Skip navigation.

Sign up | Lost password? | Help

Buğulu bir atlasın kayıp şehirli insanı...

Suskunlugun masumiyeti

EY HAYAT SEN ŞAVKI SULARDA BİR DOLUNAYSIN


ey hayat,sen savkı sularda bır dolunaysın
aslında yokum ben bu oyunda
ömrüm beni yok saysın

yaşam bir ıstaka
gelir vurur ömrümün çoşkusuna
hani tutulur dilin konuşamazsın


tırmandıkça yücelir dağlar
sen mahlupsun sen ıssız
ve kalbinde kuşların gömütlüğü
tutunamazsın...

eloğlu sevdalardan dem tutar
aşk büyütür yıldızlardan
yasak senin düşlerin
dokunamazsın

birini sevmişsindir geçen yıllarda
acik bir yara gibidir hala
hala çok özlersin onu
ağlayamazsın

yolunda köprüler çürür
sesin, sessizlik sanki bir uğultuda
savurur hayat kül eyler seni
doğrulamazsın!

yapayanlız bir ünlemsim
dünyayı ıslatan şu yağmurlarda
herşey çeker ve iter
anlatamazsın

yaşam bir ıstaka
gelir vurur işte ömrünün çoşkusuna
sesinde çığlıklar boğulur ama
bağramazsın...

sonra vakt erişir, toprak gülümser sana
upuzun bir ömrün ortasında
ne hayata ne ölüme
yakışamazsın!

yazdırmalısın mezar taşına:
ey hayat, sen şavkı sularda bir dolunaysın
aslında hiç olmadım ben bu oyunda
ömrüm beni yok saysın...

Yılmaz odabası


EY HAYAT...

Herkes yaşamakla suçlu,


aşkıyla hükümlüdür;

herkes doğarken ölümlüdür.



Herkes ölür ölümünü;

göğe salıp düşlerini,

salıp tenini, nefesini

bırakır ceketini.



Herkes bırakacaktır ceketini…

Yılmaz ODABAŞI

BAŞKA TÜRLÜ BİR ŞEY


başka türlü bir şey benim istediğim
ne ağaca benzer, ne de buluta
burası gibi değil gideceğim memleket
denizi ayrı deniz,
havası ayrı hava..

bir başka yolculuk dalından düşmek yere
yaşadığından uzun

bir tatlı yolculuk dalından inmek yere
ağacın yüksekliğince
dalın yüksekliğince rüzgarda
ve bir yeni ömür
vardığın çimen yeşilliğince

nerde gördüklerim
nerde o beklediğim
rengi başka
tadı başka..

Can YÜCEL