şey yazamadım bidaha söyleye bilirmisin

-ne bileyim bazen şakaların, espirilerin, konuşman, gülmen, herşeyin batıyor bazen.

-o zaman sevmiyorsundur. dimi?

-sevmek nasıl olacak ki

-sevmek bu tavırlarımın çekici olmasıdır.

-sen benim seni sevdiğimi hissediyor musun?

-bilmiyorum ama sevmeni isterdimmmmm....

BELKİ YİNE GELİRİM



...
Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
Bir gök gürlese bari diyorum bir sağnak patlasa
Bitse bu kirli ve yapışkan sessizlik, hiç gitmesem
Oysa ne kadar sakin sokaklar, bu kent ve bütün yeryüzü
İpince bir su gibi sızıyorum gecenin tenha göğüne
Sessizce çekip gidiyorum şimdi, sessiz ve kimliksiz
Belki yine gelirim, sesime ses veren olursa bir gün...

Ahmet TELLİ

Cesaret



cesaretin var mı aşka....

korkaklara göre deil burası.
düşüpte kalkamayan
kalkıpta başkası olan
niceler var bu arenada.


SERESERPE


Uzanıp yatıvermiş, sereserpe;
Entarisi sıyrılmış hafiften;
Kolunu kaldırmış, koltuğu görünüyor;
Bir eliyle de göğsünü tutmuş.
İçinde kötülüğü yok, biliyorum;
Yok, benim de yok ama...
Olmaz ki!
Böyle de yatılmaz ki!



ORHAN VELİ KANIK